Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Hizb-ut Tahrir / Tunus’tan; İslamî Toplumların Dayanakları ve Hatip İmamları Olan Faziletli Ez-Zeytune Alimlerine Açık Bir Mektup

Allahu Subhânehu, şöyle buyurmaktadır:

إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ “Allah’tan ancak alim kulları korkar.” [Fatır 28]

Sallallahu Aleyhi ve Sellem, şöyle buyurmaktadır:

العلماء ورثة الأنبياء “Alimler, enbiyaların varislerdirler.” [Ebi ed-Derdâ kanalıyla Ebu Davud ve Tirmzî tahriç etmişlerdir]

Ey Saygıdeğer Alimler:

Esselemu Aleykum ve Rahmetullahi Veberakatuh,

Elhamdulillehi ve’s Salatu ve’s Selamu Ala Resulullahi ve Ala Âlihi ve Sahbihi ve Men Vellah;

Rabbine muhlis olan alimin konumunu ve ilminin faydasını açıklamak için bu ayet-i kerime ve hadisi-i şerif ile başlamak bize sevimli gelmiştir:

قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُولُو الْأَلْبَابِ “De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.” [ez-Zumer 9]

Kurucu Meclis’in 2012 Aralık ayında yayınlamış olduğu anayasa taslağı projesi ile 1959 yılındaki anayasa arasında görülen benzerlikten dolayı Tunus ve onun dışındaki insanlar şaşkına uğramıştır.

Bu taslakta görülen hususların en tehlikeli olanı, İslam’ın devletten ve insanların hayatını tanzim etmekten uzaklaştırılmasıdır. Zira Cumhuriyet sisteminin olduğu küfür sistemini benimsenmiştir. Dolayısıyla egemenlik şeriata değil halka verilmiştir. Dolayısıyla da mesele, onun bir yada iki maddesinin tafsilatlarında ve formülasyonlarında değildir. Bilakis mesele, anayasanın üzerine bina edildiği temelde ve onun fışkırdığı kaynaktadır. Nitekim onun üzerine bina edildiği temel, dini hayattan ayıran bir fikirdir. Onun kaynağına gelince; akıl ve hevanın yasa koyucu olmasıdır.

(Ez-Zeytuna Ülkesi) olan Tunus’taki Müslümanlar, küfrün zulmünden, sömürgeci kapitalizmin despotluğundan ve sömürgecilere hizmet eden ve onların çıkarlarını gözeten laik küçük bir gurubun zalimliğinden kurtulacaklarını ümit etmişlerdi.

Ayrıca özellikle de tagutu kaldırıp atmalarının ve yönetiminin direklerini sarsmalarının ardından bir ümide kapılmışlar, İslamcıların seçilmesiyle işlerinin dizginlerine sahip olacaklarını sanmışlar ve hayatlarının yeniden Rablerinin hükümleriyle tanzim edilerek izzetlerinin ve onurlarının kendilerine geri döneceği ümidine kapılmışlardır.

Ancak açıktır ki (İslamcı çoğunluğa sahip olan) Kurucu Meclis ile ondan çıkan hükümet, sadece kafir Batı‘ya, Avrupa’ya ve Amerika’ya yakınlaşmak için çalışmaktadırlar. Zira tercih olarak laikliği ve sistem olarak ta Cumhuriyeti benimsemektedirler. Dolayısıyla İslam’ın emrini hiç önemsemedikleri gibi İslam şeriatının tatbik edilmesini talep etmek için sokaklara dökülen kalabalık Müslümanları da hiç önemsememektedirler.

Ey Faziletliler!

Bu (kurucu üyeler), kara sayfalarındaki bu (anayasa taslağı) ile bizlere egemenlik ve liderlik vermedikleri gibi bizleri milletlerin kuyruklarına takmaktalar, düşmanlarımızla birlikte bizim sorunlarımızı tartışmaktalar ve onların hoşnut olmalarını istemektedirler. Nitekim onlarla birlikte zillet ve aşağılanma, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm sömürgeci kuruluşların anayasa kitabına girmelerine kadar ulaşmıştır. Dolayısıyla kafirler için Müslümanlar aleyhine egemenlik, yani bir yol kılmışlardır! Nitekim Allahuteala, şöyle buyurmaktadır:

وَلَن يَجْعَلَ اللّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً “Muhakkak ki Allah, kafirler için müminler aleyhine asla bir yol (egemenlik) kılmayacaktır!” [en-Nîsa 141]

Yani onlar, aklı anayasanın kaynağı kılarak otoritesi ve hak olması noktasında Allah’a savaş açıyorlar demektedir.

Ey Değerli Faziletliler!

Sizler, laiklerin ve komünistlerin Müslüman halkın ayaklanmasını çalmak için yarıştıklarını görmektesiniz. Ayrıca Avrupa ile Amerika’nın onların çabalarını çalmaya dönük hırslarını da.

Şimdi sizlere yönelerek Allah için hak bir duruş sergilemeniz ve onu kesin ve açık bir şekilde ilan etmeniz için sizlere ve imanınıza çağrıda bulunuyoruz:

-Dini devletten ayırmak haram olduğu gibi bu kaideyi anayasanın temeli kılmakta bir cürümdür. Zira egemenlik halka ait olduktan sonra devletin “dininin İslam” olmasının hiçbir manası yoktur! Zira İslam Devleti’nde egemenlik, sadece hiçbir ortağı olmayan Allah’a aittir. Nitekim Allahuteala, şöyle buyurmaktadır:

قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ “De ki: Şüphesiz benim salahım, ibadetim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi Allah içindir.” [el-Enam 162]

Ve şöyle buyurmaktadır:

إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلّهِ يَقُصُّ الْحَقَّ وَهُوَ خَيْرُ الْفَاصِلِينَ “Hüküm sadece Allah’a aittir. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.” [Enam 57]

-Laik sivil bir devletin projesini benimsemek haramdır. Çünkü sivil devlet, Batılı bir bakış açısı olup onu almak, onu tatbik etmek ve ona çağrıda bulunmak haram kılınmıştır. Zira o, İslam’a tamamen aykırıdır. Nitekim Allahuteala, şöyle buyurmaktadır:

فَادْعُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ “Kafirler kerih görseler de dini yalnız Allah’a has kılarak O’na çağırın.” [Mümin 14]

Ve şöyle buyurmaktadır:

كَيْ لا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الأَغْنِيَاء مِنكُمْ وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ “Resul size neyi getirdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan kaçının. Allah’tan ittika edin. Çünkü Allah’ın azabı çetindir.” [el-Haşr 7]

-İster Amerika, İngiltere ve Fransa gibi devletler olsunlar ister uzmanlar adı altında bireyler olsunlar isterse de “Freedom House” veya “Birleşmiş Milletleri” gibi yabancı birlikler ve kuruluşlar olsunlar Müslümanlar için anayasa koymada kafirlerin müdahalede bulunmasına izin vermek haramdır.

-Mescitler Allah’ın olup buradan herhangi bir laik anayasayı terk etmeye çağrıda bulunulmalı, müezzininden [لا إله إلاّ الله وأنّ محمّدا رسول الله]’ın olduğu hak sesler yükselmeli ve minberlerinin üzerinden de İslam Devleti’nin altında Allah’ın şeriatının tatbik edilmesi talep edilmelidir. Nitekim Allahuteala, şöyle buyurmaktadır:

وَأَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلَّهِ فَلا تَدْعُوا مَعَ اللَّهِ أَحَدًا “Mescitler şüphesiz Allah’ındır. O halde, Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın (kulluk etmeyin).” [Cin 18]

-Müslümanlar, insanların dışındaki tek bir ümmet olduğu gibi onların yönetimleri bir olup o da; Allah’ın indirdikleriyle olan bir yönetimdir. Onların devletleri de bir olup o da; Hilafet Devleti’dir. Onların anayasaları da bir olup o da; sahih bir içtihat ile Allah’ın kitabından, Resulünün sünnetinden ve bu ikisinden irşat eden sahabenin icması ile kıyastan istinbat edilmektedir. Ayrıca Müslümanların arasını ayırmak ve onları zayıflatmak için sömürgecinin koymuş olduğu yapay sınırlar da ortadan kaldırılmalıdır. Nitekim Allahuteala, şöyle buyurmaktadır:

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ “Muhakkak ki müminler kardeştirler. O halde kardeşlerinizin arasını düzeltiniz. Allah’tan korkunuz umulur ki size merhamet eder.” [Hucurat 9-10]

Ey Değerli Faziletliler!

Şimdi ciddi olmanın zamanıdır. Şimdi hakkı haykırmanın zamanıdır. Zira tüm Müslümanlar sizlere güven duyarken sizler ne yapıyorsunuz? Zira onlar, Allah’ın dinine ve kerim Resulü [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]‘e nusret vermeniz için sizleri lider olarak seçmişlerdir. O halde İslam şeriatının terk edilmesi ve Allah’ın indirdiklerinden başkasıyla olan bir yönetime sessiz kalınması noktasında onlara nasıl bir gerekçe göstereceksiniz? Ayrıca kıyamet gününde Rabbinize ne diyeceksiniz? Halbuki onu insanlara açıklamanız ve insanlardan gizlememeniz sizlere farz kılınmıştır. Dahası sizlerin, küfür ve aveneleriyle çatışanların ilki olması gerekmiyor mu?

Hizb-ut Tahrir olarak bizler, bu laik hükümeti hafife alarak Allah’ın kitabını sırtının arkasına atmada onu bir gerekçe olarak kullanmanızı, Allah’ın indirdikleriyle yönetimin devre dışı bırakılması noktasında onun için bahaneler bulmanızı ve Burgiba’nın ez-Zeytuna 59 anayasası ile savaşarak onu ortadan kaldırıp alimlerini de yerlerinden ettiği gibi Allah ve Resulü ile savaşan anayasanın kabul edilmesiyle ilgili insanlara fetvalar vermenizi sizlere yakıştıramıyoruz.

Ey Faziletli Alimler!

Sizin yeriniz ilk saflarda yer almaktır. Dolayısıyla sizlere, sadece bu kara taslağın iptali noktasında bizlere destek vermenizi söylemiyoruz. Bilakis sizlere, İslam’ın ikame edilmesi için onun bir devlet içerisinde tatbik edilmesi amacıyla bizimle birlikte çalışmanızı ve bize katılmanızı söylüyoruz. Zira bizler, Allah’ın nusreti, O’nun yardımı, Hilafet’in fecrinin yeniden doğacağı, Allah’ın izniyle İslam’ın ve Müslümanların izzet bulacağı ve bunun bizlere çok uzak olmadığı noktasında mutmainiz. Çünkü bu, Subhânehu’nun salih kullarına bir vaadi olduğundan Allah’ın izniyle kesin olarak gerçekleşecektir.

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ “Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halife kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini (İslam’ı) yeryüzünde hakim kılacağını, (geçirdikleri) bu korkularını güvene çevireceğini vaadetti. Zira onlar yalnız Bana kulluk ederler ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Her kim de bundan sonra inkar ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir.” [en-Nûr 55]

Yine Resulü [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]‘in, içerisinde olduğumuz zorba diktatörlüğün ardından Hilafet’in geri dönmesiyle ilgili müjdesinden dolayı da gerçekleşecektir. İmam Ahmed, Huzeyfe İbn-ul Yeman kanalıyla Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]‘in şöyle buyurduğunu tahric etmiştir:

تَكُونُ النُّبُوَّةُ فِيكُمْ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةٌ عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ مُلْكًا عَاضًّا فَيَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ مُلْكًا جَبْرِيَّةً فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ ثُمَّ سَكَتَ “Allah’ın olmasını dilediği kadar aranızda Nübüvvet olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde Allah onu kaldıracaktır. Sonra Nübüvvet Minhacı üzere [Râşidî] Hilafet olacaktır. Böylece Allah’ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde onu da kaldıracaktır. Sonra ısırıcı meliklik olacaktır. Böylece Allah’ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde Allah onu da kaldıracaktır. Sonra zorba diktatörlük olacaktır. Böylece Allah’ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra kaldırmayı dilediğinde onu da kaldıracaktır. Sonra (yeniden) Nübüvvet Minhacı üzere [Râşidî] Hilafet olacaktır.” Sonra sükut etti.

O halde ona tanık olup büyük bir ecri kaçırmanızdan dolayı pişman olanlardan olmak yerine onu bina edenlerden ve onun için çalışanlardan olunuz.

Allahuteala, şöyle buyurmaktadır:

لاَ يَسْتَوِي مِنكُم مَّنْ أَنفَقَ مِن قَبْلِ الْفَتْحِ وَقَاتَلَ أُوْلَئِكَ أَعْظَمُ دَرَجَةً مِّنَ الَّذِينَ أَنفَقُوا مِن بَعْدُ وَقَاتَلُوا وَكُلاًّ وَعَدَ اللَّهُ الْحُسْنَى وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ “Sizden, fetihten önce infak edip savaşanlar (diğerleriyle) eşit olmaz. İşte onlar, sonradan infak edip savaşanlardan derece olarak daha üstündürler. Allah, her birine en güzel olanı vaat etmiştir. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” [el-Hadîd 10]

Ve’s Selemu Aleykum ve Rahmetullahi Veberakatuh

H. 20 Safer 1434

 

Hizb-ut Tahrir

03.01.2013
 

Tunus

 


...:-
  • Başarısız ve Yalancı Politikadan Tek Çıkış Yolu İslam’dı

  • Hizb-ut Tahrir / Amerika’nın “Müslümanın Zihnine Saldırı” Başlıklı Düzenlediği Hilafet Konferansı

  • Tavizci, Peşkeşçi, Bozguncu ve İşbirlikçi (Güvenlik Koordinasyon) Yönetim, Büyük Hilafet Projesi Düşmanı ve İslam Karşıtı Kâfirlerle Aynı Cenahtadır

  • Mücrim Yönetim, Filistin’in Kurtuluşunun Yegâne Yolu Olan Hilafet Çağrısı İle Mücadele Etmektedir

  • Zorlama, Mesajımızı Susturamayacak

  •