Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

“Eşcinsel Evlilik”: İngiltere’deki Müslüman Temsilciler Bu İğrençliği Nasıl Onaylayabilir?

Bu Temsilciler, Ne İslam’ın Ne de Müslüman Toplumun Değerlerini Gerçekleştirmektedirler!

05 Şubat 2013 günü Avam Kamerası, 175 oyA mukabil 400 oy oranıyla İngiltere’de eşcinsel evliliğe izin veren yasayı oyladı. Nitekim Sadın Han, Roshanara Ali, Sacid Cavid, Şebbâna Mahmud ve Enes Sarvar’ın yanı sıra Müslüman topluluğa destek gösterisi yapan diğer politikacılar gibi “Müslüman temsilciler” “eşcinsel evliliğin” lehine oy kullandılar.

Bu politikacılar, İslamî olan bir selam vermek ya da onlara karşı İslamî isimlerini ve geleneklerini göstermek için Müslüman toplumu ziyaret ettiler. Ancak siyasî ve medya organlarından olan arkadaşlarıyla birlikte oldukları bir sırada aralarında kimin daha çok Batı‘ya benzediğini ispatlama rekabetine girdiler! Bazı insanlar, (toplumdaki) Müslüman gençlere örnek olması için bu temsilcileri model olarak aldılar. Ancak bu, gerçeklikten çok uzaktır.

Sorun, Sistemde Gizlidir:

İngiltere, Batı‘daki diğer ülkeler gibi kanunları ve ahlakları laik liberal değerlere dayalı olan bir ülkedir. Zira onların sistemlerinde, neyin doğru neyin yanlış olduğuna insanlar karar verirler. Ayrıca onların demokratik sistemleri, -parlamentodaki seçmen üyeleri yoluyla- çoğunluğun oyuna dayanarak neyin iyi neyin kötü ve neyin ahlakî neyin ahlak dışı olduğunu halkın tercih etmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla neyin doğru neyin yanlış olduğunu belirlemek için ilkeler veya standartlar bulunmamakta, bilakis herhangi bir muayyen zamanda toplum içindeki ruh haline dayanmaktadır. Mesela birkaç on yıl önce eşcinsellik İngiltere’de yasadışı kabul edilmekteydi. Ama şimdi o, sadece yasal olmakla kalmamış, dahası aynı şekilde eşcinsellerin herhangi iki farklı cinsin evliliği gibi tam bir törenle evlenmelerine izin verilir hale gelmiştir! Çünkü bu siyasî sistemde kanunlara, insanlar karar vermektedirler. Dolayısıyla bu sistem, Allah ve resulünün kendisi hakkında bizleri uyardığı bir sistemdir:

اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَاباً مِّن دُونِ اللّهِ “Allah’ı bırakıp rahiplerini ve hahamlarını.... Allah’tan başka Rabler edindiler…” [et-Tevbe 31]

Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], şu ayeti okuduğunda Adiy İbn-u Hatem şöyle dedi:

يا رسول الله! إنهم لم يعبدوا أحبارهم ورهبانهم. قال أما إنهم لم يكونوا يعبدونهم، ولكنهم كانوا إذا أحلّوا لهم شيئاً استحلّوه وإذا حرّموا عليهم شيئاً حرّموه. “Ey Allah’ın Resulü! Onlar, hahamlarına ve rahiplerine ibadet etmiyorlar ki! Dedi ki: İnsanlar ise onlara ibadet etmiyorlar, velakin onlar kendilerine herhangi bir şeyi helalleştirdiklerinde o şeyi helal sayıyorlar ve onlar kendilerine herhangi bir şeyi haramlaştırdıklarında o şeyi haram sayıyorlardı.” [Ahmed ve Tirmizi rivayet ettiler]

Bu dönemde parlamentoya dayalı hangi demokratik ülke, helali haram ve haramı da helal kılıp ardından da bu parlamenterler Allahu [Subhânehu ve Te’âla]‘nın yerine yasa koymuyorlar ki?

Sapkınlar, İslam’ı Desteklemek İçin Kirli Bir Sisteme Hizmet Etmektedirler!!

Müslüman toplum içerindeki bazı kimseler; çok anlamlı bir şekilde İslamî değerleri veya Müslüman toplumun maslahatlarını savunma ya da destekleme girişiminde bulunmak için Müslümanların, haramın tüm çeşitlerini helal kılan bu sisteme hizmet etmeye muhtaç olduklarının propagandasını yapmaktadırlar.

Bir kişinin, “Müslüman politikacılar” olduklarını iddia eden bu tür kimseleri gördüğünde onları bu şekilde ikna edebiliyor olması gerçekten sürpriz olurdu. Onlardan bazıları da Müslümanların oylarını kazanmak için kampanya sırasında, sistemin içerisine İslam’ın propagandasını yapmak ve Müslümanların maslahatlarını desteklemek için girdiklerini iddia etmektedirler. Ancak (gerçekten bu durum gerçekse) şu an mesele apaçık ortaya çıkmıştır. Zira sistemin içerisinde olmalarının ardından şuan, Allah’ın en büyük günahlardan saydığı ve o nedenle de Lut [Aleyhisselam]’ın kavmini helak ettiği eşcinseller arasındaki cinsel ilişkiyi destekleyecek boyutta nasıl da değerleri değişmiştir. Hizb-ut Tahrir olarak bizler, her zaman şunu söyledik; Müslüman bir temsilci, şayet bu sistemin içerisinde kalacaksa İslam’ından vazgeçecektir. Dolayısıyla Müslüman toplumun bu sisteme katılması kesinlikle imkansızdır.

İngiltere’deki Müslümanlar Ciddi Bir Şekilde Meydan Okumalı!

Ey Müslüman kardeşlerim ve bacılarım: Demokratik laikliğe dayalı olan bu siyasî sistemin, İslam’ı savunmasının veya İslam ya da Müslüman toplum için herhangi bir hayrı gerçekleştirmesinin kesinlikle imkansız olduğunu artık fark etmeliyiz. Zira bu son olay, bu gerçeği ortaya koymuştur.

Yaşamış olduğumuz bu toplumda ailemiz, çocuklarımız ve toplumumuz nezdinde İslamî değerlerimizi garantilemenin keyfiyeti, karşımıza çıkanlara meydan okumaktır. Ancak açıktır ki bunun, sisteme girmek yoluyla bu sistemin değerlerine mahkum olan ve kafir laik partilerine bağlı kalan parlamentodaki Müslüman temsilcilerin oylaması sayesinde gerçekleşmesi imkansızdır.

Bunun Yerine Müslüman Toplum, Aşağıdaki Adımları Atmaya Muhtaçtır:

1-İslam hakkında hüküm verenin ve helal ve harama karar verenin Allahu [Subhânehu ve Te’âla] olduğunu açıkça bilmeleri gerekir.

Bizim akidemiz budur. Dolayısıyla yasalaşan kanunlar ne olursa olsun bu durum değişmez. Çünkü Müslümanın ve Müslüman toplumun, doğru ve yanlış standartları olarak helal ve harama bağlanması gerekir. Dolayısıyla bizim dinimiz, zaman geçtikçe üzerinde tanım yapılamayacak şekilde değişen Hıristiyanlık gibi değildir. Dolayısıyla da helal ve haram hakkında karar veren Allah olup kıyamete kadar da bu şekilde kalmaya devam edecektir.

الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الإِسْلاَمَ دِينًا “İşte bu gün, dininizi sizin için kemale erdirdim ve üzerinize olan nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’a razı oldum.” [el-Mâ‘ide 3]

2-Bu İslamî değerlerimizi, mescitlerimizde, dîni ve İslamî okullarımızda güvence altına almaları gerekir.

Şayet bizler, politikacıların mescitleri ve “eşcinsellerin düğün törenlerini” yapmaya zorlanan kiliseleri korumakla ilgili vaatlerine inanırsak safdil olmuş olacağız. Nitekim Katolik çocukları evlat edinen ajanslar, kapanmaya zorlanmaktadırlar. Çünkü onlar, çocukları kabul ederlerken eşitlik yasaları temelinde onlara verilen eşcinsellik hakkını desteklemeyi reddetmektedirler. Şüphesiz parlamentoda kabul edilen son yasaların, kurumlarımız üzerinde de bir etkisi olacaktır.

Müslüman toplumun, bu yasaları babalar, anneler, toplum liderleri ve imamları ve İslamî olmayan bu tür uyguların kurumlarımız ve komitelerimizde normalleşmesine izin verilmemesini sağlayan mescit komiteleri için kolay bir hale getirmek amacıyla kafir toplumun çevremizdekilere olan etkisini anlaması gerekir. Dolayısıyla başlarımızı kumlara gömmemizin, İslamî olmayan bu tür uygulamalara izin vermekten çok daha kötü etkisi olacaktır Allah korusun.

3-Toplumumuzu, İslamî olmayan bu fikirlere, değerlere ve uygulamalara karşı koruma altına almak yeterli değildir. Bilakis aynı şekilde İslamî olmayan bu toplumda çevremizdeki kimseleri İslam’a da davet etmemiz gerekir. Ayrıca gayrimüslimlere İslam’ı açıklamak ve onları İslam’a davet etmek için Müslümanlarda bir güvenin de olması gerekir. Bunun ise iki nedeni vardır:

Birincisi: Bu aynı toplum, artan sorunlara dönük çözümler bulmayı arzulamaktadır. Dolayısıyla ailelerin dağılması, boşanma, aile içi ve sinsel şiddet, depresyon ve toplumun sulandırılması, eğlence ve sınırsız fiziksel zevk gibi insana istediği ve arzuladığı her şeyi yapma izni veren “özgürlüğe” dayalı yaşam biçiminin meyvesidir. Bu yüzden Batı‘daki maddî ilerleme için, topluma egemen olan toplumsal kaosa göz yummamız gerekmez. Ayrıca toplumdaki bu çöküşe yönelik çözümler, İslam’da mevcut olduğu gibi bu İslam davetini taşımakla yükümlü olan toplum olarak da Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]‘de bizler için bir örneklik vardır.

İkincisi: Herhangi bir ciddi tutumun alınmaması, toplumumuzun çevremizdeki toplum değerleriyle değişmesine izin vermek anlamına gelmektedir. Dolayısıyla kendimizi bundan tecrit etme hususunda bir güvence de yoktur. Dolayısıyla da tek korunma, bu toplumla İslam esası üzere kaynaşmaktır. Şayet bunu yapmada başarısız olursak, toplumumuz bu Batılı toplumun değerlerinden her zamankinden çok daha fazla etkilenecektir. Dolayısıyla eşcinsel evlilik, zina, içki ve uyuşturucuyla başlayan bu hususlar, Hıristiyanlardan büyük bir çoğunluğun Hıristiyanlıkta yaptıkları gibi evlatların babalarından vazgeçmesi ve İslam’ı terk etmesiyle son bulacaktır.

Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], şöyle buyurmaktadır:

لتنقضن عرى الإسلام عروة عروة، فكلما انتقضت عروة تشبث الناس بالتي تليها، وأولهن نقضاً الحكم وآخرهن الصلاة “İslam’ın düğümleri, düğüm düğüm çözülecek (Şeriatin emirleri tek tek terkedilecektir). Her ne zaman bir düğüm çözülse insanlar onu takip eden (düğümü) çözmeye teşebbüs edeceklerdir. Bu çözülenlerden ilki yönetim, sonuncusu da namaz olacaktır.” [Hakim-Ahmed]

İslamî yönetimin düğümü, birkaç on yıldan şu ana kadar çözülmüş olup -şu anda da dinin kaidelerinin düğümünü çözmek için bir çatışma yaşanmaktadır. Ayrıca dünyanın dört bir tarafındaki Müslümanlar da İslamî Hilafet’in olduğu İslamî yönetimin düğümünü geri getirmek için çalışmaktadırlar.-  Zira artık Batı‘da yaşayan bizler için, buradaki İslam’ı değiştirmeye dönük çatışmayı fark etmemizin ve bunu önlemek için de aktif bir rol oynamamızın zamanı gelmiştir. İslam’ın, yirmi birinci asırdaki bütün işlerimizi çözmeye muktedir olan kamil bir din olduğuna dair güçlü bir inancımız olmadıkça bunun gerçekleşmesi imkansızıdır ey kardeşlerim ve bacılarım! Ayrıca bugün tüm insanlığın karşı karşıya kaldığı sorunların çözümlerini içeren sadece İslam’dır. Dolayısıyla toplumumuzu, Müslümanları parlamentoya göndermek için çaba harcamaktan vazgeçmeye ve toplumlarımızda İslamî fikirler ve değerler kalesi inşa etmek için gerekli olan tüm çabayı harcamaya davet ediyoruz.

قَد تَّبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِن بِاللّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىَ لاَ انفِصَامَ لَهَا وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ “Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tagutu reddedip Allah’a inanırsa, kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah Semî‘dir, Alîm’dir.” [Bakara 256]

H. 03 Rabi-us Sâni 1434

 

Hizb-ut Tahrir

13.02.2013
 

Britanya

 


...:-
  • Trump Anlaşması Karşıtı Gösteriye Saldırarak Filistin Yönetimi, Pozisyonunu Netleştiriyor

  • Mübarek Toprak Filistin’i Güvenlik Konseyi ve Sömürgecilere Yalvarmak Değil Allah Yolunda Cihat Eden Ordular Kurtaracaktır

  • Vizyonsuz Bajwa-İmran Rejimi, IMF’nin Sömürgeci Politikaları İle Ekonomimizi Resesyona Sürüklüyor

  • Utanç ve Rezalet Abidesi El Burhan, Amerika’nın Talimatıyla Yahudi Varlığı İle Normalleşme Çabasında

  • Kostantiniye’nin Fethi Yıldönümünde Hizb-ut Tahrir / Amerika “Allah’ın Yardımı Yakın” Başlıklı Bir Konferans Düzenledi

  •