Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Sahra Sorunu: Fas, Daha Ne Zamana Kadar Batılı Ülkelerin Açık Bir Şekilde Kendi İşlerine Müdahale Etmesini Kabul Edecek?

Güvenlik Konseyi, 25.04.2013 tarihinde Batı Sahra Referandum İçin Birleşmiş Milletler Misyonu [MINURSO]‘nun görev süresinin, yetkileri genişletilmeksizin bir yıl için (yani 30.04.2014’ kadar) uzatan 2099 sayılı kararı onayladı. Nitekim Amerikan yönetiminin, 16.04 tarihinde insan haklarını izleme alanını kapsayacak şekilde Sahra’da Birleşmiş Milletleri’nin görev süresinin genişletilmesini sağlayan karar tasarısını sunması Fas’ta büyük bir sansasyona neden olmuştur. Zira Fas, 1400 Amerikan askeri ve 900 Fas askerinin katılımıyla Fas’ın Güney Batısı‘nda (Dara Vadisi Körfezi yakınlarında) yapılacak olan Afrika Aslan Tatbikatlarına katılmayı dondurduğunu açıklamıştır.

Fas, Amerika’nın “geri çekilmesinin” açık bir zafer olduğunu belirtti, zafer için çabalayanlar ise zaferi elde edenin kim olduğu, (yani saray mı yoksa hükümet mi?) olduğu üzerinde çalıştılar ve ardından herkes, ister istemez bu zaferin, sırf ilk karar tasarısının yayınlanması için koşuşturan ve Amerika’nın tutumunu etkileyebilmek ve onu kararını geri çekmeye sevkedebilmek amacıyla Doğu-Batı tüm taraflarla yoğun bağlantılar kuran sarayın başarısı olduğunu kabul ettiler.

Bu siyasî sığlığın ve hayalî zaferlerin dışında bizler, aşağıdaki hususlara dikkat çekmek istiyoruz:

1-[MINURSO]‘nun yetkilerinin genişletilmesi fırtınası, kararların Amerika, Fransa ve Güvenlik Konseyi’ne daimi üye olan diğer ülkeler tarafından Sahra sorununu çözmek için olduğunu ortaya çıkarmıştır. Nitekim Amerika, Fransa ve İngiltere çözüm üzerinde anlaşsa veya bunlardan biri, bir diğerine çözümü empoze etse, Sahra sorununun çözüm yoluna girdiğini göreceksiniz. Aksi taktirde çatışma, çözüm süresini uzatacaktır. Zira Sahra çatışması, yerel eller yoluyla gerçekleşen uluslararası bir çatışma olup amacı ise Fas’taki, en azından Moritanya ve Cezayir’deki nüfuzunu genişletmek ve Sahra’da bol oranda bulunan doğal kaynaklara egemen olmaktır.

2-Fas, Birleşmiş Milletler Misyonu’nun yetkilerinin uzatılmasını protesto etti ama onun asıl varlığı ile çatışmaya müdahale etme hakkını protesto etmedi. Kayda değerdir ki Sahra Fas toprağı olarak görülse, dolayısıyla da Polisario ile olan çatışmaya da iç çatışma olarak itibar edilse, o zaman hiç kimsenin ona müdahale etme hakkı yoktur. Aynen İspanya’nın Bask’taki ayrılıkçı hareket savunucuları ile birlikte, İngiltere’nin İrlanda’daki ayrılıkçı hareket savunucuları ile birlikte ve Fransa’nın da Korsika ile birlikte yaptıkları gibi… Peki Fas, Güvenlik Konseyi’nin ve onun arkasında duran Amerika’nın, Fransa’nın ve diğer sömürgeci ülkelerin iç meselelere burunlarını sokmalarına izin verdiği bir sırada neden bu ülkeler kendi ülkelerinin egemenliği altında bu sorunlara çözüm getiriyorlar ki?

3-Derhal uzlaşmaya ulaşmak için Amerika, karar tasarısı gereğince “çekilmeyi” taahhüt etti ve Birleşmiş Milletler Misyonu’nun yetkilerinin uzatılmasını sağlamayan yeni karara dair resmî oylama yapılmadan önce de 24.04 tarihinde Rabat Amerikan Büyükelçiliği, Fas’ın ertelendiğini açıkladığı Amerikan-Fas askerî tatbikatların kısmen gerçekleşeceğini açıkladı. Nitekim Fransız Basın Ajansı, Fas’taki Amerikan Büyükelçiliği Sözcüsü Rodney Ford’un şöyle söylediğini nakletmiştir: “Fas hükümeti bize, son 48 saat içerisinde Afrika Aslan tatbikatlarına devam etme imkanımızın olup olmadığını sordu.” Yani Fas, bu hakareti yalayıp yutmuştur. Zira o, tatbikatlara katılmayı dondurma kararından hızla geri dönmüş ve Amerika’nın öfkelenmesinden korktuğu için de ondan tatbikatlara yeniden başlamasını talep etmiştir!

4-Ayrıca kararın oylanmasından iki gün sonra Amerikan Başkanı Barak Obama’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Donilon, Kralın Müsteşarı Tayyib el-Fâsi el-Fihrî, Dışişleri ve İşbirliği Temsilci Bakanı Yusuf el-İmrâni, Çalışma ve Belgeler Genel Müdürü Muhammed Yasin el-Mensûrî ve Amerika’daki Fas Büyükelçisi Raşad Bohlal’dan oluşan Faslı bir heyet ile görüşmüş ve görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkilerin genişletilip derinleştirilmesi ele alınmıştır. Buda Amerika’nın, Fas’a baskı uygulamak yoluyla birtakım kazanımlar elde ettiğini ve Amerika ile Fas arasındaki güvenlik, askerî ve diplomatik alanlardaki işbirliği ve koordinasyonların Amerika’nın bölgedeki, özellikle de (Mali) Sahil ve Sahra bölgesindeki çıkarlarını genişleteceğini ortaya koymaktadır.

5-Amerika ile olan ilişkilerin doğal haline geri dönmesi ve yeni kararın ardından artırılması, Fas’ın Amerika ile olan tek sorununun Birlemiş Milletler Misyonu’nun yetkilerinin genişletilmesi olduğunu göstermektedir. Bunun da ötesinde onunla herhangi bir anlaşmazlığımız söz konusu değildir!! Yani Amerika’nın, Filistin, Irak ve Afganistan gibi İslam dünyasında işlemiş olduğu tüm cürümlerin… Evet tüm bunların, Fas’ın tutumunda hiçbir değeri yoktur!

6-Sömürgeci bir devlet olan Amerika’nın kamusunda, kalıcı dostluklar bulunmamaktadır. Zira onun dostluğu, çıkarlarının devam etmesiyle birlikte devam eder. Çünkü Fas, Amerika için tavizler verecek olmasına ve onun desteğini ve tarafsızlığını satın alabileceği zannıyla onun için hizmetler verecek olmasına rağmen Amerika, planlarını yürütmesi ve çıkarlarını gerçekleştirmesi için Fas’a baskı uygulamaya devam edecektir.

7-Gözlemciler, Amerika’nın Sahra çatışmasını çözmede ciddi olmadığını, onun kendi çıkarlarına göre bölgedeki ısısını veya dibe çöküşünü yükseltmesinin yanı sıra kendi arzularına göre bölgedeki yöneticilerin yanıtlarının boyutunu yükselttiğini bilmektedirler. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun, (Sahra halkının kendi kaderini tayin etme hususundaki meşru hakkının onaylanmasını ve Polisario’nun, Sahra halkının tek meşru temsilcisi olarak tanınmasını) kabul ettiği zaman, 21.11.1979 tarihinde fiili müdahalede bulunmaya başlamasından bu yana Amerika’nın temel amacına gelince; bölgede daha fazla nüfuz sahibi olabilmek ve (Fransa ve İngiltere’nin) olduğu Avrupa’nın yerine çözümler gerçekleştirmek için bu dosyayı bir giriş yapmaktır. Buna dair en yakın kanıt, 08.04.2013 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından, (Batı Sahra ile ilgili durum) hakkında yayınlanan ve (S/2013 /220) numarayı taşıyan en son rapordur. Zira rapor, Genel Sekreter elçileri için yoğun hamleler ve onlara, Fas, Cezayir, Moritanya ve Tindouf’da bulunan çeşitli Sivil toplum Kuruluşları ve İnsan Hakları Örgütleri’nin yanı sıra (yerel yetkililerin, hükümet üyelerinin, parlamenterlerin ve siyasî parti liderlerinin olduğu) resmî kurumlarla birlikte sık toplantılar sağlamaktadır… ki böylece okuyucu, bu elçilerden hiç birinin bölgede oturup dinlemekten başka bir şey istemediklerini hayal etsin. Oysa sadece saf olan biri, tüm bu görüşmelerin arkasındaki gerçek amacın farkına varmaz. Ayrıca rapor, (Sahra kültürüyle ilgili çalışma halkaları) da dahil Birleşmiş Milletleri’nin Sahra’da olan her şeye katılmasını tavsiye etmeyi de sürdürmektedir!

8-Açıktır ki Amerika, kendi lehine bir sonuç elde edinceye kadar sorunun açık kalmaya devam etmesini istemektedir. Böylece Amerika, (Fas’ı, Sahra’da kendi kaderini tayin etme [self-determinasyon] hakkını onaylamak zorunda bırakmak için) kolay bir şekilde kendi hoşnut olduğu çözümleri dayatabilsin. Nitekim Genel Sekreterin (yukarıda belirtilen) raporunun 111. fıkrasında şöyle geçmektedir: Her iki taraf, herhangi birinin tüm isteklerini elde edemeyeceğini kabul etmelidir. Binaenaleyh al-ver mantığını, yani herhangi bir kapının müzakereler silsilesini başlatacağını ve mekik diplomasisi olarak adlandırılan çalışmaların da uzun vadede bile olsa Amerika’nın vizyonunu gerçekleştirecek olan uzlaşmacı çözüm olgunlaşıncaya kadar devam edeceğini kabul etmelidir.

Ey Müslümanlar ve Ey Fas Halkı!

Sömürgeci bir devlet olan Amerika, Filistin, Irak, Afganistan ve diğer İslam ülkelerindeki kardeşlerinize birçok sıkıntılar tattırmıştır… Bugün de o, kardeşlerinize darbe indirme becerilerini geliştirmek için ülkenizde eğitim yapmaktadır. Dolayısıyla size kurmuş olduğu tuzak, kardeşlerinize kurmuş olduğu tuzaktan daha az değildir. O halde işlerinizi ona teslim etmeyiniz ve sorunlarınızı onun ellerine terk etmeyiniz. Zira ne zamandan beri vahşî kurt koyunu koruması altına alır oldu ki?

Sahra sorunu, en büyük felaketin belirtilerinden başka bir şey değildir. Bu ise gerçek bir siyasî iradenin ve muhlis ve ciddi bir siyasî çalışmanın yokluğundan dolayıdır. Dolayısıyla yöneticilerinizde bu ikisinden çok az bir kısmı dahi bulunmuş olsaydı, bu çatışma yaklaşık kırk yıl sürmez, şelaleler gibi kanlar akıtılmaz, milyarlar boş yere harcanmaz ve bunların ardından da ülkemiz, büyük devletlerin müdahalede bulunmasına izin verilen ve nüfuzumuza ve en ince detaylarımıza bile muttali olması için onlarla bağlantı kurulan bir tiyatro sahnesine dönüşmezdi.

Sahra sorunu, sömürgecilerin miras bıraktığı bu lanetli yapay sınırların meyvelerinden biridir. Yoksa İslam ülkeleri bir tek olup buna dağlar ve nehirlerle sınır çizilemeyeceği gibi onların akideleri de tektir. Dolayısıyla asıl olan da siyasî varlıklarının, görüşlerinin ve Halifelerinin de tek olmasıdır. Yani bazıları neredeyse haritanın üzerinde bile görülmeyen elli küsur parça olmamalarıdır. Bundan daha da kötüsü, hala onların içerisinde parçalanmış olanı parçalamaya ve bölünmüş olanı bölmeye çalışan kimselerin olmasıdır. Daha ne zamana kadar bu parçalanmaya rıza göstereceksiniz? Daha ne zamana kadar düşmanlarınızın sizlerle alay etmesine izin vereceksiniz Allah aşkına?

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لا تَتَّخِذُوا الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ أَتُرِيدُونَ أَنْ تَجْعَلُوا لِلَّهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا مُبِينًا “Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah’a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?” [Nisâ 144]

H. 22 Cumade’l Âhir 1434

 

Hizb-ut Tahrir

30.04.2013
 

Fas

 


...:-
  • Başarısız ve Yalancı Politikadan Tek Çıkış Yolu İslam’dı

  • Hizb-ut Tahrir / Amerika’nın “Müslümanın Zihnine Saldırı” Başlıklı Düzenlediği Hilafet Konferansı

  • Tavizci, Peşkeşçi, Bozguncu ve İşbirlikçi (Güvenlik Koordinasyon) Yönetim, Büyük Hilafet Projesi Düşmanı ve İslam Karşıtı Kâfirlerle Aynı Cenahtadır

  • Mücrim Yönetim, Filistin’in Kurtuluşunun Yegâne Yolu Olan Hilafet Çağrısı İle Mücadele Etmektedir

  • Zorlama, Mesajımızı Susturamayacak

  •