Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Hizb-ut Tahrir’den, Volish’deki Ölüm Olayının Ardından Müslüman Topluma Bir Nasihat

Bu gibi bir duruma daha önceden de tanık olmuştuk. Ancak tepkilerin duyulmasının ardından insanlardan küçük bir kısmının ilk izlenimlerinin, yapıcı olduğunu ve birçoklarının da bu olayı siyasî kazanımlar gerçekleştirmek için kullanacaklarını biliyorsunuz.

Son 24 saat içerisinde geniş medya kampanyasına ve sayılamayacak kadar yorumcuların, politikacıların ve sözcülerin İslam ve “aşırılık” hakkında konuşmak için sıraya girdiklerine tanık olduk.

Medya organları bu ölümü, tüm halka yönelik “terörist” eylemlerden bir eylem olarak nitelendirdiler! Bu olay, insana değer veren herhangi bir insanı sarsacak şekilde kasıtlı kanlı bir eylem olarak görünmesine rağmen ne üzücüdür ki bazıları şiddet eylemlerini “terörizm” olarak nitelendirirken diğer bazıları da yorumculardan birçoğunun sadece propaganda yaptıkları gerçeğini vurgulayarak “kasıtlı saldırılar” veya “savunma eylemleri” olarak nitelendirmektedirler.

Siyasî liderler karşımıza çıkarak onları “terörizmle” korkutmayacaklarını söylemektedirler. Ancak onlar bunun ardından askerlere görev dışında resmi elbise yerine sivil elbise giymeleri talimatları verdikleri şeklinde konuşmaları sayesinde her bir şahsın korkması gerektiği izlenimi vermektedirler. Bazı sıkı güvenlik önlemlerinin uygulanmasına devem edilmesi bizim için bir sürpriz olmayacaktır. Bu da gizli bir düşman tarafından ani bir şekilde öldürülme riski taşıyan sıradan insanların endişelerinin artmasına yol açacaktır!

Gerçekler açığa çıkmadan önce olay hakkında yorum yapmak için acele davrananlar, panik halindeki bazı Müslümanların masum olduklarına itiraz etmektedirler. Zira onlar, kasıtsız olarak Müslüman toplumun bu tür saldırıları önlemek için yeterli olmadığı şeklindeki yalan bir hikayeye vurgu yapmaktadırlar. Bu arada onlar, sanki bu olaydan sorumluymuşlar gibi bu tür olaylara karşı mesafeli davranmak zorunda değillerdir.

Sağcı fanatikler olayı, Müslümanlara, göçmenlere ve “ilerleyen şeriata” karşı geniş bir saldırı başlatmak için kullanırlarken Milletvekili George Galloway, olayın şeklini Suriye’de Esed’e karşı ayaklananlarla karşılaştırmıştır! Nitekim birkaç saat içerisinde her birinin, tüm gerçeklerden bizzat emin olmadan önce bu olaydan siyasi bir kazanç hasat ettikleri görünmektedir.

Bu kompleksli durum karşısında bizler, aşağıdaki hususları sunabiliriz:

1-Bu olay bir kez daha, İngiltere’nin dış politikasını eleştirenleri susturmak ve dindar Müslümanları aşırıcılar olarak nitelendirmek için kullanılacaktır.

Geçen 8 yıl boyunca İngiltere hakkında konuşulan hikaye, İngiltere hükümetinin dış politikasının terörizmin nedeni olmadığıdır. Dolayısıyla bunun yerine Müslümanların dış politika hakkında şikayette bulundukları veya daha fazla dindarlaşarak daha da tehlikeli oldukları saçmalığından konuşulmaktadır.

Ayrıca büyük bir coşkuyla, köktenci İslamî bakış açısını taşıyan dindarlara terörizme giden yoldaki “aşırıcılar” oldukları ve yasal olarak İslam dünyasındaki saldırgan sömürgeci politikaları eleştiren kimselere de köklerine karşı meydan okunması gereken çarpık bir ideolojiyi pazarladıkları damgası vurulacaktır.

Müslümanları, bu baskıya mukavemet göstermeye teşvik ediyoruz. Aynı zamanda herkese, İslam’ın masum bir nefsi öldürmeye haram olarak itibar ettiğini açıklamamız gerektiği gibi her nerede görürsek görelim haksızlıklara karşı susmamızın yanlış olduğunu da açıklamamız gerekmektedir. Dolayısıyla kişinin, fanatik medyanın, eleştiriye ve İslam dünyasındaki işgal ve sömürgecilik belasını ortadan kaldırmak ve İslamî Ümmeti İslamî Hilafet Devleti altında birleştirmek için çalışmaya karşı bizleri susturmasına izin vermemesi gerekir.

Allahu [Subhânehu ve Teâlâ], şöyle buyurmaktadır:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيدًا “Ey İman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin.” [Ahzab 70]

Dış siyaset veya İslam ülkelerindeki haksızlıklar hakkında bugün konuşulmasa da bu tür durumlar hakkındaki bugünkü sessizliğimiz yarın olmayacaktır. Zira siyasî ve fikrî bir yolla bu tür durumlar hakkında konuşmak “aşırıcılık” değildir. Ancak bu, münkeri inkar etmek için dinimizin kendisine yönlendirdiği hususların bir parçasıdır.

Ayrıca Müslümanların, İslam’ın savaş, barış, mücadele ve siyasî konular hakkında söylemiş olduğundan dolayı utanç duyma hakları yoktur. Zira bu şekilde bu konudaki boşluğun, tüm şiddet eylemlerine İslam’ı gerekçe gösteren veya İslam’ın bu tür durumlar hakkında söylediği bir şey yok diyen insanlar tarafından doldurulmasına izin vermiş olacaklardır.

Konuşmalarımızın açık ama kaba olmaması, doğru ama insanların endişelerini ve hassasiyetlerini kışkırtmaması gerekmektedir.

2-İleride bu olay, toplumdaki sıradan insanlar arasında İslam hakkındaki korkunun yayılması, nefretin kışkırtılması ve hurafelerin pazarlanması için kullanılacaktır.

İngiltere’deki sıradan kadın ve erkekler İslam hakkındaki bilgileri, medya organlarında siyasî güdümlü olan basmakalıplardan, kiralık kişilerden veya medya organlarının propagandasını yaptığı kendilerine “İslamcılar” denilen (İslam’a tüm hayat işleri için çözüm olarak bakan bugünün Gillanları anlamına gelen) kişilerden elde etmektedirler.

Aslında İngiltere’nin genelindeki muhlis Müslümanlar, insanlarla -düşünce ve eylemleriyle- İslam hakkındaki doğru ve kamil bir bakış açısıyla ilişki kurduklarında erkek ya da kadın olsun İngiltere’deki sıradan bir insanın elinde, (medyanın propagandasını yaptığından) daha farklı bir anlayışa sahip olma fırsatı olacaktır.

Batı‘daki Müslümanlar olarak görevimiz, bu dini taşımak ve dini, cahile ve onun hakkında yanlış düşünceye sahip olan kişiye doğru bir yöntemle açıklamaktır.

Ayrıca mescitlerimizi açarak komşuları İslam hakkındaki konuşmayı dinlemeye davet etmeliyiz ve gayrimüslimlerin zor olan sorunlarına cevap vermeye hazır olmalıyız.

Yine bizim üzerimize düşen, bu zor olan sorulara nasıl cevap verebilecekleri konusunda toplumumuza rehberlik etmek, bundan dolayı utanç duymamak veya bizden razı olacakları zannıyla liberal laik fikirlerle uyumlu olacak bir İslam tasarlamamaktır.

Ayrıca bizim üzerimize düşen, insanların şahsî hayatımız sayesinde bu güzel dini bir model olarak görmesi için asil İslamî değerlere sımsıkı sarılmaktır.

Bize kurulan tuzaklara düşmemeliyiz. Aksi taktirde aşırı sağcı ırkçıların ajandalarının esiri haline geleceğimiz gibi temelde cahil olan insanlarla çatışma içerisine girmiş oluruz. Oysa Allahu [Subhânehu ve Teâlâ] bizlere, Rahman’ın (has) kulları hakkında şöyle haber vermektedir:

الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى الأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلاَمًا  “Onlar ki yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahiller kendilerine muhatap olduğu zaman, “selam” der (geçerler.)” [Furkân 63]

Davet taşıma noktasındaki rolümüz, Allah’ın emrine göre olması gerekmektedir:

ادْعُ إِلَى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُمْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ “Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğüt ile çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et!” [en-Nahl 125]

Sonuç olarak:

Bu bizim sadık bir nasihatimizdir. Dolayısıyla dinine ihlaslı ve kararlı bir şekilde sımsıkı sarılan bir Müslüman, bu tür zor zamanlarda yardım etmesi için Allah Azze ve Celle’ye yönelmelidir.

Bununla birlikte bu sadık nasihatimiz, siyasî ya da maddî olsun her türlü eylemlerde bulunarak bu dinden sapan ve ister başkalarından korktuğu için olsun ister bazı acil ganimetler elde etmek için olsun ister intikam için olsun isterse de başka herhangi bir nedenden dolayı olsun Allah’ın şeriatına aykırı davranan herkes içindir ki o, aşağılanmadan başka bir şeyle karşılaşmayacaktır.

فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ “(Ey Muhammed!) Şayet yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O’ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O’na güvenip O’na dayanırım. O yüce arşın sahibidir.” [Tevbe 129]

H. 13 Receb 1434

 

Hizb-ut Tahrir

23.06.2013
 

Britanya

 


...:-
  • Başarısız ve Yalancı Politikadan Tek Çıkış Yolu İslam’dı

  • Hizb-ut Tahrir / Amerika’nın “Müslümanın Zihnine Saldırı” Başlıklı Düzenlediği Hilafet Konferansı

  • Tavizci, Peşkeşçi, Bozguncu ve İşbirlikçi (Güvenlik Koordinasyon) Yönetim, Büyük Hilafet Projesi Düşmanı ve İslam Karşıtı Kâfirlerle Aynı Cenahtadır

  • Mücrim Yönetim, Filistin’in Kurtuluşunun Yegâne Yolu Olan Hilafet Çağrısı İle Mücadele Etmektedir

  • Zorlama, Mesajımızı Susturamayacak

  •