Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Hindistan Devleti Tarafından Müslümanların Boyunduruğuna Son Vermek İçin Hilafeti Kurun

Kadın, yaşlı ya da çocuk demeden katleden ya da Müslümanların bayram kutlamalarına saygı göstermeyen kâfir Hindistan devletinin Pakistan’a yönelik günlerce süren saldırılarına rağmen bir hafta bekleyen Rahil-Navaz rejimi, Hindistan devletinin saldırgan tutumunu sadece dil ucuyla kınamakla yetindi. Rejimin bu tür zafiyet ve korkaklığı her zaman düşmanı cesaretlendirdi. Hindistan sınır kuvvetlerinin, Pakistan’a yönelik 1000 kadar havan topu saldırısının ardından Hindistan başbakanı Modi, 9 Ekim tarihinde siyasi bir miting sırasında “Düşman çığlık atıyor. Düşman zamanın değiştiğinin farkındadır ve eski alışkanlıklara artık tolere edilmeyecektir.” dedi. Bunun üzerine Pakistan’ın siyasi ve askeri liderliği, 10 Ekim 2014 tarihinde bir araya geldiler. Toplantının ardından başbakanlık basın bürosu tarafından zelil bir açıklama yapılarak Hindistan’ın saldırganlığı adeta ödüllendirildi. Açıklamada “Savaş bir seçenek değil. Mevcut duruma hemen el atmak, her iki ülkenin liderlerinin ortak sorumluluğudur.” denildi.

Rahil-Navaz rejimi, savaşın bir seçenek olmadığını söyleyerek azılı düşman Hindistan önünde süklüm püklüm oldu. Pakistan halkına karşı açılan ateş ve havan topu saldırılarını barış, müzakere, diyalog ve yeniden normalleşme teklifi yanı sıra sadece sözcüklerle kınamakla yetindi. Müslümanların zafer ve şehit olma aşkı teşvik ve tahrik edileceği yerde onların iman ateşini söndürmek için hain ağızlar seferber edildi. Bu hain ağızlar, sanki söz birliği etmişçesine BM’nin derhal olaya müdahil olmasını talep ettiler. Bunlar, herhalde ümmetin sefaletinin, topraklarının parçalanmasının ve dünyanın her köşesinde katliama maruz kalmasının nedeninin bu sömürgecilik aracı olduğunu unuttular. Bu bir zillet abidesidir. Oysa nükleer güç, yüz binlerce asker ve sadece Allah’tan korkan subaylara sahip dünyanın en büyük Müslüman silahlı kuvvetlerine komutanlık eden bir rejimin tavrı bu mu olmalıdır? Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ne kadar da doğru söylemiştir:

ما ترك قوم الجهاد إلاّ ذُلّوا “Bir millet, cihadı terk edecek olursa, o kavim zillete düşer.”

Ey Pakistanlı Müslümanlar! Hindistan’ın bu saldırısı ve Rahil-Navaz rejiminin teslimiyeti bölge için Amerikan planının bir parçasıdır. Amerika, hem Çin’i çevrelemek, hem de İslam Hilafet Devletinin doğuşunu önlemek için egemen bölgesel güç olarak Hindistan’ı destekliyor. Bu nedenle Hindistan seçimlerinden zaferle çıkan Modi ve BJP’yi aynı hafta içinde 10 Ağustos 2014 tarihinde ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel ziyaret etti. Ziyareti sırasında yaptığı açıklamada “Bizim, Hint-Pasifik bölgesi açıklarındaki çıkarlarımız daha önce hiç olmadığı kadar aynı istikamettedir.” dedi ve “Hindistan, Güney Asya ve Pasifik boyunca kendi güvenlik rolünü genişledikçe Amerika Birleşik Devletleri de onu desteklemek ve teşvik etmeye devam edecektir.” diye de ekledi. İşte bu yüzden Amerika, Myanmar, Andaman, dünyanın en önemli kritik denizi ve ticaret merkezi olan Malaka Boğazı girişindeki Nikobar Adaları gibi olabildiğince uzak bölgedeki nüfuzunu artırması için Hindistan’ı teşvik ediyor.

Amerika, Pakistan’ın istediği takdirde planlarını yok edebileceğini ve bu planların başarısı için Pakistan’ın boyun eğmesi gerektiğinin farkındadır. Bu nedenle Amerika’ya hizmet eden her rejim, sizinle mücadele ederek Amerika’nın bu planının başarısı ve devamı için çok kritik roller üstlendiler. Amerika, savaş alanında sizin en güçlü silahınız olan içinizdeki cihat sevgisinden korkuyor. Bu yüzden Amerikan ajanları, bütün Keşmir’in kurtuluşu için savaşan grupları hem kaderlerine terk ettiler hem de kimi zaman onlara zulmettiler. Daha sonra ise Amerikan ajanları, aşiret bölgelerinde Müslümanlara karşı Amerikan savaşında Pakistan silahlı kuvvetlerini tuzağa düşürdüler. Sonra bu ajanlar, ordunun kırmızı kitapçığında radikal değişiklikler yaptılar. Böylece ordu, kuvvetlerimizin büyük çoğunluğunu Doğu sınırından Batı sınırına kaydırarak Hindistan’dan ziyade içeriye odaklandı. Ve şimdi Hindistan, körü körüne Amerika’yı takip eden rejimler tarafından silahlı kuvvetlerimizi dayatılan zafiyeti görüyor. Öyle ki Hindistan Başbakanı, 12 Ağustos 2014 tarihinde özgüven ve kendinden emin olarak Kargil’deki askerlere hitaben “Pakistan, geleneksel savaş gücünü kaybetti.” dedi. Amerikan ajanları sadece sizin askeri gücünüzü zayıflatmakla kalmadılar, aynı zamanda siyasi nüfuz ve ekonomik gücünüzü de dumura uğrattılar. Rejim içindeki Amerikan ajanları, Pakistan’ı Hindistan’ın hâkim güç olduğu bölgesel konferanslar girdabına sürüklerken, Hindistan ise ümmetin sefaletinin nedeni olan BM Güvenlik Konseyi’nde daimi üyelik kazanmak için çalışıyor. Bu önlemler, Hindistan devletinin bizim politik işlerimize karışmasına olanak veriyor. Oysa şimdiye kadar Müslümanlar, Hindistan devletinin otorite girişimlerine karşılık her daim misli ile yanıt verdiler. Rejim, ekonomi konularında Hindistan ile enerji anlaşmaları imzalayarak Hindistan’ın hasret ve özlemini çektiği ümmetin Orta Asya ve Orta Doğu’daki muazzam enerji kaynaklarına ulaşma fırsatını sunuyor. Ticari konularda ise rejim, tamamen Amerikan stratejisini uyguluyor. Öyle ki bilgi teknolojisi, uçak imalatı ve hatta uzay yolculuğu gibi sanayiler Hindistan’a bırakılırken turizm, halı dokuma ve spor ürünleri imalatı gibi hafif sanayi ise Müslümanlara havale ediliyor.

Ey Pakistanlı Müslümanlar! İslam, ister Hindular olsun isterse başka biri olsun müşriklere boyun eğmeyi ve kâfirlerin bizim işlerimize müdahil olmalarını haram kılar. Aksine İslam, hangi yollarla olursa olsun Müslümanların sahip oldukları her şeyle düşmana karşı koymayı emreder. Enes, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle dediğini rivayet etti:

جَاهِدُوا الْمُشْرِكِينَ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ وَأَلْسِنَتِكُمْ “Müşriklerle mallarınız, canlarınız ve dilleriniz ile cihat edin.” [Ebu Davud] Rejim, bizim devasa gücümüzü düşmana karşı seferber etmek yerine Amerika’nın bölgesel stratejisinin bir parçası olarak onu Hindistan’ı güçlendirmek için kullanıyor. Dolayısıyla biz, bu şerri defetmek ve Müslümanların kalkanı olan Hilafet Devletini yeniden kurmak için gecemizi gündüzümüze katarak Hizb-ut Tahrir ile birlikte çalışmalıyız.

Ey Pakistan silahlı kuvvetleri! Askeri ve siyasi liderlik içindeki hainler, Müslümanları Hindistan devleti önünde boyun eğdirmek için fikir birliği içindeler. Kışlanızda bir kenara çekilip onların bu bozgunculuk ve hezimetvari eylemlerini mi izleyeceksiniz? Siz, zincir ve prangalara vurulmuş bu ümmetin aslanlarısınız. Keşmir’de yüzbinlerce modern silahlarla donanımlı Hindular, yıllardır birkaç bin kötü silahlarla donanımlı Müslüman savaşçıları bile yenemedi. O halde sizinle nasıl karşı karşıya gelecekler? Bugünün süper gücü Amerika’nın bölgedeki varlığı size bağlıdır. Sizin, tıpkı zamanın süper gücü Sovyet Rusya’sını bölgeden kovduğunuz gibi kendisini de kovmanızdan korkuyor. Yahudiler de sizin Mescidi Aksa’dan gelen çağrılara yanıt vermenizden tırsıyor. Çünkü sizde bu kapasite var. Onun için Yahudiler, sizin korkunuzdan yataklarında rahat uyuyamıyorlar. Siz aslansınız, onun için bu küçük ve aşağılık yaratıklar asla sizinle yüz yüze gelemezler. Sizin küçük bir kükremeniz ve darbeniz bile İslam ümmetin dünyadaki tüm diğer ümmetler karşısında ne kadar güçlü olduğunu gösterecektir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ قَاتِلُواْ الَّذِينَ يَلُونَكُم مِّنَ الْكُفَّارِ وَلِيَجِدُواْ فِيكُمْ غِلْظَةً وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ مَعَ الْمُتَّقِينَ “Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar (savaş anında) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sakınanlarla beraberdir.” [Tevbe 123] Bu bozguncu ve hain rejimi reddedin ve İslam Hilafet Devletini yeniden kurmak için Hizb-ut Tahrir’e nusret verin. İslam’ın uygulanması ile Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in peygamberliğinin canlı tanıkları olabiliriz. Ebu Hurayra Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle dediğini rivayet etti:

وَعَدَنا رسولُ اللّـهِ صلى الله عليه وسلم غزوةَ الهند، فإنْ أدركتُها أُنْفِقْ نفسي ومالي، وإنْ قُتِلْتُ كنتُ أفضلَ الشهداء، وإنْ رجعتُ فأنا أبو هريرة الـمُحَرَّرُ “Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bize Hindistan’ın fethedileceğini müjdeledi. Eğer yetişirsem canımı ve malımı bu uğurda infak ederim. Öldürülürsem, şehitlerin en efdali olurum. Gazi olarak dönersem, o zaman özgür Ebu Hurayra olurum.” [Ahmed, Nesâi ve Al-Hâkim] Sevban’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

عِصابتان من أُمّتي أَحْرَزَهُما اللّـهُ من النار: عِصابةٌ تغزو الهندَ، وعِصابةٌ تكون مع عيسى ابن مريم عليهما السلام “Benim ümmetimden iki grup vardır ki Allah onları ateşten korumuştur. Savaş için Hindistan’a giden grup ve İsa ibn Meryem ile beraber olan gruptur.” [Ahmed, Nesâi]

H. 23 Zilhicce 1435

 

Hizb-ut Tahrir

17.10.2014
 

Pakistan Vilâyeti

 


...:-
  • Herhangi Bir Ülkede Hilal Görüldüğünde Ramazan Orucuna Başlanılması Farzdır

  • İşgal Altındaki Keşmir İhanetini ve Hindu Devletinin Bölgesel Egemenlik Tehlikesini Durdurun

  • El Burhan-El Hılu Anlaşması, Uluslararası Çatışmanın Bir Halkasıdır ve Sudan Halkına Karşı Bir Tuzaktır

  • Müslümanın Kanı Kâbe’den Daha Değerlidir Sadece Hilafet Bu Kanın İntikamını Alacaktır

  • Üçüncü Meclis Seçimleri Filistin Sorununun Tasfiyesinden Yeni Bir Bölümdür

  •