Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Müslümanları Aşağılamak, Lübnan’da Tüm Sınırları Aştı, Müslümanların Canı ve Onuru Ülkede Sudan Ucuz Hale Geldi

21 Haziran 2015 Pazar günü yayınlanan görüntülerde, Rumiye cezaevinde güvenlik güçlerinin, avını avlayan vahşi hayvanlar gibi İslamcı mahkûmlara işkence ve hakaret edildiği ortaya çıktı. Görüntülerin birinde hükümlülerden biri, yüzü tekmelendikten sonra cellat tarafından ayakkabısını öpmek için zorla burnu yere sürtüldüğü görülüyor. Tenasül organlarına sert bir sopayla vuruluyor. Diğer işkence ve suiistimal vakaları tüyler ürpertici. Mahkûmların derileri diri diri yüzülüyor. Allah’ın muttaki kulları için vadettiği cennet ve İslam ile alay ediliyor. Âlemlerin Rabbine sövülüyor. Mahkûmlara bu işkencenin nedeninin, Allah’a karşı açılan savaş olduğu hissettiriliyor! Mahkûmlar çırılçıplak soyuluyor, onurlarına küfrediliyor. İnanın insan bile zikretmekten hayâ eder! Şunun da bilinmesinde fayda vardır ki bu sızan görüntüler, buzdağının sadece bir yüzüdür. İzleyiciler, sadece birkaç saniyesini gördüler. Oysa kırbaç ve darp işlemi günlerce sürüyor. Mahkûmlar, bu işkenceler sırasında elbisesiz çırılçıplak sert buz üzerinde gecelediler. Gruplar şeklinde daracık zindanlara tıkıldılar. Sıkışıklık nedeniyle ne oturabildiler ne de uyuyabildiler. Bazılarının sağlığı bozuldu, hastaneye sevk edildiler. Bazılarına da tedavi olanağı bile sunulmadı. Hatta bazıları gözlerini kaybettiler. Haberlerde öyle iğrenç görüntüler yayınlandı ki vahşi hayvanlar bile yapmaz. Bazıları köpek gibi ulumaya, kendisine küfretmeye zorlandı!

Bu görüntülerden sonra Bakan el-Menşuk, iki aydır yalanlanan bu işkence olayını doğrulamak zorunda kaldı. Yaptığı açıklamada bu görüntülerin “D” koğuşunda uygulanan güvenlik işleminin bir sonucu olduğunu belirtti. Ardından bazı haberler, mahkûmlara uygulanan acımasız vahşi işkence uygulamalarını yayınladılar. Olay patlak verdiğinde bakan, hükümet ve Müstakbel Akımı unsurları, konuyu örtbas ederek insanlara karşı küstahlık yapmışlardı. O zaman İçişleri Bakanı yalan söyleyerek mahkûmlara yapılan kötü muameleyi inkâr etmişti. Hatta tereyağından kıl çeker gibi bir güvenlik operasyonu olduğunu iddia etmişti! Şimdi ise bakan olanları bizzat kendi ağzından itiraf ediyor. Sonra da insanlara bu ülkenin işkence notunun diğer ülkelerden çok daha iyi olduğunu yalanını söylüyor! Ardından da kimi zaman bu işkencenin kaçınılmaz olduğunu, kimi zaman bireysel davranış olduğunu, kimi zaman kontrolden çıktığını, kimi zaman da titizlikle soruşturulduğunu iddia ediyor!

Allah Subhânehu ve Teâlâ bu acımasız işkence gerçeğini ifşa edip kamuoyuna yansıyınca, yanında hükümet üyeleri, arkalarında Müstakbel Akımı ile birlikte bakan, yine insanları aldatarak soruna şirazesinden saptırmaya çalıştılar. Saldırgan güvenlik güçleri elemanlarının bireysel hatalı davranışı olduğunu söylediler! Hâlbuki bu ülkede yediden yetmişe herkes, hatta diğer ülke halkları, uluslararası insan hakları dernekleri ve uluslararası medya biliyor ki bu ülkede uygulanan işkence politikası, sistematik bir politikadır ve yetkililerin gözleri önünde cereyan ediyor. Bu bağlamda yetkilileri kınayan, Lübnan’da mahkûmlara, özellikle siyasi hükümlülere, daha çok İslamcılara uygulanan insanlık dışı kötü muameleleri deşifre eden çok sayıda uluslararası insan hakları raporları yayınlandı. Hatta çok sayıda işkence vakalarının, mahkûmların ölümü ile sonuçlandığı belirtildi.

Ey Lübnan halkı!

Güvenlik güçlerinin bodrum katında uygulanan sistematik işkence vakalarını gizleyen bu tür yöneticiler, ülkenin dizginlerini elinde tutmaya ehil değildir. Bu yöneticiler, ya kendi güvenlik güçlerini kontrol edemiyor, ya da onların bu iğrenç davranışı kendi bilgileri dâhilinde yapılıyor. Her iki durumda da bu, onların alınlarına vurulmuş kara bir lekedir. Eğer bu ülkenin böyle bir hükümeti, devletin dizginlerini elinde tutuyorsa, bu bir felakettir. Eğer durum kontrolden çıkmışsa, bu daha büyük bir felakettir.

Ey Lübnan halkının akıllı insanları!

Bu ülke ve halkın kaderi hakkında iyi düşünün. Yöneticilere engel olun ve tekerleğin uçuruma doğru yuvarlanmasına mani olun. Çünkü Müslümanlar, bu ülkenin asli unsurudur ve ekseriyetini teşkil ederler. Din ve onurları ile alay etmek, sadece nefret oluşturur, nefislerde tahribat yaratır. Daha doğrusu ülkeyi yeniden kaosa sürükler. Daha önce sizler savaş yaşamış insanlarsınız. İktidarın en basit görevi, dini ve kökeni ne olursa olsun insan onurunu korumaktır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

ولقد كرّمنا بني آدم “Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık.” [İsra 70] Çok geç olmadan bizi dinleyin ve olayın vahametinin farkına varın.

Ey Lübnan Müslümanları!

Bir Müslümanın kalplere korku salan bir devleti olsaydı, böyle kindar cellat tarafından ayakkabısını öpmek için Müslümanın burnu yere sürtebilir miydi? Diğer halkların kralları, ordulardan önce İslam Devletinden korkuyorlardı. Bu izzete tekrar kavuşabilir, eski güzel günlere, Nübüvvet metodu üzere Hilafet günlerine tekrar dönebiliriz. Biliyorsunuz ki biz, Allah’ın bizi İslam ile izzetli kıldığı bir kavimiz. İzzeti başka yerlerde ararsak, Allah Subhânehu ve Teâlâ bizi zillete düşürür.

Ey Lübnan Müslümanları!

Gün be gün bu Lübnan yönetiminin beklentilerinizi karşılayamadığını görüyorsunuz. Günden güne tarih tekerrür ediyor. Bu yönetim, hiç bir zaman sizin çıkarlarınızı gözetmedi ve gözetmeyecektir de. Çünkü bu varlığın kurucusu Fransa’dır. Sizler bu ülkenin yerlileri ve temel unsuru iken bir an da sizi azınlığa dönüştürüverdi. Şimdi Batı, bu acımasız vahşi saldırıyı başlatan azınlıklar ittifakını sizin başınıza musallat etti.

Bu nedenle kurtuluşunuz, Biladu’ş Şam ve diğer çevre ülke halkları ile birleşmek ve görkemli siyasi bir varlık altında ümmet ile kenetlenmekten geçiyor. O varlıkta egemenlik yasa koyuculara değil Allah’ın Şeriatı ve O’nun adaletine aittir. Otorite de size aittir. Sizin hakkınızda ne bir zimmet ne de bir ahit gözetmeyen zalimlere değil. Lübnan varlığı krizi ve ümmetin diğer krizlerinden kurtulmanın tek yolu, Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet Devletidir. Gözlerinizi bu küçük başarısız varlığın sınırlarının ötesine dikin. Bu yüce ümmeti büyük bir devletin gölgesi altında toplamak için kardeşlerinize katılın.

H. 05 Ramazan 1436

 

Hizb-ut Tahrir

22.06.2015
 

Lübnan Vilâyeti

 


...:-
  • Başarısız ve Yalancı Politikadan Tek Çıkış Yolu İslam’dı

  • Hizb-ut Tahrir / Amerika’nın “Müslümanın Zihnine Saldırı” Başlıklı Düzenlediği Hilafet Konferansı

  • Tavizci, Peşkeşçi, Bozguncu ve İşbirlikçi (Güvenlik Koordinasyon) Yönetim, Büyük Hilafet Projesi Düşmanı ve İslam Karşıtı Kâfirlerle Aynı Cenahtadır

  • Mücrim Yönetim, Filistin’in Kurtuluşunun Yegâne Yolu Olan Hilafet Çağrısı İle Mücadele Etmektedir

  • Zorlama, Mesajımızı Susturamayacak

  •