Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Yolsuzluk, Emperyalist Kapitalizm Madalyonun Sadece Bir Yüzüdür

Zengin ve yoksuluyla olsun tüm dünya, kötü ekonomik koşulların verdiği güvensizlik nedeniyle matem, keder ve huzursuzluk içinde. Bu, laiklik akidesine dayalı saptırıcı kapitalist yönetim sisteminin bir sonucudur. Kapitalizme göre egemenlik halka aittir. Günlük hayatlarını düzenleyen yasaları halk yapar. Yaratıcı Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın Şeriatı ise böyle değildir. Aslında insanlara yasama hakkını vermek, yolsuzluğun ta kendisidir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

إِنِ ٱلْحُكْمُ إِلاَّ لِلَّهِ 

“Şüphesiz hüküm Allah’a aittir.” [Enam 57]

Bu sahte emperyalist ideolojinin eylem kriteri materyalizmdir, fayda veya zarardır. İnsana hayatta varlığının temel amacının, en büyük şehvet ve hazza ulaşmak algısını aşılar. Hâlbuki Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ 

“Ben cinleri ve insanları Bana ibadet etsinler diye yarattım” [Zariyat 56]

Sonuç olarak bu ideolojide, yolsuzluğun ekonomi, eğitim, spor, yönetim vb. hayatın her alanına yayılması doğaldır. Son zamanlarda Kenya’da, mutat olduğu üzere yine yolsuzluk skandallarına tanık oluyoruz. Kenya, 21 Ağustos 2016’da sona eren ve Brezilya’nın başkenti Rio de Janeiro evsahipliğinde düzenlenen 2016 Olimpiyat Oyunları’na katıldı. Kenya Ulusal Olimpiyat Komitesi yetkilileri, NIKE sponsorluğundaki spor malzemeleri dâhil sporcuların kıyafetlerini çalmakla suçlanıyorlar. Ahlak ve Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu’nun (EACC) ansızın düzenlediği baskın sonrasında spor malzemeleri Ulusal Olimpiyat Komitesi’nin bürolarında ele geçirildi. Bunun üzerine bazı Ulusal Olimpiyat Komisyonu yetkilileri gözaltına alındı. Öncesinde ise başka bir skandal daha oldu. Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği [IAAF] atletlerinin kas uyarıcı uyuşturucu kullandıkları kanıtlandı. Atletizm Federasyonu, Kenya’dan suça karışan atletlerin cezalandırılmasını sağlayan bir yasa çıkarılmasını istedi. Buna ek olarak Rio Olimpiyatları’na katılan Kenyalı sporcuların moralleri oldukça bozuktu. Çünkü bazı sporcular geç gelmiş, bazıları antrenörsüz yola çıkmış, bazılarının ise erken gelmesine rağmen sporcuların konaklayacağı yere gidecek belgeleri yoktu. Tüm bunlar, Ulusal Olimpiyat Komitesi’nin yaygın ihmalkârlık ve yüksek yolsuzluğunu gösterir!

Daha şok edici ve aslında moral bozucu olan gerçek şudur ki, yolsuzlukla mücadele yetkilerini anayasadan alan ve Ulusal Olimpiyat Komisyonu ofislerine baskın düzenleyen Ahlak ve Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu Başkanının da adının yolsuzluğa karıştığına dair güçlü kanıtlar var. Şubat 2014 tarihinde Kapenguria alanı kuyu kazma ihalesini kazanan başkana ait Esaki şirketi, gayri resmi şekilde 281 milyon Kenya şilini rüşvet almıştı!

Daha önce ise 791 milyon Şilin hayali ihaleye adı karışan ve oluşan güvensizlik nedeniyle kamuoyu baskısı yüzünden görevinden istifa etmek zorunda kalan eski Ulaştırma ve Planlama Bakanı Sekreteri, Kirinyaga Valiliğine aday olduğunu açıkladı. Oysa Ahlak ve Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu, Sekreterin masumiyeti ile ilgili resmi bir açıklama yapmış değil.
Bugüne kadar ise Eurobond skandalı hiç gündeme gelmedi. Gerçek failleri hâlâ işbaşında iken birkaç kişi günah keçisi ilan edildi! Lise öğrencileri de, önümüzdeki ulusal sınavlarda öğrenciler başarısız olması için veliler ve sınavda sahtekârlık yapanların yardımıyla pek çok okulu ateşe verdiler. Bu olaylar nedeniyle de öğrenciler yeterli hazırlık yapamadılar!

8 Mayıs ila 8 Haziran 2016 tarihleri arasında sivil toplum örgütü AFRICOG tarafından yapılan bir araştırmaya göre Kenya Devlet Başkanı Yardımcısı Ofisi %51’lik oranla adı yolsuzluğa karşına kurumların en başında geliyor. Onu %46,4’luk oranla Kenya Devlet Başkanı Ofisi izliyor. Aynı araştırmaya göre %89’lik oranla yolsuzluğun en yaygın olduğu kurum ise polis teşkilatıdır. Onu %78’lik oranla belediyeler takip ediyor!
Bu ve benzeri daha sayamadığımız nice yolsuzluklar gösteriyor ki kapitalist ideoloji başarısızdır, yaygın ve daimi yolsuzluğun da kaynağıdır. Bu yüzden kapitalist ideolojinin yerini yaratıcıdan gelen İslam ideolojisi almalıdır. Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Medine’de kurduğu İslam Devletinde, ardından da Raşit Halifeler döneminde açıkça bu İslam ideolojisi uygulanmıştır. Korkmadan ve yılmadan doğrudan yolsuzlukla mücadele ediliyordu. Örneğin Ebu Bekir’in ölümünün ardından ikinci Raşidi Halife seçilen Ömer b. Hattab, “İnsanların benim sert ve katı mizacımdan korktuklarını ve şöyle dediklerini duydum: “Ömer Peygamber zamanında da, Ebu Bekir zamanında da sertti… Halife olunca nasıl olacak ki?” “Şüphesiz bilin ki ben çok daha sert olabilirim. Ama ben sadece zalimler ve Müslümanlara saldıranlara karşı sert ve katıyım. Takvalı ve Salihlere ise sizlerden çok daha yumuşak olacağım. Kimsenin kimseye zulüm etmesine izin vermeyeceğim… Eğer zulmettiğini duyarsam, kafasını yere koyup adalete teslim olana dek ayaklarımla kafasına basacağım. Sert de olsam, ayakları ile bassınlar diye adil ve Salihler için kafamı yere ben koyacağım.” [Ömer b. Hattab Yazar: Dr. Ali Muhammed Sallabi]

Bu ünlü sözler, egemen sistem kapitalizmle taban tabana çelişir. Kapitalizmde en tepedeki yöneticiler, kodamanlarla işbirliği yaparlar. Her türlü alavere dalavereyi çevirsinler diye iktidara onlara bırakırlar. Onlar da ümmeti ezer, servetini hortumlar, kimseden korkmadan ümmetin kaynaklarını zimmetlerine geçirirler! Bu küresel yaygın yolsuzluğa, Doğudan Batıya her tarafta rastlamak mümkündür. Panama Belgeleri bunlardan sadece biridir. Yolsuzluk, İslami ideolojinin bir parçası değildir. Çünkü İslam Devletinde yöneticiler ve vatandaşlar, Kuran’dan çıkarılan İslam ile yönetileceklerdir. Mezalim Mahkemesi, Ümmet Meclisi, politik partiler ve bütün ümmet tarafından da muhasebeye çekileceklerdir. Yolsuzluğun nedeni insani zayıflıktır. Korkmadan ya da çekinmeden yolsuzlukla mücadele edilecek ve yolsuzluk yapanlar cezalandırılacaktır.
Hizb-ut Tahrir / Kenya, derin inanç ve samimiyetle tüm dünyaya özellikle yolsuzluk ve yoksulluk batağına batmış Afrika ülkelerine kapitalizmin şeytani yolsuzluğundan kurtulmak için bir çağrıda bulunuyor. Birkaç yozlaşmış bireyleri suçlamak yerine suçu ideolojinin kendisinde aramak gerekir. Suçlanmayı hak eden odur, çünkü kötülüğün kaynağıdır. Bu sapkın ideoloji yerine alternatif olarak İslam ideolojisi benimsenmelidir. Nübüvvet metodu üzere Hilafet Devleti, İslam ideolojisini uygulayarak tüm toplumu koruyacak ve yolsuzluklara son verecektir. Bunun en iyi kanıtı tarihtir. Geçmişte İslam ideolojisi on üç asır başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Müslüman ve Gayrimüslim tebaa birlik ve beraberlik içinde müreffeh bir hayat sürmüşlerdir. Neredeyse üç asırdır egemen olan kapitalizmde ise yolsuzluk, kara ve deniz olmak üzere her tarafa yayılmıştır. Toplumlar, ikilem ve yoksulluk içinde boğucu bir hayat sürüyorlar. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لاَ تُفْسِدُواْ فِي الأَرْضِ قَالُواْ إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ أَلا إِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلَـكِن لاَّ يَشْعُرُونَ

“Onlara: Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman, «Biz ancak ıslah edicileriz» derler. Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin anlamazlar.” [Bakara 11-12]

H. 28 Zilhicce 1437

 

Hizb-ut Tahrir

30.09.2016
 

Kenya

 


...:-
  • Başarısız ve Yalancı Politikadan Tek Çıkış Yolu İslam’dı

  • Hizb-ut Tahrir / Amerika’nın “Müslümanın Zihnine Saldırı” Başlıklı Düzenlediği Hilafet Konferansı

  • Tavizci, Peşkeşçi, Bozguncu ve İşbirlikçi (Güvenlik Koordinasyon) Yönetim, Büyük Hilafet Projesi Düşmanı ve İslam Karşıtı Kâfirlerle Aynı Cenahtadır

  • Mücrim Yönetim, Filistin’in Kurtuluşunun Yegâne Yolu Olan Hilafet Çağrısı İle Mücadele Etmektedir

  • Zorlama, Mesajımızı Susturamayacak

  •