Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Amerikan Çıkarlarını Gerçekleştirmek İçin Afganistan ve Pakistan Müslümanlarının Kanının Akıtılmasına İzin Vermeyin

Torkham sınır bölgesinde Afgan ve Pakistan güçleri arasında meydana gelen çatışmalar, Afgan ve Pakistanlı samimi Müslümanlarda endişelere yol açtı. Bu çatışmalarda her iki taraftan da ölen ve yaralananlar oldu. Bölge sakinleri psikolojik, ekonomik ve fiziksel hasara uğradı. Her iki ülkenin medyası ise köhne vatansever ve menfur milliyetçi naralar attı. İki ülkede iktidar koltuğuna haksızca çöreklenen zalim hükümetler ve kâfirlerin çıkarları ile bağlantılı bazı gruplar, bu üzüntü verici olayları ulusalcılık çıkarlar ile ilişkilendirdiler. Ve iki ülkenin Müslüman evlatları arasında düşmanlık ve kin tohumlarını kışkırtmaya çalıştılar!

Hizb-ut Tahrir, uyanıklık oluşturmak, Afganistan ve Pakistan’daki ajan yöneticilerin işbirliğiyle gerçekleşen Amerikan planlarını deşifre etmek için bu olayları bir kaç noktada ele almak istiyor.

1- ABD yönetiminin bölgesel planı, bölgede Hindistan ile Çin arasında güç dengesi oluşturmaktır. Bunu gerçekleştirmek için de Pakistan’ın dikkati nazarını, komşu Hindistan’ın sınır bölgelerinden Pakistan aşiret bölgelerine çekmek şarttır. Afgan ve Pakistan halkları arasında artan anlaşmazlıklar ve düşmanlıklar, Torkham sınırında iki komşu ülke arasında meydana gelen en son gerginlikler, bu politikanın hayata geçirilmesine sadece bir örnektir. Aslında bölgede ABD’nin stratejik çıkarlarını gerçekleştirmek için her iki ülkenin orduları Eşref Gani, Nevaz Şerif ve Rahil Şerif gibi ajanların emirlerine uyarak birbirleriyle savaştılar.

2- Bu olaylar, John Kerry tarafından tayin edilen kukla hükümetin hiçbir şekilde güvenlik, ekonomik gelişme ve siyasi istikrarı sağlayamadığı ve bunun sonucunda halkta gerçek bir hayal kırıklığı oluştuğu bir anda meydana geldi. Kuşkusuz güvensizlik ve istikrarsızlık, ülkenin güneyinden kuzeyine kadar her tarafı kapladı. Artık insanlar, karayollarında ve şehirlerarasında seyahat etmekten korkuyorlar. Karayollarında gerçekleşen yeni kaçırma olayları, güvenlik durumunun ne kadar vahim olduğunu gösteriyor. Halk hükümete karşı kızgın. Bu gerçekler ışığında Afganistan hükümeti, biraz meşruiyet kazanmak için Torkham olaylarını istismar ediyor. Hükümet, genç askerlerin vatansever duygularını istismar ederek onları Müslümanlara karşı savaşa körüklüyor. Her aklı başında bir insan, kâfirler tarafından çizilen sınırın her iki yakasındaki Müslümanlar arasında patlak veren savaşın, iki ülkedeki ajan yöneticilerin, bölgede ABD çıkarlarını korumak için oynadıkları temsili bir savaş olduğunu bilir. Açıkçası Müslüman evlatları, diktatörlerin barbarca stratejileri nedeniyle kurban ediliyorlar.

Pakistan ve Afganistan halkı, yüce İslam ümmetinin bir parçasıdır ve aynı akideye sahiptir. Tarih boyunca bu iki ülkenin köklü insanları, gerçek düşmanlarının kâfirler olduğunu kanıtlanmıştır. Eski Sovyetler Birliği’ne karşı cihatta cesaret ve sebat abidesi sergileyerek aslanlar gibi düşmanlar karşısında durmuşlardır. Afgan cihadında Afganistanlı kardeşlerinin yanında yer alan Pakistan Müslümanları, mültecilere evlerini açtılar. Şu ana kadar da Pakistan halkı, topraklarında yaşayan ve hastanelerinde tedavi gören Afganlıların varlığından memnun. Üç milyon Afganlı Pakistan’da yaşamaktadır! Görünen o ki yıllarca Afgan halkına zulmeden, diktatör, zorba Pakistan yöneticileridir. Bu nedenle Pakistan halkı ile zorba yöneticiler arasında keskin bir ayrım yapmak gereklidir. Aynı şekilde Afgan mücahitleri ile diktatör Afganistan yöneticileri arasında da bir ayrım yapmak kaçınılmazdır.

Hizb-ut Tahrir, Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaların Müslümanların gücünü zayıflatmak için bir tür yıpratma olduğuna inanıyor. Pakistan ve Afganistan Müslümanları arasındaki mevcut çatışmalar, kesinlikle haramdır. Bu yüzden uğrunda askerlerin öldüğü bu amacı sorgulamak gerekir?
Dolayısıyla askeri güçler içindeki samimi unsurlar ve Yüce Allah’ın dinine sadık tüm siyasetçiler, iki köklü ülke arasındaki düşmanlık ve gerginlikleri bertaraf etmek, kâfir ve kukla hükümetlerin entrikalarını boşa çıkarmak amacıyla dizginleri ele almalıdırlar. Ayrıca siyasi bir önderlik altında insani ve maddi güçleri birleştirmelidirler. Stratejik açıdan ise iki ülkenin insan ve maddi kaynaklarını Nübüvvet metodu üzere Hilafet sistemi altında birleştirmek, bölgede sömürge politikalarını ortadan kaldırma yeteneğine sahip bir güç oluşturacaktır. Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in, Müslümanların birbirleri ile savaşacağına dair uyarısının bilincinde olmak zorundayız. Buhari’nin rivayet ettiği bir hadiste Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

لاَ تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا، يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ 

“Sakın benden sonra birbirinizin boyunlarını vuran kâfirler gibi olmayın.”

H. 15 Ramazan 1437

 

Hizb-ut Tahrir

20.06.2016
 

Afganistan

 


...:-
  • Parlamento Seçimleri Saçmalıktır, Halkın Yararına Değildir, Ürdün Rejiminin Sömürgeciliğe Olan Bağımlılığına Hizmettir

  • Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e Yardım Etmenin ve Mescidi Aksa’yı Kurtarmanın Yolu, Hilafet ve Allah Yolunda Cihattır

  • Müslümanların Oyu: Pragmatik ve Anlamsız Mı Yoksa Haram Mı?

  • El Burhan ve Hamduk’un İhanet Trenine Binmesi, Düşmanlara Ajanlık Yaptıklarını ve Sadık Olduklarını Doğrular ve Hilafetin Kurulması Çalışmasını Kaçınılmaz Hale Getirir

  • Ey Dünya Bankası ve IMF Ajanları! Yeter Artık Bu Pahalılık, Yoksulluk ve Zillet!

  •