Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Lübnan Belediye Seçimleri, Kamuoyunun Siyasilere Güvenmediği Ortaya Koymuştur

Kuzey bölgesinin belediye ve muhtarlık seçim sonuçları açıklanmasıyla neredeyse tam bir aydır süren seçim sezonu da sona ermiş oldu. Bu seçimlere, kurulan ittifaklara, çıkan sonuçlara ve siyasi yankılarına göz atmak kaçınılmazdır.
Bu seçimler, önemli şeylere tanık oldu. Büyük partiler, seçimlere ayrı ayrı girmek yerine Beyrut, Trablus ve Sayda gibi çoğunluğu Müslüman olan büyük kentlerde seçim ittifakı kurdular. Bu siyasi partiler, özellikle seçim mevsimlerinde Lübnan halkını on yılı aşkın bir süredir şiddet girdabı ve mezhepçilik sarmalına sürükledikten sonra farklılık ve anlaşmazlıklarını bir kenara attılar. Hatta büyük kentlerin belediye meclisi adayları listesini uzlaşı içinde oluşturmak için belediye seçimleri oyunuyla kanlı tarihlerini örtbas etmeye kalktılar. Oluşturulan listeleri halka dayattılar, halkın iradesini yok saydılar. Halkın belediyede görmek istediği kişileri seçme hakkını elinden aldılar. Daha önce aynı kare ve ittifakta görmek hayal olan birbirine zıt ve düşman isimler aynı listede yer alıyorlar.
Bunu izah etmek oldukça basittir. Bu zıt adayları bir araya getiren güçler, son yıllarda siyasilerin kamuoyu nezdindeki tüm kredibilitelerini tükettiklerini fark ettiler. Seçimler, sokakların liderliği için rekabet eden yeni yüzler sahaya sürebilir. Bu yüzden siyasiler, sokakların liderliğini kazanmak ve insanların omuzlarına binmek için aralarında gizlice anlaştılar.
Bu gerçeği fark eden bazı insanlar, seçimleri boykot ederek bu işbirliğinden tiksintilerini ifade ettiler. Bu nedenle büyük şehirlerde, özellikle başkent Beyrut’ta seçimlere katılım oranı çok düşüktü. İşbirlikçi siyasilerin, seçimlere katılım oranını artırmak için gayret sarf etmemesi ayrıca dikkat çekicidir. Tam tersine onların bazı sözcüleri, oyun kuruculuğunu kaybetmemek için seçimlere katılım oranının düşük olacağına dair bahis bile oynadılar. Beyrut, Sayda ve diğer kentlerde onların istedikleri oldu. Ama “yasal” zaferin arkasında büyük siyasi yenilgi saklıdır. Liste dışından aday olanların aldıkları oylar sayımıyla birlikte düşük oy oranı, şu sonucu doğurdu: Seçmenlerin yüzde onunun oyunu alan siyasiler, belediye meclislerine girdiler. Liste dışı adayları da Beyrut ve Sayda’da yaklaşık yüzde kırk oy alarak düşük katılıma rağmen zafer elde ettiler. Liste dışı adayları, tarihi geleneklerin egemen olduğu bölgeler dâhil birçok bölge de oyları silip süpürdüler.
En büyük sürpriz de Trablus’ta yaşandı. Trabluslular, siyasi partilerin belediye meclisi aday listesine oy vermeyerek onlara acıtıcı ve kocaman bir şamar attılar. Hem de seçimlere katılım çok düşük olduğu halde, zira seçmenlerin ancak dörtte biri oy kullandı. Geleneksel siyasi güçler, Trablus’a çıkarma yaptılar, insanların oyunu satın almak için kirli siyasi paralar harcadılar. Ama yine de seçime katılım düşüktü. Genç erkek ve kızlardan oluşan binlerce maskeli delegelere rüşvet dağıtıldı. Bunun dışında siyasiler ve maddi çıkarlarını perçinlemek için seçimler yoluyla belediyelere sızmak isteyen kapitalistler arasında ittifaklar kuruldu. Sahtekârlıklarına, kendileri üzerinden ticaret yaptıklarına, onurlarına hakaret ettiklerine tanık oldular. Bu nedenle Trabluslu halkı, siyasileri cezalandırdı. Ya tüm siyasilerden ya da bir kısmından beri ve uzak olduğunu ilan etti. Geleneksel politikacılar ve onların bölgesel ve uluslararası efendilerinin nüfuzundan uzak insanların gerçek çıkarını temsil eden temsilcilerin yokluğu nedeniyle hâlâ geleneksel liderlerin hâkimiyeti söz konusudur.
Özetle hiç şüphe yok ki bu seçimler, özellikle Müslüman bölgelerde halkın ezici çoğunluğunun ya boş oy kullanarak ya da bu siyasiler taraftarı olmayan veya görünürde de olsa bu siyasiler aleyhine atan yeni adaylara oy vererek yaşlı ve bunak siyasileri açıkça boykot ettiklerini gösterdi. Bir açıdan durum böyledir. Diğer açıdan ise insanlar, köklü çözüm arzuluyorlar. Apaçık ortadadır ki Lübnan halkının çoğu, etrafında olup bitenlerden ve çatışmanın hakikatinden haberdardır
Ey Lübnan halkı!
Lübnan’daki sözde siyasi hayatın, bir aldatmaca olduğuna açıkça tanık oldunuz. Seçimler “tiyatrosu”, siyasi feodalizmin gözünde sırtınıza binmek, kaderiniz, geçiminiz ve güvenliğiniz ile madrabazlık yapmanın izafi bir aracıdır. Seçimlerde ve diğer konularda çatışmak istediklerinde, nefislere kin enjekte ederler, mezhepçi söylemler ve ırkçı ajitasyonlar ile taraftarlarını seferber ederler. Diğer taraftan siyasi korunaklarına sızabilecek kimselerin önünü almak için karşılıklı anlaşarak aralarında iktidar pastasını üleşmek istediklerinde, uyum ve uzlaşıdan, ülkeyi seçim savaşlarının yansımalarından korumak gerektiğinden dem vururlar. Her iki durumda da halkı istedikleri yöne sürebilen sürüler olarak görürler. 
Biz, bu köhne siyasilerden yaka silkmeye çalışan insanları, özellikle bunlara beklenmedik bir tokat atan ve masayı başlarına geçiren Trablus halkını saygıyla selamlıyoruz. Ayrıca geri kalan siyasilere de sırt dönülmesinin zaruret hatta vacibiyetine dikkat çekiyoruz. Belediye meclislerini ele geçirmekle gerçek değişime ulaşılmaz. Belediyeler, bölgesel ve uluslararası güçlerin kontrolündeki yozlaşmış politik sistemin bir parçasıdır. Bunlar, bizim hakkımızda ne bir ahit ne de bir zimmet gözetirler. Çıkarlarımızı, güvenliğimizi ve onurumuzu kesinlikle umursamazlar. Gerçekten de hiçbir ayrım yapmadan bunak ve yaşlı bu siyasilerin tamamı, sokağın nabzını tutmak ve yönelimlerini öğrenmek için uluslararası efendilerinin onayı olmadan seçimlere giremezler. Özellikle de gözlerin Lübnan üzerinde olduğu bir dönemde. Çünkü Lübnan, genelde bölgede özelde Biladu’ş Şam’da olanlardan ayrı düşünülemez.
Aslında Lübnan devleti, fiyasko bir varlıktır, hatta devlet demeye bin şahit ister. Civar ülkeler düzelir ve eskiden olduğu gibi bu civar ülkelerin yeniden bir parçası olursa, Lübnan da düzelir. Nitekim Lübnan, tarihi boyunca yüzlerce yıl Dar’ul İslam ve Hilafet Devletinin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Sakın ümmetten, sorunlarından ve ölüm kalım meselesinden ayrılma ve kopma naralarına aldırış etmeyin. Zorba ve totaliter rejimlerden kurtulmak, Allah’ın Şeriatını Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet Devletinde egemen kılmak, gasp edilen ümmetin otoritesini tekrar büyük İslam topraklarına iade etmek ümmetin ölüm kalım meselesidir. 
Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَأَلَّوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَاهُم مَاءً غَدَقًا 

“Şayet doğru yolda gitselerdi, bu hususta kendilerini denememiz için onlara bol su verirdik.” [Cin 16]

H. 27 Şa’bân 1437

 

Hizb-ut Tahrir

03.06.2016
 

Lübnan Vilayeti

 


...:-
  • Başarısız ve Yalancı Politikadan Tek Çıkış Yolu İslam’dı

  • Hizb-ut Tahrir / Amerika’nın “Müslümanın Zihnine Saldırı” Başlıklı Düzenlediği Hilafet Konferansı

  • Tavizci, Peşkeşçi, Bozguncu ve İşbirlikçi (Güvenlik Koordinasyon) Yönetim, Büyük Hilafet Projesi Düşmanı ve İslam Karşıtı Kâfirlerle Aynı Cenahtadır

  • Mücrim Yönetim, Filistin’in Kurtuluşunun Yegâne Yolu Olan Hilafet Çağrısı İle Mücadele Etmektedir

  • Zorlama, Mesajımızı Susturamayacak

  •