Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

UYARI!
Bütün İslami Davranışlar Suç Sayılıyor!
Filistin Konulu Hutbenin Yargıya Taşınmasının Ardından İmamlar Yasası İlk Kez Uygulanacak

27 Kasım 2018 Salı günü Danimarka’daki tüm Müslüman topluluklar için önemli bir gün.
Yargı, İmamlar Yasası olarak bilinen Vaizler Yasası’nı ilk kez uygulayacak. Siyasilerin isteği doğrultusunda savcılık, Ceza Kanunu’nun 136.cı Maddesinin 3. Bendi uyarınca Cuma hutbesinde Yahudilerin öldürülmesini teşvik ettiği iddiasıyla bir imama dava açtı.

Hem söz konusu yasanın meşrulaştırılması hem de bu davanın gelecekteki davalar için emsal teşkil etmesi için yetkililer, yakından uzaktan antisemitizm ya da Yahudilik karşıtlığıyla hiçbir ilgisi olmayan, aksine Filistin toprağı işgalcisi Siyonizm’le ilgisi olan bir davaya balıklama atladılar. Bu dava nedeniyle antisemitizm yalanı da kullanılarak gelecekte herhangi bir imam veya İslami vaiz tarafından yapılacak eleştiri suç sayılacak.

2017 yılında İmamlar Yasası’nın yürürlüğe girmesinden bu yana Danimarkalı yetkililer, henüz bu kanunu üzerinde deneyecek bir denek (dava) bulamadılar. 2016 yılında TV2 kanalında yayınlanan “perde arkasındaki camiler” adlı program sonrasında Danimarkalı politikacılar böyle bir yasa çıkardılar.

Çıkarılan yasaya İmamlar Yasası adını verildi. Siyasiler, yasanın özellikle İslam hukukunu kabul eden Müslüman toplulukları hedef aldığını söylediler. Yasanın açıklamasında çok eşliliği kabul edenlerin (Tabii laikliğe göre değil İslam Şeriatına göre) iki yıl hapis cezasına çarptırılacağı belirtildi.

Bazı uzmanlar, yasada kullanılan “yasaya aykırı eylemleri onaylama” gibi muğlak ifadeleri ayrımcılık olarak algıladılar. Kopenhag Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Bente Hagelund, “Örneğin şiddet ve Vandalizm’e teşvik, artık yasaya göre cezayı gerektiren bir suçtur. Açıkçası yasa tasarısı, yasalara aykırı olmadığı halde hoş karşılanmayan şeylerin suç sayılmasını ve hoşumuza giden dernekler ile hoşumuza gitmeyen dernekler arasında ayrım yapılmasını amaçlıyor.” dedi. [14.08.2016 Politikken] Bu davanın siyasi motifleri olduğuna dair pek çok belirtiler var. 24 Temmuz 2018’de savcı yardımcısı TV2 kanalına yaptığı açıklamada, “Yargının şimdi davayı değerlendirme fırsatının olacağını.” söyledi. Bu, savcılığın davanın tutarsızlığına rağmen dava açmış olduğunu gösteriyor.

Savcılığın bu güvensizliği şaşırtıcı değil, zira davaya esas teşkil eden hutbenin bir bölümünde, Siyonist işgal yetkililerin barbarca uygulamaları hakkında bahsedildiği açıktır. Hutbe, basında (İsrail) Mossad bağlantılı Siyonist propaganda kanalında yayınlandıktan sonra gündeme geldi.
2017 Mart’ta El Faruk Camii’ndeki hutbenin konusu, o zaman ki Arap Zirvesi’ydi. Hutbede Filistin sorunu ele alındı. Askeri işgal hakkında İslami çözüm sunuldu. İşgali ortadan kaldırmak için İslami ordunun cihat etmesi gerektiği belirtildi.

Batılı politikacılar ve medyanın, Siyonist terörist varlığı eleştiren herkesi antisemitizm olarak nitelendirmeleri yeni değil. Siyonist varlığın uygulamalarını eleştiren bazı Yahudilere de aynı yafta vuruldu. Danimarka hükümeti dahil olmak üzere Batılı hükümetler, pek çok şirket ve bankalar, açıkça Siyonist işgali desteklemekte, katliamlarına yardımcı olmaktadır. Müslümanlar, Siyonist varlığı eleştirirken, işgalin (İsrail) ortadan kaldırılması ve Filistin’in kurtarılması için cihadı İslami çözüm olarak görürken, Siyonist Memri TV gibi bir kanalın ve Batılı siyasi uzantılarını yaptıkları normal.

Ey Müslümanlar!
Bu dava bir imam ya da bir camiden ziyade politikacıların hoşuna gitmeyen her İslami görüşün suç sayılmasına yönelik bir davadır. Bugün El Faruk Camii İmamı yargılanıyor, yarın sosyal medyada Şeri hükümlere sadık başka bir İmam veya cami ya da ünlü bir Müslüman şahsiyet yargılanacaktır.

Özellikle son yıllarda çıkan İslam karşıtı yasaların, belirli kişi veya organizasyona yönelik olduğunu, başkalarına dokunmayacağını düşünmek safdilliktir. İmamlar Yasası’nın amacı, şeri hükümlere sadakati suç saymaktır. Nitekim TV2 kanalında yayınlanan programda şeri hükümlere sadakatin suç sayıldığı görüldü. Kendilerini ifade özgürlüğünün koruyucusu olarak gören politikacılar, totaliter polis rejimlerinde olduğu gibi yasak politikaları için bunu istismar ettiler.

Ey Müslümanlar!
Sonucu ne olursa olsun bu dava, hükümet başta olmak üzere İslam karşıtı politikacılar için korkunç bir yenilgi olacaktır. Davadan beraat çıkması durumunda, yasalaştıktan sonraki ilk davaları beraatla sonuçlanan siyasiler için büyük bir facia olacaktır. Davada aleyhe bir karar çıkması durumunda, siyasiler için yine hüsran olacaktır. Çünkü yasa, Filistin’in kurtuluşu dahil Müslümanların görüşlerini ifade etme hakkına bir sınırlandırma getirilmesini amaçlıyor. Buna göre Batının bayraktarlığını yaptığı “ifade özgürlüğü” düşüncesi Müslümanları kapsamıyor.
Politikacılar, Peçe Yasası, Azınlık Toplantıları Yasası, özel okulları kısıtlama yasası ve İmamlar Yasası gibi ideolojilerinin sahtekarlığını ve kırılganlığını gösteren yasaklar serisini sürdürüyorlar. Bekçiliğini yaptıklarını iddia ettikleri ve Müslümanlardan da sadakat bekledikleri değerleri mezara gömüyorlar. Değerlerini kendi elleri ve dilleriyle yıkıyorlar.
Bu nedenle Müslümanlar, yüce değerleri ile gurur duymalı, daha da sımsıkı sarılıp bu değerlere davet etmelidir.

وَمَنْ أَحْسَنُ قَوْلاً مِّمَّن دَعَا إِلَى اللَّهِ وَعَمِلَ صَالِحاً وَقَالَ إِنَّنِي مِنَ الْمُسْلِمِينَ  “Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir?” [Fussilet 33]

H. 13 Rabiu’l Evvel 1440

 

Hizb-ut Tahrir

21.11.2018
 

İskandinavya

 


...:-
  • Sömürgeci Batı Dikteleri Hayır, Nübüvvet Metodu Üzere Raşidi Hilafet Devletine Evet

  • Nübüvvet Metodu Üzere Hilafetin Kurulması Ancak Gerçek Değişim Getirecektir

  • Hizb-ut Tahrir / Amerika, Yıllık Hilafet Konferansını Başarıyla Gerçekleştirdi “Ailelerimizi Güçlendirmek: Geleceğimizin Güvencesidir”

  • Recep Ayı, Yemen Halkının İslamiyet’e Girdiği ve Hilafetin Yıkıldığı Aydır

  • Genel Seçimler, Bu Zorba Yönetim ve İnsanların Sefaletinde Hiçbir Değişiklik Yapmayacak, İnsanları Kurtarmanın Tek Yolu Hizb-ut Tahrir Liderliğinde Hilafetin Kurulmasıdır

  •