Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Lübnan Kamuoyuna Açıklama
Ekonomik Krize Çözüm Önerisi Fikri İflastır

Başbakan Hasan Diyab, 01 Mayıs 2020 Cuma günü Maliye Bakanı Gazi Vezni ile yardım talebini içeren belgeyi imzalaması sonrası yaptığı konuşmada, “Lübnan’ı finansal girdaptan kurtuluş atölyesine doğru ilk adımı attık. Verimli ve etkili yardım almadan bu girdaptan kurtuluş zor.” açıklamasında bulundu. [02.05.2020 El Cezire] Diyab, Lübnan hükümetinin IMF’den yardım talebini içeren belgeyi imzalaması akabinde böyle bir açıklama yaptı. Aynı habere göre Diyab, “IMF’den yardım talebinin, Lübnan’ın kötüye giden ekonomik ve mali sürecine ilişkin olumlu bir adım olacağından ümitliyim.” ifadelerini kullandı.

Bu, Lübnan savaşının sona ermesinden ve devletin geri dönüşünden sonra kabul edilen aptalca bir ekonomi politikasıdır. Teslimiyete dayalı ve ticaret dengesindeki kalıcı açığı önceden kabul eden bir politikadır. Bu kayıp, “Zakkum ve Hamim (sıcak su)” ikilisi ile sürekli olarak telafi ediliyor. Birincisi, dış kredi. İkincisi, faiz gibi teşviklerle iç ve dış mevduat için çekicilik yaratmak.

Birincisi, “ Paris 1, 2 ve 3, sonra Sidar…” dış krediler ile finansal sisteme anestezi enjekte ediyor. Bu, likidite dozajına bağımlı ekonomiyi elbette canlandıracak, ancak döviz rezervinin tükenmesi ile etkinliği sönecektir. Ekonomi bu şekilde ateşi yakıtla söndürülen bir girdaba girecek, sonra yakıt üzerine ateş dökülecektir.

İkincisi, reel ekonomiye yatırımı öldürür. Çünkü yüksek faiz getirileri, para sahiplerini üretime yatırım yapmamalarını sağlar ve lirayı güçlendirir. Fazla malların ihracatı ile ülkeye döviz girdisi sağlamaz.

Bugün ülke, IMF ile anlaşma ile üçüncü felaketi ekliyor. Lübnanlı politikacılar IMF’yi kurtarıcı olarak betimlemeye çalışıyorlar. Sanki IMF, büyük güçlerin paralarından Lübnan’a karşılıksız, şartsız koşulsuz hibeler yapan bir hayır kurumu da!

On yıllardır sahip olduğu kötü ününe ve geçmişte hiçbir ülkeyi kurtarmamasına rağmen Lübnan devleti 15 milyar dolarlık kredi için Uluslararası Para Fonu’na başvurdu. Ancak hammaddelerden devlet desteğini kaldırmak, vergi artışı, dalgalı kura geçmek veya sabit döviz kuru politikasından vazgeçmek gibi IMF kurallarını uygulamak zorunda. Hükümetin onayladığı tasarı ile lira yüzde 57’in üzerinde değer kaybı yaşayacak… Bütün bunlar, elbette halk arasında belirgin hale gelen yoksulluğu daha da kötüleştirecek. Zira 1 ABD doları, lira karşısında yaklaşık 4400 liraya yükseldi. Sonra 3550 liraya geriledi, oysa 17 Ekim 2019 öncesi dolar, 1508 lira idi. Değer kaybı insanların aylık ücretlerini ve emekli maaşları adeta eritti.

Başarısız iktidarın gidişatı belli! Peki ya sonrası? Sistem ve düzenden beslenen çevreler, insanların sunduğu çözümlere ve halk hareketlerine kulak tıkamaya devam edecekler mi?

17 Ekim 2019 halk hareketi sonrası insanlar, bazı önemli gerçeklerin farkına vardılar: Lübnan, siyasi sınıf tarafından yağmalanan, zenginlikleri yolsuzluğa giden iflas etmiş ya da neredeyse iflas etmek üzere olan bir ülkedir… Bu, devlet algısında ileriye dönük bir adımdır, savaş kalıntısı geleneksel yüzler reddedilmelidir… Ama henüz insanlar, finansal iflasın ya da geçim sıkıntısına yol açan daha büyük iflasın, entelektüel iflasın farkında değiller. Dün veya bugün olsun Lübnan’daki siyasi sınıf, Lübnan ekonomisinin can damarını kesen aynı yaklaşımları izliyorlar. Bu ekonomik yaklaşımlar, yıllardır mevduat ve kamu fonlarının israfına yol açtı. Kredileri devlet ve halkın omuzlarına yükledi. Bu karanlık tünelin sonunda bir umut ışığı ya da bir parıltı görünmüyor!

Bu nedenle bu sözde teknokrat hükümetin zihniyeti, sadece eskiye benzer bir çözüm üretiyor. Tüm bu keşmekeşliğin, kısır döngünün ve yaklaşımların nedeni, köklü çözümden sapılmasıdır. Çözüm, Korona krizinin ifşa ettiği, dinamiklerini sarstığı mevcut düzende değil.
Bu radikal çözüm, ilahi çözümdür, bireysel, hükümet veya uluslararası düzeyde tefeciliği yasaklayan bir çözümdür.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَذَرُوا مَا بَقِيَ مِنَ الرِّبَا إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ * فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا فَأْذَنُوا بِحَرْبٍ مِّنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَإِن تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُءُوسُ أَمْوَالِكُمْ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ  “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın. Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Rasûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece ne zulmetmiş ne de zulme uğramış olursunuz.” [Bakara 278-279]
يَمْحَقُ اللَّهُ الرِّبَا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِ وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ  “Allah faizi eksiltir, sadakaları bereketlendirir. Allah pek nankör olan hiçbir günahkârı sevmez.” [Bakara 276] Aynı zamanda bu ilahi çözüm, paranın sadece zenginler arasında değil insanlar arasında dolaşımını sağlar.
مَّا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِ مِنْ أَهْلِ الْقُرَىٰ فَلِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَىٰ وَالْيَتَامَىٰ وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْأَغْنِيَاءِ مِنكُمْ  “Allah’ın, (fethedilen) ülkeler halkından Peygamberine verdiği ganimetler, Allah, Peygamber, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir; ta ki içinizdeki zenginler arasında elden ele dolaşan bir devlet olmasın.” [Haşr-7] Para biriktirilmesini haram kılar.
وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلاَ يُنفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ  “Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.” [Tevbe 34] Şeri nisaba sahip olanların yoksullara zekât vermesini farz kılar.
إِنَّما الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَابْنِ السَّبِيلِ فَرِيضَةً مِّنَ اللَّهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ  “Zekatlar; Allah’tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, onu toplayan memurlara, kalbleri Müslümanlığa ısındırılacaklara verilir; kölelerin, borçluların, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğrunda sarf edilir. Allah bilendir, hâkimdir.” [Tevbe 60] Geniş arazileri, tarıma veya sanayiye yatırım yapmak, üretimi artırmak, ürünlerini halka döndürmek isteyenlere ücretsiz olarak dağıtır. Ömer b. Hattab, minberde şöyle dedi: “Kim ölü bir araziyi ihya ederse, o arazi onundur. Çeviren üç yıl içinde ihya etmezse, bundan sonra bir hakkı kalmaz.” Ömer bunu sahabenin gözleri önünde söyledi, inkâr eden olmadı. Dolayısıyla icma sayılır.

Lübnan, doğası, kaynakları, konumu ve profesyonel kadrosu ile zengin bir ülkedir, ama ekonomiden önce akılları kurtaran gerçek bir felsefeye ihtiyacı var. Bu sadece ilahi çözüm yani İslam ve çareleri ile olabilir.

Lübnan kamuoyuna yönelik bu açıklama ile kısaca biz, Lübnan’daki ardışık hükümetlerin sürekli pişirip koydukları tüm insani çözüm ve çarelerin iflas ettiğine ışık tutmak istedik. Ayrıca inşallah yakında dünyada hüküm sürecek olan ilahi ideolojiye daha yakından bakmak istedik. Hizb-ut Tahrir, tek bir Halefin bayrağı altında Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafeti kurmak için ciddiyetle çalışıyor. Lübnan, daha önce olduğu gibi o devletin bir parçası olacak, Hilafet, ekonomi ve siyasette Allah’ın hükümlerini uygulayacak, Müslüman ve gayrimüslim olsun Allah’ın vaat ettiği gibi devletin tebaası müreffeh bir hayat yaşayacaktır.
وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ الْقُرَى آمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِم بَرَكَاتٍ مِّنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ وَلَكِن كَذَّبُوا فَأَخَذْنَاهُم بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ  “O ülkelerin halkı inansalar ve sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık, fakat yalanladılar, biz de ettikleri yüzünden onları yakalayıverdik.” [Araf 95]

H. 12 Ramazan 1441

 

Hizb-ut Tahrir

05.05.2020
 

Lübnan Vilayeti

 


...:-
  • Demokratik Federal Sistemin Ağır İhmalkârlığından Karaçi’yi Sadece Hilafet Kurtarabilir

  • Hamduk ve El Halo Anlaşması, Şeri Hükümden Arınmış Bir Hayat Tesis Ediyor Peki, Sizler Ne Yapacaksınız Ey Müslümanlar?

  • Tekli Ulusal Müfredat (SNC), Çocuklarımızı Laik Batı Dünyası Görüşleriyle Zehirlerken, Bazı İslami Mefhumlar Hakkında da Yanlış Bilgi Veriyor

  • Yargısız İnfazlar, Cinayetler, Gözaltılar, İşkenceler, Laik Sistemin İnsanları Bastırma Araçlarıdır, Bu Baskıcı Rejimin Ortadan Kaldırılması, Hilafet Sisteminin Yeniden Kurulması Halkın Güvenlik ve Emniyetini Sağlayacaktır

  • Kur’an’ın Yakılması Tüm Müslümanlara Bir Saldırıdır

  •