Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Mevcut Sistemler de, Yöneticiler de Fâsittir, Yegâne Kurtuluş Yolu Râşidî Hilâfet’tir

Müslümanların bugünkü halini görünce yüreklerimiz parçalanıyor. Sahip oldukları muazzam servetlere rağmen Müslümanlar her gün yeni bir musibetle karşılaşıyor; bir gün petrol krizi, bir gün doğalgaz zammı, bir gün buğday fiyatlarının yükselişi, bir gün elektrik kesintiler, bir gün su sıkıntısı, her gün hırsızlıklar, yağmalamalar, hortumlamalar, aşırı fakirliğin sürüklediği intiharlar… Müslümanların inançları için de durum farklı değildir. Eğitim müfredatlarında İslâm’ın sürekli baltalanması, anne-babaların çocuklara sürekli öcü gösterilmesi… Müslümanların toprakları için de böyledir. Afganistan hâlâ Sömürgecinin işgâli altında, Hindu Devleti, Keşmir Müslümanları üzerindeki baskılarını günden güne koyulaştırıyor…

Müslümanların onca acılar içinde kıvrandığı görüldüğünde damarlarda akan kanlar kaynarken, başımızdaki yöneticiler ve liderler, kendi koltuklarının ve Sömürgeci efendilerinin menfaatlerini korumakla meşguldürler:

Yönetimde: Bu sözde yöneticiler Londra’dan Dubai’ye koşmakta, sonra dönüp İslâmâbâd’a gelmekte ve Avrupalı-Amerikalı yetkililerle toplantı üstüne toplantı yapmaktadırlar ki garantör olarak hareket edecek ve Küffârı koruyacak bir hükümet kurabilsinler. Yargıçlar meselesini, hem politikacıların önceki cürümlerini affeden Ulusal Uzlaşma Kararnamesi’ni, hem de Müşerref’in Sömürgeci güçlerin menfaatine çıkardığı tüm yasaları güvence altına alan Yedinci Düzenleme’yi koruyacak şekilde çözme arayışındadırlar.

Ekonomide: IMF ve Dünya Bankası gibi Sömürgeci finans kurumları ile görüşmeler yapmakta, onlardan Pakistan ekonomisini mahveden kapitalist politikaları almakta, vergiler yoluyla ekonomiyi sıkboğaz etme ve Müslümanların kaynakları üzerindeki Batı istismarını güçlendirme taahhüdünde bulunmaktadırlar. Âdeta Müslümanlarla alay edercesine, “haftalık” zamlar yapmakta, hatta zamları “otomatiğe” bağlamakta, tam bir çelişkiyle"yıllık” bütçe hazırlamaya devam etmektedirler. Yine de yetinmeyip bu defa alaylarına bir yenisini eklemekte, pek çok insanı açlıktan ve fakirlikten intihara ve hırsızlığa iten bütçelerini “halk dostu bütçe” olarak adlandırmaktadırlar.

Müslümanların topraklarında: İnsanların benzin ve mazot için birbirleriyle yarıştıkları bir sırada onlar, Sömürgeci NATO’nun askerî araçlarına doldurulmak ve Müslümanlara saldırmaya hazır hale getirmek üzere Afganistan’a yakıt ihraç etmektedirler. İnsanların biçâre buğday arayışlarında horlandıkları bir sırada, başımızdaki yöneticiler, Amerika’nın Afganistan işgâlini desteklemek üzere Kuzey-Batı Sınır Eyâleti üzerinden onlara her tür gıda maddesi sevk etmeyi sürdürmektedir.

Ey Pakistan Müslümanları! Seçimlerden henüz çok kısa bir süre geçmiş iken hepiniz için açığa çıktı ki mevcut hiçbiri, sizi ne umursuyor, ne de size karşı samimi. Muhakkak ki başınızdaki bu yöneticiler, aynen Rasûlullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]‘in tarif ettiği gibidirler:  أَعَاذَكَ اللَّهُ مِنْ إِمَارَةِ السُّفَهَاءِ قَالَ وَمَا إِمَارَةُ السُّفَهَاءِ قَالَ أُمَرَاءُ يَكُونُونَ بَعْدِي لاَ يَقْتَدُونَ بِهَدْيِي وَلاَ يَسْتَنُّونَ بِسُنَّتِي فَمَنْ صَدَّقَهُمْ بِكَذِبِهِمْ وَأَعَانَهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ فَأُولَئِكَ لَيْسُوا مِنِّي وَلَسْتُ مِنْهُمْ وَلاَ يَرِدُوا عَلَيَّ حَوْضِي وَمَنْ لَمْ يُصَدِّقْهُمْ بِكَذِبِهِمْ وَلَمْ يُعِنْهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ فَأُولَئِكَ مِنِّي وَأَنَا مِنْهُمْ وَسَيَرِدُوا عَلَيَّ حَوْضِي  “Allah seni sefihlerin yönetiminden korusun.” Dedi ki: ‘Sefihlerin yönetimi de nedir?’ Dedi ki: “Benden sonra yöneticiler olur. Onlar Hidâyetime uymazlar ve Sünnetimi de tâkip etmezler. Her kim onların yalanlarını doğrular ve zulümlerinde onlara yardım ederse, işte onlar Benden değildir ve Ben de onlardan değilim! Onlar (Cennetteki) Havzıma gelemezler. Her kim de onların yalanlarını doğrulamaz ve zulümlerine de yardım etmezse, işte onlar Bendendir ve Ben de onlardanım! Havzıma gelecek olanlar işte bunlardır.” [İmâm Ahmed rivâyet etti]

Yine, Ey Müslümanlar, biliniz ki bu kokuşmuş küfür sistemi içerisinde yönetimi kabule hazır hiçbir liderlik, size karşı asla samimi ve dürüst olmayacaktır. Bilakis bu sistemde liderler, İslâm’ın ve Müslümanların maslahatlarını kendi menfaatleri karşılığında heder ederler, ne kadar dürüst olursa olsun, hiçbiri bundan kurtulamaz. Çünkü bu sistem, İslâm’ı engellemek ve küfür hükümlerini tatbik etmek için kurulmuştur ve Kâfirlerin menfaatlerini korumak üzere şekillendirilmiştir.

Ey Pakistan Müslümanları! Başınızdaki demokrat liderler, size zilletten, hezîmetten ve ümitsizlikten başka hiçbir şey verememiştir. Aynen kendilerinden önceki diktatörler gibi. Bir an düşünürseniz, Ey Müslümanlar, içinizden yükselen muhlis liderliğin şuuruna varırsınız. Öyle bir liderlik ki Kâfirlerin entrikalarına karşı sizin için bir erken-uyarı işlevi görür, sizi tehlikelere karşı önceden haberdar eder, hâin yöneticilerin gerçek yüzünü ifşa edip maskelerini düşürür ve sizleri sorunlarınızın yegâne köklü çözüm metodu olan Hilâfet istikâmetine yönlendirir. Bunu yaparken hiçbir gayreti heder etmez, Müslümanların topraklarındaki mevcut hâin yöneticilerden hiçbir zâlimin zulmünden, hiçbir kınayıcının kınamasından Allah için korkmaz.

İşte bu nedenle Hizb-ut Tahrir sizleri, ihlaslı şebâbı etrafında toplanmaya çağırmaktadır, Ey Müslümanlar! Onlar ki İslâm’ı bağırlarına basmışlar, Akîdesini kalplerinin zîyneti yapmışlar, var güçleriyle hükümlerine sımsıkı sarılmışlardır. İşte Hizb-ut Tahrir sizleri, Hilâfet’i yeniden kurmak üzere mücâdelesinde onunla omuz omuza durmaya çağırmaktadır, Ey Müslümanlar! Şüphe yok ki işlerinizi adâlet ve ihsân ile gözetecek, canlarınızı, mallarınızı, namuslarınızı ve her şeyin ötesinde dîninizi hakkıyla koruyacak ve savunacak, bu dünyada size yüksek bir siyâsî liderlik kazandıracak olan Hilâfet’tir. İşte bunun içindir ki Hilâfet zamanında, Rasûlullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]‘e saldırıldığında protestolar düzenlemeye gerek yoktu. Çünkü Müslümanlar biliyorlardı ki Hilâfet Devleti, II. AbdulHamîd Hân zamanında olduğu gibi, kuvvet ve azim ile karşılık vermeye hazırdır.

Bu sene H. 28 Raceb 1429 yılı (Temmuz 2008’in sonuna denk gelir) İngilizler, Fransızlar ve Kâfirlerle işbirliği yapan Müslümanların hâin yöneticileri tarafından Hilâfet’in bu Ümmet’ten mahrum bırakılışının 85 yılı tamamlanmış olacaktır. O halde İslâm’ın en azîm farzı olan Hilâfet’in kurulmadığı bir başka yıl geçmesine fırsat vermeksizin hiçbir fedâkârlıktan kaçınmayacağınıza, bu uğurda tüm gücünüzü harcayacağınıza dair Rabbinize ahdediniz! Biliniz ki Hilâfet, size ve dîninize karşı ihlaslı kimselerin yöneticileriniz olabilmesinin tek yoludur.

Ey Güç Sahipleri! Daha ne zamana kadar halkınızın feryatlarına ve çığlıklarına kulaklarınızı tıkayacak, gözlerinizi kapatacak, dillerinizi tutacak, ellerinizi bağlayacaksınız? Daha ne zaman kadar günden güne büyüyen fitnelere, acılara, hüzünlere, aşağılanmalara kör bir bakışla bakacaksınız? Muhakkak ki sizler engellemeye muktedir olduğunuz halde, yine de engel olmadan sırf izlemekle, yerinize çakılıp kalmakla yetindiğiniz halde mevcut yöneticilerin halklarını gözleriniz önünde harap etmeleri kabul edilemezdir. Biliniz ki Allah, yalnızca zulmeden zâlimleri cezalandırmakla kalmaz, bilakis Subhânehu ve Te’alâ, muktedir olduğu halde o zulmü durdurmayıp pasif kalan herkesi de o zâlimler ile birlikte cezalandırır. Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:  وَاتَّقُواْ فِتْنَةً لاَّ تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنكُمْ خَآصَّةً  “İçinizden yalnızca zulmedenlere erişmekle kalmayacak bir fitneden sakının!” [el-Enfâl 25]

Rasûlullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem] de şöyle buyurmuştur:  إِنَّ النَّاسَ إِذَا رَأَوْا الظَّالِمَ فَلَمْ يَأْخُذُوا عَلَى يَدَيْهِ أَوْشَكَ أَنْ يَعُمَّهُمْ اللَّهُ بِعِقَابٍ مِنْهُ  “İnsanlar zâlimi görürler de engel olmazlarsa, Allah’ın onları, katından bir ceza ile kuşatması çok yakındır.” [et-Tirmizî rivâyet etti]

İşte Hizb-ut Tahrir sizleri, azimlerinizi bilemeye çağırmakta ve düşmanlarınız tarafından başınıza musallat edilmiş ve tamamen onlarla hizmetle görevlendirilmiş tüm bu yöneticilere karşı harekete geçmeye teşvik etmektedir. Tutun ellerinden, kaldırıp atın boynunuzdan ve kurun Hilâfet’i onların yerine ki Allah da size ecrinizi iki kat versin ve sizi de onlarla birlikte cezalandırmasın.

إِنَّ فِي هَذَا لَبَلاَغًا لِقَوْمٍ عَابِدِينَ  “Şüphesiz bunda, [Allah’a] kulluk edenler topluluğu için bir bildiri vardır.” [el-Enbiyâ’ 106]

H. 27 Cumâde’l Evvel 1429

 

Hizb-ut Tahrir

01.06.2008
 

Pakistan Vilâyeti

 


...:-
  • Herhangi Bir Ülkede Hilal Görüldüğünde Ramazan Orucuna Başlanılması Farzdır

  • İşgal Altındaki Keşmir İhanetini ve Hindu Devletinin Bölgesel Egemenlik Tehlikesini Durdurun

  • El Burhan-El Hılu Anlaşması, Uluslararası Çatışmanın Bir Halkasıdır ve Sudan Halkına Karşı Bir Tuzaktır

  • Müslümanın Kanı Kâbe’den Daha Değerlidir Sadece Hilafet Bu Kanın İntikamını Alacaktır

  • Üçüncü Meclis Seçimleri Filistin Sorununun Tasfiyesinden Yeni Bir Bölümdür

  •