Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Hizb-ut Tahrir / Mübarek Toprak Filistin’den Milli Eğitim Bakanı’na Açık Mektup

Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Bizi insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet kıldı. İyiliği emreder, kötülüğü yasaklarız. Hakkı söyleriz. Allah hakkında hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayız. Salat ve selam âlemlere rahmet olarak gönderilen Rasûlullah, onun Ali, ashabı ve din gününe kadar iyilikle ona uyanlar üzerine olsun.

Sayın Eğitim Bakanı Dr. Mervan Avertani

Es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh

Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şu sözleriyle hitabımıza başlıyoruz:
مَا مِنْ عَبْدٍ ‌يَسْتَرْعِيهِ اللهُ رَعِيَّةً، يَمُوتُ يَوْمَ يَمُوتُ وَهُوَ غَاشٌّ لِرَعِيَّتِهِ، إِلَّا حَرَّمَ اللهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ  “Allah bir halkın başına getirip de, öldüğü gün tebaasını aldatmış olarak ölen hiç bir kul yoktur ki, Allah ona cenneti haram etmesin” [Müslim] Durumunuzu iyi düşünün, çünkü dönüşünüz Aziz ve Celil olan Allah’adır.

Sayın Bakan, 22 Aralık 2021’de Hüseyin Ebu El Hacc’ı açığa alma haksız kararınız, keyfi bir karardır. Mesleki, eğitimsel veya cezai dayanağı yoktur, tamamen siyasidir. Aşağıdaki hususlar, siyasi nedenlerden ötürü olduğunu doğrular:

Birincisi: Kasıtlı abartma ve yalan hikâye. Sarı sayfalar, güvenlik makamlarından aldığı uydurma hikâyeyi kopyala yapıştır yapmıştır. Beytüllahim’deki Eğitim Müdürlüğü Araştırma Komitesi bu gerçeğin farkında.

İkincisi: Önleyici Güvenlik Servisi’nin, öğretmen ve okulun prestijini ya da öğrenciler üzerindeki etkisini dikkate almadan Hüseyin Bey’i okul önünde tutuklaması. Bu tutuklama, memurlara ilişkin eğitim esasları ve hukuk kuralları ile bağdaşmaz. Üstelik yasal tebligat yok. Milli Eğitim Bakanlığı komisyonunun, tutuklu Hüseyin Bey’in durumunu incelemek yerine zindanda sorgulamak için Önleyici Güvenlik Servisi’nin merkezine gitmesi tuhaf! Eğitimsel, eğitici veya pastoral bir zihniyet, nasıl böyle bir davranış sergileyebilir?

Üçüncüsü: Güvenlik servisi ve medya kuruluşunun bariz müdahalesi. O derece ki yönetimin bazı figürleri, ihsası reyde bulunmak için yargıyı topa tuttular. Maalesef bu, Milli Eğitim İl Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığının kararı üzerinde etkili olmuştur.

Dördüncüsü: Hızlı ve kafa karıştırıcı kararlar. 18 Kasım 2021’de Hüseyin Bey, tutuklanmasının ertesi günü daha cezaevindeyken açığa alındı. 21 Kasım 2021’de okulundan başka bir yere tayin edildi. Daha sonra 22 Aralık 2021’de okulla ilişiği kesildi. Tüm bunlar, mahkeme süreci tamamlanmadan oldu!

Beşincisi: Ey Sayın Bakan! Kararda “Filistin Kamu Hizmeti Yasası’nın 68. maddesinin 10. bendine istinaden 22 Aralık 2021 tarihinden itibaren Milli Eğitim Bakanlığı’nın yürürlükteki yönetmelik, yasalar ve talimatlara aykırı davranmanız, bir öğretmen olarak görevinizi kötüye kullanmanız, yasa ve yönetmeliğe aykırı fikirlerle öğrencilerin milli yönelimlerini etkilemeniz nedeniyle görevinize son verilmiştir.” ifadelerine yer verdiniz.

Hüseyin Bey, İslam bayrağı ile Sykes-Picot bayrakları arasındaki farkı anlatırken, ihlal ettiği o yönetmelik ve kanunların gerçekliğini merak ediyoruz. Bu yasalar nelerdir ve neler içeriyor? Gerçekten de Milli Eğitim kurumunda yürürlükte bir yasa var mı? Öğrencilerine siyasi ve tarihi gerçeği açıklayanları suçlu görüp cezaya mahkûm ediyor mu?  Kaldı ki mevcut sınırları ve bayrakları ümmeti parçalamak ve bölmek için sömürgeciliğin çizdiğini tüm dünya biliyor. Siz söyleyin Sayın Bakan, Filistin’in sınırlarını, bayrağını ve renklerini kim belirledi? Filistin halkı mı? Filistin Kurtuluş Örgütü mü? Yoksa Filistin Yönetimi mi? Ya da sömürgeci Batılı ülkeler mi?

Kararda “... Yasa ve yönetmeliğe aykırı fikirler” ifadesi yer aldı. Peki, Hüseyin Bey’in öğrencilerine öğrettiği fikirler nelerdir? Safsata fikirler mi yoksa yanlış ve yanıltıcı fikirler mi? Peki, Milli Eğitim Bakanlığı, Hüseyin Bey’in bu düşüncelerinin yanlışlığını düzeltmek ya da yalansa yalan olduğunu açıklamak için bir çaba gösterdi mi? Ebu Zer’den rivayet edildiğine göre, Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
قُلِ ‌الْحَقَّ وَإِنْ كَانَ مُرّاً  “Acı da olsa doğruyu söyleyin” [İbn Hibban] Kararda belirtilen yasa ve yönetmeliğin, Allah katında en üstün ve en güzel bir amele nasıl uygulandığını anlatır mısınız? Yoksa öğrencilere acı gerçeği açıklamak zor mu? Söyleyin Sayın Bakan! Hüseyin Bey’in bahsettiği (acı gerçek) fikirler, bakanlığınızda yürürlükteki kanun ve yönetmeliğe aykırı mı?

Kararda “...Öğrencilerin milli yönelimlerine etkilemek için öğretmenlik görevinizi kötüye kullanmanız…” ifadeleri kullanıldı.

Hüseyin Ebu El Hacc, eğitim ve öğretim çerçevesinde öğrencilerin Balfour Deklarasyonu ve Sykes-Picot hakkındaki sorularına dürüst ve sadık bir şekilde cevap vermiştir; Şimdi okullara giden oğullarımız ve kızlarımızı merak ediyoruz ve bu yüzden size soruyoruz, emaneti layıkıyla korudunuz mu? Düşman aygıtlarının çocuklarımızın akıllarıyla oynamasına mani oldunuz mu? Öğrencileri, eğilim ve tutumlarını etkileyen ve yok etmeyi hedefleyen Batılı kampanyalardan korudunuz mu? Yoksa düşman aygıtları, siz ve eğitim müdürlüklerinin koordinasyonuyla mı okullara giriyorlar? Davasını bilen, düşmanının farkında olan, kenetlenmiş güçlü bir nesil yetiştirmek için eğitim planlarını geliştiren siz misiniz? Yoksa İslam düşmanı yabancı komiteler ve yabancı “uzmanların” tavsiyelerini mi yerine getiriyorsunuz?

Sayın Bakan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaklaşımı, çocuklarımızı ümmetinden, dininden ve kültüründen koparma operasyonudur. Bu, emaneti zayi etmektir. Duruş, daha doğrusu duruşlar sergilenmesi ve hesap sorulması yakışık alır. Bazılarını aşağıda özetliyoruz:

1- Tüm eğitim süreci (müfredat, ders dışı etkinlikler, kurslar, çalıştaylar ve öğretmen eğitimi) uluslararası sözleşmelere tabi. Söz konusu sözleşmeler, laikliği pekiştirmeyi, aileyi yok etmeyi, genç erkek ve kızları yozlaştırmayı amaçlıyor. Bu sözleşmelerin başında CEDAW, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Planı ve Çocuk Hakları Sözleşmesi gelmektedir. Bakanlığınız stratejik planlarında bunu açıkça belirtiyor. Bu sözleşmelerde kaydedilen ilerleme raporları yabancı komitelere sunuldu.

2- Müfredat ile ilgili olarak, yapılan önceki değişikliklerin “aşırılık” veya Yahudi varlığına karşı provokasyonu yasaklama bahanesiyle Amerikan yönetimi ve Yahudi varlığının talimatları doğrultusunda gerçekleştiğini uzak yakın herkes biliyor. Müfredatta yapılan değişiklikler ve bu günlerdeki hazırlıklar, uluslararası sözleşmelere cevap niteliğindedir. Yapılan bu değişiklikler, İslam kavramlarını silmeyi, müfredatı laikleştirmeyi, -eşcinselliğe temel teşkil eden- cinsiyet ve toplumsal cinsiyet fikri, cinsel sağlık ve üreme sağlığı, “insan hakları” gibi Batılı standart ve kavramlara göre yıkıcı ve tehlikeli fikirler geliştirmeyi amaçlıyor. İslam kavramlarını silmek, okul müfredatlarında Batılı fikir ve kavramları ön plana çıkarmak, İslam’la mücadele, çocuklarımızı yozlaştırmak, dinleri ve ümmetlerinden koparmak anlamına gelir.
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Servet Zeyd, 28 Ocak 2020’de Çocuk Hakları Komitesi’nde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Müfredatı gözden geçiren teknik komite, Filistin STK’ları, GFA bağış kuruluşları, USAID temsilcisi ve İngiliz konseyi temsilcisidir. Filistin’de aktif tüm bağışçı ülkeler de katıldı. Başta İrlandalılar olmak üzere bağışçılardan da destek gördü.” Müfredatı denetleyen ve finanse eden bu kesimler, İslam ve Müslüman karşıtı Batılı kesimlerdir!

3- Eğitimi, karma eğitime dönüştürme çalışmaları. Karma eğitim, birçok okulda ilköğretim sınıflarında çoktan başladı bile. Meslektaşınız Ahmed Mecdelani, 28 Ocak 2020 tarihinde Çocuk Hakları Komitesi önünde bunu açıkça ifade etti ve bu sadece bir başlangıçtır. Yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Ama genel olarak, artık okullarda karma eğitime geçilmesi yönünde bir yaklaşımımız var. Karma eğitim ilkokul sınıflarında zaten çoktan başladı. Artık bu fenomen, Filistin’in çeşitli şehir ve köylerdeki öğrencileri arasında yaygınlaşıyor.” Bilindiği üzere karma eğitim, CEDAW Sözleşmesi’nin 10. Maddesinin C bendinin bir gereğidir.

4- Toplumsal cinsiyet kültürünün okul müfredatında yer alması. Bu alanda öğretmenler için pek çok seminer düzenlendi. Şu anda, toplumsal cinsiyet kültürünün üniversite dersleri arasında yer alması yönünde çalışmalar yürütülüyor. Açıklığa kavuşturmak gerekirse, toplumsal cinsiyet, erkeklik ve kadınlık duygusu fikrine dayanır. İnsan türü, biyolojik cinsiyetinden farklı olabilir. Kültür ve eğitim, insan türünün belirlenmesine müdahale eder. Bu kavrama göre bir erkek kendisini kadın gibi hissedebilir ya da tam tersi de olabilir. Bu ise anormalliklere yol açar. Bu tehlikeli fikirler, sekizinci sınıf sosyal bilgiler kitabının 2017-2018 baskısının ikinci bölümünde mevcut. Bu zehirli kitapta, öğrencilerden cinsiyet ile tür arasında ayrım yapılması isteniyor. Öğrencilere cinsiyetin türden farklı olduğu söyleniyor! İnsan türü, kültür ve eğilimlerden etkilenir, zaman ve mekânın değişmesiyle değişir. Bu zehirli fikirleri hangi günahkâr ve mücrim kaleme aldı ey Milli Eğitim Bakanı!

5- Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni yürürlüğe koyma çalışmaları. Eğitim araçlarının öğretmenler ve müdürlerden gasp edilmesi, sözleşmenin somut sonuçları arasında yer almaktadır. Bu, okullarda kaos ve düzensizlik yaratır. Bu yanlış kültür, öğretmenin zayıflamasının ve prestijini kaybetmesinin en önemli nedenidir. Eğitim kalitesini ve disiplinini olumsuz etkiler, taşkınlıklar yaratır. Bu yüzden bazı öğretmenler saldırıya uğradı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın amacı acaba bu mu?

Cinsel sağlık, üreme sağlığı ve inanç özgürlüğünün eğitimde yer alması, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin tavsiyeleri arasındadır. Sözleşme, korumak için değil, İslam’dan uzaklaştırmak ve ümmetinden soyutlamak için çocuk özgürlüğüne odaklanmaktadır. Çocuğun güzel ahlakla yetiştirilmesine önem vermez, düzgün bir şekilde terbiyesini dikkate almaz.

Cinsel sağlık ve üreme sağlığından amaç,  okullara cinsel kültürün sokulmasıdır. Kısacası, öğrencileri güvenli yani hamile kalmadan ve hasta olmadan cinsellik konusunda bilgilendirmek anlamına gelir. Milli Eğitim Bakanlığı ekibinin de yer aldığı Mecdelani başkanlığındaki bir heyetin, Çocuk Hakları Dış Komitesi’ndeki sorgusu sırasında yabancı komite üyesinin, kontraseptif kullanımı ve cinsel eğitimin kapsamı ve boyutları hakkındaki sorusuna, Müfredat Genel Müdürü Servet Zeyd, “Yaş grubuyla uyumlu 1’den 12’ye kadar kavramlar sıralaması var. Juzoor Vakfı gibi yerel topluluk kuruluşlarının da faaliyetleri söz konusu. Yaş grubuna göre çocuklarda cinsiyet kavramı oluşturmak için üreme sağlığı, cinsel eğitime entegre edildi. Tüm dünyada olduğu gibi Filistin’de de gençler arasındaki ilişkilere açıklık getirmek istiyorum. Genç erkek ve kızlar arasındaki ilişkiler, değer ve ahlak ilişkilerine göre başlıyor. Cinsel ilişki nadirdir, olabilir de. Ancak okullarda prezervatif ve doğum kontrol hapı dağıtılmıyor ve bu olguya teşvik edilmiyor… Ancak genel olarak, okullarda karma eğitim verilmesi yönünde bir yaklaşımımız var ve karma eğitim ilkokullarda çoktan başladı bile. Artık karma eğitim, Filistin’in tüm şehir ve köylerinde yaygınlaşıyor.” yanıtını verdi. Açıkçası Mecdelani, şu anda kontraseptiflere ihtiyacımız olmadığını, ama karma eğitim yaklaşımımızın olduğunu söylüyor!

6- Müfredatı kurcalamak ve öğrencilere erişmek için Batı destekli feminist kuruluşlara ve CEDAW merkezlerine kapılar ardına kadar açıldı.
Bu kuruluşların en tehlikelileri, Juzoor Vakfı ile değerleri ve ahlakı yok etmek için çalışan Aile Planlaması ve Koruma Derneği’dir. Bunun birkaç kanıtı var.

Eğitim Bakanlığı’nın gözleri önünde öğrencilerin zihinlerine yapılan saldırılar, Ebu El Hacc’ın yaptıklarıyla ve ihraç kararında belirtilenler ile karşılaştırıldığında, söyleyin Sayın Bakan, müfredatın Batılı ülkeler ve Yahudi varlığının projelerine hizmet edecek şekilde değiştirilmesi öğrencilerin “milli” yönelimleriyle uyuşur mu? Cihat ayetleri ile sahabe biyografilerinin müfredattan silinmesi, öğrencilerin “milli” yönelimleriyle örtüşür mü? Eşcinselliği, CEDAW Sözleşmesi’ni ve toplumsal cinsiyeti esas alan kavramların ön plana çıkarılması, okullardaki kız ve erkek çocuklarımızın “milli” yönelimleriyle bağdaşır mı? Yabancı komiteler ve Batı destekli derneklerin fikirlerine okullar ve üniversitelerin kapılarının açılması, öğrencilerin “milli” yönelimlerini etkilemez mi? Dahası, Yahudi varlığı ile “kutsal” güvenlik koordinasyonu, Filistin halkının “milli” yönelimlerine tesir etmez mi? Bu soruları yanıtlayabilir misiniz?

Ey Sayın Bakan! Suçlu kim? İslam hayranı Filistinli çocuklara gerçek düşmanlarını tanıtanlar ve onları bilinçlendirenler mi? Yoksa işgalci varlık ile barış ve huzur içinde yaşamak için toplumu yıkmayı, İslamiyet’ten ve ümmetten koparmayı amaçlayan düşmanın politikalarını uygulayanlar mı?

Söyleyin Sayın Milli Eğitim Bakanı, mali ve ahlaki yozlaşmışlık ile nasıl başa çıkıyorsunuz? Yozlaşmış kişiyi görevden alıyor musunuz? Yoksa örtbas edip göstermelik başka yere atıyor, sonra çok geçmeden terfi üstüne terfi mi yaptırıyorsunuz? Bunu çok iyi bildiğini düşünüyoruz.

Sonuç olarak, Hüseyin Ebu El Hacc’ı görevden alma kararınız, Milli Eğitim Bakanlığı olarak Batı ve İslam düşmanlarının safında yer aldığınızı vurgular. Nesillerin yozlaştırılmasında Yahudi varlığı yararına çalışıyorsunuz. Samimiyetle ve içtenlikle bu ümmeti savunanlara karşı Yahudi varlığıyla aynı siperde yer alıyorsunuz… Nereye gidiyorsunuz? Gelecek nesilleri hangi dipsiz vadiye itiyorsunuz?

14 Aralık 2021 tarihinde Başbakana bir mektup gönderdik. Mektupta, ola ki basiretiniz açılır da sakınırsınız. Aksi takdirde şeytana ve şeytanın dostlarına uymuş olursunuz dedik! Sonra aleyhinize delil ve insanlar için bir açıklama olsun diye bu mektubumuzu size göndermeye karar verdik. Hidayete erenlerden mi yoksa hidayete ermeyenlerden mi olacaksın, bakacağız.

Biliniz ki, otoritenin erkek ve kız çocuklarımızı yozlaştırmasının cezası, bu dünyada hüsran, ahirette ise elim bir azaptır. Allah’a olan güvenimiz sonsuzdur. Yozlaşmış ve yozlaştırıcı kimselere uzun süre tanımaz. Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şu sözü size yeter:
وَأَنْذِرِ النَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمُ الْعَذَابُ فَيَقُولُ الَّذِينَ ظَلَمُوا رَبَّنَا أَخِّرْنَا إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ نُجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ الرُّسُلَ أَوَلَمْ تَكُونُوا أَقْسَمْتُمْ مِنْ قَبْلُ مَا لَكُمْ مِنْ زَوَالٍ (44) وَسَكَنْتُمْ فِي مَسَاكِنِ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ وَتَبَيَّنَ لَكُمْ كَيْفَ فَعَلْنَا بِهِمْ وَضَرَبْنَا لَكُمُ الْأَمْثَالَ (45) وَقَدْ مَكَرُوا مَكْرَهُمْ وَعِنْدَ اللَّهِ مَكْرُهُمْ وَإِنْ كَانَ مَكْرُهُمْ لِتَزُولَ مِنْهُ الْجِبَالُ (46) فَلَا تَحْسَبَنَّ اللَّهَ مُخْلِفَ وَعْدِهِ رُسُلَهُ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ ذُو انْتِقَامٍ (47) يَوْمَ تُبَدَّلُ الْأَرْضُ غَيْرَ الْأَرْضِ وَالسَّمَاوَاتُ وَبَرَزُوا لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ (48) وَتَرَى الْمُجْرِمِينَ يَوْمَئِذٍ مُقَرَّنِينَ فِي الْأَصْفَادِ (49) سَرَابِيلُهُمْ مِنْ قَطِرَانٍ وَتَغْشَى وُجُوهَهُمُ النَّارُ (50) لِيَجْزِيَ اللَّهُ كُلَّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ إِنَّ اللَّهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ (51) هَذَا بَلَاغٌ لِلنَّاسِ وَلِيُنْذَرُوا بِهِ وَلِيَعْلَمُوا أَنَّمَا هُوَ إِلَهٌ وَاحِدٌ وَلِيَذَّكَّرَ أُولُو الْأَلْبَابِ  “(Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik.” Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah, onu bilir). Sakın Allah’ın, peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. O gün yer, başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar. O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün. Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir. Allah, herkese kazandığının karşılığını vermek için böyle yapar. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.” [İbrahim 44-52]

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun

H. 13 Cumade’s Sânî 1443

 

Hizb-ut Tahrir

16.01.2022
 

Mübarek Toprak Filistin

 


...:-
  • Mevcut İnsan Yapımı Yargı Sistemine Göre Güçlü Haklıdır, Adalet Geri Planda Kalır

  • ABD’ye Kölelikten Kurtulmak İçin Demokrasiyi Reddetmeli, Nübüvvet Metodu Üzere Hilafeti Kurmalıyız

  • Durağan Enflasyon, Altın ve Gümüşe Dayanmadıkları İçin Sürekli Değer Kaybeden Para Birimlerinden Kaynaklanıyor

  • Kapitalist Özelleştirme Nedeniyle Elektrik Fiyatları Dayanılmaz Boyutta

  • İnsan Yapımı Yasalar Pakistan’ın Tarımsal Potansiyeli Önünde Engel

  •