Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Seçimler Yaklaşırken Günahına Ortak Olunması İçin Çağrılar Yapılıyor
“Rabbinize, hiç değilse bir özür beyan edebilmemiz içindir, belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar” [Araf 164]

Gurbetçilerin oy kullanmasının ardından 15 Mayıs 2022’de Lübnan’da yapılacak seçimlerde insanlara “seçimlere geniş katılım çağrısında” bulunuldu. Yoğun bir şekilde seçimlerin propagandası yapıldı, değişim için bir fırsat olduğu belirtildi! Ancak genel atmosfer, seçimlerin boykot edilmesi yönünde. Özellikle de Sad Hariri’nin seçimlere katılmayacağını veya siyasi çalışmalarını askıya aldığını açıklamasından sonra!

Ey Müslümanlar! Kuşkusuz biz, halkına yalan söylemeyen bir partiyiz. Biz bu siyasi sınıfın ve partilerinin bir parçası değiliz. Onun için siyasi sınıf ve partilerinin ya da iktidara ortak olmak isteyenlerin yaptığı gibi size asla yalan söylemeyiz veya sizi asla aldatmayız. Siyasi sınıfın tek derdi, yıpranmış sisteme yama yapmak, sistem ve düzenin ömrünü uzatmak, kaynaklarınızın yağmalanmasını ve çocuklarınızın yerinden edilmesini kolaylaştıran yasaların devamlılığını sağlamaktır!

Ey Müslümanlar! Defalarca söyledik ve söyleyeme de devam ediyoruz. Yaşananlar söylediklerimizi doğruluyor:

Lübnan siyasi olarak Amerika’nın güdümünde. En genç ve tecrübesiz politikacı bile tepeden tırnağa Lübnan’da siyasi işlerin ya doğrudan ya siyasi güçler ya da uydusu bölge ülkeleri aracılığıyla ABD büyükelçiliğinin yürüttüğünü bilir. Bu hegemonik gücün, ajanlarının ve uydusu ülkelerin seçimler gibi hayati bir meseleyi kaderine terk edeceğini düşünüyor musunuz? Kıyılarında büyük miktarda gaz ve petrol keşfedilmesinin ardından Lübnan’daki ekonomik ve siyasi hegemonyasını genişletmeye çabasındaki Amerika, genel olarak bölgede, özel olarak Lübnan’da kartları yeniden karmaya, eski yozlaşmış siyasi sınıfı özellikle “Sünni Müslümanlar” içindeki yeni yüzlerle değiştirmeye çalışıyor. Liderleriniz olduğunu iddia edenler, ya adaylıklarını askıya aldılar, ya adaylıktan çekildiler ya da seçim sürecine katılmayacaklarını beyan ettikten sonra seçim sahası karıştı. Bu karışıklığın ardından Amerikan uydusu siyasi çevreler sizi oy kullanmaya teşvik ediyor! İşte dolaylı olarak da olsa Suudi hareketine kapılar yeniden açılıyor! Bunun farkında olmalı ve bu çağrılara cevap vermemelisiniz.

Politikacılar, kendilerini yeniden yapılandırmaya çalışıyorlar. Yeni bir şey getirmeyecekler, aksine ülkeyi ve halkı yağmalamaya devam edecekler. Yeni yüzler, köklü bir değişim projesine sahip değiller. Bilakis tek söyledikleri şey, sisteme ve düzene katılın, en uygun ve en verimli olanı getirin, şehrin çocuklarını ya da bilinmeyen devrim projesini ya da elektrik ve su getirenleri, yollar yapanları ya da fitneyi önleyenleri ya da yıpranmış milliyetçilik ve vatanseverlik narası atanları seçin çağrısıdır. Hatta bazıları Müslümanların duygularını okşamak için söylemlerinde Filistin sorununu gündeme taşıdılar! Hangi projeye oy vereceksiniz? Eski ve yeni hepsi bu sistem ve düzenin bir parçasıdır. Özetle, eski ya da yeni siyasi adaylar gerçekliği budur.

Ama daha da önemlisi, bugün kime kulak vereceksiniz? Yozlaşmış siyasi sınıf politikacılarına mı yoksa eski sistemin yetiştirdiği yeni yüzlere mi ya da Rabbinizin çağrısına, hükümlerine ve dinine mi?!

Biz meseleye açıklık getirmeyi bir görev olarak addediyoruz. Çünkü doğru ile yanlış, genellemeler ve süslü sözler arasında ayrım yapmak kaçınılmaz.

Diyoruz ki: Müslümanın fiillerinde aslolan şeri hükümlere bağlanmaktır. Seçimler belirli bir fiildir, bu fiilin bir hükmü olduğunda şüphe yok. Hükmü bilmek için özellikle milletvekilinin ve seçmenlerinin fiilini bilmek gerekir. Lübnan milletvekilinin eylemi, özellikle orantılı yasa kapsamında, açık ve nettir: Yasama ki haramdır, çünkü yasama yalnızca Allah ve Rasûl’üne mahsustur; Lübnan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını seçmek ki haramdır, çünkü kâfir ve küfür ile hükmedeni seçmektir; insan yapımı yasaları onaylamak ki haramdır, çünkü bu, Allah’ın indirdiğinden başkasıyla amel etmektir; hükümete güvenoyu vermek ki haramdır, çünkü pozitif hukuka göre güvenoyu veriliyor; insan yapımı yasaya göre otoriteyi hesaba çekmek ki haramdır, çünkü Şeriatın istediğinden başkasıyla hesaba çekmektir; milletvekilinin kâfirleri veya laikleri veya sapıklara iktidara getiren listelerde yer alması ki haramdır, çünkü bu kâfirin Müslüman üzerinde yol bulmasını sağlar. Milletvekili bu temele göre meclise girerse, fiili ve seçilmesi haramdır.

Ama Müslüman milletvekili bütün bunları yapmayacağını açıklar, Allah’ın hükmünü ve sistemini talep etmek, Allah’ın Şeriatına göre yozlaşmışlardan hesap sormak için meclise gireceğini beyan ederse, o zaman eylemi ve seçilmesi caizdir. Peki, Lübnan’da böyle yapacağını söyleyen bir erkek ve kadın Müslüman milletvekili duydunuz mu? Ya da orantılı seçim yasasına göre bunu yapabilir mi? Tabii ki hayır, hiç kimse bunu yapamaz. Bağımsız projesiyle meclise giremez, Müslümanın inancına, anlayışına ve projesine aykırı kimselerin listesinde ancak meclise gerebilir! Bunu öğrendikten sonra bu adaylardan birini içerisinde bulunduğu konuma seçmesi caiz midir? Hayır, namaz kılsa, oruç tutsa, hacca gitse, zekât verse bile bu durumdaki birini seçmek caiz değil…

Maslahat, zaruret, iki şerden en ehven olanı ve iki zarardan en hafif olanı şüphesi bunu haklı çıkarmaz. Seçimler ve adaylık, helake götüren bir zaruret değil. Bu kural, zaruret halinde Müslümanın haram yiyecekleri yemesi ve içmesi konusunda geçerli. Bu, Şeriatın belirlediği bir ruhsattır ve nas olmadan ruhsat olmaz. Orantılı yasaya göre haram olan seçimlere ruhsat verenler, ruhsat olduğuna dair bir nas getirmeli… Seçimler şeri maslahatlardan değildir, daha çok Mesalihu mürsele türündendir, yani delili yoktur. Aksine Şeriatın maslahatı celp, mefsedeti def için geldiği genel anlayışından türetilmiştir. Yani hüccetliğine dair hiçbir delil yoktur. Tek başına bu bile yeterlidir, maslahatı celp, mefsedeti def şeri delil olamaz. Bununla birlikte tanımlarına göre mesalihu mürsele, birçok yönden delil olmadığını göstermektedir: Şeri hükmün tanımına aykırıdır, yani şeri hükmün gerçekliğine aykırı. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:
وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا  “ Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının.” [Haşr 7] Mesalihu mürselenin delili akıldır. Mesalihu mürseleyi delil kılmak, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in getirdiği kitap ve sünnetten başkasını hakem kılmaktır. Şeriattan başkasına uymaktır. Akla uymak ve aklı hakem kılmaktır. Vahyin getirdiğine uymakla emrolunduk ve vahyin getirdiğinden başkasına yani Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’den başkasına uymaktan nehyolunduk. Mesalihu mürseleyi şeri delil kılmak, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ya da vahye değil akla uymaktır. Bu şeri bir hüküm değildir; Allah Subhânehu ve Teâlâ dinini tamamlamıştır. Aklın delil olarak aldığı maslahatı almak, şeriatın kâmil olmadığı eksik olduğu, böylece aklın maslahatı delil olarak getirdiği anlamına gelir. Onların sözlerine göre mesalihu mürsele, eksikliği kanıtlandıktan sonra Şeriatı tamamlamıştır! Bu, ayetin açık metnine aykırıdır.
الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي  “Bugün sizin dininizi kemale erdirdim. Ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım.” [Maide 3] Seçimler, ehveni şer ve iki zarardan en hafifi değildir, aksine zararı ortadan kaldırmak gerekir. Araştırma, Müslüman milletvekilinin veya seçmenlerinin bu orantılı yasaya göre yaptığı fiilin caiz veya haram olduğu konusundadır.

Ey Müslümanlar! Şüpheyi bırakmak, Allah’ın açık helâline sarılmak ve açık haramından kaçınmak için tüm bunlar yeterli değil mi? Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bir hadiste şöyle buyurdu:
إِنَّ الْحَلَالَ بَيِّنٌ، والْحَرَامَ بَيِّنٌ، وبَيْنَهُمَا مُشْتَبِهَاتٌ لَا يَعْلَمُهُنَّ كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ، فَمَنِ اتَّقَى الشُّبُهَاتِ فَقَدِ اسْتَبْرَأَ لِدِينِهِ، وعِرْضِهِ، ومَنْ وقَعَ فِي الشُّبُهَاتِ وقَعَ فِي الْحَرَامِ  “Helâl da bellidir, haram da bellidir. İkisinin arasında da (birtakım) şüpheli şeyler vardır ki çok kimseler onları bilmezler. Her kim şüpheli şeylerden sakınırsa ırzını da, dinini de kurtarmış olur. Her kim de şüpheli şeylere dalarsa, koru etrafında (hayvanlarını) otlatan bir çoban gibi, çok geçmeden içeriye dalabilir.”  Allah ve Rasûl’ünün davetçisine kulak verin. Tüm eski ve yeni yüzleriyle siyasi sınıftan uzak durun, şüphelerden kaçının. Özellikle Amerika’nın, adamlarının ve Lübnan’daki ve hatta mensubu olduğunuz ümmetiniz içindeki ajanların sebep olduğu bu karışıklıktan sonra dininizi ve onurunuzu koruyun.

هَذَا بَيَانٌ لِّلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ * وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَنتُمُ الْأَعْلَوْنَ إِنْ كُنْتُمْ مُّؤْمِنِينَ  “Bu (Kur’an), bütün insanlığa bir açıklamadır; takva sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür. Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.” [Ali İmran 138-139]

H. 13 Şevval 1443

 

Hizb-ut Tahrir

13.05.2022
 

Lübnan Vilayeti

 


...:-
  • Arabuluculuklar, Müzakereler veya Uluslararası Kurumlar Yahudi Varlığının Suçlarını Durduramaz, Yahudi Varlığını Ancak Müslüman Orduların Seferberliği Durdurabilir

  • Filistin Yönetimi, Haksız Kararlarıyla İç Barışı Tehdit Ediyor ve Toplumu Yıkmanın, İnsanları Yoksullaştırmanın ve Harama Boğmanın Çabası İçerisinde

  • Filistin Barosuna Açık Bir Mektup

  • Müslüman Çocuğa Polis Şiddeti

  • Demokratik Seçimler Serap Gibidir, Susayan Onu Su Sanır!

  •