Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Filistin Yönetimi, Haksız Kararlarıyla İç Barışı Tehdit Ediyor ve Toplumu Yıkmanın, İnsanları Yoksullaştırmanın ve Harama Boğmanın Çabası İçerisinde

Kuruluşundan bu yana Filistin yönetimi, Filistin halkını boyun eğdirmek, düşmanlarına yem yapmak için tehdit etmekte, yıldırmak için çalışmaktadır. Bazen suçlarına yasal kılıf giydirmekte, bazen de kanunu hiçe saymaktadır. Filistin yönetimi, sömürgecilerin mübarek toprak halkına ilişkin planlarını yasalaştırmak, Filistinlileri kimlik ve dinlerinden soyutlamak için sömürgeci gündemlerin uygulanmasını gelenek haline getirmiştir. Filistin yönetimi uzun vadeli bir politikadır. Yahudi varlığını güçlendirmeyi, korumayı ve varlığının sadece Filistin’de değil, Müslüman ülkelere de uzanmasını amaçlıyor.

Filistin halkı teslimiyetçi müzakerelerden çok çekti. Belalar ve felaketlere sürüklendi, toprağı, onuru ve kutsallıkları peşkeş çekildi. “ulusal” projesi, işgalden kurtuluş projesinden işgali koruma projesine ve aygıtına dönüştü. Tek dertleri ayrıcalıklarını korumak ve yatırımlarını geliştirmek olan liderlerinin yatırım projesine evirildi.

Filistin Yönetimi, Filistin halkının kararlılığını öldürmenin etkili bir aracı haline geldi. Günahkâr CEDAW Sözleşmesini imzalaması, aileyi parçalamaktan, kadınlarımız ve çocuklarımız üzerinde Batıya yol vermekten başka bir amacı yoktur. Tüm kurumlarda toplumsal cinsiyet kavramının propagandası yapılıyor. Toplumsal cinsiyet için konferanslar ve seminerler düzenleniyor. Toplumsal cinsiyet, eğitim müfredatına sokuldu. Filistin halkına ve çocuklarına cinsiyet kimliğinin doğuştan gelmediği, psikolojik ve sosyal faktörlerden etkilendiği, toplumsal faktörlerin etkisiyle değişip genişlediği, erkeğin kendini kadın gibi hissetmesinin, saygı duyulması gereken doğal bir duygu olduğu, bir kadının da kendisi gibi bir kadına meyletmesinin, korunması gereken doğal eğilim olduğu anlatılıyor. Gaycilik ve lezbiyenlik, iddia ettikleri gibi bireylerin korunması gereken hakları arasındadır. Hatta eşcinsellerin, iktidar aygıtı tarafından korunan, iktidardaki bakanlar tarafından savunulan kurumları ve kulüpleri vardır. Aman Allahım bu nasıl bir suç? Toplumu korumak ve gözetmek, eşcinselliğin yayılması ve korunması ile mi oluyor?

Daha sonra otorite, halka saldırmaya cüret etti. “Kanun Hükmünde Kararname” adı altında bir takım kanunlar çıkararak insanlara karşı suç işlemeye devam etti. Vergi toplamak, insanların kanını emmek ve düşmanlarımızın politikalarını uygulamak için hayatın her alanını hedef aldı.

Otorite, insanların birikimlerini çarçur etti, işçilerin yeteneklerine ve ücretlerine karşı komplo kurdu. Çıkarmaya çalıştığı Sosyal Güvenlik Kanunu ile çalışanların yeteneklerine ve ücretlerine el uzattı. İcra, Hukuk ve Ticari Usul ve Ceza Muhakemeleri Usul Kanunları ve daha nice adaletsiz ve zalim yasalar, sivil barışı etkiliyor, insanları haklarını kendi elleriyle almaya itiyor. Bu yasalar, kaos çıkaracak, mallara ve canlara saldırı olacak, toplum parçalanacaktır. Ayrıca yasalar, insanları tefeci bankalara yönlendirmek için özenle hazırlanmışlardır. Böylece insanlar, borç altında ezilecekler, haram bataklığında ve Allah ile savaşta boğulacaklardır.

Kanun kararıyla, sahabe Temim Ed Dari vakfına ait yaklaşık 73 dönümlük arazi Al-Maskobiya Kilisesi’ne verilmek üzere kamulaştırıldı. Oysa otoritenin vakıf arazilerini kamulaştırma hakkı yoktur. Bu karar, bu arazilerin Yahudi varlığına peşkeş çekilmesinin bir ön hazırlığıdır. Nitekim kilisenin bir dizi mülkü, gizlice yerleşimcilere verilmiştir. Yaklaşık iki yıl önce işgal güçlerinin arazilere girip işaret koymaları bunun en güzel kanıtıdır. Halen otorite, Yargıtay başkanı “Ebu Şarar” aracılığıyla Yüksek Mahkeme’nin verdiği kamulaştırma kararının iptalini atlatmaya çalışıyor. Otoritenin Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in vakfettiği vakıf arazisinin mülkiyetini devretme ısrarı niye?

Ümmet düşmanı bir kararla Çocuk Esirgeme Kanunu çıkarıldı. Kanun, çocuklarımızı işgalin suçlarından ve onları dinlerinden soyutlamaya çalışan Batının saldırısından korumak için değildir. Çocuklarımızın üzerinde yetiştirilmesi gereken yüksek değerleri korumak için de tasarlanmamıştır. Aksine yasa, Avrupa’daki bağışçı ülkelerin emirlerinin uygulamak, çocuklarımızın ve ailelerimizin velayetini almak, böylece Batılı değerlere kolay lokma ve ümmete karşı düşmanlarımızın elinde bir alet olmalarını sağlamak için çıkarılmıştır.

Çocuk Esirgeme Kanunu, çocuğun dinini, kılık kıyafetini ve cinsel yönelimini ailesinden ve ailesine egemen değerlerden uzak bir şekilde seçmesini mümkün kılmaktadır. Babanın oğluna, öğretmenin talebesine terbiye vermesini şiddet, kızı İslami kıyafet giymeye zorlamak ise ayrımcılık ve şiddet suçu saymaktadır. Yasa 18 yaşına gelene kadar çocuğa evlenme hakkı vermiyor. Bunun amacı nedir? Sonra yasa, babanın oğluna, öğretmenin talebesine terbiye vermesini şiddet, kızını İslami kıyafet giymeye zorlamasını ise ayrımcılık ve şiddet suçu saymaktadır. Bu, çocuklarımıza ve ailelerimize zarar vermez mi?

Çocuklarınıza namazı ve İslam ahlakını öğretmenizi istemiyorlar. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şu buyruğuyla amel etmek,
مُرُوا أَبْنَاءَكُمْ ‌بِالصَّلَاةِ ‌لِسَبْعِ سِنِينَ، وَاضْرِبُوهُمْ عَلَيْهَا لِعَشْرِ سِنِينَ، وَفَرِّقُوا بَيْنَهُمْ فِي الْمَضَاجِعِ  “Çocuklarınız yedi yaşına geldiklerinde onlara namazı emredin. On yaşlarına gelince (namaz kılmazlarsa) onları dövün. Ve yataklarda aralarını ayırın.” [Ahmed] Çocuk Esirgeme Kanunu’na göre cezalandırılması gereken bir suç haline gelmiştir!

Bütün bunlar, otoritenin hareket temelinin, hakların korunması değil toplumun yıkımı ve insanların parasının çalınması olduğunu doğrulamaktadır. Hareket temeli, insanların haklarını gözetmek ve korumak olsaydı, hükümet kurumlarında yolsuzluk ve yaygın para israfı ile mücadele etmek için çalışırdı. Yolsuzluğun kanıtları çok, bazılarının açık dosyaları bile var. Özellikle de Yahudi varlığına gizlice toprak verenlerin dosyaları var. Güvenlik güçlerinin bunda rolü çok büyük.

Ey mübarek toprak halkı! Otoritenin kararları, toplumun yıkımının, parçalanmasının ve değerlerinin yitirilmesinin bir aracı haline gelmiştir. Bu, otoriteyi bu kararlardan vazgeçirmeyi, ihlallerinden dolayı hesaba çekmeyi ve bu manipülatif yaklaşımı kesinlikle reddetmeyi gerektirir. Toprağımızı, ailelerimizi ve çocuklarımızı korumak, size güçlü ve kararlılıkla bu kanun kararlarına karşı koymayı, reddetmeyi, iptali ve geçersiz kılmak için çalışmayı zorunlu kılar.

Bu mesele hepinizin kaderini ilgilendiriyor. Güvenlik güçleri, çocuklarınızı tutuklamak ve mahkemeye çıkarılmadan gözaltı sürelerini uzatmak, iradelerini kırmak için karargâhında insanlara eziyet ediyor, işkence yapıyor. Otoritenin önde gelenleri ve arkalarındakiler, halkı eziyorlar, hiçbir kimse otoriteyi inkâr edemiyor. Bu nedenle sizi otoritenin gaddarlığına karşı gelmeye davet ediyoruz, aksi halde otorite sizi helak sürükleyecek, utanç ve rezalet elbisesi giymenizi sağlayacaktır.

Ey mübarek toprak halkı! Otoritenin sembolleri, hukuk ve egemenlikten dem vuruyorlar. Peki, o zaman başkanı, hükümeti ve güvenlik servislerinin yaptığı tam teşekküllü bir suç değil midir? Aldığı kararları sadece saçmalık veya diktatörlük değil, işgalle yapılan güvenlik koordinasyonu, düşmanlarımızın politikalarını benimsemesi, Filistin halkını yok etmek ve direnişlerini kırmak için düşmanlarla işbirliği yapması nedeniyle aynı zamanda büyük bir ihanettir. Politik hedefleri ve kararları, ayın on dördü kadar açıktır. Politikaları sizi yok etmeyi, sömürgeci projeleri reddeden devrimci ruhlarınızı öldürmeyi, İslami emellerinizi ortadan kaldırmayı, işgalin ömrü uzatmak, ülkeyi kemirmesini ve yerleşim yerlerini genişletmesini sağlamak için sizi dininizden ve ümmetinizden koparmayı amaçlıyor.

Sonuç olarak, aşiretleri, ileri gelenleri, sendikaları, hizipleri, erkekleri ve kadınları, gençleri ve yaşlıları ile tüm mübarek toprak halkının otoritenin tiranlığı karşısında güçlü bir duruş sergilemeye çağırıyoruz. Otoriteyi bu adaletsiz kanun kararlarından vazgeçirmek, hepsini iptal ettirmek, kanun kararlarını müzakere etmemek veya üzerinde şekli değişiklikler arayışı içerisinde olmamak için birlik olmak gerektiğini vurguluyoruz. Çünkü bu kanunların, siz, aileniz ve sorunlarınız üzerinde yıkıcı etkileri olacaktır. Allah’ın lütfu ve rahmeti ile Hizb-ut Tahrir, sizinle birlikte hakka yardım etmeye, dinimize ve ümmetimize kötülük yapmak isteyen herkese meydan okumaya devam edecektir.

Son olarak toplumu korumak, bireylerinin refah ve huzurunu sağlamak, ancak İslam’ın hükümleriyle ve Allah’a ve Rasûl’üne samimi dindar bir liderlikle mümkündür. Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın yardımı ve başarısıyla Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdelediği Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafeti mutlaka kuracağız. Dünyaya, insanların bölük bölük Allah’ın dinine girecekleri adalet ve izzeti göstereceğiz. Kuşkusuz Allah’ın zaferi yakındır.

وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ ‌مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ  “Zulmedenler, hangi dönüşle döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.” [Şuara 227]

H. 07 Muharrem 1444

 

Hizb-ut Tahrir

05.08.2022
 

Mübarek Toprak Filistin

 


...:-
  • Arabuluculuklar, Müzakereler veya Uluslararası Kurumlar Yahudi Varlığının Suçlarını Durduramaz, Yahudi Varlığını Ancak Müslüman Orduların Seferberliği Durdurabilir

  • Filistin Yönetimi, Haksız Kararlarıyla İç Barışı Tehdit Ediyor ve Toplumu Yıkmanın, İnsanları Yoksullaştırmanın ve Harama Boğmanın Çabası İçerisinde

  • Filistin Barosuna Açık Bir Mektup

  • Müslüman Çocuğa Polis Şiddeti

  • Demokratik Seçimler Serap Gibidir, Susayan Onu Su Sanır!

  •