Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Bu Sömürü Düzeninin Seçimlerini Reddedin ve Hilâfet’i Kurun!

Ey Pakistan’daki Müslümanlar! 28 Kasım 2007 günü, Pakistan’ın yöneticisi Pervez Müşerref’in, daha önceleri gerçek teni olarak tanımladığı üniformasını çıkardığına nihâyet şahit oldunuz. Sonra bugün, 29 Kasım’da Müşerref, Ocak 2008’deki seçimleri yönetmek üzere mevcut nizâmın sivil Devlet Başkanı olarak yemin etti. Müşerref böyle yaparak efendisi Birleşik Devletler Başkanı George W. Bush’un arzularını tevazu ile karşılamış oldu. Nitekim Bush, 20 Kasım 2007 günü bunu dünyaya şu sözleri ile duyurmuştu: “O (Müşerref) üniformasını çıkaracağını söyledi, seçimlerin olacağını söyledi.”

Amerika, uzun süren vefakâr hizmetine rağmen, Müşerref’in kişisel ihtiraslarını seve seve heba etti. Zîra Amerika için mevcut nizâmın sürekliliği, ajanlarından herhangi birinin âkıbetinden çok daha önemlidir. Gerçek şu ki sekiz yıl boyunca Müşerref’in Amerika uğrunda size tekrar tekrar hıyânet etmesine imkân sağlayan işte bu nizâmdır. Amerika’nın Afganistan Müslümanları üzerindeki işgâlini ikâme etmesine, Sömürgecinin kaynaklarınız üzerindeki hegemonyasını pekiştirmesine, Hindu müşriklerin Keşmir Müslümanlarına karşı azgınlaşmasına, dünyanın yegâne Müslüman nükleer gücü olan Pakistan’ın nükleer programının daraltılmasına ve Dr. AbdulKâdir Hân’ın hapsedilmesine imkân sağlayan, Müşerref’in Lâl Mescid’de yüzlerce öğrenciyi acımasızca katletmesini ve Müslümanların en büyük ordusuna, kabîleler bölgelerindeki Müslümanlarla savaş emri vermesini sağlayan da işte bu Sömürü düzenidir!

Muhakkak ki bu Sömürü düzeni, yarım asrı aşkındır hep hâinler türetmiştir. İster demokratik seçimlerle, ister askerî darbelerle olsun, her kim iktidara gelmişse, Sömürgecilerin her işinize hâkim olmasını sağlamıştır. Dolayısıyla hem demokraside, hem de diktatörlükte, Müslümanların kaynaklarının Dünya Bankası ve IMF hortumuna bağlandığına, yargının Sömürgeci kânunlara göre yargıladığına, askerlerinizin dünya çapında Batılı çıkarları güvence altına almak için gönderildiğine ve Müslümanların evlatlarının Batılı değerler ile ifsat edildiğine şâhit olmuşsunuzdur. Bundan sonrada bu mevcut nizâm, sürekli Sömürgecilerin çıkarlarını güvence altına almaya devam edecektir. Çünkü hem demokrasi, hem de diktatörlük, yöneticilerin kendi arzularına ve heveslerine göre kânunlar yapmalarının önünü açmaktadır. Bu nedenle Sömürgeci güçler, işlerine gelen kânunları kolaylıkla yönlendirebilmektedirler.

Bunun içindir ki bu helâke mahkum nizâmın ömrünü uzatmak üzere Sömürgeciler bir kez daha önünüze Ocak 2008’deki seçimleri getirmektedirler. Sömürgeciler isterler ki sizler, bu sömürü düzeni içerisinde kala kalasınız, onu ortadan kaldırıp yerine Râşidî Hilâfet’i yeniden kuramayasınız. Onlar bilirler ki Müslümanlar tek bir Hilâfet Devleti kurabilirlerse Ümmet, Sömürgecilere direnecek çok daha büyük bir kuvvete sahip olacaktır. Zîra Hilâfet; başka hiçbir dünya gücü ile karşılaştırılamayacak nitelikte topraklara, ordulara, servete ve nüfusa sahip emsâlsiz bir güç olacaktır. İşte Kâfirler, sizin için böylesi bir gücü asla istemezler, Ey Müslümanlar! Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmaktadır:  مَا يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَلاَ الْمُشْرِكِينَ أَنْ يُنَزَّلَ عَلَيْكُمْ مِنْ خَيْرٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَاللَّهُ يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِهِ مَنْ يَشَاءُ وَاللَّهُ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ  “Ne Ehl-il Kitâb’dan Kâfirler, ne de Müşrikler Rabbinizden size bir hayır indirilmesini isterler. Oysa Allah rahmetini dilediğine tahsis eder. Şüphesiz Allah, azîm fazilet sahibidir.” [el-Bakara 105]

Ey Pakistan’daki Müslümanlar! Daha ne zamana kadar, bu sömürü düzeninden çektiğiniz zillete katlanmaya devam edeceksiniz? Daha ne zamana kadar, hâin üstüne hâin türeten bu sistemin seçimlerine katılmaya devam edeceksiniz? Bilmez misiniz ki Ocak 2008’deki seçimler sonucu mevcut Küfür nizâmında yapılacak estetik ameliyat, belki de yıllarca sürecek bir sefâletin kapılarını aralayacaktır?

Şüphe yok ki Allah’a ve Rasulü‘ne îmân eden herhangi bir Müslümanın, bu nizâma katılması, katkıda bulunması yahut bir parçası olması haramdır. Herhangi bir Müslümanın, bu mevcut Küfür nizâmının adaylarına oy vermesi câiz değildir. Çünkü onlar meclise gidip diledikleri gibi yasalar çıkaracaklar, helâli haram, haramı helâl kılacaklardır. Dolayısıyla böyle bir oylama, hem haram fiile vekâlet vermek olacaktır, hem de Küfür sistemini desteklemede doğrudan etkili bir fiil olacaktır ki bu, şer’ân haramdır. Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:  وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأُوْلَئِكَ هُمْ الْكَافِرُونَ  “Her kim Allah’ın indirdikleri ile yönetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” [el-Mâide 44] Ve şöyle buyurmuştur:  أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنْ اللَّهِ حُكْمًا لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ  “Yoksa onlar Câhiliye yönetimini mi arıyorlar? Oysa yakîn sahibi bir toplum için yönetimi Allah’tan daha güzel olan kim vardır?” [el-Mâide 50]

İşte Hizb-ut Tahrir sizleri çağırıyor, Ey Müslümanlar! Küfür sistemlerinin seçimlerini boykot ediniz, bu fâsit nizâmı desteklemeyi reddediniz ve yerine Hilâfetimizi kurunuz, kendi yasamızı, Şeriatimizi uygulayınız, İslâmî Devlet gölgesinde bir Halîfe ve Ümmet Meclisi üyeleri seçiniz.

Ey Siyâsî Partiler! Nasıl olur da kendi halkınıza karşı hâinler olarak bu sömürü düzenine girmek için peş peşe sıraya dizilir, birbirinizi çiğneyerek yarışırsınız? Daha ne zamana kadar halkınızın başına musallat olsun diye Amerika’yı sırtınızda taşımayı kabulleneceksiniz? Bilmez misiniz ki demokrasinin bu halka asla hiçbir hayrı dokunmaz, çünkü beşer-mahsulü sistem dâima bir avuç elit azınlığın tahakkümü altındadır ve onlar halklarını görmezden gelip kendi çıkarlarını güvence altına almak için yasalarla oynarlar? Öyle ki bu sayede, hem sizin örnek model olarak ilham aldığınız Amerika ve İngiltere, pek çok zengin kapitalist şirketleri ve şahsiyetleri ile çıkarlarını güvence altına alan yasalar çıkarırlar, hem de Pakistan, Batılıların çıkarlarını korumaya karşılık kendi kişisel ihtiraslarını tatmin edenlerin politikayı meslek edindikleri bir çiftlik haline gelir. Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmaktadır:  أَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ أَفَأَنْتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلاً  “Hevâsını ilah edineni gördün mü? Artık ona sen mi vekîl olacaksın?” [el-Furkan 43]

Şu halde yalnızca seçimleri boykot etmeniz yetmez! Sizler, Müslümanların kendilerini Allah’ın indirdikleri ile yönetecek ihlaslı bir liderliğe özlem ve ihtiyaç duydukları bir zamanda Ümmet’in işlerini gözetmek gibi üstün bir vazîfeyi yerine getirmek üzere seçildiğinize göre, Hizb-ut Tahrir sizleri, diktatörlüğü ve demokrasi açık ve kesin bir dille reddetmeye, Sömürgeciler tarafından sizin için dikilmiş bâtıl putları devirmeye ve Râşidî Hilâfet’in yeniden kurulması için âcil çağrıda bulunmaya dâvet etmektedir.

Ey Güç Sahipleri! Ey Silahlı Kuvvetlerdeki Müslümanlar! Amerikan Dışişleri Bakanı ve bu rejimin gerçek efendisi olan John Negroponte geldiği zaman, Müşerref’ten bile önce General Kiyânî ile görüşmeye koştuklarını görmediniz mi? Sizce bu, Genelkurmay Başkanı Kiyânî‘yi gerçekte tâyin eden asıl efendinin kim olduğunu gösteren apaçık bir delil değil midir? Peki bu, dünyadaki en büyük İslâmî orduya çarpılmış alçaltıcı bir şamar ve ağır bir darbe değil midir?

Denilir ki “Hikmet sahibi, başkalarının hatalarından ders alandır.” Müşerref; İslâm’a ve Müslümanlara karşı Sömürgeciliğin ve Amerika’nın yanında yer alarak Müslümanların nefretini kazandı. Onun için Hizb-ut Tahrir, hepinize ve bilhassa yeni Genelkurmay Başkanı‘na, doğru tercihi yapmayı tavsiye etmektedir. O doğru tercih, Salâhuddîn’in tercihidir. O ki Müslümanları, asırlarca kendilerini ezen Batılı Haçlılardan kurtarmayı ve Ümmet’i tek bir hedefte birleştirmeyi tercih etmişti.

Muhakkak ki sizler nusret ehlisiniz. Bu yönüyle, el-Medîne’de ilk İslâmî Devlet’i kurması için Rasulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]‘e nusret veren Ensâr gibisiniz. Şüphesiz ki Ümmet’in var gücüyle İslâm’a yöneldiği ve Hilâfet’in ufukta göründüğü bir vakitte güç sahibi olmanız, Allah’ın bir lütfudur. Bundan ötürü insanları kurtarmak için elinizde hiçbir şey yokmuşçasına davranmanız makbul olmaz. İşte Hizb-ut Tahrir sizi çağırıyor; artık bu mevcut nizâmı yıkınız ve Hilâfet Devleti’ni kurarak İslâm’ı getiriniz!

وَالسَّابِقُونَ الأَوَّلُونَ مِنْ الْمُهَاجِرِينَ وَالأَنصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُمْ بِإِحْسَانٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي تَحْتَهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ  “Muhâcirlerden ilk öncülük edenler, Ensâr ve onlara ihsân ile tâbi olanlar var ya, işte Allah onlardan râzı olmuştur, onlar da O’ndan râzı olmuşlardır. O onlara, içinde ebedî kalacakları, altından ırmaklar akan Cennetler hazırlamıştır. İşte bu gerçekten azîm bir kurtuluştur.” [et-Tevbe 100]

H. 20 Zulka’de 1428

 

Hizb-ut Tahrir

29.11.2007
 

Pakistan Vilâyeti

 


...:-
  • Herhangi Bir Ülkede Hilal Görüldüğünde Ramazan Orucuna Başlanılması Farzdır

  • İşgal Altındaki Keşmir İhanetini ve Hindu Devletinin Bölgesel Egemenlik Tehlikesini Durdurun

  • El Burhan-El Hılu Anlaşması, Uluslararası Çatışmanın Bir Halkasıdır ve Sudan Halkına Karşı Bir Tuzaktır

  • Müslümanın Kanı Kâbe’den Daha Değerlidir Sadece Hilafet Bu Kanın İntikamını Alacaktır

  • Üçüncü Meclis Seçimleri Filistin Sorununun Tasfiyesinden Yeni Bir Bölümdür

  •