Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Hizb-ut Tahrir’i Tanıyın, O Halkına Yalan Söylemeyen Bir Liderdir, İslam Daveti Taşıyıcısıdır ve Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Metodu Üzere Raşidi Hilafeti Kurmak İçin Çalışır

10 Mayıs 2023’te yazılı ve görsel bazı haber platformlarında Hizb-ut Tahrir’e ait matbu kitap ve materyalleri bulundurdukları gerekçesiyle Bhopal ve Haydarabat şehirlerinde 16 Müslümanın tutuklandığı haberi yer aldı. Düzenbaz medya, Hizb-ut Tahrir’in “terör” örgütü olduğunu ve Hindistan’a karşı maddi eylemler planladığını iddia etti. Bazı “yabancı” ajanslar da dahil olmak üzere “anonim” kişiler ve çeşitli istihbarat servisleri kaynak olarak gösterildi. O zamandan beri 16 tutukludan bazılarının, Tamil Nadu’da devam etmekte olan Hizb-ut Tahrir davalarıyla irtibatlandırılmaları da dahil olmak üzere bu iddiaları internette dolaşmaya başladı. India Today, Economic ve Times of India gibi önde gelen haber platformları bile profesyonel gazetecilik kurallarına uymadı ve sitelerinde yayınladıklarını kontrol etmediler. Partiyi hedef alan iddiaların doğruluğunu araştırmadan kendilerine servis edilen haberi olduğu gibi yayınladılar. Burada Hizb-ut Tahrir ve Raşidi Hilafet projesi hakkında kısaca bilgi vermek istiyoruz. Hizb-ut Tahrir, İslam ülkelerinde İslam’ın yönetim sistemi olan Nübüvvet metodu üzere Hilafeti kurmak için çalışan siyasi bir partidir. Hizb İslam Devletinin kurulmasında Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in metodunu izlemektedir.

Hilafete gelince, İslam’ın yönetim sistemidir. Dünya veya Hindistan halkı bu sisteme yabancı değildir. Hilafet, Hindistan’da yüzyıllar boyunca hüküm sürmüş, Hindistan’ı altın çağıyla tanıştırmıştır. İslam sistemi ayrıca Hindistan’a güvenlik, emniyet ve refah getirmiştir. O kadar ki Hindistan, dünyanın gıda sepeti olarak tanınmış, üretim payı, dünya üretiminin yüzde 25’inden daha fazla olmuştur. Hilafet, Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in rehberlik ettiği ve Medine’de Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem döneminden sonra devam edegelen bir yönetim sistemidir. Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem devlet ve bu kurumun başkanlığını yapmıştır. Halife, tüm bölgelerde Müslümanları ve zimmileri yönetmek üzere seçilen bir devlet adamıdır. Yönetim ve yargıda kendisine yardımcılar, valiler ve amiller atayabilir… Halifenin ayrıca Ümmet Meclisi olarak bilinen seçilmiş bir danışma organı da vardır. İnsanların işlerinin güdülmesi ve İslam’ın hayatta Müslümanlar üzerine uygulanması, bir emanettir ve Halifenin bir görevidir. Seçildiğinde İslam hukukunu insanlara uygulamakla yükümlüdür. Şeriat hükümleri kişisel meseleleri ve özel ilişkileri düzenlediği gibi kamu işlerini, yönetimi, ekonomiyi, toplumu ve uluslararası ilişkileri de düzenler… Bireysel inançlara gelince, dinde ve ibadette zorlama yoktur. Ahvali şahsiye, yönetim, ekonomi ve topluma gelince, İslam Şeriatı hükümlerine tabidir.

Hilafet tarihi: Hilafet, değişmez tarihsel bir gerçektir. Medine’de vücut bulmuş, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem döneminden sonra da Mustafa Kemal 1924’te Türkiye’de Hilafeti resmen ilga edene kadar İslam dünyasında hüküm sürmüştür. Genel olarak Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in ashabından olan ilk beş halifeden sonra Hilafet Şam’da Emevilere, Irak ve İran’da Abbasilere ve Türkiye’de de Osmanlılara intikal etmiştir. Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in hadislerde de bildirdiği gibi Hilafet sisteminde peş peşe halifeler iktidara gelmiştir. Ümmetin halifesiz yaşaması büyük bir günahtır. Tarihte Hilafet birliğinin tartışıldığı ancak sonraki nesillerin üzerinde konsensüs sağladığı kısa dönemler olmuştur. 19. yüzyıldaki sanayi devriminin bir sonucu olarak Avrupa ülkeleri sömürgeciliğinin yayılması, Hilafet’in direnişine rağmen Afrika ve Asya’nın bazı bölgelerinde sömürgeci ülkelerin işgaline yol açmıştır. 1914’te Birinci Dünya Savaşı’nda Hilafet, İngiltere ve Fransa’ya karşı Almanlar ile ittifak kurmuştur. Hilafetin yenilgiye uğramasından sonra toprakları, çeşitli devletçiklere bölünmüş, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Asya’daki diğer ülkelerde olduğu gibi bu devletçikler birer başarısız devletlere dönüşmüşlerdir. 1918’den 1924’e kadar olan dönemde Hindistan’da kargaşa ve kaos yaşanmış, Hindistan da dahil olmak üzere dünyanın her yerindeki Müslümanlar, Hilafet’in devam edip etmeyeceği kaygısına kapılmışlardır. Ali kardeşler gibi Müslüman liderler, insanların ve hatta gayrimüslimlerin bile desteklediği ünlü Hilafet hareketini başlatmışlardır. Mahatma Gandhi, Haziran 1921’de Hindistan’da hiç Müslüman olmasa bile tüm düşmanlara karşı Hilafeti savunan bir yazı kaleme almıştır. Çünkü sömürgeci zulmü ortadan kaldıracak olan Hilafet konusunda görüşü netti. Geçtiğimiz 1400 yılda dünyanın farklı yerlerinde ve birçok dilde Hilafet ve şeri hükümler hakkında kitaplar yazılmıştır. Bugün bu kitaplar kütüphanelerde ve internette mevcuttur. Ancak Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın yaratılış sünneti gereği hak ile batıl arasındaki çatışma devam etmektedir. Bundan dolayı batıl ehli, asırlar boyunca İslam’ın devlet rolüne iftiralar atmışlar ve bunu çocuklarına bile öğretmişlerdir. Oysa dünyadaki pek çok sağduyulu insan, tüm insanlığın hayatında meydana gelen parlak değişimin İslam’a ve Müslümanlara borçlu olduğunu kabul eder.

Hizb-ut Tahrir’e gelince: Hizb-ut Tahrir, ideolojisi İslam olan siyasi bir partidir. 1953’te celil alim, siyasi düşünür ve kadı Şeyh Takiyyuddin en Nebhani tarafından kurulmuştur. Parti, Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Sünnetini takip eder ve İslam yönetim sistemi (Hilafet) için İslam ülkelerinde kamuoyu oluşturmaya çalışır. Çağdaş sorunlara İslami çözümler sunar, siyasi faaliyetlerde bulunur ve Müslüman ülkelerde barışçıl bir yolla siyasi değişim için çalışır. Parti, İslam dünyası dışındaki ülkelerde Müslüman toplulukları İslam’ın savunucusu olmaya, İslami kimliklerini korumaya ve yaşatmaya çağırır. Hizb-ut Tahrir, çağdaş ekonomik, sosyal ve yönetişim sorunlarına İslami perspektiften İslami çözümler sunar, toplumun tüm kesimlerini yönetici seçkinlerin adaletsizliğini inkâr etmeye davet eder. Yönetici elit, İslam dünyasındaki her türlü siyasi kalkınmayı bastırmak için genellikle sömürgeci ülkelerin himayesine sığınır. Parti, faaliyetlerini fikri ve siyasi araç ve yöntemlerle sınırlandırır. Bireyler veya grupların siyasi değişim için uyguladığı her türlü şiddeti insanları ihya etmenin bir ihlali olarak görür. Parti, şeriat ilkelerine dayalı bir anayasa taslağı hazırlamış ve Allah’ın izniyle yakında kurulacak olan Hilafet Devletinin benimsemesi için o taslağı kamuoyuna sunmuştur. Devletler internet sitelerine veya yazılı yayınlara erişimi kısıtlamadığı veya engellemediği sürece partinin görüş ve düşünceleri kamuoyuna açıktır. Partinin kamuoyuna açıkladığından farklı bir görüşü, bakış açısı veya eylemi yoktur. Kaldı ki parti bunu parti ile çalışmanın bir ön koşulu olarak görmektedir. Bugün Hizb-ut Tahrir, İslam dünyası dışındaki ülkeler de dahil olmak üzere 40’tan fazla ülkede faaliyet göstermektedir. Kuruluşundan bu yana parti metodundan sapmamış veya metodunda hiçbir değişiklik olmamıştır.

Ey İnsanlar! Hizb-ut Tahrir, halkına yalan söylemeyen bir liderdir, insanlığı kapitalizmin köleliğinden ve ahlakı yozlaşmadan kurtarıp İslam’ın adaletine çıkarmaya kararlıdır. İslam insanlara zulmetmez. İnsanlardan bir karşılık ve teşekkür beklemez. Bu büyük iş, başta yaratılanların Efendisi Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem olmak üzere peygamberler ve resullerin işidir. Hizb-ut Tahrir zalimlerin zulmünden ve Allah için hiçbir kınayıcının kınamasından korkmaz. Batılı güçler ve dünyadaki ajanları, insanları alternatif uygarlık arayışından alıkoymak için canhıraş çalışıyorlar. Alternatif uygarlık, insanlığı açgözlülük, anarşi ve laik ırkçılığın pençelerinden kurtaracaktır. Bu şer güçler, İslam gerçeğini ve İslam’ı taşıyan Hizb-ut Tahrir gerçeğini gizliyorlar. Dahası mazlumlar partinin elindeki büyük hayra ulaşmasın diye imajını çarpıtıyorlar. Hizb-ut Tahrir’in düşünceleri, insanları insani sistemlerin sefaletinden kurtaracak bir uygarlık alternatifidir. Müslim-gayrimüslim, erkek-kadın, bilgin-öğrenci, güvenlik görevlisi-avukat, öğretim görevlisi-profesör olsun samimi ve dürüst herkes, bir yaşam biçimi olarak yüce İslam’ı hayata döndürmek için çok çalışmalıdır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:

هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ  “O, kendisine ortak koşanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlere üstün kılmak için Rasûlünü hidayet ve hak din ile gönderendir.” [Saff 9]

H. 05 Zilhicce 1444

 

Hizb-ut Tahrir

23.06.2023
 

Hindistan

 


...:-
  • Bek-Abad Olayı: İşkence ve Uyduruk Suçlamalar

  • وَإِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ “ Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, yardım etmek üzerinize borçtur.” [Enfal 72]

  • Ey Müslüman Ordular! Refah’ı, Cenin’i ve Tüm Filistin’i Siz Desteklemezseniz Kim Destekleyecek?

  • Daha Ne Zamana Kadar Devam Edecek Ey Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Ümmeti!

  • Ramazan Bitti, Bayram Geldi, İslam Ümmeti Hala Sıkıntılarla Boğuşuyor, Trajediler Her Taraftan Sarmış Durumda!

  •