Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti’nden Zalim Pakistan Yöneticilerine Açık Bir Mektup

Selam Hidayete Tabi Olanların Üzerine Olsun;

Ey Zalim Pakistan Yöneticileri!

Hidayete tabi olmayacakları veya İslam’a iman etmeyecekleri zannı galibini taşıdığı halde Kureyş liderlerine nasihatte bulunduğu zamandaki Resul [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]‘i örnek alarak sizlere bu mektubu gönderiyoruz. Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem], Rabb-il İzze [Subhânehu ve Te’alâ]‘nın şu kavline ittiba ederek bunu yapmıştı:

وَإِذْ قَالَتْ أُمَّةٌ مِنْهُمْ لِمَ تَعِظُونَ قَوْمًا اللَّهُ مُهْلِكُهُمْ أَوْ مُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا قَالُوا مَعْذِرَةً إِلَى رَبِّكُمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ “İçlerinden bir topluluk: Allah’ın helâk edeceği yahut şiddetli bir azap ile azap edeceği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz? dedi. (Öğüt verenler) Rabbinize mazeret beyan edelim diye bir de ittika ederler ümidiyle (öğüt veriyoruz) dediler.” [el-A’râf 164]

Bunun içindir ki Allah’a selim bir kalp ile gelen bir kimsenin dışında ne malın ne de evlatların fayda vermediği bir günde kurtuluşa ermeniz için sizleri Allah [Subhânehu ve Te’alâ]‘ya tövbe etmeye davet ettiğimiz gibi Allah [Subhânehu ve Te’alâ]‘dan korkan kimselerden olmanız için de Allah’a dua ediyoruz ki hidayete tabi olasınız.

Ey Zalim Pakistan Yöneticileri!

Şubat 2008’de icra edilen ve Amerikan ajanı diktatörler ile demokrat liderlerin yer değiştirdiği demokratik seçimlerin üzerinden iki yıl geçti. İşte bu zamandan beri sizler, işlerini gözetmeksizin ve Subhânehu ve Te’alâ‘nın onlara bahşettiği haklarını vermeksizin tebaanızı aldatıyorsunuz. Zira Pakistan, altın, doğalgaz, kömür, hayvancılık ve buğday gibi bol miktarda doğal kaynaklara sahip olmasına rağmen ancak sizler, servete bir avuç insanın sahip olmasına odaklı kapitalizm nizamını tatbik ederek insanların haklarını tam olarak vermediniz. Bu da ciddi ekonomik sıkıntılara, mal ve hizmet gibi temel ihtiyaç fiyatlarının yükselmesinden dolayı insanların acı çekmelerine neden oldu. İslam, enerjinin kamu mülkiyetinden olmasına hırs göstermesine ve herkesin bir kesinti olmaksızın en ucuz fiyata bundan faydalanmasına imkan vermesine rağmen fabrikalar elektrik kesintilerinin devam etmesi sebebiyle kapalı bir durumdadır. Bunun yanı sıra insanlar, yerli paradaki enflasyon sebebiyle fiyatlardaki eşi görülmemiş artışlardan dolayı da acı çekmektedirler. Çünkü bu para, İslam’ın farz kıldığı gibi İslami ümmetin gerçek servetine konvertibl olmayıp bunun yerine yerli parayı Amerikan’ın ekonomik çöküşü ile paramparça olan dolara endekslidir. İnsanları Allah’ın kendilerine bahşettiği servet hususunda da aldattınız. Çünkü sizler, insanlara dair servet dağılımını dosdoğru bir ölçüyle düzenleyen İslam’daki ekonomik nizamın tatbik edilmesini reddettiniz. Zira Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:

كَيْ لا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْلأَغْنِيَاء مِنكُمْ  “İçinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir güç olmasın diye.” [el-Haşr 9]

İnsanların İslam’ı sevmesine ve bin küsur yıldır onu savunmalarına rağmen sizler, insanları kimlikleri ve değerleri hususunda da aldattınız. Zira özgürlükleri ve bozuk Batılı değerleri destekleyip propagandasını yaptınız ve ülkenin kapılarını Amerikan elçiliklerine ardına kadar açtınız. Batının koyduğu büyük bütçeler yoluyla İslam’ın değerlerine ve mefhumlarına saldırmak için bozuk medyasal şahsiyetler, ulus ötesi şirketler ve kültürel organizasyonlar seferber edilmiştir. İnsanlar, bu bozukluğa mukavemet gösterdiklerinde ise hakkı batıla karıştırmak yoluyla bozuk Batılı mefhumların propagandasını yapmak için aldatmada haddi aşarak demokrasinin İslam’dan olduğunu iddia ettiniz, demokrasiyi Medine-i Münevvera vesikasına veya Raşidi Hilafet’e benzettiniz! Bunun yanı sıra sizler, insanları İslami eğitim sistemi ile insanların İslami mefhumlarını koruyup benimsemesinin yanı sıra İslami nefsiyeti güçlendirip sabitleştirecek olan medya politikasının tatbik edilmesini reddetmekle de aldattınız. Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” [Tahrim 6]

Pakistan güçlü bir İslami belde, ordusu Amerikan ordusundan daha büyük, askerleri ise cesur ve şahadeti seven Müslümanlar olmasına rağmen sizler, ümmetin düşmanlarının yanında yer alarak insanları güvenliklerinin gerçekleşmesi hususunda da aldattınız. Ümmetin apaçık düşmanlarıyla yaptığınız ittifaklar sebebiyle bölgedeki Amerikan varlığı, Irak’ta yaptıkları gibi suikast ve bombalama eylemleri yapan ve yapagelen Amerika’ya bağlı özel katliam şirketleri ve istihbarat birimleri sayesinde daha önce bölgede görülmeyen huzursuzlukların ve güvensizliğin nedeni haline gelmiştir. Müslüman askerleri, tamamen sizden önceki Müşerref’in yaptığı gibi Amerikan adına savaşmaları için kabileler bölgesine göndermekle Müslümanlara yönelik eziyetinizi kat be kat artırdınız. Zira 11 Eylül olaylarından günümüze kadar Amerikan fitne savaşında, 30.452’den fazla Müslüman katledilmiş ve yaralanmıştır. Bu katledilenlerden 78 subay da dahil 2.273’den fazlası Pakistan ordusundan olmasının yanı sıra 6.512 askerden daha fazlası ise kalıcı engellidir. Bu sırada ise haçlı kuvvetleri sadece 1.582 asker kaybı vermiştir! Bunun yanı sıra sizler, insanları kuvvetleri hususunda da aldattınız. Zira Amerika en zayıf anlarını geçirdiği, müttefiklerinin kendisini terk ettiği, ekonomisinin aciz kalıp çöktüğü bir sırada Müslümanların kanlarıyla Amerika’yı desteklemekle haçlı Amerika’sını yok etmek için altın bir fırsatı kaçırdınız. Doğrusu düşmanları dost edinmeyi Müslümanlara haram kılan İslam’ın harici politikasını tatbik etmemekle de insanları aldattınız. Zira Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَاء تُلْقُونَ إِلَيْهِم بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَاءَكُم مِّنَ الْحَقِّ “Ey îmân edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları, sevgi göstererek dost edinmeyin! Oysa onlar size gelen hakkı inkâr etmişlerdir.” [el-Mumtehine 1]

Keşmir’deki cesur Müslümanların sebatı son altı asır boyunca Hintlilerin buraya yerleşmesini önlemesine rağmen sizler, kuvvetleriyle burayı elde etmeyi başaramadıkları bir sırada Hintlilere Keşmir’de bir hak bağışlamayı istediğiniz çabalarınızla Müslümanları aldatmanızın yanı sıra aslında onların Keşmir’de hiç bir hakkı da bulunmamaktadır. Amerika’yı razı etmek için sizler, Kabileler bölgesindeki Amerikan fitne savaşına ortak olmak ve saldırgan Hindistan lehine Keşmir’den vazgeçmek için yeniden daha fazla kuvvet konuşlandırmakla da Müslümanları aldattınız. Sizler, Afganistan’da kendisine bir dayanak oluşturmak için Hindistan’ı garantiye alanın ve birçok Müslümanın işkence görmesine neden olanın bizzat Amerika olduğunu bilmenize rağmen bunu yapmaktasınız. Doğrusu sizler, kafirlerin Müslümanların topraklarından bir karış dahi mülk edinmesini haram kılan şeri hükümlerin tatbik edilmesini reddettiğiniz zaman da Müslümanları aldattınız. Zira Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:

إِنَّمَا يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ قَاتَلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَأَخْرَجُوكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ وَظَاهَرُوا عَلَى إِخْرَاجِكُمْ أَنْ تَوَلَّوْهُمْ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ فَأُولَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ Allah, yalnız sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için onlara yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Artık her kim onları dost edinirse, şüphesiz onlar zalimlerin ta kendileridir. [el-Mumtehine 9]

Ey Zalim Pakistan Yöneticileri!

İslami olanların dışındaki tüm kanunları tatbik etmedeki ısrarınız sebebiyle halkımızı aldatıp hıyanet ettiniz. Hakkı batıla batılı da hakka çevirdiniz, emaneti zayi ettiniz ve böylece sürüsünü uçurumun kenarına sürükleyip helak eden çoban gibi oldunuz. İmam Ahmed’den Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]‘in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

إِنَّهَا سَتَأْتِي عَلَى النَّاسِ سِنُونَ خَدَّاعَةٌ يُصَدَّقُ فِيهَا الْكَاذِبُ وَيُكَذَّبُ فِيهَا الصَّادِقُ وَيُؤْتَمَنُ فِيهَا الْخَائِنُ وَيُخَوَّنُ فِيهَا الْأَمِينُ وَيَنْطِقُ فِيهَا الرُّوَيْبِضَةُ قِيلَ وَمَا الرُّوَيْبِضَةُ قَالَ السَّفِيهُ يَتَكَلَّمُ فِي أَمْرِ الْعَامَّةِ “İnsanlara öyle aldatıcı yıllar gelecek ki o zaman yalancılar doğrulanacak, doğru sözlüler de yalanlanacaklardır. O zaman hâinlere güvenilecek, güvenilir olanlar da ihanetle suçlanacaklardır. İşte o zaman Ruveybida konuşacaktır.” Denildi ki: “Ruveybida da nedir?” Buyurdu ki: “Kamunun işleri hakkında (söz sahibi olan) aşağılık adamdır!”

Sizler şerir amellerinizin hakikati hususunda derinlemesine düşünüp taşınsaydınız, tebaasını aldatan ve onların işlerini gözetirken Allah’ın istediği şekilde çalışmayan yöneticinin asla cennete giremeyeceğini ve onun kokusunu bile alamayacağını fark ederdiniz. Nitekim Buhari, Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]‘in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

مَا مِنْ وَالٍ يَلِي رَعِيَّةً مِنْ الْمُسْلِمِينَ فَيَمُوتُ وَهُوَ غَاشٌّ لَهُمْ إِلا حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ “Müslümanların çobanlığını üstlenen hiçbir vali yoktur ki onları aldattığı halde ölüp de Allah Cenneti ona haram kılmış olmasın.”

Bunun içindir ki sizleri, küfür ile yönetmekten ve insanlara yaptığınız işkenceden uzak durmak üzere Allah’a tövbe etmeye davet ediyoruz. Günahlarınıza kefaret olarak yapacağınız en küçük şey İslam hükmünü ikame etmek için ümmetin muhlis evlatlarının önündeki yolu açmanızdır. Şayet bunu yapmazsanız zillet, Allah’ın izniyle çok yakında Hilafet Devleti kurulduğunda ümmetin eliyle sizlere ulaşacaktır. Ne malın ne de evladın bir fayda sağlamadığı kıyamet gününün elim azabı ise daha şiddetli olmasının yanı sıra sizin bunları başkalarından daha iyi bilmeniz gerekmektedir.

وَلاَ تَحْسَبَنَّ اللّهَ غَافِلاً عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الأَبْصَارُ  “Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından gafil sanma! Ancak Allah, onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.” [İbrahim 42-43]

H.21 Rabî-ul Evvel 1431

 

Hizb-ut Tahrir

07.03.2010
 

Pakistan Vilâyeti

 


...:-
  • Herhangi Bir Ülkede Hilal Görüldüğünde Ramazan Orucuna Başlanılması Farzdır

  • İşgal Altındaki Keşmir İhanetini ve Hindu Devletinin Bölgesel Egemenlik Tehlikesini Durdurun

  • El Burhan-El Hılu Anlaşması, Uluslararası Çatışmanın Bir Halkasıdır ve Sudan Halkına Karşı Bir Tuzaktır

  • Müslümanın Kanı Kâbe’den Daha Değerlidir Sadece Hilafet Bu Kanın İntikamını Alacaktır

  • Üçüncü Meclis Seçimleri Filistin Sorununun Tasfiyesinden Yeni Bir Bölümdür

  •