Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Hizb-ut Tahrir / Mübarek Toprak Filistin’den Genel Müftüye, Fetva Dairelerine, İmamlara, Vaizlere Açık Mektup

Sayın Genel Müftü Şeyh Muhammed Hüseyin,
Sayın illerdeki fetva dairesi müftüleri,
Sayın imamlar ve vaizler,
Es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Yüceliğine, büyüklüğüne hamdolsun, bizi rızasına ve Rasûlün sohbetine eriştiren Allah’a hamdolsun. Salat ve selam Rasûlullah’a, onun aline, ashabına ve onu dost edinenler üzerine olsun. Ve badü.

Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ  “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun.” [Tevbe 119]
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيداً * يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزاً عَظِيماً  “Ey inananlar! Allah’tan sakının, dürüst söz söyleyin de Allah işlerinizi kendinize yararlı kılsın ve günahlarınızı size bağışlasın. Kim Allah’a ve Peygamber’ine itaat ederse, şüphesiz büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” [Ahzab 70-71]

Ey Kardeşlerim! İlim adamları, ilimde, İslam’ın taşınmasında ve İslam’a davette peygamberlerin varisleridir. Hak üzerinde sebatta, hak ile meydan okumada yine peygamberlerin mirasçılarıdır. İyiliği emretmek, kötülüğü yasaklamakta Müslümanların önderleridir. Hak ile meydan okumaya, zalimleri ve tâğut yöneticileri inkâr etmeye insanların en layık olanlarıdır.

Allah, dinini size emanet etti, ayet ve hüküm ilimleriyle size rızıklandırdı. Bu lehinize de aleyhinize de hüccet olabilir. Size korkunuzun doğruluğunu sınayacak ilim verdi. Eğer hakkı gerçekleştirmek için amel işlerseniz, hakla amel ederseniz, Allah’tan başkasından korkmadan hakka davet ederseniz, sizin için büyük bir mükâfat ve üstün bir mertebe vardır. Kim de Allah’ın buyruğunu terk eder, ayetlerini az bir pahaya satarsa, ilmiyle dünyayı arzularsa, batıl sahiplerine batıllarını süslerse ya da münkerlerinde onlara uyarsa, Allah’ın gazabına ve öfkesine layık olur. İnsanların kıyamet günü azap bakımından en şiddetlisi olur.

Yöneticilerin suçları ve Allah yolundan alıkoymaları bir sır değil. Müminleri bırakıp kâfirleri dost edindiler. Allah’ın indirdiklerinden başkasıyla hükmettiler, Allah’a ve Rasûl’üne ihanet ettiler, zilletleri, ajanlıkları ve ihanetleri ile kâfirler lehine müminler üzerinde bir yol kıldılar. Batıl yolla insanların mallarını yediler, ülkede ve kullar arasında yolsuzluğu yaydılar. Dahası bu yolsuzluğu koruyan yasalar çıkardılar. Allah ve Rasûl’ünü savaş ilan eden faiz bankaları yeter. Allah ve Rasûl’üne ihanet eden bu zümre, İslam’ı halka halka koparmak için yoğun çaba sarf ediyor. Müslümanların Allah’ın dini ve dostları ile mücadele boyutunu en iyi siz bilirsiniz. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in hadisini ezberlemeniz yeter. Ebu Umame El Bahili rivayet ettiğine göre
لَتُنْتَقَضَنَّ عُرَى الْإِسْلَامِ عُرْوَةً عُرْوَةً، فَكُلَّمَا انْتُقِضَتْ عُرْوَةٌ تَشَبَّثَ النَّاسُ بِالَّتِي تَلِيهَا، فَأَوَّلُهُنَّ نَقْضاً: الْحُكْمُ وَآخِرُهُنَّ الصَّلَاةُ  “İslam halka halka kopacaktır. Bir halka koptu mu insanlar öbürüne sarılacaklar. İlk kopacak olan yönetimle ilgili olandır. Son kopacak olan da namazdır.” [Ahmed, El Hâkim, ibn Hibban]

Ey Kardeşlerim! Müslüman ülkelerdeki mücrim rejimlerin pandemi önlemleri, Batı ülkelerinin motamot aynısıdır, Dünya Sağlık Örgütü’nün direktiflerine uygundur. Bu kesimler, pandemi için doğru çözüm sunamazlar. Çünkü insanların işlerini gütme doğru yaklaşımından uzaktırlar. Kapitalist kurum ve ülkeler, sorunları ve müşkülleri yalnızca fayda çerçevesinden ele alırlar, başka hiç bir şeye itibar etmezler… Bu yüzden önlemlerinde debelenip durdular. Halkın çıkarları ve ülke ekonomisi üzerinde yıkıcı etkileri oldu ve şimdi de sebep oldukları şeyi telafi etmeye çalışıyorlar, ancak akletmeyen ve anlamayan millettirler.

Müslüman dünyasındaki rejimler, İslam’ın ritüellerine değer vermiyorlar, aksine mücadele ediyorlar, onlardan alıkoyuyorlar. Karış karış arşın arşın Allah’ın düşmanlarının yolunu takip ediyorlar. Yaklaşımlarını izleyerek ülkeyi kapattılar, insanların çıkarlarını iptal ettiler. Günahkâr en büyük önlemleri, Allah’ın evlerini kapatmaları, Cuma ve cemaat namazlarını yasaklamalarıdır. Allah ve Rasûl’üne karşı savaşlarını derinleştirmek için insanları terörize ettiler, Cuma namazını kılmak isteyenleri gözaltına aldılar.

İnsanların işlerinin güdülmesi için doğru yaklaşım, insanların dinini, çıkarlarını ve canlarını koruyucu gerekli önlemlerin alınmasıdır. Böylece İslam’ın ritüellerini hakkıyla eda ederler, çıkarlarını gerçekleştirirler, iptal edilmez. Eş zamanlı olarak görüldüğü yerde salgın kuşatma altına alınıp tedavi edilir. Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu Raşta’nın 26 Mart 2020 ve 11 Nisan 2020 tarihlerinde yayınladığı “Korona Virüsün Yansımaları” başlıklı Soru-Cevapta bunu ayrıntılı olarak belirttik. Ona sitelerimizden erişebilirsiniz. Ancak bu rejimler, İslam’ın nurunu ve Peygamberliğin hidayetini kendilerine rehber edinmiyorlar. İnsanların işlerini gütme samimiyetinden oldukça uzaklar. Onun için pandemi ile mücadelede doğru önlemlere erişemezler!

Biliyorsunuz ki, insanların işlerinin güdülmesine önderlik edenler, takvalı olmalı ve Allah’tan korkmalıdır. Bu takva önderliğinde en karanlık ve en zorlu koşullarda bile insanların işleri doğru şekilde güdülür. Mümine takva yeter, Allah onunla birliktedir, muvaffak eyler, yönlendirir.
إِنَّ اللَّهَ مَعَ الَّذِينَ اتَّقَوْا وَالَّذِينَ هُمْ مُحْسِنُونَ  “Şüphesiz Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir.” [Nahl 128] Müminin temel düşüncesi, İslam ve hükümleridir. Bu zorba rejimlerin eksikliği budur. Onlar takvadan ve Allah korkusundan uzaktırlar.

Suç çetesi camileri kapattı, Korona salgınının yayılmasını önleme bahanesiyle Cuma ve cemaat namazlarını durdurdu. Bazı müftülerin fetvasını kılıf edinmeleri ile incindik. Allah’tan başka ne bir güç ne de bir kuvvet vardır.

Ey Kardeşlerim! İbn Ömer’in yolculuk sırasında yağmur nedeniyle namazı konaklama yerinde kıldığı rivayet edilir. Rivayet edildiğine göre İbn Ömer,
أَنَّهُ نَادَى بِالصَّلَاةِ فِي لَيْلَةٍ ذَاتِ بَرْدٍ وَرِيحٍ وَمَطَرٍ، فَقَالَ فِي آخِرِ نِدَائِهِ: أَلَا صَلُّوا فِي رِحَالِكُمْ، أَلَا صَلُّوا فِي الرِّحَالِ، ثُمَّ قَالَ: إِنَّ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَأْمُرُ الْمُؤَذِّنَ، إِذَا كَانَتْ لَيْلَةٌ بَارِدَةٌ، أَوْ ذَاتُ مَطَرٍ فِي السَّفَرِ، أَنْ يَقُولَ: «أَلَا صَلُّوا فِي رِحَالِكُمْ  “Soğuk ve yağmurlu bir gecede namaz için ezan okudu. Sonra “Dikkat karargâhınızda kılın.” dedi. Sonra da şöyle anlattı: Gerçekten Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem soğuk ve yağmurlu bir gecede müezzine emrederdi. Müezzin de “Dikkat karargâhınızda kılın.” diye ilan ederdi.” [Müslim]

Bu ve diğer ilgili delilleri ayrıntılı olarak tartışmak istemiyoruz. Yolculukta ve mukim iken karargâhta namaz kılmak ruhsat mı? Yoksa sadece yolculukta mı ruhsat? tartışmak istemiyoruz. Ama bildiğiniz bir şeye işaret etmek yeterlidir. Bu ruhsat ile amel etmek, farz değildir, insanları bu hükümle amel etmeye zorlamak caiz değil. Bu ruhsatın sebebi, yolculuk sırasında yağmur yağması ya da sadece yağmur yağmasıdır. Bu delil, bir özür nedeniyle cemaat namazından geri kalınmasının caiz olduğu hakkındadır. Camilerin kapatılmasının ve namazın yasaklanmasının caizliğine dair delil olamaz. Biliyorsunuz ki, hükümlerin indirgenmesi menatlarına göre olur. Delilin hükme delaleti, dil ve istidlal kurallarına göre olur. Ne mantuken ne de mefhumen bu delilden yağmur veya başka mazeretler sebebiyle camilerin kapatılmasının ve cemaat namazını yasaklamanın caiz olduğu anlaşılmaz. Allah, Allah’ın evlerinde isminin anılmasına izin verdi, bundan başkasına izin vermedi. Kim Allah’ın evlerini kapatmaya kalkarsa ve oralarda namaz kılınmasını yasaklarsa, Allah’a düşmanlık etmiş olur ve Allah’ın gazabını hak eder.
Müezzinin “evlerinizde namaz kılın” ya da “karargâhınızda namaz kılın” çağrısı yapması, insanların camiye gitmesini yasaklayan bir mazerettir. İnsanlar, bankalarda, sokaklarda dolaşırken, pazarlar insanlarla dolup taşarken bu yakışık alır mı?

Yöneticiler, camileri insanların hayatını ve sağlığını korumak bahanesiyle kapattılar, Cuma namazını yasakladılar. Maalesef müftüler bu yönde fetva verdi. Delillerin anlaşılması ve vakaları üzerine indirgenmesi yaklaşımına aykırı bir şekilde fetvalarını gerekçelendirdiler. Allah bu fetvaları nedeniyle onları mutlaka hesaba çekecektir. Veliyyül emre itaat edilmesi gerektiğini ya da hükümlerin zanla alınabileceğini, zaman ve mekânın değişmesiyle hükümlerin değişeceğini, Mefsedetin definin maslahatın celbinden daha evla olduğunu, canların korunmasının dinlerin korunmasından öncelikli olduğunu söylediler. Yöneticilerin Allah’ın evlerini kapatma ve Cuma namazını askıya alma suçunu haklı çıkarmak için bu hükümlerle fetvalarını yanlış ve çarpık bir şekilde sundular.

Biliyorsunuz ki, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın sözünde belirtilen Veliyyül Emre itaat:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُولِي الْأَمْرِ مِنْكُمْ فَإِنْ تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللَّهِ وَالرَّسُولِ إِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً  “Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah’a ve Rasûl’e götürün; bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” [Nisa 59] bahsettikleri şekilde değil. Çünkü Allah Subhânehu ve Teâlâ, Veliyyül emre itaati müstakil kılmadı. Aksine Allah’a itaat ve Rasûl’üne itaate bağımlı kıldı. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
لَا طَاعَةَ فِي مَعْصِيَةِ اللهِ، إِنَّمَا الطَّاعَةُ فِي الْمَعْرُوفِ  “Allah’a isyanda itaat olmaz. İyilikte ancak itaat olur.” [Şeyhayn] Ali b. Ebi Talip’ten rivayet edildiğine göre Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
لَا طَاعَةَ لِبَشَرٍ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ  “Allah’a isyanda beşere itaat yoktur.” [Ahmed, İbn Hibban] Ahmed ve İbn Mace, sahih isnatla Abdullah b. Mesut’tan rivayet ettiğine göre Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
سَيَلِي أُمُورَكُمْ بَعْدِي، رِجَالٌ يُطْفِئُونَ السُّنَّةَ، وَيَعْمَلُونَ بِالْبِدْعَةِ، وَيُؤَخِّرُونَ الصَّلَاةَ عَنْ مَوَاقِيتِهَا» فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ أَدْرَكْتُهُمْ، كَيْفَ أَفْعَلُ؟ قَالَ: «تَسْأَلُنِي يَا ابْنَ أُمِّ عَبْدٍ كَيْفَ تَفْعَلُ؟ لَا طَاعَةَ لِمَنْ عَصَى اللَّهَ  “Benden sonra sünneti söndüren, bidat ile amel eden ve namazları vakitlerinden geciktiren bir takım adamlar sizlerin işlerinizi tedvir edeceklerdir.” Bunun üzerine ben: “Ya Rasûlullah eğer ben onların zamanına ulaşırsam nasıl yapayım?” diye sordum. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem: Yâ İbni Abdi Üm! Sen bana nasıl yapacağını soruyorsun? Allah’a isyan eden kimseye itaat etmek yoktur” buyurdu.” Bu yöneticilerin ümmete ve dine karşı işledikleri suçları yakinen biliyorsunuz. Her şeyden önce ümmetin otoritesini gasp etmişlerdir, ümmet düşmanlarının ajanlarıdır.

“Hükümler zanla alınır” meselesine gelince, doğru değil. Deliller, sübut ve delalet yönünden zan taşıyorsa, hükümler zannı galiple alınır. Usul âlimleri, delilleri anlamadaki zannı galiple şeri hükümlerin menatını araştırmadaki zannı galip arasında bir ayrım yaptılar. Tek bir Korona vakasının bile kaydedilmediği kasabada, camilerin kapatılması ve Cuma namazının askıya alınmasını caiz görmek zannı galip midir?

“Mefsedetin definin maslahatın celbinden daha evla olduğu”, “canların korunmasının dinlerin korunmasından önce geldiği” meselesine gelince, bazı ilim ehli bunu şeri maksatlar, şahitler ve zabıtlar bahsinde zikretti. Yani maksatlar, İslam’ın uygulanmasından elde edilmesi ve gerçekleşmesi umulan şeydir. Ancak maksatlar, şeri hükümler için ayrıntılı deliller olamaz. Şeri hükmün tafsili delilden alındığını biliyorsunuz. Tafsili delil de şeran muteber olan icmali delillerden alınır. Bunlar, Kitap, Sünnet, İcmau’s Sahabe ve kıyastır. Eğer canları korumak dinleri korumaktan kesinlikle önce gelseydi, Allah yolunda cihat ayetleri, iyiliği emretme, kötülüğü yasaklama delilleri ile bu iptal edilmiş olurdu. Ayrıca Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şu sözüne aykırıdır.
سَيِّدُ الشُّهَدَاءِ حَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، وَرَجُلٌ قَالَ إِلَى إِمَامٍ جَائِرٍ فَأَمَرَهُ وَنَهَاهُ فَقَتَلَهُ  “Şehitlerin efendisi Hamza ibn Abdulmuttalib ve zalim bir imama gidip ona emreden, nehyeden, onun da onu öldürdüğü kişidir.” [El Hâkim] Bu yüzden âlimler, bu maksat konusunda anlaşmazlığa düştüler, bazıları şöyle dedi: “Dinlerin korunması, canların korunmasından önceliklidir”. Mefsedetin defi, maslahatın celbi meselesi de öyle. Bu konuda bizim de görüşümüz var. İslam Şahsiyeti kitabımızın 372. sayfasında bunu ayrıntılı olarak zikrettik. Bununla birlikte dürüst bilim adamları bu kuralı zabıt olmadan soyut zikretmişlerdir. İşaret ettikleri en önemli şey, deliller arasında bir çatışma olur da araları birleştirilemezse, harama delalet eden delil, mubah ya da farza delalet eden delilin önüne geçer. Allah aşkına, çelişkili deliller nerede? Tek bir Korona virüs vakasının bile kaydedilmediği bir kasabada farzı ayn olan Cuma namazını yasaklayan çelişki ne?

“Zaman ve mekânın değişmesiyle hükümler değişir” sözlerine gelince, bunu pratik çevirisi şudur; yöneticilerin kaprislerinin değişmesiyle hükümler değişir. Yöneticilerin kaprislerinin değişmesiyle fetvalarının değişeceğini doğrulayan mesele, iftar ya da orucun sabit oluşunda yaşananlardır. Filistin ve Ürdün Fetva Kurumu, El Ezher Araştırma Kurumu, Filistin İlim Adamları Derneği ve İslami Fıkıh Akademisi, oruç ve iftar konusunda ihtilafı metaliyi kabul etmezler. İhtilafı metaliye kail olanların görüşünün mercuh olduğunu söylediler. Peki, geçen yıl ne oldu da fetvalarından vazgeçtiler? Bayram günü oruç tutmanın haram olduğunu ve Allah’ın gazabını gerektirdiğini bilmiyorlar mı? Âlimlerin ihtilafı metali konusunda zikrettikleri zabıtları biliyor olmaları da ilginç. Âlimler, bölgelerin gecenin bir kısmında ortak olmamasını şart koştular. Gecenin bir bölümünü paylaşan bir ülke aynı metaliye sahip olur. Yani fetva verdikleri şeri hükme uymadılar. Müslümanlar arasında tefrikayı yerleştiren mücrim yöneticilerin kaprislerine uydular. Camilerin kapatılmasına, Cuma namazının yasaklanmasına karar veren fetvanın sapık yöneticilerin kaprislerine uygun olduğunu görüyoruz. Bu, anlayış ve istidlal konusunda doğru temele dayanmayan bir fetvadır.

Ey Kardeşlerim! İnsanlar pazarlarda izdiham yaratırken müezzinin “evlerinizde namaz kılın” çağrısını duyduğunuzda Allah’ın gazabından ötürü yüzleriniz kızarmadı mı? Allah’ın evleri kapalı iken bankaların açık olmasını gördüğünüzde Allah’ın gazabından ötürü yüzleriniz kızarmadı mı?

Mücrim güvenlik birimlerinin, birkaç kişiyle bile olsa cemaatle namaz kılanları gözaltına almasına, kovuşturmasına incinmediniz mi? Yöneticiler ve zebanileri, birçok vesileyle bir araya geldiler. Toplantı düzenlediler. Sonra da camilerin kapatılmasının caiz olduğunu söyleyen fetvaları cürümleri için dayanak aldılar. Bundan memnun musunuz?

Fetva öncelikle Allah’a karşı dürüst olmayı, hükmün menatını araştırmada yoğun çaba sarf etmeyi, arzu ve çıkarlardan uzak delillerin araştırılmasını ve onlarla istidlal etmeyi gerektirir. Onun için Allah’tan korkun, bu mücrim yöneticilerden sakının. Söylediğiniz ya da ellerinizle yazdığınız her fetva anında Allah korkusunu hatırlayın. Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şu sözünü hatırlayın:
وَإِذْ يَتَحَاجُّونَ فِي النَّارِ فَيَقُولُ الضُّعَفَاءُ لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعاً فَهَلْ أَنْتُمْ مُغْنُونَ عَنَّا نَصِيباً مِنَ النَّارِ * قَالَ الَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا إِنَّا كُلٌّ فِيهَا إِنَّ اللَّهَ قَدْ حَكَمَ بَيْنَ الْعِبَادِ  “Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, güçsüzler, büyüklük taslayanlara: “Doğrusu biz size uymuştuk, şimdi ateşin bir parçasını olsun bizden savabilir misiniz?” derler. Büyüklük taslayanlar: “Doğrusu hepimiz onun içindeyiz. Allah kullar arasında şüphesiz hüküm vermiştir” derler.” [Mümin 47-48] Yine Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şu buyruğunu hatırlayın:
إِذْ تَبَرَّأَ الَّذِينَ اتُّبِعُوا مِنَ الَّذِينَ اتَّبَعُوا وَرَأَوُا الْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ الْأَسْبَابُ * وَقَالَ الَّذِينَ اتَّبَعُوا لَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّأَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّءُوا مِنَّا كَذَلِكَ يُرِيهِمُ اللَّهُ أَعْمَالَهُمْ حَسَرَاتٍ عَلَيْهِمْ وَمَا هُمْ بِخَارِجِينَ مِنَ النَّارِ  “İşte o zaman (görecekler ki) kendilerine uyulup arkalarından gidilenler, uyanlardan hızla uzaklaşırlar ve (o anda her iki taraf da) azabı görmüş, nihayet aralarındaki bağlar kopup parçalanmıştır. Uyanlar: “Keşke bizim için dünyaya bir dönüş olsa da, bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsak” derler. Böylece Allah onlara, hasretini çekecekleri işlerini gösterir. Onlar cehennemden çıkmayacaklardır.” [Bakara 166-167]

Allah’ın bu ayetlerini hatırlayın, Allah’a inanın ve hakkı aramak için gayret edin. Bundan sonra eğer isabet ederseniz, iki ecir, hata ederseniz, bir ecir vardır. Görüldüğü gibi isabet ve hatada iyilik ve ecir söz konusu. Ama eğer Allah’ın buyruğunda ihmalkâr davranır ve zulümlerinde zalimlere uyarsanız, o zaman bu büyük günah ile Allah’a kavuşmadan önce hidayete ermenizi temenni ediyoruz.

Sonuç olarak diyoruz ki, camiler İslam’da büyük bir mertebeye sahip. Pazarlardan ve dükkanlardan çok daha önemlidir. Mücrim yöneticiler, Allah’ın hükümlerine değer vermiyorlar, Şeriat hükümlerinin hayatlarında ve düşüncelerinde hiçbir önceliği yok. Bu yüzden pandeminin çözümünde İslam düşmanlarının yolunu izlediler. Tahtlarının devrilmesi korkusuyla ekonomik yöne odaklandılar. Bakan ve bakan derecesindeki bir avuç paralı askere hizmet eden emeklilik yasasında değişiklik yapmak için bu atmosferi nasıl istismar etmek istediklerini görüyorsunuz.
Zulümlerini, adaletsizliklerini, İslam düşmanlarına bağımlılıklarını sürdürdükleri sürece Allah, bu yöneticilere hiçbir iyilik nasip etmeyecektir.
إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ  “Allah zalimleri doğru yola eriştirmez.” [Ali İmran 86]
إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ  “Allah, fasık toplumu doğruya iletmez.” [Maide 108]
وَأَنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي كَيْدَ الْخَائِنِينَ  “Gerçekten Allah hainlerin hilesini başarıya ulaştırmaz” [Yusuf 52]

Allah’ın zaferi gelene kadar şeytan çarpmış kimse gibi rastgele debelenmeye devam edeceklerdir. Şuan dünyada olup bitenleri fark ettiğinizi ve izlediğinizi düşünüyoruz. Dünya İslam’ın geleceğine ve Hilafet Devletine hazırlanıyor. Hilafet, tüm insanlar için bir sevinç ve müminler için bir izzet olacaktır. Nübüvvet metodu üzere Hilafet, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın vaadi, Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesidir. Allah’tan korkun, Hilafetin kurulmasına ve çağrısına katkıda bulunun ki kurtulanlardan olasınız.
Allah’ın ayetleri azcık düşünüldüğünde, Allah’ın evlerinin imar edilmesinin Allah korkusu ile bağlantılı olduğu görülür. Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şu buyruğunu düşünün:
إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللَّهِ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَأَقَامَ الصَّلَاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا اللَّهَ فَعَسَى أُولَئِكَ أَنْ يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَدِينَ  “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.” [Tevbe 18]

Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın Nur süresindeki buyruğu düşünüldüğünde, Allah’ın evlerinin yüceltilmesi ile ilgili büyük bir mananın olduğunu görülür.
فِي بُيُوتٍ أَذِنَ اللَّهُ أَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ يُسَبِّحُ لَهُ فِيهَا بِالْغُدُوِّ وَالْآصَالِ * رِجَالٌ لَا تُلْهِيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللَّهِ وَإِقَامِ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ يَخَافُونَ يَوْماً تَتَقَلَّبُ فِيهِ الْقُلُوبُ وَالْأَبْصَارُ * لِيَجْزِيَهُمُ اللَّهُ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَيَزِيدَهُمْ مِنْ فَضْلِهِ وَاللَّهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ  “Allah’ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar. Çünkü (o günde) Allah, onları yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandıracak ve lütfundan onlara fazlasıyla verecektir. Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır.” [Nur 36-38]

Önceki ayetler Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şu buyruğuyla birlikte düşünüldüğünde,
وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ مَنَعَ مَسَاجِدَ اللَّهِ أَنْ يُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ وَسَعَى فِي خَرَابِهَا أُولَئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ أَنْ يَدْخُلُوهَا إِلَّا خَائِفِينَ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَلَهُمْ فِي الْآخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ  “Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.” [Bakara 114] Allah’ın evlerini kapatmanın büyük bir zulüm ve Allah yolundan alıkoymak anlamına geldiğini bilirdiniz. Kim bu büyük cürme cesaret ederse, dünyada hüsrana uğrayacak, ahirette büyük bir azaba maruz kalacaktır. Allah’ın evlerinin kapatılmasına ortak olan ve katkıda bulunan herkesi dünyada hüsran, ahirette büyük bir azap ile müjdeliyoruz. Ancak tövbe edenler, ıslah olanlar ve gerçeği ortaya koyanlar müstesna.

Ramazan günahı, diğer aylardaki günahtan daha büyüktür. Camilerin kapatılması, Cuma ve cemaat namazlarının askıya alınması, büyük bir günahtır, Ramazan’daki günahı ise özellikle de vakaların kaydedilmediği bölgelerde çok daha büyüktür. Zira camilerin açılmasını ve namaz kılınmasını engelleyen gerçek bir sebep yok. Bazı vakaların görüldüğü bölgelerde Cuma namazı, gerekli önlemler alınarak küçük gruplar halinde kılınabilir. Namaz camilerde, okullar, oyun alanları ve halk meydanları gibi alanlarda eda edilebilir. Namaz kılınmak istendiğinde, Allah’ın izniyle doğru ve güvenli bir şekilde kılınabilecek birçok yol bulunabilir. Özellikle de dünya, bir ya da iki yıl virüsle birlikte yaşama gerekliliğinden bahsetmeye başlamışken. Bazı ülkeler buna başladılar bile. Batı ve mücrim yöneticilerin temenni ettiği gibi Allah’ın evleri yıllarca kapalı mı kalacak?

Allah’ın evlerinin açılmasına çağıran dava erlerinin sesine katılın. Biz iyiliğinizi istiyoruz. Hak konusunda dürüst ve güçlü pozisyon alın ki Allah katında peygamberlerin varisleri ve Allah konusunda hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayan hidayet önderleri olasınız. Sessiz kalmanızı ya da suçluların eylemlerinden yana tavır almanızı istemiyoruz. Biz sizi kurtuluşa ve Allah’ın rızasına davet ediyoruz. Yöneticiler ise cehenneme ve Allah’ın gazabına davet ediyor. Allah korkusundan daha çok zorbalardan korktuğunuzu görüyoruz.
أَتَخْشَوْنَهُمْ فَاللَّهُ أَحَقُّ أَنْ تَخْشَوْهُ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ  “Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah, -eğer siz gerçek müminler iseniz- kendisinden korkmanıza daha lâyıktır.” [Tevbe 13] Allah’ın şu sözü size yeter:
أَلَا إِنَّ أَوْلِيَاءَ اللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ * الَّذِينَ آمَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَ * لَهُمُ الْبُشْرَى فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الْآخِرَةِ لَا تَبْدِيلَ لِكَلِمَاتِ اللَّهِ ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ  “Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de. Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. Dünya hayatında da, ahirette de müjde onlaradır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. Bu büyük başarıdır.” [Yunus 62-64] O halde işinizi Allah’a havale edin ve hakkı haykırın. Kuşkusuz Allah, kullarını görücüdür.

Son olarak, sözlerimiz sert veya konuşmamız ağır gelmişse, özür diliyoruz. Bu, Allah’ın dinine olan düşkünlüğümüzden kaynaklanıyor. Öfkemiz Allah içindir. Zalim hükümdarları razı etmek için Allah’ın ayetlerini az bir paha uğruna satanlar sertliği hak ediyorlar. Allah, bizim bu mektubumuzda geçenlerden çok daha sert sözlerle münafıklara hitap etmiştir. Allah’ın gönüllerini genişlettiği, kalplerini hakka meylettirdiği kişilere gelince, bunların başımızın üstünde yeri var. Allah’tan gönüllerinizi bu iyiliğe açmasını ve basiretinizi aydınlatmasını istiyoruz. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.

ve’s Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh

H. 17 Ramazan 1441

 

Hizb-ut Tahrir

10.05.2020
 

Mübarek Toprak Filistin

 


...:-
  • Faizden Beslenen Çıkarcı Kapitalistler Lehine Kanımızı Emen Bu Yozlaşmış Sistemi Ortadan Kaldırın

  • Lübnan Partileri ve Mezhepçilik Fitnesi, Siyasi Sınıfın Bekasına Hizmet Eder!

  • CAMİLERİN YENİDEN AÇILMASI TALEBİ

  • Ey Müslüman Lübnan Halkı, Özellikle Şeyhler, İlim Adamları, Cami İmamları ve Vaizler! İnsan Kardeşliği Belgesini, Sonuçlarını ve Üzerine İnşa Edilenleri Çöpe Atın

  • Hizb-ut Tahrir / Mübarek Toprak Filistin’den Genel Müftüye, Fetva Dairelerine, İmamlara, Vaizlere Açık Mektup

  •