Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Belediye Meclisi Seçimleriyle İlgili Olarak Danimarka’daki Müslümanlara Açık Mektup:
Ey Müslümanlar! Siyasi Hayatta Sadece İslam Temelinde Ağırlığınız veya Etkiniz Olacaktır

Bu ay belediye meclisi seçimleri yapılacak. Seçim kampanyaları tüm hızıyla devam ediyor. Müslümanlar, seçimlere katılımı tartışıyor. Bazı belediyeler, Müslümanların seçimlere katılımını sağlamak amacıyla bazı girişimler başlattı. Örneğin Aarhus Belediyesi, yabancıların seçimlere katılım oranını artırmak amacıyla demokratik eğitim kursu kampanyası başlattı.

Ey değerli Müslümanlar! Tüm hayatımızda olduğu gibi bu konuda da sadece İslam’ın hükümlerine bağlanmamız epey önemli. Seçimlere katılım konusunu, azınlık perspektifinden ele almamız doğru değil. Tam tersine sorumluluğu İslami kimliğini korumak ve sahte Batı fikirlerinden korunmak olan Müslüman bir topluluk olarak meseleye yaklaşmalıyız.

Ey değerli Müslümanlar! İslam’a göre seçimlere katılım şartı, basit ve nettir: Haram bir işi yapmamak koşuluyla ancak bir kişiye oy verilebilir. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:
وَتَعَاوَنُواْ عَلَى الْبَرِّ وَالتَّقْوَى وَلاَ تَعَاوَنُواْ عَلَى الإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ  “Birr ve takva üzerine yardımlaşın. Günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın.” [Maide 2] Seküler sistemlerde seçimler, İslam’a aykırı hükümleri uygulamak için politikacılara yetki vermek demektir.
Belediye meclisi yasama yeri olmasa da, Allah’ın Şeriatını insan yapımı yasa ve kanunlardan üstün gören Müslümanlar olarak biz, bu sistemlerde belediyelerdeki siyasi çalışmalara katılmamalıyız.

Danimarka şehirlerdeki belediye meclisleri gerçekte idari makamlardır. Biraz bağımsızdırlar, çalışmaları salt idari konularla sınırlı değildir. Belediyeler, laik sistemin bir parçasıdır. Dolayısıyla Müslümanın bizzat seçimlere katılması ya da oy vermesi haramdır. Belediye meclisi üyeleri, belediye başkanlarının adaylıklarını onaylar, politika ve çalışma yükümlülüğünde işbirliği yaparlar.
Öte yandan belediye meclisleri, “Sosyal Kontrol” kisvesi altında İslami değerlerle mücadele gibi, parlamentoda Müslümanlar aleyhinde kabul edilen yasalar ve siyasi planları uygularlar.

Yine belediye meclislerinin, Şeriat hükümlerine aykırı bir sürü görevi var. Örneğin bütçeleri onaylamak ve faiz sözleşmeleri yapmak gibi. Ki bu bütçelerin temeli faizdir. Faiz sözleşmeleri, İslam’a göre en büyük günahlardan biridir. Eşcinsel evlilik sözleşmeleri, içki ruhsatı vermek, kumarhaneleri denetlemek vb. icraatlar, İslam hükümlerine aykırıdır. Hiç şüphe yok ki, haram bir işle uğraşan bir kişiye oy vermek de haramdır. Çünkü bir kişi veya partiye oy vermek, bu kişi veya partiye yetki vermek demektir. İslam’a uygun bir iş güvencesi verilemez. O yüzden bir kişiye bu işi yapma yetkisi vermek caiz değildir.
Ey Müslümanlar! Burada, laik bir partiyi desteklemenin haram olduğunu not etmeliyiz. Laiklik hem temelde hem de ayrıntıda İslam’a kesinlikle aykırıdır. Bu partileri desteklemek, küfür hükümlerini yaymaya ve uygulamaya yardımcı olmak demektir. Danimarka’daki seçimlere katılan bütün partiler, laiktir. Seçmen, bu partilerin bir üyesine oy verdiğinde, o partilere oy vermiş olur. Bir parti üyesi için o parti liderliğinin aldığı kararlar bağlayıcıdır ve parti programını kabul eder.
Bu ülkedeki Müslümanların seçenekleri, adaylar ve laik partilerle sınırlıdır. Bu partiler, İslam ve ilkeleriyle mücadeleden beri değillerdir. Başörtüsüne saldırıyorlar ve başörtüsünü kadına işkencenin kanıtı olarak görüyorlar. İslam’ın çocuk eğitimine bakışını sorun olarak algılıyorlar vb.

Müslümanların seçimlere katılmaması, Müslümanların izolasyonuna yol açar ve paralel bir toplumda yaşamalarını sağlar söylemi, saptırıcı bir propagandadır. Zira Müslümanların topluma katılımı, seçimlere katılım konusuna indirgenemez. Müslümanlar olarak biz, topluma olumlu katılımla mükellefiz. Yalnız isteyelim ya da istemeyelim İslam’ın belirlediği şartlara göre katılım sağlamalıyız. Seçimlere katılım, laik sisteme olan güvenin bir deklarasyonudur. Katılım, din ve devlet işlerini ayrı gören küfür fikrini kabul etmektir. Müslümanın bunu kabul etmesi ya da desteklemesi caiz değil. Seçimlere katılımlarını artırmak için, siyasi entegrasyon planının bir parçası olarak Müslümanlara yapılan baskının gerçek nedeni işte budur.

Ey değerli Müslümanlar! Siz Allah’ın Şeriatına inanıyorsunuz. Danimarka halkı da dâhil olmak üzere Batı halkları, giderek demokratik sisteme olan güvenlerini kaybediyorlar. Çeşitli araştırma merkezleri, Danimarkalıların politikacılara ve genel olarak demokrasiye olan güvenlerini yitirdiklerini gösterdi. Batmakta olan bir gemiye sakın binmeyin. Kendinize şu soruyu sorun: İçinde yaşadığımız toplumda sorumluluğumuz nedir? Laikliğe olan güveni deklare etmek mi yoksa laiklikten uzak durmak mı?

Batmakta olan sistemin can simidi olmayın. Kaldı ki bu sistem, iman ettiğiniz düşünceye temelden aykırıdır. Dahası, gece gündüz inancınızla mücadele etmektedir. Siz İslam’a inanıyorsunuz, hayata doğru bir bakış açısına sahipsiniz, hükümleri Rabbinizin hükümleridir. İslam’a ve sistemine davetle mükellefsiniz. Diğer sahte sistemlere ve fikirlere katılım davetiyle değil!

Ey değerli Müslümanlar! Adaylar ve laik partilerin peşinden gitmek yerine Müslümanların kimliğini korumak için tek yumruk olmalıyız. Bunun yolu, Müslümanların gerçek çıkarlarına hizmet eden İslami ilkelere sarılmaktan geçer. Laik siyasal sistemlere güvenmek yerine İslam’ın alternatif bir sistem olduğu güvenini aşılamaya çalışmalıyız ve laik sistemler yüzünden acı çeken Batı toplumlarına İslam mesajını sunmalıyız. Bu sistemler, sosyal, ekonomik ve siyasal krizlerin kaynağıdır.

Ey değerli Müslüman kardeşler! Dünya ve ahirette en büyük kurtuluş, yaratıcı Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya kulluktur. Bu yüzden Hizb-ut Tahrir olarak biz, tüm dürüstlük ve samimiyetimizle sizi İslam’a aykırı laik demokrasiden azade olmaya, İslam’a politik ve entelektüel olarak davet etmeye, hep birlikte İslami kimliğimizi korumaya çağırıyoruz. İslami sistemin restorasyonu, bir İslam ülkesinde İslami hayatın yeniden başlatılması, dünyaya iyiliğin yayılması için küresel olarak Hizb-ut Tahrir ile çalışmaya davet ediyoruz.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ  “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasûl’üne icabet edin.” [Enfal 24]

H. 29 Rabiu’l Evvel 1443

 

Hizb-ut Tahrir

05.11.2021
 

Danimarka

 


...:-
  • “Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için, kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir?” [Maide 50]

  • Ey İnsanlar! Dizel ve Gaz Fiyatlarına Yapılan Zamlar, Kapitalistler Ajanı Hasina Rejiminin Zorba Politikasının Dışavurumudur; Tiranların Tiranlığından Kurtulmanın Tek Yolu Hilafeti Kurmaktır

  • Belediye Meclisi Seçimleriyle İlgili Olarak Danimarka’daki Müslümanlara Açık Mektup:  Ey Müslümanlar! Siyasi Hayatta Sadece İslam Temelinde Ağırlığınız veya Etkiniz Olacaktır

  • Hilafet, Amerika’nın Ekonomik Düzeninden Kaynaklı Sefalete ve Zillete Son Verecek

  • Askeri Ya da Sivil Yönetim Değil, İslami Hilafet Ancak Sömürgecilik Kökleri Söküp Atacak, İslam İdeolojisine Dayalı Bir Yönetim Kuracak ve Sağlıklı Bir Kalkınma Tesis Edecektir

  •