Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Ümmetin Âlimleri Hilâfet’e Çağırıyor

[Hizb-ut Tahrir Medya Lecnesi - Endonezya Raporu]

Endonezya’da düzenlenen ve yüz binlerce veya daha fazla kişinin katıldığı Hilâfet Konferansı‘nın bu ülkedeki Müslümanlar üzerinde müspet ve faal bir tesiri oldu. Zîra Hizb ve Hilâfet insanlardan pek çoğunun kalplerinde ve dillerinde yer ederken, Kapitalist demokratik şiarları yükselten Laiklerin kalpleri ise kin ve nefret ile doldu; { قُلْ مُوتُواْ بِغَيْظِكُمْ } “De ki; kininizden geberiverin.” [Âl-i İmrân 119] Nitekim konferansın tesiri Müslümanların Azîm İslâmlarına ve Rasulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]‘in dönüşünü sahîh hadiste müjdelediği Nübüvvet Minhâcı üzere Râşidî Hilâfet’e olan ihtimâmlarını daha da artırdı.

Bu beldenin İslâmî cemaatleri, “Rasul [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]‘in Minhâcı üzere Râşidî Hilâfet mi, Amerikancı Laik Demokrasi mi?” başlıklı bir sempozyum düzenlediler. Sempozyumun organizasyonunu İslâmî Ümmet Birliği isimli Endonezyalı bir örgüt üstlendi.

Sempozyum, 16.11.2007 günü Cumâ salâhından sonra, Endonezya’nın meşhur mescitlerinden biri olan Mescid-ul Ezher’deki büyük salonda düzenlendi ve İslâmî cemaatlerin önde gelen temsilcilerinden çok sayıda âlim ve şeyh hazır bulundu. Bazıları şunlardır: Şeyh Rüşdî Hemka [el-Ezher Başkanı], el-Hacc Nezrî Adlânî [Sendika Genel Başkanı], Şeyh Emrullah Ahmed [İslâmî Ortaklık Merkezî Başkanı], Üstâz Ebu Bekr Be’âşir [Endonezya Mücâhidler Meclisi Emîri], Ahmed Sumargono [Endonezya İslâmî Kardeşlik Hareketi Başkanı], Şeyh Halîl Rıdvân [Endonezya Meclis-ul Ulemâ Başkanı], Muhammed İsmâ’îl Yusanto [Hizb-ut Tahrir’in Endonezya’daki Resmî Sözcüsü], Üstâz Mushâdî [İslâmî Ümmet Birliği Başkanı], ayrıca Şeyh Muhammed Me’mûn [Dâr-ul Felâh Akademisi’nden], Şeyh Emîn Nûr [Takvâ Akademisi’nden], Üstâz Ebu Cibrîl [Endonezya Mücâhidler Meclisi’nden], Üstâz Ca’fer Sâdık [İslâm’ın Himâyesi Cephesi’nden], Dr. Bemnang Sitiyo [Şeriat Dertlileri Topluluğu’ndan], Üstâz Fadla Elgurme [Papua’dan bir dâvâ adamı] ve diğer birçok önde gelen şahsiyetler. Katılımcıların sayısı, yaklaşık üç bin (3,000) idi.

Şeyh Rüşdî Hemka [el-Ezher Başkanı] Endonezya’da İslâmî Şeriat’ın tatbikine yönelik mücâdelenin ülkenin bağımsızlığından beri süregeldiğini, İslâmî partilerin Şeriat hükümlerine dayalı bir devlet kurma mücâdelesi verdiklerini, ancak peş peşe gelen hükümetlerin, bilhassa Suharto döneminin getirdiği zulüm ve baskının, bu İslâmî partileri, İslâmî Devlet’ten bahsetmekten korkar hale getirdiğini, bunun için onu kurmak için ciddî hareketlenmelerin kaçınılmaz olduğunu söyledi.

el-Hacc Nezrî Adlânî [Sendika Genel Başkanı] Ümmet’in birliğine ve parçalanmamaya çağrıda bulunarak, Rasulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]‘in ashâbının, SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in defninden önce Hilâfet’in in’îkâdı ile uğraştıklarını, bunun da Hilâfet’in in’îkâdının definden çok daha öncelikli bir farziyet olduğunu, dolayısıyla İslâmî Ümmet’in bugün, boyunlarında bir Halîfeye bey’at bulunması uğrunda çalışmasının kaçınılmaz olduğunu, bunun da ancak Hilâfet’in ikâmesi ile mümkün olduğunu söyledi.

Üstâz Ebu Bekr Be’âşir [Endonezya Mücâhidler Meclisi Emîri], İslâmî Ümmet’in, İslâmî Şeriat’i tatbik eden Veliyy-ul Emr’in (Halîfenin) gölgesinde yaşamalarının, yani tüm dünya için Hilâfet’i kurmalarının farz olduğunu, Endonezya devletinin, Allah’ın emri gereği İslâmî Devlet’e dönüştürülmesinin kaçınılmaz olduğunu, şu anda Hilâfet’in yokluğundan dolayı Müslümanların beldelerinin parçalanmış, servetlerinin yağmalanmış, kanlarının akıtılmış bulunduğunu, Hilâfetsiz bu Ümmet’in pek çok problemle karşı karşıya bulunduğunu, İslâm’ın tatbîkinin, onu tatbik edecek İslâm Devlet’i gerektirdiğini ve bunu inkâr edenin Allah [Subhânehu ve Te’alâ]‘nın farzını inkâr etmiş olacağını söyledi.

Ahmed Sumargono [Endonezya İslâmî Kardeşlik Hareketi Başkanı] Hilâfet’e muhtaç olduğumuzu ve dolayısıyla bu uğurda mevcut sistemi, ister inkılâbî, ister ıslâhî olsun, bir şekilde Laiklikten İslâm’a dönüştürecek bir liderliğe muhtaç olduğumuzu söyledi.

Şeyh Emrullah Ahmed [İslâmî Ortaklık Merkezî Başkanı] bugünün dünyasına demokrasinin liderlik ettiğini, demokrasiyi almanın ve ona dâvet etmenin ise haram olduğunu, çünkü esâsının laiklik olduğunu, bunun da tatbîki Allahu Te’alâ tarafından emredilmiş İslâmî Şeriat’i reddettiğini, demokraside egemenliğin halka verildiğini, binâenaleyh İslâmî Ümmet’in demokrasiye sarılması halinde sırât-ul mustakîmden (dosdoğru hidâyet yolundan) sapmış olacağını, üzerimizdeki farziyetin Kur’an’a ve Sünnet’e, dolayısıyla Nübüvvet Minhâcı üzere Râşidî Hilâfet’e dönüş olduğunu ve bu yoldan başka hiçbir yol bulunmadığını söyledi.

Sonra Şeyh Halîl Rıdvân [Endonezya Meclis-ul Ulemâ Başkanı] Hilâfet’e muvâfakatinin, tam bir muvâfakat olduğunu, ancak şu ana kadar Hilâfet’in bir rüya olduğunu, bunun için Hilâfet’in ortaya çıkışını beklerken İslâm’ın tatbiki için demokrasiden faydalanmak gerektiğini söyledi. [Meclis-ul Ulemâ‘nın mevcut nizâm ile irtibatı meşhurdur.]

Ardından Hizb-ut Tahrir’in Endonezya’daki Resmî Sözcüsü Üstâz Muhammed İsmâ’îl Yusanto bir konuşma yaparak, Hilâfet’in her Müslüman ve her İslâmî hareket üzerine farz olduğunu, dolayısıyla her hareketin Hilâfet fikrini yayması ve kuruluşu için ciddiyetle çalışması gerektiğini söyledi. Üstâz Yusanto, Hilâfet’in ikâmesi yolundaki mücâdelenin siyâsî bir çalışma olduğunu, dolayısıyla ideolojisi İslâm olan ve gâyesi Nübüvvet Minhâcı üzere Râşidî Hilâfet’i kurarak İslâmî hayatı yeniden başlatmak olan siyâsî bir partinin bulunmasının kaçınılmaz olduğunu, bu gâyenin gerçekleşmesinin, ancak mevcut devleti Laik demokratik sistemden kurtarıp Hilâfet sistemine dönüştürmek olduğunu, bu değişimin de yalnızca inkılâbî ve köklü bir değişim olduğunu, parlamento üyelerinin gidişâtlarını doğrultmalarının ve amellerinde Allah’a ittikâ etmelerinin farz olduğunu, İslâm-dışı bir esâsa dayalı olarak parlamentoya aday olmalarına rağmen her hâlükârda Müslüman olduklarını hatırlamaları gerektiğini, her zamanda ve mekânda Azîm İslâm’ın ve Hilâfet’e dâvetin tarafında ve Laik demokrasinin karşısında durmaları gerektiğini, bu beşerî sistemin değiştirilmesi ve Hilâfet Devleti’nin kurulması için çalışanlar ile birlikte saf tutmalarının farz olduğunu, Ümmet’in tüm sorunlarını, Rabb-ul Âlemîn’in inzâl buyurduğu sahîh ve âdil çözümler ile çözebilecek tek sistemin Hilâfet olduğunu beyân etti.

Hülâsâ; bu sempozyum, Ümmet’in ekseriyetinin Azîm İslâm’a ve güçlü bir İslâmî yönetimin, Nübüvvet Minhâcı üzere Râşidî Hilâfet’in kaçınılmazlığına yöneltmek açısından gâyet sarîh ve gâyet müessir oldu. Muhakkak ki o, Allah’ın izniyle çok yakındır, işte o gün mü‘minler de Allah’ın nusreti ile ferahlayacaklardır.

H. 02 Zilhicce 1428

 

20.12.2007
 
 


...:-
  • Başarısız ve Yalancı Politikadan Tek Çıkış Yolu İslam’dı

  • Hizb-ut Tahrir / Amerika’nın “Müslümanın Zihnine Saldırı” Başlıklı Düzenlediği Hilafet Konferansı

  • Tavizci, Peşkeşçi, Bozguncu ve İşbirlikçi (Güvenlik Koordinasyon) Yönetim, Büyük Hilafet Projesi Düşmanı ve İslam Karşıtı Kâfirlerle Aynı Cenahtadır

  • Mücrim Yönetim, Filistin’in Kurtuluşunun Yegâne Yolu Olan Hilafet Çağrısı İle Mücadele Etmektedir

  • Zorlama, Mesajımızı Susturamayacak

  •