Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Kenyalı Fasit Yöneticiler, Birer Uyuşturucu Taciri ve Öldürücü Katildir!

Peki, Bunların Elinden Nasıl Kurtuluruz?

“Wikileaks” internet sitesi, geçenlerde Nairobi’deki Amerikan büyükelçiliği ile Amerikan dışişleri bakanlığı arasındaki gizli diplomatik yazışmaları ortaya çıkardı. Bu yazışmalarda ABD’nin Kenya büyükelçisi, Kenya’daki önde gelen siyasilerin yolsuzluğun unsurları olduğunu, hükümetin önemli görevlilerinin uluslararası uyuşturucu ticaretine karıştığını ve görevlerini kötüye kullandıklarını ifade etti. Yine söz konusu sızıntılarda, Devlet Başkanı Kibaki’nin ve Başbakan Raila Odinga’nın bencil özel çıkarlarına zarar vermesi bakımından “reformların” önündeki en büyük engel olduğu belirtildi. Ayrıca Uluslararası Suç Mahkemesi Savcısı Luis Moreno-Ocampo, 2007 Aralık seçimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından patlak veren toplu katliam eylemlerinin akabinde 5’i hükümetin ileri gelenleri olmak üzere insanlık suçlarına karışan 6 kişinin yargılanmasına karar verdiğini ilan etti! Bunun üzerine Kibaki, Odinga ve bakanları açıkça buna tepki gösterdiler. Zira bu iddiaların hepsini yalanladılar, kendilerinin tüm bu suçlamalardan uzak olduklarını, yeni anayasayı geçirerek reform projelerine öncülük etmekle gurur duyduklarını iddia ettiler ve bunu Kenya halkını kurtaracak en büyük projeymiş gibi gösterdiler!

Kenya’daki insanlar, gerçek kurtuluşun nerede yattığını bilmeliler ve ortaya atılan belirli meseleleri ele almazdan önce şu anda haber başlıklarına konu olan diplomatik yazışmalarla ilgili önemli üç noktadan başlamalıyız.

Birincisi: Bu sızıntılar, apaçık şekilde Batılı devletlerin doğalarında hala sömürgecilik olduğunu ve büyükelçilikleri de dahil tüm kurumlarını, saptırıcı şekilde bizlerin uzun bir zamandır bağımsızlığımızı elde ettiğimizin reklamını yapmalarına rağmen stratejik çıkarlarını korumak için ülkemize karşı casusluk yapmaları için kullandıklarını göstermektedir!

İkincisi: Aslında bu sızıntılar, bir sırrı ifşa etmemiştir. Zira vatandaşlar, uzun bir zamandır işlerin dizginlerini elinde bulunduran liderlerin bu habis gerçek yapılarının farkındadırlar. Zira onlar, birer şerir fasitlerdir ve insanlık görüntüsüne bürünmüş birer siyasi şeytanlardan başka bir şey değildirler!

Üçüncüsü: Birer ajan yönetici olan aptal siyasiler, görünürde destek veriyor göründükleri halde Batılı milletlerin kedilerine gizlice ihanet etmelerine rağmen yönetimlerine destek vermeleri için Batıya güveniyorlar. Diğer yönden sıradan insanlar bile uzun zamandır liderlerdeki şerrin farkındadırlar ve onlar, Tunus ve Mısır’da olduğu gibi her an kendilerine karşı bir halk ayaklanmasının baş göstermesinden kaygılanmaktadırlar.

Yolsuzluk sorunu itibarıyla Kenya’nın sözde Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu [KACC], yeni atanan genel müdürü ile tüm bakanlıklardaki yolsuzluğu bitirdi gibi görünüyor. Ancak aslında yolsuzluğun temel unsurlarının kendisinin desteklediği büyük kapitalist işadamlarından ve bu komisyonun müdürlerinden oluşan yolsuzluk şebekelerinin olduğu hakikatini göz ardı etmektedir! Mesela bazı ileri gelen liderler, Godenberg ve Anglo Leasing gibi büyük yolsuzluk skandallarına karışmışlardır. Bundan dolayı bazıları kısmî çözüm olduğunu ifade etmelerine rağmen onlara dokunulmamıştır! Zira kamu mallarını yağmalamalarından dolayı hapse atılan kaç tane bakan var? Kamu arazilerini ele geçirmelerinin arından hapse atılan kaç tane milletvekili var? Mısır veya eğitim fonları skandalı yüzünden hapiste olan önde gelen işadamlarından kim var?!

Kenya’nın elde ettiği yalan bağımsızlığından şu ana kadar yolsuzlukla mücadele edilmesi için komisyon üzerine komisyon kurulmuştur. Buna rağmen “liderler”, her gün güpegündüz kamu mallarından milyarları çalmaktadırlar. Bu da bu komisyonların insanları uyutma maksatlı bir vehimden başka bir şey olmadığı gerçeğini göstermektedir.

Uyuşturucu açısından olana gelince; gerçek şu ki birçok lider, bu “ticaret” sayesinde dünya çapında zenginler haline geldi. Zira bazı araştırmalar, bu ticaretin petrol ve silahtan sonra dünyanın üçüncü en büyük karlı ticareti olduğunu göstermiştir.

Tabiatıyla bu gelişmiş suçlar, polis, ulusal istihbarat, denizci ve havacı gibi birçok devlet kurumlarındaki üst düzey hükümet yetkililerinin katılmasını gerektirmektedir. Bu da sözde “uyuşturucuyla mücadele operasyonları” yoluyla torbacılar ve içiciler yakalanırken neden milyarları götüren bilindik büyük balıklara dokunulmadığını açıklamaktadır. Bu da ülkedeki gençliğin yok edilmesine yardımcı olmaktadır. Bundan dolayı hiçbir kimse, mevcut bozuk rejimden insanları geçici olarak aldatmaya dönük göstermelik tutuklamalar dışında herhangi elebaşı uyuşturucu tacirini tutuklamasını beklememelidir. Buna mukabil Müslümanların sözde terör “şüphesiyle” nasıl tutuklandıklarını, işkence edildiklerini ve götürüldüklerini görmekteyiz. Güvenlik birimlerinin aceleyle yaptıkları bu davranışlar, hükümetin Amerika Birleşik Devletleri’ni hoşnut etmek üzere çalıştığı içindir. Buna rağmen subaylar, uyuşturucu yüklü konteynırların nerden nereye ihraç ve ithal edilmesi olayının arkasında kimlerin olduğunu bilmediklerini iddia ediyorlar! Bundan daha kötü olanı ise uyuşturucu ticareti soruşturmasında işbirliği yapmayı reddeden güvenlik subaylarının kurşunlanarak öldürülmesi ve ölmeleri nedeniyle soruşturmaların boşa gitmesidir. Tüm bunlar ise “onurlu milletvekillerinin” ticareti içindir. Bu, hükümet içerisindeki bariz ellerin bu şerir ticareti desteklediğine dair kanıt olarak yetmez mi?! Açıkça ve kararlılıkla uyuşturucuya karşı olduğunu iddia eden Amerika Birleşik Devletleri büyükelçisine gelince; şimdi sahiden o, Amerika Birleşik Devletleri’nin dünyanın uyuşturucu tüketen birinci ülkesi olduğunu ve hükümetinin bu ticareti engellemeyi başaramadığını bilmiyor mu? Aynı şekilde Amerika, Afganistan’a yönelik acımasız işgali sırasında uyuşturucu üretimine baskı yapmak yerine Taliban yönetimi dönemindeki duruma kıyasla uyuşturucu ticaretini arttırmıştır. Şimdi bu casus büyükelçi, bunu görmüyor mu? Ancak ciddi tehlike şudur ki sözde Müslüman bir liderin, bu casusu övmeye düşkün olduğunu ve açıkça Amerika Birleşik Devletleri’ne yardım etmeye çalıştığını görmemizdir. Halbuki bizzat Amerika Birleşik Devletleri, İslam karşıtı küresel azgın ve iğrenç haçlı saldırısına öncülük etmektedir. Hal böyleyken Kenya’da uyuşturucu tehlikesiyle mücadele edilmesi Amerika’nın umurunda olur mu?

Ey lider hatırlamazmısın ki Allahu [Subhânehu ve Te’alâ], düşmanlarımızı dost edinmemizi bizlere haram kılmıştır:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ بِطَانَةً مِّن دُونِكُمْ لاَ يَأْلُونَكُمْ خَبَالاً وَدُّواْ مَا عَنِتُّمْ قَدْ بَدَتِ الْبَغْضَاء مِنْ أَفْوَاهِهِمْ وَمَا تُخْفِي صُدُورُهُمْ أَكْبَرُ “Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri dost, sırdaş edinmeyin! Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar ve hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür.” Âl-i İmrân 118]

Batılı devletlerin hakim olduğu Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne gelince; çok partili demokrasiyi ülkelerimiz için bir kurtarıcı olarak pazarlamaya çalışmaktadır. Ancak gerçekte ise 2007’de yapılan demokratik seçimler, toplu ölümlere ve ülkenin yıkımına neden olmuştur. Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi, “tek gözlüdür.” Zira Irak ve Afganistan’da binlerce insanı katleden operasyonları işleyen büyük Batılı devletlerdeki şerir savaş suçlularını görmemekte ve kendi nazarında dünyanın efendileri olmalarından dolayı onları sorgulamamaktadır! Bu mahkemenin, gerçeğe ve adalete hizmet etmesi imkansızdır. Bilakis Batının sömürgeci politikalarının dayatılması için bir silah olarak kullanılmaktadır. Oysa açıktır ki tepeden tırnağa kadar Kenya’daki siyasilerin hepsinin 2007 yılı seçimlerinden sonra meydana gelen kaos ve öldürme eylemleriyle bağlantısı vardır. O halde neden Uluslararası Ceza Mahkemesi, bu şerir siyasileri cezalandırmıyor?

Yeni anayasaya gelince; çıkarılmasının üzerinden sadece birkaç ay geçti ve fiilen bir serap olduğu ortaya çıktı. Ona bağlı kalacaklarını ve koruyacaklarına dair yemin eden aynı siyasiler, şimdi utanmadan açıkça onu çiğnemektedirler. Açlık milyonlarca insanı tehdit etmesine ve hükümetin üzerine dayandığı destekler olan uyuşturucu çete liderleri ve yolsuzluk hala sınırsız bir şekilde kol gezmesine rağmen bu anayasanın vatandaşlara yardımcı olması imkansızdır. Bilakis bu güne kadar kurban olanlar hala vatandaşlardır! Aslında bunun nedeni bu anayasanın bir insan yapımı olmasıdır. Oysa insanlık, insanın yaratıcısının katından olan adil bir anayasaya muhtaçtır. Dolayısıyla sahih çözüm, sömürgeci kapitalizmin ve şerir siyasilerin tecrübelerinin ve düşüncelerinin bir ürünü olan bu anayasanın yerini alemlerin Rabbinin anayasasının almasıdır.


Ey Kenya Halkı:

Hala bu vakıa karşısında gözlerinizi açmayacak mısınız? Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin ismini zikrettiği altı kişinin kamu mallarını götüren fasit rejimin payandalarından olduğunu ve hükümetin mahkemedeki hukukî masrafları karşılamak için kamu mallarını kullanarak hala sizlere kötü muamele ettiğini görmez misiniz? Şöyle buyuran Resul [SallAllahu Aleyhi ve Sellem], ne kadar da doğru söylemiştir:

إِذَا لَمْ تَسْتَحْيِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ “Haya etmiyorsan dilediğini yap!”

Bu siyasiler, işleri daha da kötüleştirmek için ülkede bir kez daha iç savaşı tetikleyecek kabilevî koalisyonlar yoluyla 2012 yılı seçim projelerine dönük fiili planlar yapmaktadırlar. İşte tüm bunlardan sonra isimleri, partileri ve koalisyonları ne kadar değişirse değişsin bu siyasilerin aranızda nefreti körükleyecek ve bencil amaçlarını gerçekleştirmek uğrunda tereddüt etmeden herkesi harcayacak birer şeytan olmaya devam edeceklerini görmelisiniz.

Artık demokratik politikadaki mugalataları ve yalanları fark etmenizin zamanı gelmiştir. Siyasilerin hepsi, aynı tiniyete sahiptirler. Onların daimi dostları veya düşmanları yoktur. Çıkarları birleştiğinde bir araya gelirler ve çıkarları ihtilaf ettiğinde dağılıp giderler. Onlar, Batılı efendilerinin bozuk akidelerine inanırlar ve onların birer ajanıdırlar. Buna rağmen bizzat Batı bile aynı kapitalist düşünceyi kullanarak ekonomik ve siyasi krizleri çözmeye muktedir değildir. Dolayısıyla isteyen de istenilen de acizdir!

Hizb-ut Tahrir / Doğu Afrika, İslamî fikri taşımakta olup hayatın tüm işlerine dair çözümlere ve gerçek kurtuluş yoluna sahiptir. Hizb-ut Tahrir, onulmaz fakirlik, kabilecilik tehlikesi, yıkıcı yolsuzluk ve şerir siyasiler sorunlarını çözmeye muktedirdir! Dolayısıyla yaratıcınızın sizler için razı olduğu ideolojiye yönelmeniz için kendinizi Batıyı ve sömürgecileri körü körüne taklit etmekten kurtarmanızın zamanı gelmiştir. Zira O, sizi ve sizin durumlarınıza neyin uygun olduğunu bilendir ve hikmet sahibidir.

أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنْ اللَّهِ حُكْمًا لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ “Yoksa onlar hala cahiliye hükmünü mü istiyorlar. İnanan bir kavim için Allah’tan daha iyi hüküm veren mi vardır?” [el-Maide 50]

H. 22 Rabî-ul Evvel 1432

 

Hizb-ut Tahrir

25.02.2011
 

Doğu Afrika

 


...:-
  • Hilafet Devletinin Yıkılışıyla Düşman, Ekonomik ve Mali Politikalar Dikte Etmeye Başladı, Ajanları da Uyguladı!

  • Hilafet Yıkılalı Yüz Yıl Oldu, Yeniden Kurulana Kadar Hiçbir Değişiklik Görmeyeceğiz

  • Cinayet Suçları ve Huzurlu İnsanların Terörize Edilmesi, Büyük Bir Günahtır, Filistin Yönetimi ve Yahudi Varlığının Sorumlu Olduğu Sinsi Bir Plandır

  • Güvenlik Riskleri ve Kalıcı Barış

  • “Allah’a ve Peygamberine karşı gelenler; işte onlar, en alçak kimselerle beraberdirler.” [Mücadele 28]

  •