| |
|
|
|
 |
 |
|
 |
| |
| Siyasi Tahliller |
|
|
|
Soru:
Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Çarşamba günü 13.11.2013 tarihinde “Çin, ekonomideki sorunları çözmek için reformları sürdürecektir. Ancak bu tür reformlar, dikkatli planlamayı gerektiriyor. Öyle bir gecede gerçekleştirilecek reformlar değildir” dedi. Çin televizyonu ise Jinping’den “Reformlar, Çin’in güncel sorunlarını çözmek için bir yoldur” şeklindeki sözlerini aktardı. Bu açıklama, 9.11.2013 Cumartesi günü başlayan ve dört gün süren Çin liderliğinin düzenlediği toplantı akabinde geldi. Bu toplantı ise 6 Kasım 2013 tarihinde Çin’de iktidar parti olan Çin Komünist Partinin bölgesel karargâhlarından birinde meydana gelen yedi patlamadan hemen sonraya denk geldi. Bu olay, bir hafta sonra bir arabanın bir grup yayalara çarpması ve arabanın, Çin’in başkenti Pekin’in sembolik kalbi kabul edilen büyük Tiananmen meydanına yakın caddede alevler içinde yanmasının ardından geldi. Şimdi soru şudur: “Çin ekonomisinin zirvede olduğunu duyuyoruz. Çin liderliğinin ekonomideki sorunları çözmek için toplanmaları ne anlama geliyor? Sonra Çinli yetkililerin ekonomik sorunları tartışmak için toplantı yapmaları ile bombalamalar arasında bir ilişki var mıdır?” Teşekkür ederim.
|
|
H. 14 Muharrem 1435
|
| 17.11.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Genellikle güç ve otorite odaklarının ulus devlet tarafından temsil edildiklerinden bahsediyoruz. Örneğin bugün uluslararası siyasette en etkili devlet ABD olduğu için Amerikan çıkarlarından söz ediyoruz. Ama bazıları, gerçek güç ve otorite odaklarının ulus devlet sınırlarını aştığını söylüyor. Tabii bununla evrensel güç ve otorite sahibi gizli örgütler kastediliyor. Örnek olsun diye bunlardan bir kaçını zikredelim: Trilateral Komisyon, Bilderberg ve Dış İlişkiler Konseyi [Council on Foreign Relations CFR] vb. Tüm bu güçler, bazen genel isimler altında bir araya gelebiliyor. Örneğin İlluminate, Küresel Bankacılar, dev Finans ve Ticaret Kurumları gibi. Kimilerine göre bu güç odaklarının, bu ABD olsa bile herhangi bir ulus devlete bağlılık ve sadakatlarının olmadığı söyleniyor. Aksine bu güç odaklarının ABD dışında Yeni Dünya Düzeni teorisine uygun olarak yeni güç odaklarına dönüşmeye hazır oldukları belirtiliyor. Bunun sonucu olarak inanılmaz dönüşümler olabileceği, doların terk edilebileceği, para birliği ve enflasyon sepetine dayalı yeni para lehine dolar ile petrol ticaretinden vazgeçilebileceği hatırlatılıyor. Soru şudur: Bu ne kadar doğrudur? Eğer bu doğruysa, ulus devlet sınırlarını aşıp evrensel güce dönüşen güç ve otorite odakları hakkında Hizbin bakış açısı nedir?
|
|
H.12 Muharrem 1435
|
| 15.11.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Aylardan beri Mısır’da ölüm, tutuklama, tahribat, sokak ve meydanlarda vandalizm gibi şiddet olayları devam ediyor. Normal hayat neredeyse durma noktasına geldi. İnsanlar, gözle görünür şekilde iki guruba ayrıldılar. Böyle ortamlarda Amerika ve Avrupa’dan arabulucular devreye girdiler. Hatta Rusya, Mısır ile temaslara başladı. Çin’in de müdahil olması uzak bir ihtimal değildir. Ayrıca bazı yerel arabulucular da temasa geçtiler. Partili ve partili olmayan bazı söz sahibi kişiler de arabuluculuk ve arayı düzeltme girişimi için müdahil oldular. Ama bir sonuca ulaşılamadı. Herkesin tanıdığı, güvendiği ve saygı duyduğu Hizb-ut Tahrir ise şuana kadar ne arabuluculuk ne arayı düzeltmek ne de barış için müdahil olduğu dikkatimizden kaçmadı. Hizb-ut Tahrir’in Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şu sözünü bilmediğini düşünmüyoruz: أَلَا أُخْبِرُكُمْ بِأَفْضَلَ مِنْ دَرَجَةِ الصِّيَامِ وَالصَّلَاةِ وَالصَّدَقَةِ؟ قَالُوا: بَلَى، يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ: إِصْلَاحُ ذَاتِ الْبَيْنِ، وَفَسَادُ ذَاتِ الْبَيْنِ الْحَالِقَةُ “Size oruç, namaz ve sadaka derecesinden daha efdal olan bir şeyi haber vereyim mi?” Dediler ki: “Evet, Ey Allah’ın Rasûl’ü.” O da şöyle buyurdu: “İnsanların arasını düzeltmektir. Çünkü insanların arasındaki bozukluk (dini) kazır.” Hizb-ut Tahrir’in arabuluculuk ya da arayı düzeltmek ya da barış için müdahil olmamasının bir nedeni var mıdır? Allah mükâfatınızı artırsın.
|
|
H.11 Muharrem 1435
|
| 14.11.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Kıymetli Emirimiz, es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh
Biz Hizbin hapisteki gençleriyiz. Çok ciddi bir sorunumuz var. Biz biliyoruz ki alkollü parfüm ve alkol karşımı ilaçlar necistir. Ama hapiste arkasında namaz kıldığımız imam, parfüm kullanıyor ve kendine göre fetva kitapları ile de buna delil getiriyor. Bu nedenle biz acaba arkasında namaz kılmak caiz mi diye tereddüt içindeyiz. Caiz olmaması durumunda sıkıntıya düşeceğiz ey Emirimiz! Mümkün olduğunca acele cevaba ihtiyacımız var. İnşaAllah cevabınızı bekliyoruz. Allah mükâfatınızı artırsın.
|
|
H.10 Muharrem 1435
|
| 14.11.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
es-Selamu Aleykum Emirimiz nasılsın, sağlık ve sıhhatte olmanızı ümit ediyorum. Allah Subhânehu ve Teâlâ seni sevdiği ve razı olduğu şeylere ulaştırmasını umuyorum. Allah Subhânehu ve Teâlâ adımlarınızı sağlam kılsın. Benim sorum şudur: “İnsanlar, Allah Subhânehu ve Teâlâ bize İslam Devletinin kurulmasını lütfederse, Nübüvvet metodu üzere Hilafet Devletini bahşederse, bizim İslam ile hükmetmemiz nasıl mümkün olacak? diye bu günlerde sık sık soru soruyorlar. Biz, İslam’ın ilk günlerden itibaren bir bütün olarak uygulanması gerektiğini biliyoruz. İslami Hilafet ilan edildikten hemen sonra benimsenmesi gereken kararlar, eylemler ve pratik adımlar nelerdir? Allah’ın izniyle Hilafet ilan edildikten sonra Hilafet Devletine komşu ülkelerde bu kitlenin gençleri olarak rolümüz nedir? İlginiz için teşekkür ederim. Ebu Gazi, Trablus
|
|
H. 09 Muharrem 1435
|
| 13.11.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
es-Selamu Aleykum
Sorum başörtüsü hakkındadır. Başörtüsü, delil ile mi farz yoksa gelenek ve görenek idi sonra köle ile hür arasını ayırt etmek için farz mı oldu? “Aslında başörtüsü, sınıfsallığı garanti altına alan bir yasamadır. Amacı hür ile köle arasını ayırt etmektir. Sahabe böyle anladı. Zira Ömer ibn’ul Hattab Medine’de dolaşırken örtülü bir köle gördü. Köleye başörtüsü başından düşünceye kadar o ünlü kırbacı ile vurdu. Sonra: “Kölelere ne oluyor da hürlere benziyorlar?” dedi. Sonunda şunu söylemek isterim Elhamdülillah bugün köle veya cariye diye bir şey yok. Dolayısıyla cilbabı salıvermek sebebi bugün ortadan kalkmıştır. Ne Kur’an ne de Sünnette başörtüsünün fitneyi engellediği veya iffeti koruduğu için farz olduğuna ilişkin hiç bir şey yok. Kim başörtüsünün farz olduğunu söylerse, günahkârdır ve Allah’a iftira atmış olur. Kavminin veya toplumun geleneği olduğu için başörtüsü takan bir kadın, yanlış yapmış olmaz. Çünkü başörtüsü takmanın Allah Subhânehu ve Teâlâ‘dan gelen bir farz olmadığını düşünüyor. Ama Allah’ın bir emri olduğuna inanarak başörtüsü takan ve davet eden kadın, büyük bir günah işlemiş olur. Çünkü Allah’ın hükmüne Allah ve Rasûlü‘nün getirmediği kanunları farz kılan insanları ortak koşmuştur. Kuran’ın mesajı ve dosdoğru yoldan sapmıştır. Başörtüsü İslami bir farz değildir. İslam öncesi var olan sosyal bir gelenektir, kesinlikle tüm dinler ile hiçbir ilgisi yoktur. En tehlikeli şeylerden biri, gelenek ve görenekler ile Allah’ın Kur’an’ı Kerim’deki buyruklar arasını karıştırmaktır. Alışkanlıkların Allah’tan olduğunu iddia etmek, yanlış bir iddiadır. Allah’a ortak koşmak ile eş değerdir. Allah Subhânehu ve Teâlâ hakkında yalan söylemektir.” Bu söze yorum yapmanızı rica ediyorum, Allah sizi korusun, size ve bizi doğru yoldan ayırmasın.
|
|
H.01 Muharrem 1435
|
| 04.11.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
es-Selamu Aleykum
İslami Devlette Vezir sözcüğünü kullanmak caiz midir? Hâlbuki bu sözcüğün kapitalist sistemde bir vakası vardır
|
|
H.27 Zilhicce 1434
|
| 01.11.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru Cevap
İnternet Üzerinden Kadın ve Erkek Arasındaki Yazışma Hakkında
“Ebu’l Kâsım” ve Abdullah Abdülrahman’a
Sorular:
Abdullah Abdülrahman
Celselerden birinde internetteki konuşmalar hakkında internet dünyası, sanal bir dünyadır, orada yazdıklarından kişi sorumlu değildir, denildi. Ayrıca erkekler ve kadınlar arasındaki konuşma ne olursa olsun ihtilat [Kadın ve erkeğin bir arada olması] olmadığı için hiçbir sakınca yoktur da dendi. Bu doğru mu? Lütfen bunu açıklığa kavuşturur musunuz, teşekkürler.
Ebu’l Kasım
es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi
Sorum, Facebook ya da e-posta üzerinden cinsel sohbetin hükmü hakkındadır. Çağımızın gençleri özellikle bekârlar bu sorunla sık sık karşılaşıyorlar. Bu nedenle gençlerimizin günaha düşmemesi ve toplumu, günah olan belki de büyük bir günah olan bir fiilden korumak amacıyla bu meselenin açıklığa kavuşturulmasını rica ediyorum.
|
|
H.22 Zilhicce 1434
|
| 28.10.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
es- Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh
Sevgili Emirimiz, Allah sana cennet ve nusret kapılarını açar İnşaAllah. Vallahi bu mesajı gönderip göndermemek de çok tereddüt ettim. Meşguliyetinizin çok, işinizin ağır ve yanıt vermeniz gereken çok meseleler olduğunu bildiğim için sizi daha fazla zahmete sokmak istemedim. Ama gel gör ki sizinle konuşma özlem ve arzusu ağır bastı. Bunun için özlem ve arzusuna yenilen bir aklı mazur görünüz lütfen.
Kıymetli Emirimiz, bir şey kafamı karıştırmıştı ama sonra onu sizin konuşmanızda delil olarak gördüm. Hilafet kitapçığında şöyle bir ifade geçmektedir: “Aynı anda iki ülkede iki Halifeye Hilafet akdi yapıldığında, geçerli olmaz. Çünkü Müslümanlar için iki Halifenin olması caiz değildir. Biat ilk önce yapılan için geçerli olur da denmez. Çünkü konu, Hilafette kimin önce olduğu değil, bir Halife ikame etmek konusudur. Çünkü Hilafet, sadece Halifenin hakkı değil, tüm Müslümanların hakkıdır. Bu yüzden iki Halife ikame ettiklerinde tek bir Halife ikame etmeleri için tekrar Müslümanlara müracaat edilir. Aralarında kura çekilir denilmez. Çünkü Hilafet, bir sözleşmedir. Kura çekmenin ise sözleşmelerde yeri yoktur.” Anladığıma göre sözleşmelerde kura çekmek caiz değildir. Ama Seçim Kanunumuzu incelerken 19. Maddede şöyle bir ifade ile karşılaştım: “İki adayın oyları eşit olursa ve gerekli sayı da bir ise aralarında kura çekilir.” İki olgu arasındaki fark nedir? Bizim Vilayet seçimlerimiz sözleşmelerden değil midir? Emirimiz, sözü uzattığım için beni bağışlayınız. Allah sana yardım etsin, muvaffak eylesin ve senin ellerin ile nusret nasip etsin. Vallahi seni Allah için çok seviyorum. Allah sana kolaylık versin.
|
|
H.18 Zilhicce 1434
|
| 24.10.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh
Kadın çıplak ayakla namaz kılabilir mi?
|
|
H. 06 Zilhicce 1434
|
| 12.10.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Şimdi ABD’de bir yandan Obama idaresi ve Demokrat Parti ile diğer yandan rakip Cumhuriyetçi Parti arasında bütçe konusunda ve Obama yönetiminin ısrar ettiği borç tavan artışı üzerinde sıcak çatışma yaşanıyor. Bütçe onayındaki krizin tırmanması sonucu yüzbinlerce Federal Hükümet çalışanı ücretsiz zorunlu izne çıkarıldı.
Soru şudur: Demokratik kapitalizm devletlerin lideri olan Amerika’da bu nasıl olur? Halka insaf etmekten dem vurdukları demokrasi nedir? Demokrasi, ortada işlenen bir suç ya da çalışmadaki bir ihmal olmadığı halde insanların maaşını dondurdu. Sonra hükümet, borç artışı değil de düşürülmesi üzerinde ısrarcı olması gerekirken nasıl oluyor da borç tavan artışı üzerinde ısrarcı olabiliyor? Kolay anlaşılacak şekilde bunun açıklanmasını ümit ediyorum. Allah hayrınızı artırsın.
|
|
H.06 Zilhicce 1434
|
| 11.10.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Sevgili emirimiz Allah seni korusun, gözetsin ve senin ellerinle fetihler nasip eylesin.
es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh
İslam’da Yönetim Nizamı ve Yönetim ve İdarede Hilafet Devleti’nin Cihazları kitabında bir rivayet geçti, et-Taberî‘den nakledildi ve şu şekildedir: “Beş kişi toplanır, bir kişiyi razı olurlar, biri kabul etmezse, başını uçur veya kılıçla başını kes. Dördü ittifak eder, aralarından birine razı olurlar, iki kişi kabul etmezse başlarını vur…”
Burada Ebu Mihnef Lût ibn Yahya ibn Saîd ibn Mihnef ibn Selim el-Ezdî olduğu iddia edilen râvinin rivayeti birbirine karıştı. Sonra Allame Takiyuddin el-Nebhânî dedi ki: “Bu şahsa ait sahih kitaplardan İbn Cerir et-Taberi’nin tarihinde naklettiklerinden başka bir şey kalmamıştır. Muhaddislerden birçoğu onu kötüleyerek o bilinmeyen bir cemaatten rivayette bulunuyor demişlerdir.” [Şahsiyet 1 Arapça s.354]
Soru şudur; Eğer böyleyse, nasıl Allame Takiyuddin el-Nebhânî, et-Taberî‘nin Tarihindeki Ebu Mihnef rivayetini, sahih bir rivayet olarak zikretti? İlginiz için teşekkürler.
|
|
H. 01 Zilhicce 1434
|
| 06.10.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Şahsiyet kitabının 3. cildinin 137. sayfasının 1. paragrafının başından sonuna kadar ifade şu şekildedir: “... Fertlerindeki küllinin manası eğer muhtelif olursa, müşekkektir, varlık ve beyaz lafzı gibi. İster onun muhtelifliği vücub ve imkân yoluyla olsun, varlık gibi. Çünkü varlık, el-Bâri hakkında vacip başkası hakkında ise mümkündür. İsterse müstağni ve muhtaç yoluyla olsun, varlık gibi. Varlık, mahalden müstağni olmalarıyla beraber cisimlere, mahalle muhtaç olmalarıyla beraber arazlara kullanılır. İster de ziyade ve noksan yoluyla olsun, nur gibi. Zira güneşteki [ışık] lambadakinden daha çoktur. Müşekkek olarak isimlendirildi. Çünkü kendisine bakan kimse, hakikati tek olması sebebiyle mütevati midir yoksa aralarında ihtilafın varlığından dolayı müşterek midir diye şekke düşer.”
Varlık ve beyaz lafzı zikredildi, varlık lafzına bir örnek verildi. Daha sonra yine tekrarlandı, ama beyaz lafzına bir örnek verilmedi. Sonra müstağni ve muhtaç lafızları, anlamakta zorlandığım bir şekilde zikredildi. Dolayısıyla ifade daha açık ve net bir şekilde nasıl anlaşılabilir? Allah sizden razı olsun.
|
|
H.27 Zilka’de1434
|
| 03.10.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh
Özel bir kurumda çalışan bir kimsenin kurumun sağlık sigorta şirketiyle sözleşmeli sigortasına katılım hükmü nedir?
Sözleşmede kurumu temsil eden ve özel sağlık sigorta şirketiyle görüşme yapan bir çalışanın hükmü nedir?
|
|
H.26 Zilka’de 1434
|
| 02.10.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
es-Selamu Aleykum
Seni çok özlüyoruz, İnşaAllah yakında Hilafetin bizleri aydınlatmasını umut ediyoruz.
Bir sorum var; Kitle, tekettül [kitleleşme] ve ideolojik parti arasındaki fark nedir?
|
|
H.22 Zilka’de 1434
|
| 28.09.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Sorular:
Kerim kardeşim es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh
1- Şahsiye 3 kitabında Birinci Delil: Kitap konusunda dördüncü noktada şöyle bir ifade geçmektedir: “Bu aslında onun Kur’an olup olmadığı hakkında bir araştırma değildir, sadece takdim ve tehiri hakkında bir araştırmadır…” Bundan kasıt nedir?
2- Kıraatlere yöneliktir, bazıları mütevatir kıraat sayısını yedi, bazıları da on olarak kabul eder, bu konudaki görüş nedir?
3- Ahad olarak gelen, Osman RadiyAllahu Anh’ın Mushaf’ına ve Arap manasına uygun düşen kıraatlere yönelik tavrımız nasıl olmalıdır? Onları okumak caiz midir? Ayrıca ahâd olarak gelen, ama Kur’an’da yazılı olana uygun düşmeyen şaz kıraatlere yönelik tutumumuz nasıl olmalıdır?
4- Yedi Harf konusunda belirli bir tercihiniz var mı?
5- Bir diğer sorum da tefsir ile ilgilidir, umarım size zahmet vermiyorum. Sorum şu ayeti kerimenin tefsiri hakkındadır: وَاللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ “Oysa Allah sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır.” Baktığım bazı tefsirler şöyle diyor: “Buradaki [مَا] “Ma” nın Masdariye olması da, Mevsule olması da doğrudur. İkisi arasında nasıl bir tercihte bulanacağız. Bunun Kaza ve Kader ile ilgili İslami Fırkalar üzerindeki etkisi nedir? Allah sizi berhudar eylesin, fazlı kereminden lütuf ve ihsanda bulunsun. es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh
|
|
H.18 Zilka’de 1434
|
| 25.09.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Bazıları Hizb-ut Tahrir’in Hilafetin kurulması çalışmasında Medine dönemine değil de Mekke dönemine dayandığını söylüyorlar ve davet aşamasında Hilafeti kurmak için kıtal [cihat] amellerini Şeriata aykırı kabul ediyorlar. Çünkü Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in bunu yapmadığını ileri sürüyorlar. Soru şudur; niçin Hilafetin kurulması delilleri Medine döneminden alınmıyor? Zira cihat o zaman vardı ve yapılıyordu. Bu meseleye ilişkin yeterli ve doyurucu bir cevabiniz var mı? Allah hayrınızı artırsın.
|
|
H.17 Zilka’de 1434
|
| 22.09.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Sorular:
1- Ghadeer Rooz:
Ama ya Şeyh! Şimdi sarhoşluk verici özelliğini gidermek için alkol zehirli maddeler ile karıştırılıyor ve artık sarhoşluk verici bir içki değil zehirli bir madde haline dönüşüyor. Burada soru şudur: Parfüm için üretilen zehirli alkol necis midir? Elbiseyi necis kılar mı?
2- Ebu Mahmud el-Halili:
Parfümdeki alkol iki türdür. Birincisi: Sarhoşluk veren ki etil alkol olarak biliniyor, diğeri ise zehirli olan ki metil alkol olarak biliniyor. İkisinin de hükmü aynı mıdır?
3- Mustafa Abdulâl:
Ey Şeyh! Bu karışım içilmezse hükmü ne olur?
4- İklil el-Cebel:
Bu hüküm tıbbi müstahzarlar [Ürünler] için de geçerli midir? Özellikle sağlık sektörlerinin çoğunda birçok dezenfekte maddeleri alkollü ürünlerden “isopronol + etanol” den oluşuyor. Aynı şekilde gargara ürünleri de öyledir. Bazı ilaç endüstrisinde alkolü bir solvent [çözücü] ve koruyucu olarak kullanmaktayız.
5- Manal Bader:
es-Selamu Aleykum sevgili Şeyh! Allah ecrini kat kat versin, sizin de lütfettiğiniz gibi eğer alkol içildiğinde sarhoşluk veriyorsa dediniz. Oysa parfümlerde, deodorantlarda, losyonlarda ve yüz kremlerinde SD veya denatüre alkol kullanılır. Bu gibi durumlarda içilerek tüketilmiyor (Kimyasal durumunun değişikliği nedeniyle). Bu kullanım için hüküm nedir? Başka bir durumda arabalar için kullandığımız yakıt da alkolden türetilmiştir. Bu da aynı haram hükmünü alır mı? Teşekkür ederim.
|
|
H.13 Zilka’de 1434
|
| 20.09.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh
Zihnimde dolaşan iki şıklı bir soru var. İktisat Nizamı kitabında ölü ve haracî araziler hakkında pek çok şey okudum. Konu aynı formatta Maliye kitabında da tekrar ediliyor. Haracî arazilerindeki ölü araziler, Müslüman ihya ederse öşür arazisi olarak muamele görür. Belleme ve mülk edinme hakkı vardır. Harâc konmaz. Sadece öşür alınır. Zimminin ise mülk edinme hakkı yoktur ve haraç öder, deniyor. Soru şudur: Öşür arazisi kabul edildiği halde neden mülk edinemiyor? Müslüman, öşür arazisini belleyebilir ve mülk edinebilir. Asıl olan Müslümanda olduğu gibi öşür arazisi muamelesi ile muamele edilmesidir. Birinciye yönelik durum böyledir.
İkinci soru ise peki neden Zimmi öşür arazisinden harâc ödemek zorundadır diyoruz. Harâc, öşür arazisinden olmaz. Asıl olan asıl olarak muamele edilmesi ve harâc denilmemesidir. Çünkü harâcın, şeri bir mefhumu var. Burada biz, öşür arazisinden Zimmiden alınan mala harâc demekle tanıma muhalefet etmiş olduk. Neden bu malın adlandırılması konusunda burada hiçbir içtihat yok? Teşekkür ediyorum.
|
|
H.09 Zilka’de 1434
|
| 15.09.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh
Allah sizi korusun ve hak yolunda adımlarınızı sağlam kılsın
1- Kişisel internet sayfamda rüyamı anlatabilir miyim? Yoksa bu riyaya girer mi? Sadece çok özel ve önemli rüyaları.
2- Ben eczacıyım, bize Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma yasaları zorla dayatıldı. Bu yasalar zorunludur. Belirli ücret ödemeksizin çalışma izni verilmiyor. Bizden bir miktar alınıyor ve bankada çalıştırılıyor. Maddede de de böyle yazılı. Eczacı öldüğünde, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu ölen eczacının ailesine 25 bin Ürdün dinarı veriyor. Bu caiz mi? Bu paraya ilişkin aileme ne gibi tavsiye de bulunayım? Ailem, ödediklerimi alıp geri kalanı sadaka olarak verseler doğru olur mu? Ya da Sendikaya geri mi versinler? Ya da yapmaları gereken nedir? Allah mükâfatınızı artırsın
|
|
H.04 Zilka’de 1434
|
| 10.09.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|