Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

Siyasi Tahliller
Konu
İndir

Soru:

Yemen’deki son gelişmeler, özellikle 21 Eylül 2014 tarihinde imzalanan “Barış ve Ulusal Ortaklık” anlaşması ile iyice birbirine karıştı. Sanki bu gelişmeler ile kartlar yeniden karıldı gibi. Yetkililerin direnciyle karşılaşmadan Husiler, nasıl Sana’ya ulaştılar, güç ve nüfuzu nasıl ele geçirebildiler? Bu, İngiliz nüfuzunun Yemen’de sona erdiği anlamına gelir mi? Husileri destekleyen Amerika, Yemen’de tek söz sahibi mi haline geldi mi? Yoksa nüfuz paylaşılıyor mu? Ben bu konunun açıklanmasını rica ediyorum. Teşekkür ediyorum.

H. 07 Zilhicce 1435

02.10.2014

Soru:

es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh

Şahsiyet 3 kitabında iki kısma ayırdıktan sonra hasen hadis bölümünde şöyle denilmektedir: “İkincisi: “Râvisi, doğruluk ve emanetle meşhur olan, ancak kusurlu olduklarından dolayı sahih hadisin râvileri derecesine ulaşamayan hadistir. Hasen hadis de sahih hadis gibi delil kabul edilir. Aralarında hiç bir fark yoktur. Mezhep imamlarının, onların öğrencilerinin, diğer âlim ve fakihlerin kitaplarında geçen hadisler, hasen hadis olarak kabul edilir ve delil sayılır. Çünkü ister Usulü fıkıh, isterse temel fıkıh kitaplarında yer alsın fakihlerin, hükme delil getirdikleri ya da ondan hüküm istinbat ettikleri hadis, hasen hadistir. Ancak bu fıkıh kitaplarının el-Mebsût, el-Umm ve el-Müdevvene gibi muteber kitaplar olması şarttır. el-Bacuri ve el-Şensuri gibi kitaplar olmamalıdır. Tefsir kitaplarında geçen hadislere gelince, müfessir, müçtehit bile olsa kayda değer alınmazlar ve delil kabul edilmezler. Çünkü bu hadisler, hüküm istinbat etmek için değil, bir ayeti tefsir etmek tefsir kitabında yer aldılar. Her ikisi arasında fark vardır. Çünkü genellikle müfessirler, delil gösterdikleri hadislerin tetkikine özen göstermezler. Bu nedenle bu hadisler, dört büyük imamın ve âlimlerin fıkıh kitaplarında olduğu gibi sadece tefsirde geçmiş olmalarından dolayı delil kabul edilmezler. Aksine taklit yoluyla olsa bile hadis ehline sorarak, ya da muteber hadis kitaplarından birine başvurarak hadis hakkında araştırma yapmak kaçınılmazdır.”

Soru şudur: Temel fıkıh veya usul kitaplarında fakih ve usulcülerin delil getirdiği hadisin, hasen hadis kabul edildiği sonucuna nasıl ulaştık? Onların delil getirdiği hadisin, Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e ait sahih bir hadis olduğunu söylemek için onların ilim ve saygınlığına olan güvenimiz yeterli midir? Oysa biz, büyük imamların hadis ilmindeki bilgilerinin farklı olduğunu biliyoruz. Peki, İmam Şafiî ve diğer imamların şu sözünü nasıl anlamamız gerekiyor? “Hadis sahih olduğunda, benim sözümü alın duvara vurun.” Sanki bu söz, söylenen şeyin araştırılması ve tetkik edilmesine işaret ediyor gibi. Temel fıkıh ve usul kitaplarından bir tanesinde hadisin geçmiş olması yeterli midir? Yoksa birkaç tanesinde geçmiş olması şart mı? Birkaç tanesinde geçerse, örneğin aynı mezhebin farklı kitaplarında değil, aksine birçok mezhebin güvenilir temel kitaplarında geçmiş olmalıdır gibi onu destekleyen başka unsurların olması gerekiyor mu? Allah yar ve yardımcınız olsun [ Ebu Hanife]

H. 28 Zilka’de 1435

23.09.2014

1- Araziye ilişkin hükmün menatı, es-Saniye arazisi olduğunda değişir mi? Çünkü o artık yalın arazi değil, içerisinde sulama vb. araçlar olan bir arazidir.

2- Arazi, tarımsal üretime elverişli olmayan bir arazı olursa, süs bitkileri yetiştiriciliği, fidanlık ya da hayvancılık gibi o zaman hükmün menatı değişir mi?

3- Böyle durumlarda araziyi kiraya vermek caiz midir? ve’s Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh

H. 04 Zilhicce 1435

29.09.2014

Soru:

es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh Allah sizi korusun, size bir şey sormak istiyorum:

Neden Rikaz konusu Haraç bölümüne kondu, zekât bölümüne konmadı. Nisap miktarına ulaştığı zaman Rikaz’ın beşte biri alınır mı? Allah gayretlerinizi artırsın.

H. 23 Zilka’de 1435

18.09.2014

Soru:
es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh,

Allah Subhânehu ve Teâlâ yar ve yardımcınız olsun ve Allah Subhânehu ve Teâlâ sizi uğruna çalıştığınız konuda muvaffak kılsın. Benim bir sorum olacak: Şahsiyet 3 Kitabının Beyan bölümünde sayfa 184’de şöyle geçiyor: “Beyan, Allah ve Rasûl tarafından bir sözle olur. Rasûl tarafından ise bir fiille olur.”

Soru şudur:

Yukarıdaki metinden de görüldüğü gibi İcma’us Sahabe beyan arasında zikredilmedi. İcma’us Sahabe, bir mücmelin beyanı olabilir mi? Sahabenin amel edip beyan ettiği Hilafet hükümleri ve Hilafet, “Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet” mücmel ayetinin beyanı olarak kabul edilir mi? Bu konuyu açıklamanızı rica ediyorum, ve’s Selamu Aleykum.

H. 14 Zilka’de 1435

10.09.2014

Soru:

es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh

Değerli ve faziletli Şeyhimiz

Benim, Şahsiyet 1 kitabının 46. sayfasında geçen şu ifade hakkında bir sorum olacak: “Cehenneme Müslümanlardan büyük günahları, küçük günahlarından ve iyiliklerinden çok olan Allah Subhânehu ve Teâlâ‘nın dilediği kimseler de girecektir.”

Küçük günahlardan kasıt nedir? Eğer onlar, küçük günahlar anlamına geliyorsa, o zaman neden hemen iyiliklerin arkasından zikredildi? Şunu da hatırlatayım ki ben Hizbin üyesi değilim. Çünkü Hizbin bölgemizde çalışması yok.

H. 07 Zilka’de 1435

03.09.2014

Soru:

es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh,

Allah Subhânehu ve Teâlâ sizi en güzel şekilde mükâfatlandırsın ve sizi yardımıyla desteklesin. Sizin elinizle Hilafet Devletinin kurulmasını görmeyi size nasip eylesin. Şeyh el-Fadıl, benim sorum şudur:

Ben bir gence soru sorduğumda, bana şu cevabı verdi: Söz konusu hadis, temel fıkıh kitaplarında mevcuttur. Bu yeterlidir. Oysa biz biliyoruz ki fikrimiz ve benimsediğimiz hükümlerde en güçlü delilleri inceleyip araştırmalıyız. Söz konusu olan hadis, Şahsiyet 3 kitabının 294. sayfasında geçen sahabeyi övmekle ilgili şu hadistir:

أصحابي كالنجوم بأيهم اقتديتم اهتديتم “Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidayete erersiniz.” [Razin] ed-Düreru’l Sünniye hadis ansiklopedisini bakıldığında, bu hadisin uydurma olduğu görülür. Razin kimdir? Ve Razin adında bir Müsned var mıdır?

Ebu Ahmed

H. 26 Şevvâl 1435

02.09.2014

Soru:

es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh

Biz, altının gümüşle veya farklı cinslerden biriyle ancak peşin olmak şartıyla satışının caiz olduğunu biliyoruz. Onda vadeli satış caiz değildir. Ama bazen biz borçla tuz veya ekmek satın alıyoruz. Bu haram mıdır ya da nedir? Açıklamanızı rica ediyorum, Allah Subhânehu ve Teâlâ sizi korsun.

Ebu Ali, Filistin

H. 22 Şevvâl 1435

29.08.2014

Soru:

Biz, Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem tarafından Celil Sahâbî Temim ed-Dârî‘ye şuan el-Meskubiye diye bilinen el-Halil’de bir arazi ikta edildiğini biliyoruz. Biz, o arazinin Öşür arazisi mi yoksa Haraç arazisi mi olduğu konusunda ihtilafa düştük. Maliye kitabında hangi durumlarda arazinin öşür arazisi olacağı bellidir. Ama orada ikta edilen arazinin öşür arazisi olacağı yazılı değildir. Sadece öşür ve haraç arazisinde ikta olabileceği yazılıdır. Fakat bazı gençler, Temim ed-Dârî arazisinin öşür arazisi olduğu ile ilgili bilgiye sahip olduklarını söylediler. Maliye kitabında belirtilenler dışında söylenen bu sözün belli bir dayanağı var mıdır? Allah Subhânehu ve Teâlâ, sizi ve bizi ve tüm Müslümanları, en güzel şekilde mükâfatlandırsın. Allah Subhânehu ve Teâlâ size ve tüm Müslümanlara zafer ve Nübüvvet metodu üzere Hilafet altında hâkimiyet nasip eylesin. Allah’ın izniyle bu çok yakındır.

H.28 Şevvâl 1435

25.08.2014

Soru:

Salaams Şeyh

My question is on an article in the Constitution. In article 7, clause 4 or clause D from the English translation of the second edition 2010, it is stated: The non-Muslims will be treated in matters related to foodstuffs and clothing according to their faith and within the scope of what the Shari’ah rules permit. My question is related to clothing. Will Non-Muslim women be allowed to wear any clothing as long as it covers the bodies and is modest, such as long dresses or trousers and a shirt? Or will they be required to wear Khimar and Jilbaab like the Muslim women? How was the non-Muslim women’s dress was dealt with throughout Islamic history? i.e. were they allowed ot wear what they wanted or was the Islamic dress enforced upon them. May Allah reward you From your Brother Adnan from the UK

H. 22 Şevvâl 1435

19.08.2014

Soru:

Son günlerde haber ajansları, Amerikan savaş uçaklarının Kuzey Irak’ta IŞİD örgütüne yönelik hava saldırıları düzenlediğini bildirdiler. Obama ve bazı Amerikan yetkilileri, insani gerekçelerle ve soykırım korkusuyla böyle bir eylemde bulunulduğunu ifade ettiler. Suriye’de meydana gelen katliamlar, daha şiddetli ve daha korkunç olduğu halde Amerika müdahale etmedi. Irak’ın el-Anbar ve Felluce’de meydana gelen katliamlar da böyledir. Ama müdahale etmedi. Amerika’nın insani ve benzeri gerekçeler ile Amerikan savaş uçaklarının Kuzey Irak’a saldırılar düzenlemesi için bunlar ikna edici sebep değildir. Bu, olayların takibinden anlaşılabilir. Soru şudur: Bu, doğru bir anlayış ise ve saldırıların nedeni bu değilse, o zaman gerçek nedeni açıklayabilir misiniz? Siz, mevcut olayları nasıl okuyorsunuz? Allah mükâfatınızı artırsın.

H.16 Şevvâl 1435

12.08.2014

Soru:

28 Temmuz 2014 tarihli medya organları, Yemen’in eski Başkanı Ali Abdullah Salih ile yeni Başkanı Abid Rabbo Mansur Hadi’nin Ramazan bayramı namazını iki sıcak dost gibi yan yana kıldıklarını bize gösterdi! Hâlbuki yeni Başkan Hadi, yönetimi ele aldığı günden beri Salih’in otuz yıllık yönetimi boyunca, kurduğu her şeyi yıkan işler gerçekleştirdi. Nitekim ordunun komuta kademesini çocuklarından, kuzenlerinden ve akrabalarından İngiliz dostlarını yerleştirerek bina etmişti. Hadi icraatlarıyla onların kanatlarını kopardı! Tıpkı bunun gibi bir ay önce hükumetin yürüttüğü reformlar adı altında bakanlık, askeri ve güvenlik alanlarında tadilatlar gerçekleştirdi. Artı çocukları ve akrabaları dâhil komuta kademesinin azli ve kendine bağlı Bakanların atanmasında Amerika’nın etkisi vardı. Bu kararların alınmasında Amerika’nın etkisi olduğu açıktır. Dahası, Hadi Hutilere karşı yumuşak bir tavır almıştır. Bu durum Hutilerin 09 Temmuz 2014 tarihinde Amran işgali sırasında tugay komutanını öldürdüklerinde apaçık kendini gösterdi. Bütün bunlar Savunma Bakanlığına karşı gerçekleştirilen ve Hadi’ye yönelik bir darbe girişimi olduğunu söylenen, arkasında Ali Salih’in olduğu bilinen ve dolayısıyla Hadi ve Salih’in aslında iki sıcak dost olmadıklarını, aksine iki can düşmanı olduğunu gösteren olaylara ek olarak olup bitmektedir.

Bunu nasıl anlamalı? Özellikle şunu vurgulamak gerekir ki Hadi, Salih’in yardımcısı idi. Onun gibi değil miydi? Salih’in yardımcısı olarak aynı şekilde İngilizlerle beraber hareket etmiyor muydu? Bütün bunlar zihin karışıklığına neden oldu. Sizden şu konuların aydınlatılmasını rica ediyorum.

Mansur Hadi, İngiltere ile beraber mi yürüyor? Yoksa Amerika ile beraber mi yürümektedir? Ayrıca Savunma Bakanlığı‘na saldırı bir darbe girişimi midir? Yoksa değil midir?

H. 06 Şevval 1435

02.08.2014

Soru:

Anayasa Mukaddimesinin birinci bölümünde 36. Maddenin D bendinde şöyle denilmektedir: “Şu da var ki muavin sultasını ancak halifeden aldığına ve onun naibi mesabesinde olduğuna göre vekilin vakıasına kıyasen onu azletmek Halifenin hakkı olur. Çünkü müvekkil, özel hallerde azlinin yasaklanmasına ilişkin nassın varit olması dışında vekilini azletme hakkına sahiptir.” Halife tarafından muavinin azledilmesinin yasak olduğu bu özel durumları açıklamanızı rica ediyorum. Şimdiden vereceğiniz yanıttan dolayı Allah Subhânehu ve Teâlâ sizi mükâfatlandırsın ve O’nun koruması altında olduğunuz sürece de size selam olsun.

H. 20 Ramazan 1435

19.07.2014

Soru:

Bazı sitelerde bir takım yorumlar geçmektedir. Bunlar, kısaca şöyledir: “Hizb-ut Tahrir’e göre Hilafetin kurulmasının metodu nusret talebidir. Ve Hizb ona sıkı sıkıya bağlıdır. Onun dışında başka şeri bir metodu kabul etmiyor. Hâlbuki burada mütegallibe otoritenin metodu, yani zorla ve savaş yoluyla devleti kurmak gibi başka bir metot daha var. Ayrıca partizanlıktan dolayı Hizb-ut Tahrir, sadece kendi tarafından kurulan Hilafeti meşru gördüğü için el-Bağdadi tarafından ilan edilen Hilafeti de kabul etmiyor.” Bu söylemlere yönelik yeterli ve şifa verici bir cevap mı? Allah mükâfatınızı artırsın.

H.14 Ramazan 1435

12.07.2014

Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Âlim Ata İbn Halil Ebu Raşta Tarafından Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verilen Cevaplar

Soru Cevap

1- Taklit ve Bir Müçtehitten Başka Bir Müçtehide Geçmek 2 - Bir Amelde Birden Fazla Değer Gerçekleştirmek

Hijazi Shaheen

H. 10 Ramazan 1435

09.07.2014

IŞİD tarafından ilan edilen Hilafet hakkında açıklama isteyen tüm kardeşlere… İsimlerinizi yazamadığım için özür dilerim. Çünkü isimler listesi bayağı uzun.

H.04 Ramazan 1435

02.07.2014

Soru:

Değerli kardeşim Allah Subhânehu ve Teâlâ sizi korusun,

es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh

Kadınların hâkim olması ve yargı makamını üstlenmeleri birçok genç tarafından ele alındı. Ama bu konu tekrardan değerlendirilmesi gerekir. Tarih boyunca ümmet, bu meseleyle karşılaşmadı. İlk İslam Devletinin kuruluşundan Osmanlı Devletinin sonuna kadar kadının yargı makamını üstlendiği görülmemiştir. Kadının yargı makamını üstlenip üstlenmeyeceği ile ilgili hüküm çıkarılırken, yargı ve genel hayatın vakası, kadının genel hayattaki yeri dikkate alınmalıdır. Çünkü kadın, kocasının izni olmadan evden dışarı çıkamaz. Yabancılar ile yalnız baş başa [halvet] kalamaz. Dolayısıyla da hâkim olamaz.

H.20 Şa’bân 1435

18.06.2014

Soru:

Janata Partisi ve lideri Modi’nin zaferini kutlayan Amerikan Başkanı Obama, onu Washington’u ziyarete davet etti. 05 Haziran 2014 günü yapılan açıklamada Modi’nin Eylül ayında bu ziyareti yapacağı bildirildi. Devlet Başkanı tarafından seçilen iki sandalye dışında 545 sandalyeli parlamento seçimlerinde, 282 sandalyeyi alarak mutlak çoğunluğu Bharatiya Janata Partisi’nin elde ettiği açıklandı. Sonuçların açıklanmasından sonra 26 Mayıs 2014’de yeni Hindistan Başbakanı Modi, yemin töreninin ardından resmen göreve başladı. 44 sandalye kazanan Kongre Partisi de tarihi yüz kızartıcı bir yenilgi elde etti. Modi tarafından yapılan davet ve görüşme talebinin ardından ilk kez bir Pakistan Başbakanı‘nın yemin töreninde hazır bulunması tarihe geçti. Bunun göstergeleri nedir? Bu iki ülke ve bölgeye ilişkin Amerikan politikası ve planları kapsamında iki ülke arasındaki ilişkiler ve bunun Çin ve Afganistan üzerindeki yansımaları nasıl olacak?

H.13 Şa’bân 1435

11.06.2014

Soru:

Moadh Seif Elmi

Değerli Şeyhimiz, es-Selamu Aleykum

Bir tarafta Ömer, diğer tarafta Hamza’nın olup, Müslümanların iki saf halinde dışarı çıkmaları ile ilgili hadis zayıf mı? Teşekkür ediyorum.

Soru:

Andalusi Maqdisi Andalus

Değerli Şeyhimiz, es Selamu Aleykum

Gösteriler hakkındaki soru cevabınızda şu hadisle delil getirdiniz: “Ebu Nuaym Ahmed ibn Abdullah ibn Ahmed ibn İshak ibn Musa ibn Mihran el-Esbehânî [ö: H.430] Hilyetu’l Evliyâ ve Tabakatu’l Esfiyâ adlı eserinde İbn Abbas’tan rivayet ettiğine göre

سَأَلْتُ عُمَرَ رَضِيَ اللهُ تَعَالَى عَنْهُ: “لِأَيِّ شَيْءٍ سُمِّيتَ الْفَارُوقَ؟ قَالَ: أَسْلَمَ حَمْزَةُ قَبْلِي بِثَلَاثَةِ أَيَّامٍ، ثُمَّ شَرَحَ اللهُ صَدْرِي لِلْإِسْلَامِ... قلت: أَيْنَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم؟، قَالَتْ أُخْتِي: هُوَ فِي دَارِ الْأَرْقَمِ بْنِ الْأَرْقَمِ عِنْدَ الصَّفَا، فَأَتَيْتُ الدَّارَ... فَقُلْتُ: أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، قَالَ: فَكَبَّرَ أَهْلُ الدَّارِ تَكْبِيرَةً سَمِعَهَا أَهْلُ الْمَسْجِدِ، قَالَ: فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللهِ أَلَسْنَا عَلَى الْحَقِّ إِنْ مُتْنَا وَإِنْ حَيِينَا؟ قَالَ:  بَلَى وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ، إِنَّكُمْ عَلَى الْحَقِّ إِنْ مُتُّمْ وَإِنْ حَيِيتُمْ، قَالَ: فَقُلْتُ: فَفِيمَ الِاخْتِفَاءُ؟ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لَتَخْرُجَنَّ، فَأَخْرَجْنَاهُ فِي صَفَّيْنِ، حَمْزَةُ فِي أَحَدِهِمَا، وَأَنَا فِي الْآخَرِ، لَهُ كَدِيدٌ كَكَدِيدِ الطَّحِينِ، حَتَّى دَخَلْنَا الْمَسْجِدَ، قَالَ: فَنَظَرَتْ إِلَيَّ قُرَيْشٌ وَإِلَى حَمْزَةَ، فَأَصَابَتْهُمْ كَآبَةٌ لَمْ يُصِبْهُمْ مِثْلَهَا، فَسَمَّانِي رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَئِذٍ الْفَارُوقَ، وَفَرَّقَ اللهُ بَيْنَ الْحَقِّ وَالْبَاطِلِ “Ömer’e hangi nedenden dolayı el-Faruk adını aldın diye sordum.” O da “Hamza benden üç gün önce Müslüman oldu. Sonra Allah Subhânehu ve Teâlâ benim kalbimi İslam’a açtı” cevabını verdi. Ömer “Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem nerede? Diye sordum. Bunun üzerine kız kardeşim “Safa’da Erkam ibnu’l Erkam’ın evinde” dedi. Ben de eve gittim ve “Allah’tan başka ilah olmadığına şahadet ederim. O birdir ve eşi benzeri yoktur. Muhammed de O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim.” Dedim. Bunun üzerine “Evdekiler öyle bir tekbir getirdiler ki cami halkı duydu.” dedi. Dedim ki: Ey Allah’ın Elçisi, biz ölürsek ve yaşarsak hak üzerinde değil miyiz?” “Evet, nefsim elinde olana yemin ederim ki ölürseniz de yaşarsanız da hak üzeresiniz.” buyurdu. Dedim ki: “O zaman bu gizlenmek niye? Seni hak ile gönderene yemin ederim ki çıkacağız. Ardından iki sıra şeklinde evden dışarı çıktık. Birinde Hamza, diğerinde ben vardım. O, öyle bir ses çıkarıyordu ki! Nihayet mescide girdik. Bir Kureyş‘e bir de Hamza’ya baktım. Kureyş‘i daha önce benzeri görülmemiş şekilde tasa ve kaygı sardı. İşte o gün Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bana el-Faruk ismini verdi. Allah Subhânehu ve Teâlâ hak ile batıl arasını ayırdı.”

Bu hadisten bahsederken Albani, hadisin münker olduğunu ve hadis âlimlerinin çoğunun bu hadisi zayıf gördüklerini söyledi. Benim sorum, iki şıktan oluşuyor: Birincisi: Zayıf hadisle delil getirmek caiz midir? Cevap, evet ise, öyleyse ne zaman delil getireceğiz ve ona nasıl hüküm vereceğiz? Eğer cevap hayır ise, o zaman soruda belirtilen rivayet dışında başka bir rivayet var mı? Allah Subhânehu ve Teâlâ bizi sizin ilminizden faydalandırsın, sizi korusun ve size fetih nasip eylesin.

Abdullah eş-Şâmî

H.10 Şa’bân 1435

08.06.2014

Soru:

02 Haziran 2014 günü meşruiyeti ihtilaflı Başbakan Ahmed Maytik’in başkent Trablus’taki Başbakanlık konutuna Misrata Kartalları Tugayına bağlı yoğun askeri takviye eşliğinde girebildiği açıklandı. Genel Ulusal Kongre, 25 Mayıs 2014’te Trablus oturumu sırasında yeni Başbakan Ahmed Maytik’e güvenoyu verdi. Eski başbakan Abdullah es-Seni ise görevi yeni başbakana teslim etmeyi reddetti. Eski başbakan, 29 Mayıs 2014 günü başbakanlık konutunda kabine toplantısı yaparken, yeni başbakan da bakanlar kurulunu bir otelde topladı. Ve parlamento seçimlerinin 25 Haziran 2014 tarihinde yapılacağını açıkladı. Emekli Albay Halife Hafter de 16 Mayıs 2014’te Kongre’ye isyan ederek hükümeti tanımadığını açıkladı ve parlamentonun feshedilmesi çağrısında bulunarak seçimlerin öne alınmasını istedi. ABD ve Avrupa’nın da Libya’da olup bitenlere ilişkin bir hareketlilikleri gözlemlendi. Bu hareketliliğin orada olup bitenler ile ne ilgisi var? Ve bu olup bitenlerin emekli albay ile ilgisi nedir? Albay neyi amaçlıyor?

H. 05 Şa’bân 1435

03.06.2014

Page 13 of 24 pages « First  <  11 12 13 14 15 >  Last »