Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Ey Mısır Halkı: Yeni Anayasa İçin Referanduma Gitmek Caiz Değildir!

15 Aralık 2012 cumartesi günü, kurucu komisyon tarafından hazırlanan Mısır anayasa taslağı görüş alınması için referanduma sunulacaktır. Dolayısıyla şayet oy çoğunluğunu kazanabilirse -ki kazanması beklenmektedir- Mısır için uygulanır ve egemen bir anayasa olacaktır. Açıktır ki Mısır halkı, iki kısma ayrılmışlardır: Birincisi, bu anayasanın, mevcut olanın en iyisi olduğuna, devleti İslam Devleti kılacağına yada iddia ettikleri gibi en azından Mısır’ı İslam’ı kamilen tatbik etme yoluna koyacağına inanmaktadır. İkincisi kısım, bu anayasasının tüm siyasi güçler tarafından onaylanmadığına, onun toplumun tüm kesimini gerçek anlamda temsil etmediğine inanmaktadırlar. Dolayısıyla bu anayasa için hayır oyu kullanacaklardır. Bizler geçen neşriyatımızda, anayasanın birçok maddelerinin İslam esasına aykırı olduğunu şeri delillerle açıklamamıza rağmen ancak hala bizler daha çok “İslamî” güçlerin, insanları bu anayasa evet oyu vermeleri için teşvik ettiklerini ve insanlar için bu anayasayı, “sanki bu anayasa, fışkı ile kan arasından (gelen), içenlerin boğazından kolayca geçen halis bir sütmüş gibi” geçtiğimiz yüz yıl boyunca Mısır’ın elde ettiği en iyi anayasa olarak nitelendirdiklerini görmekteyiz.

Bazılarının bu hususta hayal ettikleri vehmî çıkarlara bakmasızın Müslümanlar olarak bizlere düşen, Allah’ın hükmünü takip etmektir. Zira bir yerde Allah’ın şeriatı varsa orada maslahat vardır! Bundan dolayı Hizb-ut Tahrir olarak bizler, yeni anayasa için oy vermenin caiz olmadığını(!), gerek oy kullanmaya çağıran gerekse oy kullanmak için giden kişinin günahkar olduğunu ilan ederiz.

Çünkü helal ve haram olması bakımından eşyalar için ve vacip veya haram veya mendub veya mekruh veya da mubah olması bakımından da kulların fiilleri için hüküm vermek sadece şeriata aittir. Kesinlikle bu hususta insanın bir hükmü yoktur. Mesela Allah, faizi haram kılmıştır. Dolayısıyla bizim, helal mı yoksa haram mı olduğu hususunda tercihte bulunmamız için bu hüküm üzerine oylamada bulunmamız caiz değildir! Çünkü Allah, namazı farz kıldığında onu vacip de kılmıştır. Dolayısıyla bizim, namazı farz mı yoksa haram mı yoksa mubah mı kılacağımızı görmemiz için hüküm üzerinde oylamada bulunmamız caiz değildir! Yine Allah, içkiyi haram kıldığında onu necis de kılmıştır. Dolayısıyla bizim, içkiyi otellerde veya lokantalarda veya genel mekanlarda mubah kılalım mı diye tercihte bulunmamız içim onun üzerinde oylama yapmamız caiz değildir. O halde aman ha aman şirke düşmekten sakınalım. Yoksa üzerimize Allahuteala’nın şu kavli intibak eder:

وَلاَ تَقُولُواْ لِمَا تَصِفُ أَلْسِنَتُكُمُ الْكَذِبَ هَـذَا حَلاَلٌ وَهَـذَا حَرَامٌ لِّتَفْتَرُواْ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ إِنَّ الَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ لاَ يُفْلِحُونَ “Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak “Bu helaldir, şu da haramdır” demeyin. Aksi halde Allah’a karşı yalan iftira etmiş olursunuz. Kuşkusuz Allah’a karşı yalan iftira edenler asla iflah olmazlar.” [en-Nahl 116]

Ve şu kavli:

قُلْ أَرَأَيْتُم مَّا أَنزَلَ اللّهُ لَكُم مِّن رِّزْقٍ فَجَعَلْتُم مِّنْهُ حَرَامًا وَحَلاَلاً قُلْ آللّهُ أَذِنَ لَكُمْ أَمْ عَلَى اللّهِ تَفْتَرُونَ “De ki: Allah’ın size indirdiği rızktan bir kısmını haram, bir kısmını da helal kıldığınızı görmez misiniz? De ki: Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” [Yûnus 59]

İslam, faizle muamele etmek, namaz ve benzerleri gibi sadece belirli amellerin hükmünü getirmemiştir. Bilakis insanın bütün fiillerine ilişkin hükümler getirmiş ve hüküm getirmediği hiçbir boşluk da bırakmamıştır. Nitekim Allahuteala, şöyle buyurmaktadır:

الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الإِسْلامَ دِينًا “İşte bugün, size dininizi kemale erdirdim. Üzerinize olan nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’a razı oldum.” [el-Mâ‘ide 3]

Bundan dolayı kulların fillerinden herhangi bir fiilin hükmünü almamız için oylamada bulunmamız caiz değildir. Bilakis kitap, sünnet ve bu ikisinin irşat ettiği sahabe icması ve şeri kıyas gibi şeri delile göre almalıyız. Dolayısıyla fiillerden herhangi bir fiile dair hükmün, şeri delille mubah olduğu, yani yapma ve terk etme arasında muhayyer olduğu sabit olursa, o zaman bu fiili yapıp yapmayacağımıza dair oylamada bulunmamız caizdir. Ama fiilin farz yada haram olduğu sabit olursa, o zaman meselenin kesinlikle yerine getirilmesi gerekir ve onun üzerinde oylama da yapılmaz.

Anayasa, devletin şeklini ve ondaki her otoritenin yetkilerini açıklayan genel hükümler olduğu gibi ekonomi, içtima, siyaset ve benzerleri gibi insanın her alandaki bütün amellerini yürüten temel nizamdır. Dolayısıyla evla olanı bunun, Kur’an ve sünnetten alınması olup hiçbir suretle onun üzerinde oylama yapılmamasıdır.

Aynı şekilde “hayır” oyu kullanmak için oy sandığına gitmekte caiz değildir. Çünkü bu şekilde hükümler için oy kullanma ilkesi kabul edilmiş olmaktadır. Dolayısıyla bu, reddedilmiş olup açıkladığımız gibi şeran da caiz değildir. Zira Allahutela, şöyle buyurmaktadır:

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلاَ مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا أَنْ يَكُونَ لَهُمْ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً مُبِينًا “Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, ne mümin bir erkek ne de mümine bir hanım için o işlerinde herhangi bir serbestlik yoktur. Her kim Allah’a ve Resulü‘ne isyan ederse apaçık bir sapıklık ile sapıtmış olur.” [el-Ahzâb 36]

Dolayısıyla hayır oyu kullansa bile oy kullanmaya giden bir kişi günahkar olur.

Anayasayı kabul etmek için oy kullanmaya gitmenin ilerisi için bir maslahat olacağını iddia eden kimseye gelince; ona deriz ki; Allah’ın haram kıldığı şeyde maslahat yoktur. Dolayısıyla İslam, yarım çözümleri asla kabul etmez. Zira onu kamilen tatbik etmeliyiz. Böylece bizden, Allah, Resulü ve müminler razı olacaklar ve böylece de dünyada ve ahirette kurtuluşa erenlerden olacağız. Yada -az bile olsa- İslam’dan saparsak o zaman bize dünyada rüsvaylık isabet edecektir. Ahiretin azabı ise daha şiddetlidir. Nitekim Allahuteala, şöyle buyurmaktadır:

أَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍ فَمَا جَزَاء مَن يَفْعَلُ ذَلِكَ مِنكُمْ إِلاَّ خِزْيٌ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يُرَدُّونَ إِلَى أَشَدِّ الْعَذَابِ وَمَا اللّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ “Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden böyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; Kıyamet Günü‘nde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah, yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.” [el-Bakara 85]

İşte bugün, olan bu olup onun bazısını terk etmeye devam edersek de devam edecektir. Nitekim Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]‘e, Kureyş kafirleri tarafından orta bir çözüm sunulmasının yanı sıra yine kendisine pazarlığı kabul etmesi halinde kral olması sunulmuş ancak o bunları reddetmiş, anayasanın sadece Allah için olmasını kabul etmiş ve Allah, İslam’ın kamuoyu olmasının ardından Medine’deki yönetimi kamilen almaya izin verinceye kadar da sabretmiştir. Böylece bu asırdaki en güçlü devleti ortaya çıkarmayı başarmıştır.

Aynı şekilde bizler de Allah’a karşı muhlis olursak ve Kenane’nin dört bir tarafındaki insanlara, Raşidi Hilafet Devleti’nin kurulmasının vacip olduğunu açıklarsak gerçekten Allah’ın şeriatını kamilen tatbik etme imkanı buluruz. Zira şayet bu fikir yayılır ve gerçekten de kamuoyu haline gelirse yeryüzündeki hiçbir kuvvet onun kurulmasını engelleyemeyeceği gibi yine düşmesinin gerekliliği insanlar nezdinde bir kamuoyu haline gelirse hiçbir kuvvet devrik hükümetin düşmesini engelleyemeyecektir.

Ey Müslümanlar ve Ey Kenane-Mısır Halkı!

Hizb-ut Tahrir olarak bizler sizleri, hiçbir şey sunmayacak, ancak daha çok erteleyecek olan bu anayasayı kaldırıp atmaya, onu ve oy kullanmayı reddetmeye ve Hilafet Devleti’nin bu ülkede kamuoyu olması ve onun farziyetine dair genel bir bilinç oluşması için bizim etrafımızda toplanıp bizimle birlikte ciddiyetle çalışmaya davet ediyoruz. İşte o zaman daha önce kurulduğu bir devlet kurulacak, Allahuteala’nın izniyle güçlenip kuvvetlenecek ve yeryüzündeki hiçbir kuvvet onun karşısında duramayacaktır. Yani sizleri, Allah’ın nusretine davet ediyoruz ey Müslümanlar!

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a [Dinine] nusret verirseniz Allah da size nusret verir ve ayaklarınızı [Dini üzere] sabit kılar.” [Muhammed 7]

H. 29 Muharrem 1434

 

Hizb-ut Tahrir

13.12.2012
 

Mısır Vilayeti

 


...:-
  • وَإِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ “ Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, yardım etmek üzerinize borçtur.” [Enfal 72]

  • Ey Müslüman Ordular! Refah’ı, Cenin’i ve Tüm Filistin’i Siz Desteklemezseniz Kim Destekleyecek?

  • Daha Ne Zamana Kadar Devam Edecek Ey Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Ümmeti!

  • Ramazan Bitti, Bayram Geldi, İslam Ümmeti Hala Sıkıntılarla Boğuşuyor, Trajediler Her Taraftan Sarmış Durumda!

  • “Ramazan ayı, ki onda Kuran, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi.” [Bakara 185]

  •