Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Ey Büyük Kenane Ordusu! Silahlarınızı

Sina’daki Kardeşlerinize Değil, Azılı Düşmanınız Yahudi Varlığına Doğrultun Aksi Halde Zayıflarsınız ve Kuvvetiniz Elden Gider!

Sina, gurur ve onur topraklarıdır. Allah Subhânehu ve Teâlâ, şaheser ve görkemine işaret etmek için onu yüce Kuran’da zikrederek onurlandırdı. Orada yetişen ağaca değindi:

شَجَرَةً تَخْرُجُ مِنْ طُورِ سَيْنَاءَ تَنْبُتُ بِالدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِلْآكِلِينَ “Yine o su ile Sina dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ, hem de yiyenlere katık verir.” [Müminin 20] Sina, onurludur, çünkü toprakları üzerinde onur ve şeref savaşları oldu. Ümmet, şayet dinlerini satan bazı hain lider ve komutanlar olmasaydı, neredeyse Aksa ve mübarek Filistin topraklarını iğrenç Yahudilerden kurtaracaktı. Onurlu Sina’dır gece gündüz Yahudi ordularının uykularını kaçıran. Tel Aviv’den tutun İslam’a ve Müslümanlara kin besleyen sömürgeci Washington’a kadar tüm düşmanlar, Sina’dan korkup ürküyorlar. Tüm sömürgeci kâfirleri ve sömürgeci kâfirlerin ajanlarını korkutan işte bu onurlu Sina’dır.

Bugün bu onurlu Sina toprakları üzerinde savaş oluyor. Ordular, Yahudi varlığı ile savaşmak için değil, Müslümanlar arasında savaş çıkarmak için oradalar. Üst düzey bir askeri kaynak şu açıklamada bulundu: “Mısır Savunma Bakanı, çok uluslu gücün Genel Direktörü David Satterfield’a, Mısır’ın, B ve C bölgelerinde, Orta ve Kuzey Sina’da önümüzdeki dönemde askeri güçlerini artırmak istediğini vurguladı. Terörist operasyonları durdurmak için Mısır, İsrail ve barış güçleri arasında devam eden güvenlik işbirliğine işaret etti.” [11.06.2014 Arap Media Network] Sadece bu mu? Aksine resmi ve gayri resmi askeri ve istihbarat alanındaki görüşmeler, aylardır devam ediyor. Bu görüşmeler, Yahudi varlığının güvenliği korumak için onunla askeri ve istihbarat alanında koordinasyonu amaçlamaktadır. Bu görüşmelerde, Sina’nın güvenlik durumunu tamamen çözmek ve Yahudi varlığına zarar veren tüm unsurları yok etmek ile ilgili Tel Aviv’in Kahire’den talepleri ele alınmaktadır. Yahudi Genelkurmay Başkanı Benny Gantz yaptığı açıklamada “Sina’nın güvenlik durumu, bir risktir ve bu güvenlik dosyası tamamen çözülmesi gerekir.” dedi. İşte bilfiil de bu oldu. 1979 antlaşması imzalandığında, Mısır’ın Sina’da konuşlandırılabilir yerler yanı sıra konuşlandırabileceği silah türü ve asker sayısına ilişkin de sıkı önlemler konuldu. Bu antlaşma, Kahire’ye sınır muhafızları dışında B ve C bölgelerine herhangi bir askeri kuvvetin konuşlandırılmasını yasakladı. Ancak geçmiş yıllarda oradaki Mısır’ın askeri varlığı binlere ulaştı! Artan bu askeri hareketlilik, ABD diplomatı David Satterfield liderliğindeki çok uluslu güçler gözetiminde sessizce müzakere edilmiş bir dizi ikili anlayışlarının bir sonucudur. Perde arkasından yürütülen bu müzakereler, büyük ölçüde kamuoyuna açıklanmadı. Yahudi varlığı, Orta ve Doğu Sina’nın yasak bölgelerine Mısır güçlerinin konuşlandırılmasını kabul etti. Ve bilfiil bu oldu. Kahire, düzenli olarak B ve C bölgelerine Apache helikopterleri, zırhlı taşıyıcılar ve Yıldırım Taburu konuşlandırdı. F-16 uçakları ile keşif uçuşları yapmaktadır. [17.01.2014 Yakın Doğu Politikası Washington Enstitüsü] Tabii ki, Yahudi devletinin onayı ile yerleştirilen bu kuvvetler, Yahudilerle savaşmak için oraya konuşlandırılmış değil. Aksine Müslümanlar arasında savaş çıkarmak için bölgeye getirildiler! Çünkü Yahudi varlığı ile yürütülen güvenlik koordinasyonu en iyi şekilde devam etmektedir. “İsrailli” askeri bir kaynak yaptığı açıklamada “İki ülkenin güvenlik kurumları arasındaki koordinasyon mükemmel düzeydedir.” diye konuştu. [20.05.2013 Yediot Ahronot] Muhakkak ki Amerika’yı, Yahudi varlığını samimi mücahitlerin saldırılarından korumak ilgilendiriyor. Bu, Mısır’a gönderilen Amerikan elçileri tarafından yürütülen görüşmelerde ve ortak çıkarları güçlendirmek için yapılan açıklamalarda açıkça görülmektedir. Örneğin Obama yaptığı açıklamada es-Sisi’ye “Mısır’ın ortak çıkarları güçlendirme taahhüdüne bağlı kalmasından memnun olduğunu” ifade etti. [11.06.2014 Reuters] Bilindiği üzere Amerika’nın bölgedeki çıkarlarının başında Yahudi varlığının güvenliğini koruma gelmektedir!

Ey Müslümanlar! Ey Mısır Kenane halkı! Yahudilerin hamisi Mübarek rejimini deviren mübarek devrimin, burada durması yakışık olmaz. Aksine utanç ve ihanet anlaşması Camp David’in kökünü kazıyana kadar devam etmelidir. Tekrar gaspçı Yahudi varlık ile fiili savaş durumuna geri dönülmelidir. Ki Mısır Kenane kahramanları, onlara şeytanın fısıltılarını unuttursun. Yahudi varlığı ile yapılan Camp David ve uzantıları gibi tüm günahkâr anlaşmaları ayakları ile çiğnesinler. Şeriat ve farzların tacı Hilafet Devletini kurarak Allah’ın Şeriatını ikame etsinler. İçinde bulunduğunuz zafiyeti güce, zilleti izzete, yoksulluğu zenginliğe ve refaha dönüştürsünler.

وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ الْقُرَى آمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَرَكَاتٍ مِنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ “O ülkelerin halkı iman etseler ve sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık.” [Araf 96] Ordunuz, sadece Hilafet ile Yahudilere karşı cihat ve cenk meydanında mücahit olur. Sina ve Refah sınır kapısında halkımıza karşı yapılan saldırılar ile değil!

Ey Mısır ordusu içindeki samimi subaylar! Amerika ve ajanlarının sizi Cehennem çukuruna yuvarlamalarına izin vermeyin. Orası ne kötü dönüş yeridir! Onların ipi ile kuyuya inerseniz, helak olursunuz. Zayıflarsınız ve kuvvetiniz elden gider! Allah Subhânehu ve Teâlâ‘nın şu sözünden sakının:

وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا فِيهَا وَغَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَأَعَدَّ لَهُ عَذَابًا عَظِيمًا “Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası içerisinde ebedi kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap eder ve lanet eder. Onun için büyük bir azap da hazırlamıştır.” [Nisa 93] Emin ve sadık Nebi SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şu sözünden öğüt alın:

إذا الْتَقَى الْمُسْلِمَانِ بِسَيْفَيْهِمَا فَالْقَاتِلُ وَالْمَقْتُولُ في النَّارِ “İki Müslüman kılıçlarıyla karşılaşırsa ölen de öldüren de Cehennemdedir.” [Buhari] Birbirinizin kanlarını akıtmaktan sakının. Bunun yerine silahlarınızı düşman Yahudi varlığına doğrultun. Sakın ama sakın “Teröristler” ile savaş başlığı altında yanıltıcı bahane ile birbirinize doğrultmayın. Yahudilere karşı samimi mücahitler ile birlikte tek bir vücut olun. Onlarla savaşın ki Allah Subhânehu ve Teâlâ sizin elleriniz ile onları cezalandırsın, rezil rüsva etsin. Onlara karşı size yardım etsin. Müminlerin kalplerine şifa versin.

Ey Mısır ordusu içindeki samimi subaylar! Hizb-ut Tahrir / Mısır Vilayeti, mümin sadık her komutan duysun diye tüm gücüyle haykırıyor; düşmanınız Yahudi varlığının güvenliğine hizmet etmek için sizi emrine amade kılan rejimden ellerinizi çekin. Allah yolunda cihat etmek için yanıp tutuşan, Mescidi Aksa’yı Yahudilerin pisliğinden temizleme arzusuyla kıvrılan, kara ve denizde kahraman olanlar siz değil misiniz?

Haydi, Allah adına cihada koşun. Haydi, Allah için Allah’ın Kitabı ve Rasûlü‘nün Sünneti üzere bir Halifeye biat edin. Ki ordu birliklerine, Mescidi Aksa ve İsra topraklarını kurtarmak için komuta etsin. Haydi, Allah için Hilafeti ikame edin. Çünkü Mescidi Aksa, onur ve zaferinizi sadece Hilafet ile geri alabilirsiniz. Hilafet ile kanlarınız asla heder olup boşa gitmez.

“O gün Allah’ın zafer vermesiyle müminler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.” [Rum 4-5]

H.15 Şa’bân 1435

 

Hizb-ut Tahrir

13.06.2014
 

Mısır Vilayeti

 


...:-
  • وَإِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ “ Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, yardım etmek üzerinize borçtur.” [Enfal 72]

  • Ey Müslüman Ordular! Refah’ı, Cenin’i ve Tüm Filistin’i Siz Desteklemezseniz Kim Destekleyecek?

  • Daha Ne Zamana Kadar Devam Edecek Ey Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Ümmeti!

  • Ramazan Bitti, Bayram Geldi, İslam Ümmeti Hala Sıkıntılarla Boğuşuyor, Trajediler Her Taraftan Sarmış Durumda!

  • “Ramazan ayı, ki onda Kuran, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi.” [Bakara 185]

  •