Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Sadece Hilafet Demokrasi ve Zulmü Sona Erdirebilir

Muhalefet ile iktidar arasındaki çatışma iyice şiddetlendi. Bu çatışma, 30 Kasım 2014 tarihindeki miting ile zirveye çıktı. Mitinglerin kayda değer bir yönü yok. Bir yandan hükümet, -hep beklendiği gibi- halkın istismarı yoluyla yöneticilerin kişisel çıkarlarını güvence altına alan demokrasinin yanında durduğunu iddia ediyor. Öte yandan muhalefet ise gerçek demokrasi için yeni seçimler istiyor. Oysa demokrasi, adam kayırmak, torpil yapmak, servetin tüm dünyada olduğu gibi iktidar elitinin ve seçkinlerin elinde toplanması demektir. İki taraf arasındaki çekişmeden dolayı ülkedeki siyasi yaşam felç oldu. Ekonomi, eğitim, Afganistan ve Hindistan konusunda sömürgecilik girişimler nedeniyle ülke zarara uğradı.

Demokrasi, her zaman iktidar elitine aşırı ayrıcalıklar tanır ve halkı servetten mahrum bırakır. Demokrasi, egemenliği iktidara ait kılar. İktidara seçilenler, kaprislerine ve arzularına göre yasa çıkarırlar. Bu durum, yasa yapıcılara ve onların yandaşlarına kendi yararlarına yasalarla oynayarak muazzam servet elde etme imkânı sağlar. Demokrasinin olduğu yerlerde, bir avuç elit, elektrik, petrol, gaz, maden, silah sanayi gibi kamu mallarını peşkeş çekip onları özel mülkiyet dönüştürmek için yasalarla oynarlar.

Amerika, demokratik dünyanın lideri ve Pakistan rejiminin efendisidir. Orada bile servetler, hiç şüphesiz birkaç kapitalist Amerikalının elindedir. 9 Ocak 2014 tarihli New York Times gazetesi, kar amacı gütmeyen ve paranın Washington politikasına etkisini inceleyen Duyarlı Politika Merkezi’nin yaptığı analizden aktardığına göre “Temsilciler Meclisi ve Senato üyelerinin bu yıl için %4,4 artışla ortalama servetinin bir milyon dolardan biraz fazla” olduğunu bildirdi. Ayrıca 4 Aralık 2013 tarihinde ABD Başkanı “... Ve sonuç, düzensiz ve eşit dağıtılmayan bir ekonomi ve güvensiz ailelerdir. 1979 yılından bu yana üretim %90’nın üzerindeydi. Ama tipik bir ailenin geliri sadece %8 arttı. 1979 yılından bu yana ekonomimiz iki kat arttı. Ama bu büyümenin çoğu, birkaç zenginin cebine gitti. Servetin üçte birini kontrol eden %10’luk kesim, şimdi servetin yarısını kontrol ediyor.” dedi. Amerika Birleşik Devletleri sakinlerinin çoğunun kendilerine uygulanan kapitalist sistemden memnun olmadığı şaşırtıcı değildir. 26 Ağustos 2014 tarihli el-Fecr gazetesi, Washington Post ve ABC News tarafından yapılan bir ankete göre “Dört Amerikalıdan üçünün siyasi sistemden memnun olmadığını” ve Quinnipiac Üniversitesi tarafından yapılan bir ankete göre de “On kişiden sekizinin uzun zamandır hükümetin uyguladığı politikalara güvenmediklerini” aktardı. Demokrasinin beşiği kabul edilen bir ülkede durum bu ise, bir yetmiş yıl daha geçse de Pakistan’da durum nasıl olur varın siz düşünün?

Pakistan’a gelince, muhalefet ile hükümet köhnemiş demokrasi altında iktidar mücadelesi veriyor. Oysa sorunların temelinin herhalde demokrasi olduğunu unutuyorlar. Pakistan, zengin bir ülke olmasına rağmen insanlar yoksulluk ve sefalet içinde yaşıyorlar. Sadece zengin olanlar, yöneticiler ve politikacılardır. Ülkenin bağımsızlığı üzerinden yaklaşık yetmiş yıl geçmiş olmasına rağmen yasalar, bir avuç siyasi elit tarafından kamu ve devlet mülkiyetinin kontrol edilmesine olanak sağlıyor. Pakistan Kalkınma ve Şeffaflık Enstitüsü [PILDAT] geçtiğimiz günlerde çeşitli gazetelerde yayınlanan bir anket yaptı. Ankette Pakistan Meclisi üyelerinin ortalama servetinin sadece altı yılda üç kat arttığı bildirildi. Pakistan bölgesel parlamenterleri ise, hayat boyunca ayrıcalık, maaş, ikramiye, güvenlik ve mobil telefon hat imkânlarından yararlanıyorlar. Demokrasi kullanılarak, kişisel ticari çıkarlar için ayrıcalıklı yasalar çıkarılıyor. Ayrıca mal varlıklarını vergiden kaçırıyorlar. Bu yolla yöneticiler ve politikacılar, sadece altı yılda servetlerini üç katına katladılar. Kişisel servetlerini de güvence altına aldılar. Hainler, insanların haklarını gasp etme pahasına yurtdışındaki efendilerinin çıkarlarını demokrasi aracılığıyla korudular. Demokrasi, ülkeyi paramiliter ABD askerlerine ve istihbarata açarak güvenlik zafiyeti oluşturdu. Bu sayede Pakistan’ın enerji kaynakları ve muazzam büyüklükteki madenleri yabancılara peşkeş çekilerek ülkenin refah ve gelişimine engel oldu. İşte yozlaşmış, açgözlü ve ahlaksız insanlar, demokrasiye akın ederken, sinekler de bataklığa üşüşürken, samimi insanların demokrasi ve politikadan uzak durmalarının nedeni budur.

Ey Pakistanlı Müslümanları!

Demokrasi, sefil politikanızın ve yaşadığınız büyük zulmün ana nedenidir. Her şeyden önce ondan uzak durmak ve onu ortadan kaldırmak dinen farzdır. Çünkü demokrasi, insanlara Allah’a itaat ya da isyan seçeneği sunar. Oysa Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلاَ مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا أَنْ يَكُونَ لَهُمْ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً مُبِينًا “Allah ve Rasûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mümin erkek ve hiçbir mümin kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Rasûlü’ne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.” [Ahzab 36] Demokrasi, parlamentolar aracılığıyla kadınlara ve erkeklere egemenlik hakkı tanır. Onlar da kendi istek ve arzuları doğrultusunda yasa çıkarırlar. Hâlbuki Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَأَنِ احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاءَهُمْ وَاحْذَرْهُمْ أَنْ يَفْتِنُوكَ عَنْ بَعْضِ مَا أَنْزَلَ اللَّهُ إِلَيْكَ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمْ أَنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ أَنْ يُصِيبَهُمْ بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْ وَإِنَّ كَثِيرًا مِنَ النَّاسِ لَفَاسِقُونَ “Aralarında, Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır.” [Maide 49] Yine demokrasi, Allah’ı değil de insanları ilahlaştırır. Adiyy ibn Hatim’den rivayet edildiğine göre

أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَفِي عُنُقِي صَلِيبٌ مِنْ ذَهَبٍ، فَقَالَ: يَا عَدِيُّ اطْرَحْ عَنْكَ هَذَا الْوَثَنَ، وَسَمِعْتُهُ يَقْرَأُ فِي سُورَةِ بَرَاءَةٌ: اتَّخَذُوا أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللَّهِ، قَالَ: أَمَا إِنَّهُمْ لَمْ يَكُونُوا يَعْبُدُونَهُمْ وَلَكِنَّهُمْ كَانُوا إِذَا أَحَلُّوا لَهُمْ شَيْئًا اسْتَحَلُّوهُ وَإِذَا حَرَّمُوا عَلَيْهِمْ شَيْئًا حَرَّمُوهُ “Boynumda altından bir haç takılı iken Nebi yanına vardım. Bunun üzerine “Ey Adiyy! Boynundan şu putu çıkar at” buyurdu ve arkadan şu ayeti okuduğunu işittim: “Onlar Allah’ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu Mesih’i rabler edindiler. Oysa tek ilahtan başkasına kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka ilah yoktur. Allah, koştukları eşlerden münezzehtir.” [Tevbe 31] Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e devamla: “Aslında onlar, bunlara tapınmadılar, ancak bunlar (Allah’ın haram ettiği bir şeyi) kendileri için helal kılınca hemen helal addediverdiler, (Allah’ın helal kıldığı bir şeyi de) kendilerine haram edince hemen haram addediverdiler.” [Tirmizi]

Hilafette kanunlar Allah’ın Kitabı ve Rasûlü’nün Sünnetinden çıkarılır. Böylece insan tarafından insanın sömürülmesine engel olunur. Nitekim insan yapımı yasalarda insanlar insan tarafından sömürülüyor. Özlemini çektiğiniz gerçek değişimi gerçekleştirebilecek burada tek bir siyasi parti vardır, o da Hizb-ut Tahrir’dir. Bu nedenle haydi demokrasiyi devirmek ve onun yerine Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafet Devletini kurmak için fikri çatışma ve siyasi mücadele yapmak üzere onunla çalışın.

Ey Pakistan silahlı kuvvetleri içindeki samimi subaylar!

Pakistan liderliği içindeki hainlerin, bozuk demokratik küfür sistemini desteklemek için o muazzam gücünüzü istismar etmelerini nasıl kabul edebiliyorsunuz? Demokrasinin sizler aracılığıyla himaye edilmesini kabul etmeyin. Demokrasi, apaçık ve düpedüz küfre davettir. Bunun yerine şimdi ellerinizi Hizb-ut Tahrir’in eli üzerine koyun ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e nusret vererek İslam’ın Medine’yi Münevvere’de devlet olmasını sağlayan sizden önceki Sad b. Muaz gibi silah arkadaşlarınızı ve Müslüman kardeşlerinizi hatırlayın. Sad vefat edince ağıtlar yakan annesine Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle demişti:

ليرقأ - لينقطع - دمعك، ويذهب حزنك، فإن ابنك أول من ضحك الله له واهتز له العرش “Artık gözyaşların dinsin, hüznün bitsin. Çünkü Allah’ı ilk güldüren kişi, senin oğlundur ve oğlunun ölümünden dolayı Arş titredi.” [et-Taberânî]

H. 09 Safer 1436

 

Hizb-ut Tahrir

01.12.2014
 

Pakistan Vilayeti

 


...:-
  • Herhangi Bir Ülkede Hilal Görüldüğünde Ramazan Orucuna Başlanılması Farzdır

  • İşgal Altındaki Keşmir İhanetini ve Hindu Devletinin Bölgesel Egemenlik Tehlikesini Durdurun

  • El Burhan-El Hılu Anlaşması, Uluslararası Çatışmanın Bir Halkasıdır ve Sudan Halkına Karşı Bir Tuzaktır

  • Müslümanın Kanı Kâbe’den Daha Değerlidir Sadece Hilafet Bu Kanın İntikamını Alacaktır

  • Üçüncü Meclis Seçimleri Filistin Sorununun Tasfiyesinden Yeni Bir Bölümdür

  •