Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Bu Ramazân Ayında Amerika’yı ve Ajanlarını Pakistan’dan Kovun Ey Müslümanlar!

Geçen sene Ramazân ayında olduğu gibi bu senenin Ramazân ayında da aynı şey yaşanmaktadır. İşte Amerika ile İngiltere, Amerika’nın Pakistan’a hakim olarak kalması ve Müslümanlara karşı savaşını sürdürmesi için aralarında anlaşmaktadırlar. Zîra Amerika, hem Pervez Müşerref yüzünden kaybettiklerini telâfi etsin, hem de kabîleler bölgesindeki Müslümanları katletmeyi sürdürsün diye her iki Kâfir Sömürgeci devlet, Amerikan ajanı “Âsıf Zerdârî‘nin” 6 Eylül’de devlet başkanlığı makamına seçilmesi için onu desteklemek üzerinde anlaştılar. Hatta Amerika, kendi yanındaki savaşlarını sürdürmeleri için devlet kurumlarındaki liderler ile ordu komutanlığına 2018’e kadar senelik 1,5 milyar dolar ödemeye hazırlanmıştır.

Amerikan ajanı Müşerref’in Ramazân ayı öncesinde yönetimden ayrılması, Pakistan’daki insanları hiç rahatlatmamıştır. Zîra Zerdârî, Pakistan’ın sözde ‘aydınlık’ geleceğini, Amerika’ya hizmette görmektedir. Nitekim şöyle diyordu: “Daha güzel bir gelecek ve daha iyi bir bölge görebilmek için ABD ile el ele vererek çalışmayı ümit ediyoruz.” Pakistan Başbakanı “Yûsuf Rızâ Gilânî” ise, Amerika’nın İslâm’a ve Müslümanlara karşı savaşına yönelik Pakistan’ın bağlılığını pekiştirmeyi amaçlamaktadır. Nitekim şöyle diyordu: “Terörizme karşı savaşın Pakistan’a büyük faydası dokunacaktır ve şiddete başvurmalıdır.” Hükümetin ve siyasî liderlerin, Kâfirler uğrunda insanlara yönelik hıyânetlerinden açıkça görüldüğü üzere ordu komutanlığı da İslâm’a karşı savaşa bağlılığını yineleyerek buna hazır olduğunu göstermiştir. Zîra Amerikan CENTCOM (Merkez Kuvvetler Komutanlığı) Komutanı Amiral “Mike Mullen”, Genel Kurmay Başkanı “Keyânî” ile Hint Okyanusu açıklarındaki Amerikan Uçak Gemisi’nde bir araya geldiği gizli görüşmenin ardından şöyle diyordu: “Görüşmeden iyimser şekilde ayrıldım. Pakistan’ın yeni komutanı, olması gereken yerdedir ve Pakistan ile kurulan askerî ilişkiler, her geçen gün daha da güçlenmektedir.” Amerika, özellikle İslâm ile cepheleşmesinde Irak’ın temel cephe olmayacağı zehabına kapılmışken Pakistan’da İslâm’ın yeniden doğmasına karşı kaygılıdır. Zîra 28 Ağustos 2008’de Demokrat Parti’den Amerikan Başkan yardımcılığına aday olan Senatör Biden şöyle diyordu: “Radikallerin Afganistan ve Pakistan’a yeniden dönmesi, anti-terörizmin başlıca cephesidir.” Hindistan açısından olana gelince; Zerdârî ve Keyânî önderliğindeki Pakistan yönetimine ilişkin memnuniyetini dile getirmiştir. Zîra Ulusal Güvenlik Danışmanı “M.K. Narayana” CNBC TV18 kanalına verdiği röportajda ve “Hint Gecesi” Programı‘nda şöyle diyordu: “Zerdârî, Hindistan’ın dostudur.” Keyânî hakkında ise şöyle diyordu: “Soru şudur; General Keyânî, bizim çıkarlarımıza karşı çalışacak mıdır? Onun bunu yapacağına dair herhangi bir emare gördüğümüzü sanmıyorum.”

İşe bu açıklamalar, Pakistan’ın bu hengâmeli durumlardan aydınlığa çıkamayacağını göstermektedir. Aksine Müşerref döneminde insanların içerisinde yaşadıkları aynı trajedinin avdet edeceğini haber vermektedir. Zîra Müşerref, kabîleler bölgesi ile Swat Vâdisi’ndeki Müslümanların katledilmesine, parçalanmasına, vatandaşların kaçırılmasına, Amerikalılara teslim edilmesine, siyâsî aktivistlerin hapsedilmesine, öğretim müfredatından Kur’anî nâsların kaldırılmasına, ekonominin sekteye uğratılmasına, Pakistan’ın stratejik imkanlarının özelleştirilmesine, askerî nükleer cephanenin zayıflatılmasına, Keşmîr’de cihâdın yasaklanmasına ve Pakistan-Afganistan sınırının sürekli yanan alevli bir cepheye dönüştürülmesine ilişkin genel hatlar belirlemiştir. Görüldüğü üzere Amerika, Zerdârî‘den, Gilânî‘den ve Keyânî‘den, Müşerrefin yaptıklarının aynısını, hatta daha fazlasını yapmalarını beklemektedir.

Amerika’nın ve ülkedeki hain liderliğin plânladığı şey, işte budur. Zira Ramazân’dan sonra muhârip operasyonların yeniden başlatılmasını kararlaştırdılar. Belki de bunu, Ramazân ayı içerisinde yapacaklar ve bu operasyonları, 2018’e kadar önümüzdeki gelecek Ramazân ayları boyunca sürdürerek Pakistan’ı senelerce zayıflatacaklardır.

Ey Pakistan’daki Müslümanlar!

Amerika, hem sizlere, hem de İslâm’a karşı şerîr bir kampanya açarken sizler hiçbir şey yapmaksızın ona bakaduracak mısınız? Onlar, kardeşleriniz ile bacılarınızı boğazlarlarken ve Pakistan’ı parça parça bölerlerken kılınızı dahi kıpırdatmaksızın bekleyeduracak mısınız? Yoksa bu ayda fedakarlık rûhunu geri getirecek ve Rasulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem] ile Kerîm sahâbesinin, Kureyş Kâfirlerinden olan tâğutların karşısında durduğu gibi Amerika’nın karşısında tek bir adamın duruşu gibi bir duruş mu sergileyeceksiniz?

Sizler kendinizin mustazaf olduğunuzu zannettiğiniz halde düşmanınız, sizlerin güçlü ve kuvvetli olduğuna inanmaktadır. Nitekim Amerika, kasap Müşerref’in sizlere olan kindarlığını göstermesi ve efendilerinin kabîleler bölgesindeki kardeşlerinize savaş açmasına izin vermesiyle 2003 yılında Pakistan’a savaş açmış, zorlu geçen senelerden sonra kabîleler bölgesini boyun eğdirmeyi başaramamış ve Pakistan’daki Müslümanların Kâfir Amerika’nın politikalarına karşı direnişi, onu şok etmiştir. Bu nedenledir ki direnişinizi bitirmek amacıyla kendisi için bir on sene daha zaman ayırmış ve projelerinin başarıya ulaşması için şu üç hainden; Zerdârî‘den, Gilânî‘den ve Keyânî‘den yardım istemiştir. Zîra onların her biri, imân gücünüzü ve Amerika’ya boyun bükmeyeceğinizi bilmektedir. Çünkü onlar, hem bunu bilmektedirler, hem de kendilerini, saraylarının kalesi haline getiren ve efendileri ile gizli ya da ülke dışında görüşmeler yapan birer hain olduklarını bilmektedirler. Bu da olsa olsa Ramazân’daki gücünüzden korktuklarını göstermektedir. Kaldı ki Allah [Subhânehu ve Te’alâ]‘nın kudreti, Ramazân’da şeytanların zincire vurulmasını, Cennet kapılarının açılmasını ve Cehennem kapılarının kapanmasını dilemiştir.

Bu Mübârek Ramazân ayında Allah [Subhânehu ve Te’alâ]‘nın affı mağfiretini talep etmek amacıyla sadece salâhın ikâmesi, siyâmın tutulması ve feryadı figân edilmesi yeterli değildir. Bilakis bunların yanı sıra tâğut yöneticilerin karşısında kararlılıkla durarak ve Kâfirlere yardım etmek amacıyla attıkları her adımı boşa çıkararak en büyük ecrin peşinde koşmak gerekir. Zîra Rasulullah [SallAllahu Aleyi ve Sellem] şöyle buyurmuştur:

سيد الشهداء حمزة بن عبد المطلب ، ورجل قال إلى إمام جائر فأمره ونهاه فقتله “Şehidlerin efendisi Hamza İbn-u AbdulMuttalib ile zâlim yöneticiye karşı çıkıp ona nasîhat ettiği için katledilen kimsedir.”

Ve şöyle buyurmuştur:

أَفْضَلُ الْجِهَادِ كَلِمَةُ عَدْلٍ عِنْدَ سُلْطَانٍ جَائِرٍ “Cihâdın en efdâli, zâlim yönetici karşısındaki hak sözdür!”

Ey Kuvvet Sahipleri!

Muhakkak ki Amerika’yı korkutanlar sizlersiniz. Zîra o, İslâmî savaşçı rûhunuzun gücünü fark etmiştir. Nitekim Hindistan ve Sovyetler Birliği ile savaşmanız için geçmişte de buna bel bağlamıştır. Dolayısıyla sözlü tehditlerini bir tarafa bıraktığımızda sizinle savaş meydanlarında karşı karşıya gelmeye asla güç yetiremez. Bunun içindir ki onun tek stratejisi, sizlere saldırmazdan önce sizleri bitkin düşürmek için aranıza güvensizlik ve şüphe tohumları ekerek sizleri, kabîleler bölgesindeki kardeşlerinizle savaşmaya sevk etmektir. Ancak Allah [Azze ve Celle]‘nin bu aydaki rahmetindendir ki sizlere, kendinizi bu çıkmazdan kurtarma ve masayı, Amerika’nın, müttefiklerinin ve ajanlarının başına geçirme fırsatı vermiştir. Muhakkak ki önünüzde Allah yolunda cihadı ilân etme ve Ramazân’da şahâdete nail olma fırsatı vardır. Yeryüzündeki tüm hâinler bir araya gelseler, kesinlikle böylesi bir mükâfat ile sizleri mükâfatlandıramazlar.

O halde Ramazân ayında [لا اله إلا الله محمد رسول الله] kelimesini yüceltmek amacıyla asırlarca Kâfirlere karşı savaşan şehitler ve muzafferler kervânına katılmak için acele ediniz. Muhakkak ki Ramazân ayı, zafer ayıdır. Nitekim Rasul [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]‘in, Bedir Muarekesi’nde Kureyş‘e karşı zafer kazanması, Mekke’nin fethedilmesi, Müslümanların Hittîn Savaşı‘nda Haçlılara ve Ayn Câlut’ta Tatarlılara karşı zafer kazanmaları bu ayda gerçekleşmiştir. İşte bu zaferler, İslâmî Devlet liderliği gölgesinde meydana gelmiştir. Zîra Müslümanlar, Küfür güçlerini hezîmete uğratmışlar, İslâm Nizâmı ile yönetimi egemen kılmışlar ve Allah [Subhânehu ve Te’alâ]‘nın yardımıyla Müslümanlar güçlerini güç katmışlar ve düşmanların kalplerine korku salmışlardır. O halde Hizb-ut Tahrir’e nusret vermek için acele ediniz ki Hilâfet Devleti’ni kuralım da Vezîristan bölgesi ile çevresini Haçlı Amerikalılara mezar yapalım ve İslâmî Ümmet asrını başlatalım.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ “Ey îmân edenler! Eğer siz Allah’a (O’nun Dînine) yardım eder, zafere ulaştırırsanız, Allah da size yardım eder, zafer verir ve ayaklarınızı (Dîni üzere) sâbit kılar. [Muhammed 7]

H. 01 Ramadân 1429

 

Hizb-ut Tahrir

01.09.2008
 

Pakistan Vilâyeti

 


...:-
  • Herhangi Bir Ülkede Hilal Görüldüğünde Ramazan Orucuna Başlanılması Farzdır

  • İşgal Altındaki Keşmir İhanetini ve Hindu Devletinin Bölgesel Egemenlik Tehlikesini Durdurun

  • El Burhan-El Hılu Anlaşması, Uluslararası Çatışmanın Bir Halkasıdır ve Sudan Halkına Karşı Bir Tuzaktır

  • Müslümanın Kanı Kâbe’den Daha Değerlidir Sadece Hilafet Bu Kanın İntikamını Alacaktır

  • Üçüncü Meclis Seçimleri Filistin Sorununun Tasfiyesinden Yeni Bir Bölümdür

  •