Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Amerika, Mevcut İktidar Zümresini Kullanarak Pakistan’daki Fesadın ve Uşak Nizamın Ömrünü Uzatmaya Çalışıyor

Pakistan Başbakanı Yûsuf Rızâ Gîlani, 16 Mart akşamı, azledilen Pakistan Başyargıcı İftihar Muhammed Çodri’nin görevine iade edildiğine ilişkin bir karar yayınladı. Bunun akabinde muhalefet liderliğinde başkente doğru yönelen avukatlar yürüyüşünün iptal edildiği duyuruldu. Pek çok kesim, kendi görüşüne göre bunu bir zafer olarak addetti. Zira bunu; avukatlar ile yargıçlar, avukatlar hareketinin zaferi ve Nawaz Şerif yanlıları, onun zaferi olarak addederken birçok laik hareketler ile sivil toplum örgütleri, Pakistan halkının başarısı olarak addettiler. Hatta bu kararı, beyaz inkılâp diye addedecek derecede ileri gittiler. Yine medyanın etkisiyle kamuoyundan pek çok kişi de bunu, kendilerinin zaferi ve sorunlarının çözümü olarak gördüler. Ancak yaşananları dikkatlice inceleyen kimse, bunun sadece iktidar zümresinin hizmetine ve Amerika’nın çıkarına olduğunu ve yaşananların son seçimlerde olduğu gibi “değişim” kılıfı altında Pakistan halkını aldatmaktan öte bir şey olmadığını fark eder.

Amerika, iktidar zümresi ve ordu komutanlığı ile yoğun temaslar kurarak son gelişmeleri yakından ve büyük dikkatle izlemiştir. Mesela Pakistan ile Afganistan’dan sorumlu Özel Amerikan Temsilcisi Richard Holbrooke, 12 Mart günü, Başbakan, Devlet Başkanı ve Nawaz Şerif ile birebir temas kurmuştur. 15 Mart günü ise Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Devlet Başkanı Zerdari ve Nawaz Şerif ile konuşmuştur. Yine olaylara yönelik Amerikan müdahalesi, Pakistan’ın Washington Büyükelçisi Hüseyin Hakkani’yi zorda bırakacak ve “Amerika, Pakistan’ın iç politikasında hiçbir rol oynamamaktadır!!” şeklinde bir savunmaya mecbur edecek ölçüde çeşitli medya organlarında ve haber raporlarında ön plana çıkmıştır.

Amerika, bu siyasî tiyatro yoluyla pek çok çıkar elde etmeye çalışmıştır. Pakistan halkı nezdinde iktidar nizamının kendi maslahatlarına hizmet etmek yerine Batılı güçlere hizmet ettiği, sorunların çözümünde ağır bir başarısızlığa uğradığı kanaati pekişip bu nizamdan dolayı insanların çaresizlikleri ve umutsuzlukları derinleşince ondan uzaklaştılar ve etrafından dağıldılar. Bunun içindir ki insanların nizama olan nefreti en sonunda doruk noktaya ulaşarak nizamı devirmekle tehdit etmeye başlamasıyla Amerika, insanların nizama yeniden güvenmesini veya onu iyileştirmeyi amaçlamıştır. Dolayısıyla Amerika, Pakistan’daki laik nizam ile insanlar arasındaki uçurumu daraltmayı ümit ederek var gücü ile çalışmaktadır. Mevcut ajan nizamın sorunlarını çözmeye muktedir olduğuna insanları ikna etmeyi ümit etmektedir ki bu nizama olan güvenlerini geri getirsin. Ayrıca tamamen Amerikan çıkarı yanlısı mevcut nizamda etkin olmadıkları şeklindeki düşüncelerini de silmek istemektedir.

Tüm bunların da ötesinde Amerika, nizamın devrilip yerine Hilâfet Devleti’nin kurulmasına davetten insanları uzaklaştırmayı istemektedir. Dolayısıyla fasit politikacıların çeşitli hile ve trajedi komedyalar yoluyla insanları mevcut nizama dâhil edebileceklerini ümit etmektedir. Bunun içindir ki yaşananların “Beyaz İnkılap” olarak ifade edilmesi, insanlar nezdinde değişimin hâsıl olduğu izlenimini oluşturmak amacıyladır. Oysa yaşananlar, helak olmakta olan laik nizamı güçlendirmeye ve ona istikrar kazandırmaya yönelik bir teşebbüsüdür.

Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra Amerika’nın da aralarında olduğu Sömürgeci Batılı devletler, Müslümanlar nezdinde İslâmî duyguların tırmanmasıyla İslâmî Hilâfet fikrini Batının stratejik düşmanının temsilcisi olarak gördüler. Amerika bunun gerçekleşmesini önlemek için İslâmî âlemdeki askerî varlığını yoğunlaştırmasının yanı sıra hem İslâmî âlemdeki toplumsal yapıyı, hem de onun siyasî haritasını değiştirmeye çalışmaktadır. Laik fikirlerin İslâmî beldelerde güçlü bir şekilde propagandasına yönelmiştir. Bunu da İslâmî âlemde siyaseten daha etkinleşmeleri için laik kurumları desteklemek yoluyla yapmaktadır. Şu anda Amerika, İslâm’a karşı savaşında bu laik kurumların siyasî ortama liderlik yapmasını istemektedir ve Pakistan’da yapmaya çalıştığı şey de budur. Bunun içindir ki Amerikan yanlısı kurumların ve laik şahsiyetlerin, ülkedeki siyasî gelişmelere ve etkinliklere liderlik etmelerini istemektedir.

Amerika, Pakistan’daki siyasî ortamı ve sahneyi istediği kıstasa göre dizayn ettikten sonra artık Pakistan’ın çabalarını Afganistan’daki sözde “terörizme” karşı savaşa yoğunlaştırmasını ümit etmektedir. Ayrıca Amerika, daha önce yaptığı gibi birkaç ay sonra yapılacak seçimlerden Hindistan’daki müttefiklerinin başarılı çıkmasında Pakistan’ı yardımcı olarak kullanmak istemektedir.

Düzenledikleri uzun maraton sonucunda özel siyasî çıkarlarını gerçekleştiren politikacıların gayesinin İslâm’ı yüceltmek veya Pakistan’daki Müslümanların sorunlarını çözmek olmadığını söylemeye gerek yoktur, zaten bu açık olan bir şeydir. Zira onlar başyargıcın görevine iade edilmesini kutladıkları sırada Amerika, Pakistan’ın kabileler bölgesini vurmaya odaklanmıştı ki kabileler bölgesine yönelik en son saldırı 22 kişinin ölümü ile sonuçlanmıştır. Buna rağmen yöneticiler, bu yönde kıllarını dahi kıpırdatmamışlar ve tek kelime dahi söylememişlerdir. Oysa bu sırada Pakistan sokakları kaynıyor ve çeşitli medya organları olaylara yer veriyorlardı. Bu da siyasî yöneticilerinin bir vadide, Pakistan halkının başka bir vadide olduğu anlamına gelir. Hatta medya organları yoluyla Pakistan sokaklarının Amerika’nın İslâm’a yönelik savaşına karşı tepkisini yansıtan bir protesto mesajı gönderme cesaretinde bile bulunmadılar!

Başyargıcın görevine iade edildiği, avukatların uzun bir maraton yürüyüşü düzenleyecekleri ilanından sonra duyurulmuştur. Oysa başyargıcın görevine iade edilmesi kararı, yürüyüşün ilanından önce oldu ve Nawaz Şerif ile kardeşi bunun böyle olduğunu biliyorlardı. Bu nedenle Bill Clinton döneminde Pervez Müşerref tarafından hapsedilmesi boyunca korkudan tir tir titreyen ödlek Nawaz Şerif’in sanki özel korumalarımıymışçasına polisin gözü önünde yürüyüşün iptal edildiğini ve geri çekileceğini ilan etmesi şaşırtıcı değildir. Ayrıca bu tür etkinlikleri bastırmak için jandarma birimlerinin harekete geçmesi gerekirken ordu ile polis, güvenliği sağlamak için harekete geçmemişlerdir. Dolayısıyla göreve iade edilme olayından iki gece önce iyimser haberler hakkında Nawaz Şerif’in olumlu konuşması ve hükümetin göreve iade edilmesi kararını açıklamasının üzerine muhalefetin, yürüyüşün bir parçası olan diğer partilerin siyasî liderleri ile istişare etmeksizin yürüyüşün iptal edildiğini duyurması rastlantı değildir!

İşte medya organlarının yansıttıklarının aksine Pakistan’daki siyasî durumunun ve onu türetenlerin hakikati budur. İnsanların maslahatlarının gözetilmesine gelince; ne yazık ki insanlar, mevcut laik nizamdan hiçbir değişim görmeyeceklerdir. Nitekim fakirlik, enflasyon, yolsuzluk, servetin bir azınlık elinde birikmesi, gelir vergisi gibi vergilerin insanlardan kaldırılması, küresel şirketlerin hortumlaması ve yağmalaması, Amerika’nın Pakistan’ı vurmasına bir son verilmesi, IMF politikalarının uygulanmasının durdurulması veya benzeri meselelerinin hepsinde, Başyargıç makamında kimin olduğu mühim olmaksızın, Pakistan Kapitalist Nizamı tahakküm ettiği sürece hiçbir değişimin olmayacaktır.

Kapitalizm Nizamı, bizzat kendi beldesindeki sorunları çözmekte başarısız olmuştur. O halde çökmekte olan bu nizamın Pakistan’ı yeniden inşa etmesi nasıl mümkün olabilir? Şüphesiz insanların ekonomik, sosyal, siyasî, eğitimsel sorunları ile Pakistan’ın iç ve dış sorunlarını çözmeye muktedir yegâne nizam, tüm insanlığın yaratıcısı Allah Subhânehu ve Te’alâ‘nın gönderdiği ve Hilâfet Devleti gölgesinde tatbik edilecek nizamdır.

Ey saygıdeğer avukatlar!

Bugün yürürlükteki Pakistan yargı sisteminin İngiliz Sömürgesinin bir mirası olduğunu sizden daha iyi bilir? O kadar ki Hindistan’da yürürlükte olan ceza kanunu, Pakistan’da yürürlükte olanın aynısıdır! Yargı ve ceza sisteminin uygulanmasının amacı, adaleti tahakkuk ettirmekten ziyade insanları demir pençe ile İngiltere ve yönetimlerine boyun büktürmektir. Dolayısıyla bu küfür hukukunun Pakistan’da adaleti tesis etmesi nasıl mümkün olabilir? Pakistan’da adaletin tahakkuk etmesini istiyorsanız mevcut küfür yargı sisteminin değişmesi ve İslâmî yargı sistemi ile İslâmî kanunların tatbiki için ciddiyetle çalışmalısınız. Bu gayenin gerçekleşmesi için de siyasiler tarafından aşağılık çıkarlar uğrunda istismar edilmemeye hırslı, Hilâfet için çalışan bir hareketin olması kaçınılmazdır.

Ey Pakistan’daki Müslümanlar!

Gerçek lider, tebaasını aldatmayan ve gerçek önder, halkına yalan söylemeyen kimsedir. Müşerref, Nawaz Şerif hükümetini devirince pek çok siyasî ve İslâmî parti buna sevindiler. Ancak bizler, o zaman bu değişimin sizlerin lehine olmayıp Amerika’nın çıkarına olduğu noktasında sizleri uyarmıştık. Nitekim öyle de olmuştur. Yine Hükümet İşçi Komisyonu Federasyonu oluşturulduğunda mevcut laik nizamın İslâm’ı yüceltmek için çalışmayacağı noktasında da sizleri uyarmıştık. Nitekim öyle de olmuştur. Yine Müşerref’in gitmesinden sonra mevcut hükümet oluşturulduğunda yüzlerin değişmesinin sorunlarınızı çözmeyeceği noktasında da sizleri uyarmıştık. Nitekim sorunlarınız da çözülmemiştir. İşte bugün de hangi hareket olursa olsun Hilâfet Devleti yoluyla İslâm tatbik edilerek kapsamlı inklabi bir değişim ile mevcut durumu değiştirmek için çalışmayan bir hareketin, fesadın ve Batının ajanı olan nizamın ömrünü uzatacağı, Müslümanları uğrunda ortaya çıktıkları gayeden tamamen uzaklaştıracağı, Müslümanların enerjilerini ve duygularını tüketeceği ve insanların ümitsizliğini arttıracağı noktasında sizleri uyarıyoruz. O halde Sömürgecilik planlarından sakının ve Hilâfet Devleti’nin ikamesinden başkasına razı olmayın ey Müslümanlar!

Pakistan üzerindeki Amerikan sömürgeciliği hegemonyasını kaldıracak ve Batılı güçlerin Müslümanların iç işlerindeki tahakkümüne son verecek olan ancak Hilâfet’tir. Kâfirlerin saldırılarını sonlandıracak, daha önce yüzyıllarca gerçekleştirdiği gibi Müslümanlar için adaleti tahakkuk ettirecek, ırkları, renkleri ve dinleri her ne olursa olsun insanların temel ihtiyaçlarını temin edecek ve İslâm’ı tüm dünyada bütün dinlere egemen kılacak olan Hilâfet’tir. İşte o gün, Pakistan’daki ve tüm dünyadaki Müslümanların gerçek kutlama yaptıkları bir gün olacaktır. İşte o zaman İslâm güneşi doğacak. İşte o zaman Allah, İslâm’a nusret verecek, küfrü ve ajanlarını da alçaltacaktır.

Ey muhlis güç ve kuvvet ehli!

Artık Pakistan’daki insanların, sorunlarını çözmekte başarısız olan bu nizamdan kurtulmayı ümit ettikleri ayan beyan olmuştur. Artık Hilâfet Devleti’ni ikame ederek sahih yol istikametinde insanlara liderlik etmesi için Hizb-ut Tahrir’e nusret vermeniz sizlerin üzerinde bir mesuliyettir. Halkınızı, Amerika’nın, İngiltere’nin ve sömürgecinin çıkarı uğruna insanları yüzüstü bırakan ajanlarının insafına terk etmeyiniz. Bu ajanların, insanları trajik durumda bırakmayı başarmaları halinde insanların trajedi ve sefaletinin sorumluluğuna ortak olursunuz. Bu yöneticilerin ellerini kırmaya ve bu nizamı kökünden sökmeye muktedir kuvvet ancak sizin ellerinizdedir. Unutmayınız ki Allah’ın dinine nusret verme vecibenizi sizler yerine getirmezseniz Allah Subhânehu ve Te’alâ, Allah için hiç bir kınayıcının kınamasından korkmaksızın dinine nusret verecek insanları getirmeye muktedirdir. Bu, Allah’a hiç de zor değildir. Allah Te’alâ şöyle buyurmuştur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِي اللّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَلاَ يَخَافُونَ لَوْمَةَ لآئِمٍ ذَلِكَ فَضْلُ اللّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَاءُ وَاللّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ “Ey iman edenler! Sizden kim dinden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisinin sevdiği mü‘minlere karşı alçak gönüllü ve kâfirlere karşı izzetli bir kavim getirecektir. (Onlar) Allah yolunda cihat ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu Allah’ın dilediğine verdiği bir lütfudur ve Allah’ın ilmi çok geniştir.” [el-Mâide 54]

H. 21 Rabî-ul Evvel 1430

 

Hizb-ut Tahrir

18.03.2009
 

Pakistan Vilâyeti

 


...:-
  • Herhangi Bir Ülkede Hilal Görüldüğünde Ramazan Orucuna Başlanılması Farzdır

  • İşgal Altındaki Keşmir İhanetini ve Hindu Devletinin Bölgesel Egemenlik Tehlikesini Durdurun

  • El Burhan-El Hılu Anlaşması, Uluslararası Çatışmanın Bir Halkasıdır ve Sudan Halkına Karşı Bir Tuzaktır

  • Müslümanın Kanı Kâbe’den Daha Değerlidir Sadece Hilafet Bu Kanın İntikamını Alacaktır

  • Üçüncü Meclis Seçimleri Filistin Sorununun Tasfiyesinden Yeni Bir Bölümdür

  •