Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Hükümet, Ebiyi Bölgesinde Çok Ciddi Feragatte Bulunarak Tavizler Vermeye Devam Etmektedir

Sudan ve Güney Sudan Devlet Başkanları, 27.09.2012 Perşembe günü, Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da, aralarındaki bağlantıyı döndürmek amacıyla sekiz meseleyi içeren iki ülke arasında bir işbirliği anlaşması imzalamışlardır. Anlaşmayı kapsayan hususların en bariz olanlarından birisi, Ebiyi meselesi ile buna yönelik tartışmalı bölgelerin, hükümetin Afrika Birliği Haritası ile sınırın her iki tarafında on kilometrelik bir derinliğe ve bin küsur kilometreye ulaşan iki ülke arasındaki sınırlar boyunca askerden arındırılmış bir tampon bölge oluşturulmasını kabul etmesinin ardından bununla ilgili bir karar alması içi Afrika Güvenlik ve Barış Konseyi’ne havale edilmesidir. Nitekim Güney Sudan, Sudan’a üç buçuk yıldır 3.028 milyar dolar değerinde tazminat ödediği gibi Sudan yoluyla ihraç edilen her bir varil petrol için de (15) dolar ödemektedir. Bu ise ilk tanker nakliyesinden kırk gün sonra gerçekleşmiştir. Aynı şekilde Güney Sudan, Sudan hükümetine petrol varillerinin taşınması ve işlenmesi için yaklaşık on dolar ödemektedir.

Uluslar arası turumu ve bu anlaşma öncesindeki atmosferleri gözlemleyen bir kişi, anlaşmanın Amerika liderliğindeki sömürgeci kafirler tarafından devam eden baskının altında imzalandığını görecektir. Nitekim 02.05.2012’de Güvenlik Konseyi, Sudan ve Güney Sudan devletlerinin aralarındaki anlaşmazlığı çözmeleri için her iki tarafa üç aylık zaman verdiği yada yedinci fasıl uyarınca yaptırımlara maruz kalacakları (2046) sayılı kararı yayınlamıştır. Bunun yanı sıra uluslar arası elçilerin, özellikle de bu anlaşmaya erişmek için aktif olan Amerika, İngiltere ve Norveç elçilerinin yoğun katılımı, dahası ülkelerin bu müzakere süreci için malî finansede bulunması, Afrika arabuluculuk ekibine ulaştırılmıştır ki böylece o, şu anki turun sonunda finansman sürecinden elini kaldıracaktır. [es-Sahafa Gazetesi / 25.09.2012]

Tüm bu baskıların altında iki ülkenin devlet başkanları,  Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ni, Amerika başkanı ile Dışişleri Bakanı Clinton’u, Avrupa Birliği’ni ve diğerlerini hoşnut eden bu anlaşmaya erişmek amacıyla beş gün boyunca düzenlenen yedi toplantıdan bir kaçış bulamamışlardır.

Bu anlaşmanın hakikati, her zaman olduğu gibi baskı altında olan hükümetin, daima aşağılayıcı tavizler vermesidir. Buda aşağıdaki şekilde olmaktadır:

-Hükümet, Afrika Birliği tarafından sunulan haritayı kabul etmeyi reddetmeye devam etmekte ve öyle ki platformları gürültü patırtı doldurmaktaydı. Ancak bundan kısa bir süre sonra bunu kabul etmiş ve imzalamıştır. Zira güvenlik düzenlemeleri anlaşmasında (3) nokta geçmektedir: (Taraflar, geçen yılın Kasım ayında arabuluculuğun, (14) millik bölgeyle ilgili olarak özel prosedürler eklemeksizin sunduğu idarî ve güvenlik haritasına göre ortak gözlemci misyonunun aktifleştirilmesini kabul etmeyi onaylamışlardır…)

-Bu hükümet, petrol ve ekonomi ile ilgili hiçbir anlaşmanın imzalanmayacağını açıklamış ancak güvenlik dosyasının çözümlenmesinin ardından Devlet Başkanı yardımcısı 01.09.2012 günü, “hükümetin, güvenlik düzenlemeleri ve sınırlar üzerinde bir anlaşmaya varılmadan önce kendi toprakları üzerinden Güney petrolünden bir litrenin bile geçişine izin vermeyeceğini” açıklamıştır. İşte şimdi de o, petrol, gümrükler, bankalar, sivil havacılık, kara ulaşımı, iletişim, posta, telgraf, dış borçlar, sağlık, Nil suyu anlaşmaları imzalamış olup hala sınırlar, buna yönelik tartışmalı bölgeler ve Ebiyi dosyası ile ilgili güvenlik meseleleri çözülmemiş bir şekilde devam etmektedir.

-Hükümet, Güney’e giden petrolün %75’ini kaybettiği için (4.900) milyar dolar değerindeki tazminatı talep etmeye devam ederken sonra çok geçmeden (3.028) milyar dolar değerindeki miktarı isteksiz bir şekilde kabul etmiştir.

-Hükümet, kendi topraklarından geçen her bir varilin ücreti için (36) dolar talep etmektedir. Bunun tafsilatı ise şu şekildedir: Taşıma ücreti (25) dolar, geçiş ücreti (6) dolar ve işletme ücreti de (5) dolardır. Nitekim hükümetin müzakere heyeti başkanı İdris Muhammed Abdulkadir Sauna platformunda şöyle bir açıklamada bulunmuştur: “Hükümetin varil başına 36 dolar istediğini teyit ederiz.” [(6637) sayılı gazete] Sonra hükümet, variller için ortalama (10) doları kabul etmiştir. Bunun tafsilatı ise şu şekildedir: Güney hükümeti, Büyük Nil Şirketi’ne her bir varil petrol işlemleri için (8.4) dolar ulaşım, bir dolar geçiş ve (1.6) dolar da işletme ücreti ödemekte olup bunların toplamı varil başına (11) dolar tutmaktadır. Petrodar Şirketi’ne gelince; Güney Hükümeti, her bir varil için (11) dolar ulaşım, bir dolar geçiş ve (1.6) dolar da işletme ücreti ödemekte olup bunların toplamı varil başına (9.1) dolar tutmaktadır. Yani hükümet, talep etmiş olduğu fiyatın yaklaşık dörtte birini kabul etmiştir. Aşağılayıcı iğrenç tavizini örtmek için de fiyatın varil başına (25) dolar olduğunu ve bunun da her bir varil başına (15) dolar oranında ödenecek olan tazminat miktarlarına eklendiğini yaymaktadır!!

Hükümet, bu aşağılayıcı rezil anlaşmanın üzerine imzasını atmış ve bunu da barışı getirmek gibi geçersiz olan aynı argümanlar altında Sudan halkına pazarlamaya başlamıştır. Günahkar ellerinden Afganistan ve Irak’taki masum Müslümanların kanlarının aktığı Batılı elçilerin getirdiği hangi barıştır ki bu? Oysa maslahatlarımıza komplo kurmak amacıyla üzerinde kiralık bir devletçik kurulması için ülkemizden Batı Avrupa’ya eşdeğer bir alan koparmamızın gerekçesi bu barış değil midir? Dahası bizden, alanı Lübnan devletine eşdeğer olan aynı devletçik için Ebiyi bölgesini vermemiz istenilen barış, bu barış değil midir? Oysa İslam olmadıkça barışın gerçekleşmesi imkansızdır. Dolayısıyla ne zaman bu tutarsız hükümet, kafir Batı‘nın hoşnutluğuna itibar edip de kendisine itibar etmese(?) ve her ne zaman bir taviz verse kafir Batı şöyle demektedir: Daha fazlası yok mu? Böylece o, habercisi Japonya ile Çin arasındaki ufukta görülen bu savaş için bir başkasına itibar etmekte ve kendisi için alanı altı kilometreyi bile aşmayan ada üzerine savaş gemileri ve uçaklar seferber etmektedir!!

Sudan ve Güney Sudan arasında imzalanan bu savaştan maksat, aşağıdaki iki hedefi gerçekleştirmek içindir:

Birincisi: Amerika’nın Müslümanların toprakları üzerinde oluşturduğu Nasranilik karakterine sahip olan Güney Sudan devletçiğinin hayat nedenlerinin uzatılması. Buda her iki ülkenin vatandaşları için (taşıma, iş, ikamet ve mülkiyet haklarının garantilenmesi) şeklindeki dört özgürlükler anlaşmaları ile petrol ve ekonomi ile ilgili anlaşmaların düzenlenmesi aracılığıyla yeniden Sudan devletine bağlanılması yoluyla yapılmaktadır. Bundan dolayı anlaşma, Güney Sudan devletçiğinin çöküşten kurtulması için bir conta oluşturmaktadır. Nitekim Afrika Birliği’nde (Barney Ofacu) adındaki bir yetkili imza töreni başlarken şöyle demiştir: “Yeni ayrılmış olan iki ülke, devam edebilirliği olan iki devlet olacaklardır.” [Şark-ul Avsat / 28.09.2012] Dahası Güney Sudan devletçiğini ortaya çıkaran Amerika, bu devletçiğin başarısını küresel bir vizyon kılmaktadır. Nitekim Amerikan (Sawa) Radyosu, Obama’nın imzanın akabinde 27.09.2012 Perşembe günü Beyaz Saray’da yapmış olduğu açıklamada söylemiş olduğu şu sözlerini aktarmıştır: “Anlaşma, iki devletin yaşayabilirliği için küresel vizyonu desteklemeye dönük yeni bir temel için başlangıç olup her biri barış içerisinde yaşayacağı gibi Sudan ile Güney Sudan arasında göze çarpan ekonomik ve güvenlik meselelerini çözmeye dönük önemli bir gelişmenin de göstergesi olacaktır.”

İkincisi: Bu anlaşma, Sudan hükümetinin kendisinden güçlerini çektiği ve burasını, Afrika Barış ve Güvenlik Konseyi’nin olduğu Afrika arabuluculuğuna havale edilmesini kabul etmeden önce Etiyopya güçlerine teslim ettiği Ebiyi bölgesi hakkında vermiş olduğu taviz için bir başlangıç olmuştur. Buda -Sudan hükümetinin verdiği tavizin- aynısıdır ki Obama bunu, Sudan ile Güney Sudan arasında göze çarpan ekonomik ve güvenlik meselelerini çözmeye dönük önemli bir gelişmenin göstergesi olacaktır şeklinde nitelendirmiştir. Ayrıca Amerikan Dışişleri Bakanı da bunu şu sözleriyle nitelendirmiştir: “Bu anlaşmaların başarısı, bir sonraki adımlar için bir güven olacaktır.” Güney Sudan Heyeti Sözcüsü Atıf Kir, 28.09.2012’de Şark-ul Avsat Gazetesi’ne şöyle bir açıklamada bulunmuştur: “Ebiyi hakkında bir müzakere olmayacak. Ancak Afrika Birliği ve Afrika Barış ve Güvenlik Konseyi Thabo Mbeki’nin raporunu dinledikten sonra kararlarını yayınlayacaklardır.” Ve şöyle bir eklemede bulunmuştur: “Top şimdi, Afrika Birliği stadyumundadır.” Afrika Barış ve Güvenlik Konseyi, Ebiyi bölgesi hakkında karar vermek için bu ekim ayının 20’sinde bir oturum düzenleyecektir. Zira Afrikalı arabulucu Thabo Mbeki, iki ülkenin devlet başkanlarına Addis Ababa’dan ayrılmalarından önce, Ebiyi meselesine ilişkin önerilen nihai çözümü, Afrika Barış Konseyi’ne kaldıracağını iletmiştir. [6885 sayılı basın]

Amerika’nın Afrika’daki siyasî araçlarından olmasının yanı sıra bölgenin ordularını Amerika’nın çıkarlarını koruması için Somali’ye sevk eden işte bu Afrika Birliği’dir. Ayrıca Güneyi ayrılmadan önce Sudan’ın birliği üzerinde komplo kuran ve hükümetin alışkanlık edinip kabul etmeden önce habis olarak nitelendirdiği iki ülke arasındaki sınırları belirleyen de bu Afrika Birliği’dir. Dolayısıyla hakkında karar verilmesi için Ebiyi dosyasının Afrika Birliği’ne teslim edilmesi demek onun, arabuluculuk hanesinden iki ülke arasındaki yargı hanesine taşınması demektir. Buda Ebiyi’nin ayrılmasına ve onun, Güney Sudan devletçiği gibi yeni bir Yahudi varlığına teslim edilmesine neden olacaktır.


Ey Müslümanlar, Ey Sudan’daki Halkımız!

İşte bu gerçekler, gökteki güneş gibi ortadadır. Zira hükümet, kafir Batı ile araçlarına tavizler vermeye, Güney toprakları ile servetleri noktasında ifrata kaçmaya ve şimdi de hükümet, bu aşağılayıcı anlaşmalar gibi hükümetin ipi olmadıkça Kuzeyden vazgeçmeyeceğine dair deliller olan Güney devletçiğinin birliğini dayatmak yerine Ebiyi bölgesi için ifrata kaçmak için hazırlanmaya devam etmektedir. Evet, halkının maslahatı noktasında ifrata kaçan bu hükümetin, birliği dayatmak yerine ipleri uzatarak ve bir biri ardına tavizler vererek, kafir Batı‘yı hoşnut etmeyi ve Sudan halkının maslahatlarını duvara çarpmayı hedeflediğini görmekteyiz!!

Hükümetin, kafirlerin dayattığı İslam esası üzere olmayan planlara boyun eğmesi ve Müslümanların Ebiyi ve diğer topraklarını kafirlere vermesi, kafirleri Müslümanlar üzerinde egemen kılmak demektir ki bu, Allahuteala’nın şu kavlinden dolayı haram kılınmıştır: وَلَن يَجْعَلَ اللّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً “Muhakkak ki Allah, kafirler için müminler aleyhine asla bir yol (egemenlik) kılmayacaktır!” [en-Nîsa 141]


Ey Müslümanlar, Ey Sudan’daki Halkımız!

Sizlerin görevi, bu hükümeti İslam esası üzere muhasebe etmektir. Zira Mevlâ Azze ve Celle, şöyle buyurmaktadır: وَاتَّقُوا فِتْنَةً لاَ تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ “Öyle bir fitneden sakının ki içinizden yalnızca zulmedenlere isabet etmekle kalmaz. Bilin ki Allah’ın azabı çetindir.” [el-Enfâl 25]

Ayrıca Huzayfe İbn-u el-Yeman’dan, Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]‘in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَتَأْمُرُنَّ بِالْمَعْرُوفِ وَلَتَنْهَوُنَّ عَنْ الْمُنْكَرِ، أَوْ لَيُوشِكَنَّ اللَّهُ أَنْ يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عِقَاباً مِنْ عِنْدِه،ِ ثُمَّ لَتَدْعُنَّهُ فَلاَ يَسْتَجِيبُ لَكُمْ “Nefsimi elinde tutan [Allah’a] yemin olsun ki ya marufu emreder ve münkerden nehyedersiniz yahut Allah’ın, üzerinize katından bir ikab göndermesi muhakkak yakındır. Sonra O’na dua edersiniz ama (artık) size icabet edilmez.”

Dolayısıyla bizleri bu zayıflık ve aşağılanma çukuruna düşüren şey, kesinlikle Allahu Subhânuhu’nun metodunu terk etmemiz, münkerlere dönük gerekçelerimiz ve düşman kafir Batı‘nın nezdindeki çıkarlara yönelik hayallerimizdir.

Bir Müslümanın, izzet ve güç bulacağı yer, sadece İslam Nizamı‘dır. وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لا يَعْلَمُونَ“Oysa izzet Allah’ın, Resulünün ve müminlerindir. Ancak münafıklar bilmezler.” [Münafikun 8]

Dolayısıyla bir Müslüman, Allah’tan başkasından korkmaz. İslam Nizamı ise sadece sizleri kendisi için çalışmaya ve yeryüzünde iktidar kılmaya davet ettiğimiz Raşidi Hilafet Devleti’nin gölgesinde tatbik edilir. Zira kafir Batı‘nın ülkemiz üzerindeki elini koparacak ve bütün İslam topraklarını kendi Sultanı altında birleştirecek olan sadece Hilafet’tir.

يا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ “Ey iman edenler! Allah ve Resulü sizi size hayat veren şeye davet ettiği zaman icabet ediniz. Biliniz ki, Allah kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaksınız.” [Enfal 24]

H. 17 Zilkade 1433

 

Hizb-ut Tahrir

03.10.2012
 

Sudan Vilayeti

 


...:-
  • Başarısız ve Yalancı Politikadan Tek Çıkış Yolu İslam’dı

  • Hizb-ut Tahrir / Amerika’nın “Müslümanın Zihnine Saldırı” Başlıklı Düzenlediği Hilafet Konferansı

  • Tavizci, Peşkeşçi, Bozguncu ve İşbirlikçi (Güvenlik Koordinasyon) Yönetim, Büyük Hilafet Projesi Düşmanı ve İslam Karşıtı Kâfirlerle Aynı Cenahtadır

  • Mücrim Yönetim, Filistin’in Kurtuluşunun Yegâne Yolu Olan Hilafet Çağrısı İle Mücadele Etmektedir

  • Zorlama, Mesajımızı Susturamayacak

  •