Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Geçici Hükümet Sömürgeciliğe İtaat Ederek Çıkarlarını Güvence Altına Alırken Müslümanları Yıldırıyor ve Yoksullaştırıyor, Ey Tunus’un Uyanık Müslümanları! Ülkenin Gerçek Sahiplerinin Kimler Olduğunu Ona Gösterin!

Bu günlerde Tunus’ta meydana gelen olaylar, anayasa ve hükümetin ilk yankılarıdır. Herkes, bu ikisinin seçim ve onayında Batı sömürgeciliğinin ne kadar müdahil olduğunu çok iyi bilir. Bugün olanlar, ümmeti devrime iten yeni bir etkendir. Ümmetin evlatları ve akideleri ile sömürgecilik, çıkarları, laiklik ve saldırganlığı arasında gerçek çatışmanın pratik algılamasıdır.

Geçici Hükümet, ülkenin Müslüman halkını tutukluyor, sindiriyor, baskı uyguluyor, yoksullaştırıyor, ifsat ediyor ve akidelerine şantaj yapıyor. Son zamanlarda geçici hükümet, Monastır ilindeki bir Nur evine baskın düzenleyerek rastgele tutuklamalar yaptı. Evlerin mahremiyetini ihlal etti. Gecenin geç saatlerinde ev sakinlerini terörize ederek içlerinde fiziksel engelli bir genç, kadın ve Cuma hatipleri de dâhil olmak üzere 10’dan fazla kişiyi gözaltına aldı. Benzer görüntülerde -ama izci gezisi bağlamında- tutuklananların eğitim kamplarına katıldıklarını gösteren görüntüler, hükümet tarafından basına servis edildiği için hâlâ bu tutuklamalar hakkında şüphe ve sorular ortadan kalkmış değil.

Ülke servetinin Batılı şirketlere peşkeş çekilmesi yerine halka geri verilmesine ve halkın hizmetine sunulmasına yönelik meşru haklarını talep ettikleri için şuana kadar hükümet, Güney Bengardan, Tatavin ve diğer bölgelerde insanlara baskı uygulamaya devam ediyor. Sonra dile getirilen bir görüş ya da İslam’a verilen destek ya da sömürgeci ve uşaklarına karşı alınan tavırdan dolayı birçok samimi insana sistematik olarak baskı politikası uygulanıyor. Ama aynı zamanda da devrik Bin Ali iktidarını döneminin adamları, ilginç ve zayıf suçlamalar ile mahkemece tutuklandıktan sonra aynı hâkimler tarafından bu sefer serbest bırakılıyorlar. Serbest bırakılan bu kalıntılar, utanmadan sanki ümmet ve halkın devrimiyle alay edercesine ekranlarda boy gösteriyorlar. Hâlbuki bunların daha önce özür beyan etmek için utanç ve korkularından dolayı ortaya çıkacak yüzleri bile yoktu. Ve tabii ki Müslümanların mukaddesatına saldıran ya da kötülük işleyen ya da uyuşturucu kullanan kimselerin, Batı standartlarına uygun olarak özgürlük ve insan hakları adına Cumhurbaşkanlığı tarafından haklarında özel af çıkarılma hakları mahfuzdur!

Sonra geçici hükümet, bütün çabasını camiler ve başörtülü tertemiz Müslüman bayanlar üzerinde odaklaştırarak Müslümanların duygularını kışkırtıyor. Camileri koruma bahanesiyle ve oraların partisel cazibe merkezleri haline gelmesini önlemek amacıyla camilere baskı uygulamak istiyor. Âlemlerin Rabbine yakınlaşmak adına benimsedikleri bir şeri hüküm konusunda iffetli Müslüman kadınlara yapmadığını bırakmıyor. Bununla beraber Yahudi varlığına bir kelime bile söylemekten korkan, Tarık bin Ziyad ve Ukbe bin Nafi’nin ülkesine Yahudi vatandaşlarının gelmeleri için kolaylıklar sağlayan Turizm Bakanının gözetimi altında yolsuzluk ve ahlaksızlık etkinliklerine sponsorluk ediyor.

Sömürgeci ve uşaklarına gelince, geçici hükümet tarafından tam bir itaat ve sadakat söz konusudur. Her türlü kolaylıklar, güvenlik ve servetin talan edilme olanakları sağlanıyor. Allah’ın emrine bağlanmayan geçici hükümet, sömürgecinin hamalı, emanetçisi, hizmetkârı ve itaatkârıdır.

وَلَن يَجْعَلَ ٱللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً “Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.” [Nisa 141] Aksine sanki tartışılmaz vahiy gibi harfiyen IMF’nin direktiflerini, uyguluyor. Destek fonlarını geri çekerek ücretleri donduruyor, kamu hizmetine atamaları durduruyor. Yabancı firmalara ülkenin kapılarını sonuna kadar açarak rekabet hukukunda geri adım atıyor. Tüm bunlara ek olarak hükümet, ülkenin ihtiyacı ve yoksulluğu bahanesiyle daha fazla borçlanma ve ülkeyi ipotek etmeye niyetleniyor. Örneğin resmi rakamlara göre -ki günlük 80 ila 90 bin varil arasındadır- ülkenin petrol satışlarından elde edilen gelirler, varili 100 dolardan hesap edildiğinde 5 milyar Dinarın üstündedir. 2014 bütçesinde belirtilen bu rakamın sadece 1,5 milyar Dinarını görebiliyoruz. Yani yaklaşık 3,5 milyar Dinar yağmalanıp talan ediliyor. Bu zikredilen rakam, sadece bir yıllıktır. Petrolde durum böyledir. Gaza gelince, uzmanlar İngiliz şirketlerinin gazın %95’ini kontrol ettiklerini söylüyorlar. Yağmalanan miktar, her yıl bütçeyi aşıyor! Bu nedenle hükümetin ülkedeki servetin yetersizliğini iddia etmesi, koskoca bir yalan ve iftiradır. Artık bu yalanlara Tunus’taki Müslümanlar inanmıyor. Bu yalan ve iftira, hükümetin ülke halkına karşı Kıyamet günü ihanet bayrağını gerektiren bir vefasızlığıdır. Çünkü Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

لِكُلِّ غَادِرٍ لِوَاءٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يُرْفَعُ لَهُ بِقَدْرِ غَدْرِهِ أَلَا وَلَا غَادِرَ أَعْظَمُ غَدْرًا مِنْ أَمِيرِ عَامَّةٍ “Her ihanet eden için Kıyamet Günü bir bayrak olur. O bayrak ihanetine göre onun için yükseltilir. Dikkat, ihanet bakımından genel emirden daha büyük ihanet eden olmaz.” [Müslim]

Tüm bunlar karşısında deriz ki:

Birincisi: Bu geçici hükümet, Batının buyruklarına göre yazılan anayasa, belirlenen politikalar, yağmalanan servetler ve şantaja maruz kalan akideleri konusunda sessiz kalmaları için Tunus’taki Müslümanları yıldırabileceğini düşünüyorsa, bu düşüncesinin fiyasko ile sonuçlanacağını bilmelidir.

İkincisi: Onurlu gazeteciler, İslam’a ve ümmetin sorunlarına sahip çıkmalı, ülke ve insanların işlerinin sömürgecilik ve onun ajanları tarafından karıştırılmasına müsaade etmemelidir. Müslüman kardeşlerinin yardımına koşmalıdır. Çünkü bu Müslüman kardeşleri, ümmetin haysiyetini ve servetini geri ümmete vermek ve Rabbin şeriatı ile hükmetmek için ümmetin iradesine çağırıyorlar. Sömürgeciler ve hainler ise her zaman gerçeklerden korktukları için o gerçekleri tezyif etmek ya da karartmak istiyorlar.

Üçüncüsü: İnsanları korumak, ciddi ihlalleri deşifre etmek, İslami ümmet ve onun sadık liderleri ile laik sömürgecilik ve onun hain ajanları arasındaki çatışmanın doğası hakkında ümmeti bilinçlendirmek onurlu, güvenilir samimi insanlar üzerine farzdır. Bu insanlara Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şu sözünü hatırlatırız:

عَلَى الْمَرْءِ الْمُسْلِمِ السَّمْعُ وَالطَّاعَةُ فِيمَا أَحَبَّ وَكَرِهَ، إِلَّا أَنْ يُؤْمَرَ بِمَعْصِيَةٍ، فَإِنْ أُمِرَ بِمَعْصِيَةٍ فَلَا سَمْعَ وَلَا طَاعَةَ “Müslüman kişi masiyet ile emrolunmadığı sürece sevdiği hususlarda da hoşlanmadığı hususlarda da dinleyip itaat etmelidir. Kendisine masiyet ile emrolunduğu takdirde ise dinleyip itaat etmek söz konusu değildir.”[Müslim] Ey Müslümanlar! O hain yöneticilere itaat etmeyin, evlatlarınıza, halkınıza ve Rabbinizin sizin için razı olduğunu İslam’ınıza sahip çıkarak yardım edin. Allah Subhânehu ve Teâlâ‘nın şu sözünü hatırlayın:

إِن تَنصُرُ‌وا اللَّهَ يَنصُرْ‌كُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ “Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.” [Muhammed 7]

Ey Tunuslu Müslümanlar! Ey Fatih ve Mücahitlerin oğulları! Ümmeti yeniden canlandıran bir devrim başlattınız, sömürgeci kâfirin uykularını kaçırdınız. Siz bugün gerçek çatışmanın laik sömürgeci ile olduğunun farkındasınız. Hükümet, sömürgeci kâfirin çıkarlarını güvence altına almak için sadece size baskı uygulayan bir maşadır. Anayasa ve hükümetiyle topyekûn sömürgeci laik ekseni fırlatıp bir kenara atın. Hainlerden ne iyilik ne de Salih bir amel beklemeyin. Onların durumları ortadadır. Haydi, Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet Devleti kurmak için bizimle birlikte çalışmaya koyulun. Bahsi geçen Hilafet, ülke halkını izzetlendirecek, onur ve haysiyetini koruyacaktır. Servetlerini geri alacak, parazit sömürgecilerin ve onların uşaklarının ellerini kesecektir. Sizi oyalayan yama reformlara, çözümlere asla razı olmayın. Bu yolda sabredin, Allah’a itaat edin ve yakınlaşın. Sömürgeciliğe bağlı hükümetlere karşı sabredilmeli düşüncesi, sadece bir gaflet ve dalalettir.

إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَنْ يَقُولُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ “Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Rasûlü‘ne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak İşittik ve itaat ettik demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.” [Nur 51]

H. 22 Cumâde’l Ûlâ 1435

 

Hizb-ut Tahrir

23.03.2014
 

Tunus

 


...:-
  • Recep Ayı, Yemen Halkının İslamiyet’e Girdiği ve Hilafetin Yıkıldığı Aydır

  • Hilafet, Devrimlerden Önce de Sonra da Farzdır

  • Devrim, Biçim Değişikliği ve Zalimi Zalimle Değiştirmek Demek Değildir, Aksine Biçim ve İçerik Açısından Yozlaşmış Vakayı Değiştirmek Demektir

  • Şuan ki Umutsuzluk Aşaması, Şiddetlenen Beladan Önceki Zaferin Müjdecisidir

  • Başarısız ve Yalancı Politikadan Tek Çıkış Yolu İslam’dı

  •