Aya

istabl.
1953
HT logo
 
 
 
               
 

:::
:::
 

Bismillahi Al-Rahman Al-Raheem

Dünya Kadınlar Günü, Kadını Aldatma Günüdür!

8 Mart, dünya kadınlar günü olarak belirlenmiştir. Muhtemelen bu günde kadının gösterdiği ekonomik, toplumsal, siyasî ve genel başarılarına yönelik kutlamalar yapılacak, kadına duyulan takdir, saygı ve şefkat dile getirilecek. Ancak gerçekte ise Pakistan ve tüm dünyadaki kadının vakıası, bu kutlamaları yalanlamaktadır. Ayrıca dünyanın dört bir tarafındaki Müslüman ve Müslüman olmayan kadınların karşı karşıya kaldığı sorunların gerçek nedeni, Batının kadınlar arasında propagandasını yaptığı Batılı fikirdir.

Batı dünyasında ve dünyanın dört bir tarafında Batılı kapitalizmin uygulanması, kadının zulüm ve baskıyla karşı karşıya olması bakımından mevcut bir hakikati ortaya koymaktadır. Zira bugün dünyanın içler acısı bir durumda olmasının nedeni, Batının bireyci, özgürlükçü ve eşitlikçi fikirleridir. Keşmekeşliği güçlendiren, istikrarlı toplumun parçalanmasına ve Allah’ın erkek ile kadın arasında olmasını istediği sevgi ilişkisinin yıkılmasına yol açan işte budur.

Batılı fikirler, erkeğin ve kadının toplumdaki rolüne, aralarındaki ilişkiye, birbirlerine karşı olan hak ve yükümlülüklere müteallik temel meseleleri anlamaya ve çözmeye muktedir değildir. Bu da evliliği zorlaştırmakta, zinaya teşvik etmekte, kadını ve çocuklarını nafaka hakkından mahrum etmektedir. Böylece bu şekildeki kadınlar ordusu, kendisinin ve çocuklarının terbiyesinin nafakası için çalışır hale gelmişlerdir. Bu da istikrarlı ailelerin parçalanmasına, çocuklarda kötü beslenme vakalarının artmasına, Batılı toplumdaki şartların kötüleşmesine, kadının onurunun aşağılanmasına ve genel anlamda erkeğin isteklerini karşılamanın bir aracı gibi tasvir edilmesine yol açmıştır. Bu da kadınların taciz edilmesine, kötü muamele görmelerine ve tecavüze uğramalarına yol açmıştır. Bu bozuk mefhumlar, zenginiyle fakiriyle, ünlüsüyle ünsüzüyle toplumun tüm kesimlerini etkilemiştir.

Batılı fikir, kadına merhamet gösterilmesinde ağır başarısızlığa uğramasına rağmen Batılı hükümetler, Müslüman toplumlarda Batılı değerleri güçlendirmek için yüz milyonlarca dolar tahsis ettiler, kadına zulmedilmesi dinsel kanunların bir sonucudur şeklinde bozuk bir görüşü yaydılar ve bu görüşü, Batının Nasrani Kilisesinden ve İsa Aleyhi’s Selam’a indirilen kanunlarla oynamasından edindiği tecrübesiyle desteklediler. Oysa bu tecrübe, dinden, Allahu [Subhânehu ve Te’alâ]‘nın katından ve Nebimiz Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in getirdiklerinden olmaktan tamamen uzaktır. İslam dini, Batılı kadının hayali ile yaşadığı bu hakları kadına bin dört yüz yıl önce vermiştir. Buna rağmen Müslümanların hain yöneticileri, İslam’ın kapsamlı şekilde tatbik edilmesini yasaklarlarken Batılı değerleri var güçleriyle yaymakla övünmektedirler.

Ey Pakistan’daki Müslüman Kadınlar!

Erkeğin ve kadının kıymetini bilen yalnızca İslam’dır. Erkek ve kadın için adaletin ne olduğunu bilen yalnızca İslam’dır. Hem erkek hem de kadın için doğru hak ve yükümlülükleri bilen yalnızca İslam’dır. Allahu [Subhânehu ve Te’alâ], şöyle buyurmuştur:

إِنَّ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِتِينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِقِينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِرِينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِعِينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّقِينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّائِمِينَ وَالصَّائِمَاتِ وَالْحَافِظِينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِرِينَ اللَّهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتِ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا “Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, itaate devam eden erkekler ve itaate devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.” [el-Ahzab 35]

Allahu [Subhânehu ve Te’alâ]‘nın kadına verdiği bu hakları, herhangi bir yasama organının ondan çekip alması imkansızdır. Mevcut yöneticileriniz, kötü uyguladıkları bir kısım İslamî kanunların yanı sıra beşerî kanunları uygulamaktadırlar. Oysa İslamî kanunlar, toplumda kapsamlı şekilde uygulanmalı ve Batılı kanunlar uzaklaştırılmalıdır.

Kadının eğitim, ekonomik, yargı ve siyasî haklarını tam olarak veren ve bunları hakkıyla gözeten yalnızca İslam’dır. Ayrıca kadına yönelik her türlü kötü muameleyi ve şiddeti de haram kılmıştır. Bu da kadının kendi kazanç gücüne ve ekonomik değerine bağlı kalmaması içindir. İslam, hakların elde edilmesinde sadece kanun yoluna bağlı kalmaz. Bilakis, kadına karşı sorumluluk değerlerinin ve saygın bakış açısının yaygın olduğu Müslüman toplum, kadına yönelik baskıları, kötü muamelenin ve şiddetin yanı sıra haklarda ayrımcılık yapılmasını engellemede temel unsurdur.

İslam, kadının onurunu koruduğu ve kadına yönelik tacizi haram kıldığı gibi itibarının zedelenmesini, güzelliğinin istismar edilmesini veya bedeninin herhangi bir malın veya hizmetin satış aracı olarak kullanılmasını da yasaklamıştır. İslam, kadına karşı bir sorumluluk ve gözetim anlayışı ortaya koymuştur. Zira Resul [SallAllahu Aleyhi ve Sellem], şöyle buyurmuştur: فاتقوا الله في النساء فإنكم أخذتموهن بأمانة الله “Kadınlar hakkında Allah’tan ittika edin. Zira siz onları Allah’ın bir emaneti olarak aldınız.” Annenin çalışmaya hakkı olmasına rağmen yiyecek, içecek ve diğer nafakaları temin etme sorumluğu babanın boynuna binmektedir. İşte bu adil evlilik ilişkisi, bin küsur yıldan beri Hilafet Devleti’nin gölgesi altında Müslüman toplumunda istikrar oluşturmuştur. Bu da güçlü, diri, aktif ve tüm insanlığa lider olacak Müslüman nesiller üretmiştir.

Ey Pakistan’daki Müslüman Kadınlar!

Ey Mümin Erkeklerin Annelerin Kızları!

Tunus’tan Libya’ya, Mısır’dan Pakistan’a, Bangladeş‘e ve Endonezya’ya varıncaya kadar dünya, İslam’ın gelmesini bekliyor. Hatta büyük sayıda Batılı kadın, İslam’a inanmaktadır. İslam, Hilafet Devleti’nin altında pratik ve kapsamlı bir şekilde tatbik edilseydi nasıl olurdu acaba? Müslüman kadın, hain yöneticilerin zulmüne rağmen İslam’ın yanında yer almaktadır. Müslüman kadın, salih bir Halifenin gözetimi ve yönetimi altında olsaydı nasıl olurdu acaba?

Hizb-ut Tahrir’in içindeki bacılarınıza kucak açın ve erkeklerle kadınları küfrün zulumatından İslam’ın nûruna çıkaracak olan Hilafet Devleti’ni yeniden kurmak için onlarla birlikte çalışın. Allahu [Subhânehu ve Te’alâ], şöyle buyurmaktadır:

الر كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنْ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَى صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ “Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur’an), Rablerinin izniyle insanları zulumattan nûra, yani Azîz ve Hamid olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.” [İbrâhim 1]

H. 25 Rabî-ul Evvel 1432

 

Hizb-ut Tahrir Şebabeti

01.03.2011
 

Pakistan Vilayeti

 


...:-
  • Herhangi Bir Ülkede Hilal Görüldüğünde Ramazan Orucuna Başlanılması Farzdır

  • İşgal Altındaki Keşmir İhanetini ve Hindu Devletinin Bölgesel Egemenlik Tehlikesini Durdurun

  • El Burhan-El Hılu Anlaşması, Uluslararası Çatışmanın Bir Halkasıdır ve Sudan Halkına Karşı Bir Tuzaktır

  • Müslümanın Kanı Kâbe’den Daha Değerlidir Sadece Hilafet Bu Kanın İntikamını Alacaktır

  • Üçüncü Meclis Seçimleri Filistin Sorununun Tasfiyesinden Yeni Bir Bölümdür

  •