| |
|
|
|
 |
 |
|
 |
| |
| Siyasi Tahliller |
|
|
|
Soru:
Şahsiye 3 kitabının mutemet baskısında s. 44’ün ikinci paragrafının 3. satırında şu ifade geçiyor: “Hakkında Şeriatın sükût ettiği şey, haram kılmadığı, yani helal kıldığı şeydir. Bunun içerisine vacip, mendup, mubah ve mekruh girer.”
Bir dizi sorularım olacak:
1- Hadiste şöyle geçti: “Hakkında sustu…” Bunun vacibi, mendubu ve mekruhu kapsadığını varsaysak, Şeriatın açıklaması gereken konularda açıklamanın olmadığı anlamı çıkar
2- “Bazı şeylerden” buyurdu, fiillerden demedi. Eşyada ise helal ve haramlık söz konusudur. Vacip, mendup ve mekruh olmaz. Özellikle bu hadis yağ, peynir ve kürk ile ilgili hükmü sorma konusunda geldi. Bunlar, fiil değil birer eşyadır.
3- Yine hadiste “Ruhsat” ifadesi geçti. Burada hakkında sustuğu şey vacip olarak tefsir edilebilir, o zaman nasıl ruhsat olabilir?
4- Keza hadiste “Affedilmiştir” dendi. Yine hakkında söz söylemeyip sustuğu şey vacip olarak tefsir edilebilir, o zaman nasıl affedilmiş olabilir?
5- Hadiste “Onları araştırmayınız” buyurdu. Bu hadis, araştırma yapılmasını yasaklıyor. Eğer eşyanın vacip, mendup veya mekruh olma ihtimali olsa idi o takdirde araştırma yapmak yasaklanmazdı.
Bunların açıklanmasını rica ediyorum. İlginize teşekkürler
|
|
H.25 Cemâdiye’l Âhir 1434
|
| 05.05.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru: Güney Kore “Yonhap” Haber Ajansı 21.04.2013 günü, Güney Kore Genel Kurmay Başkanı General Jung Seung-Jo ile Amerikalı meslektaşı General Martin Dempsey’den her birinin, Kuzey Kore’nin tehditlerine devam etmesinin vahim sonuçlara neden olacağı uyarısında bulunduklarını bildirmiştir. Yine aynı gün söz konusu ajans, bu iki hükümetin üst düzey kaynaklarının Güney Kore ordusunun, “scud” füzeleri taşıyan iki mobil füze fırlatma rampasının Kuzey Kore’nin Doğusuna konuşlandığını gözlemlediğini açıkladıklarını bildirmiştir. Kuzey Kore, orta menzilli “Musudan” özel füze rampası da dahil 7 mobil füze fırlatma rampalarını Doğu kıyısına konuşlandırmakla birlikte bölgedeki füze sayısını 9 füzeye ulaştıracak şekilde iki ek rampa daha konuşlandırmıştır…
Bunun öncesinde de Reuters 18.04.2013 günü, Kuzey Kore’nin, diyalog kurmayı istemeleri halinde Amerika’nın nükleer ve füze denemelerinin Kore Yarımadası‘na hakim olan savaş sözünün haftalar içerisinde sona ereceğinin muhtemel göstergesi olabileceği nedeniyle kendisine dayatmış olduğu yaptırımların iptal edilmesi de dahil Amerika ile Güney Kore’ye bir dizi şartlar sunduğunu nakletmişti.
Ayrıca ülkedeki üst düzey askerî bir varlık olan Kuzey Kore Ulusal Savunma Komisyonu’nun, içerisinde Kore Yarımadası‘nı, Amerika’nın Pyongyang’un Washington’u bölgeye ittiğini söylediği nükleer silahlarını çektiği zaman başlayacak olan nükleer silahlardan hali bir bölge yapacağından bahsettiği bir beyan yayınladığını da eklemiştir…
Açıktır ki gerek sıcak savaş açıklamalarının gerekse diyalog açıklamalarının tırmandığı bir sırada işler hangi yöne doğru ilerlemektedir acaba? Sonra Rusya ve Çin’in tutumlarının gerçeği nedir? Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.
|
|
H. 12 Cumade’s Sâni 1433
|
| 22.04.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Bunlar kadınlar ile ilgili şeylerdir, açıklanmalarını istiyorum. Allah hayrınızı artırsın.
1- Kadın mahremi olmaksızın hacca gidememesinin delili nedir?
Soru:
2- Bir kadının büyükelçi olması caiz midir? Cevap hayır ise o zaman neden olamaz? Büyükelçiliğin yönetimden olmadığını biliyoruz?
|
|
H.08 Cemâdiyu’s Sânî 1434
|
| 19.04.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh
Burada sübutu zan taşıyan hadisler var. İslami fikri yaymak amacıyla insanlarla kaynaşırken bu hadislerle delil getiriyoruz, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in bizlere verdiği müjdeyi bu hadislerle müjdeliyoruz. Örneğin şu hadis gibi: تَكُونُ النُّبُوَّةُ فِيكُمْ مَا شَاءَ اللهُ أَنْ تَكُونَ... ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ نُبُوَّةٍ “Nübüvvet, Allah’ın dilediği kadar olacaktır…Sonra Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır.”
Soru şudur: Bu hadis, zannidir, ümmetin geçirmiş olduğu siyasi evrelerden bahsetmektedir. Hadisin manasından anlıyoruz ki Nebî SallAllahu Aleyhi ve Sellem bu evreleri beş kısma ayırmaktadır “Nübüvvet, Râşidi Hilafet, Isırıcı Meliklik, Zorba Diktatörlük ve Râşidi Hilafet.” Bu hadisin beşte dördünün ümmet üzerinde gerçekleştiğini gördük. Belli kısımları gerçekleşmiş olması itibariyle hadis mütevatir derecesine yükselmez mi?
|
|
H.18 Rabiu’l Evvel 1434
|
| 29.01.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
İslam Nizam’ında şöyle bir ifade geçmektedir: Üçüncüsü: Müslümanların maslahatı için üzerinde Müslümanların sözlerinin birleştirilmesini istenilen bir görüş bulunduğu zaman ki o takdirde, böyle bir halde müçtehidin, içtihadının kendisini ulaştırdığı hükmü terk etmesi ve üzerinde Müslümanların sözlerinin birleştirilmesi istenilen hükmü alması câizdir. Nitekim bu, bey’atı sırasında Osman RadiyAllahu Anh ile hâsıl olmuştur.
Şahsiye 1’de de şöyle geçmektedir: 4- Müslümanların maslahatı için onları tek bir sözde toplayacak bir görüşün varlığı. Bu durumda müçtehidin kendi görüşünü terk ederek Müslümanları tek bir sözde toplayacak hükmü alması caizdir. Osman RadiyAllahu Anh’a biat olayında olduğu gibi. Rivayet edildiğine göre “Abdurrahman ibn Avf fert fert, ikişer ikişer, toplu olarak, ayrı ayrı, açık ve gizli insanlara görüşlerini sorduktan sonra herkesi mescitte topladı ve ardından minbere çıktı uzunca bir dua yaptı sonra da Ali’yi çağırdı. Ali’nin elinden tutarak ona şöyle dedi: “Sen Allah’ın Kitabı ve Rasûlü‘nün Sünnetine göre ve Rasûlü‘nden sonra onun halifesi olan Ebu Bekir ve Ömer’in görüşlerine göre hükmedeceğine dair benimle biatlaşır mısın?” deyince Ali RadiyAllahu Anh “Allah’ın Kitabı ve Rasûlü‘nün Sünneti ve kendi görüşümle içtihat etmek üzere sana biat veriyorum” dedi. Bunun üzerine Ali RadiyAllahu Anh’ın elini bıraktı ve Osman RadiyAllahu Anh’ı çağırarak ona: “Sen Allah’ın Kitabı ve Rasûlü‘nün Sünnetine göre ve Rasûlü‘nden sonra onun halifesi olan Ebu Bekir ve Ömer’in görüşlerine göre hükmedeceğine dair benimle biatlaşır mısın?” diye sorunca Osman RadiyAllahu Anh “Evet” diye cevap verdi. Bunun üzerine Abdurrahman ibn Avf başını mescidin tavanına doğru kaldırdı. Elini de Osman’ın eli üzerine koyarak üç defa: “Allahım işit ve şahit ol…” dedi
Soru şudur: Ben okuduğum rivayetlerde “Ancak bu konuda cehdim ve takatime göre”, “bilgim ve gücüme göre” ifadeleriyle karşılaştım. Bunlar “Kendi görüşüme göre içtihat ederim” ile aynı manada mıdır? Sonra başka bir rivayette ise “Ali ibn Ebî Talib kabul etti, ancak “gücüm yettiğince” dedi.” ifadelerini okudum. Bunun sıhhat derecesi nedir?
|
|
H.10 Rabiu’l Evvel 1434
|
| 21.01.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Amerika’da başlayan, önce Avrupa’yı sonra da dünyayı silip süpüren ekonomik kriz nereye doğru gitmektedir?
|
|
H. 02 Rabi-ul Evvel1434
|
| 14.01.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
1- İktisadi Krizler kitapçığında geçen bilgiler ışığında devlet tarafından banknot çıkarma siyasetine yorum yapılması rica ediliyor. Devletin kontrolündeki maden ocaklarında bol miktarda gümüş ve altın olduğu ortaya çıktığında devletin bu altın ve gümüşü çıkarıp para basma sorumluluğu var mıdır? Devlet istikrarlı döviz kurunu dalgalandırmamak amacıyla altın ve gümüşü çıkarmaya bilir mi?
2- Hilafet pratikte altın ve gümüş dengesini nasıl denetleyecek? Örneğin bir ülkede altın ve gümüş az ise Hilafet bu meseleyi nasıl idare edecek? Tedavüldeki kâğıt para yanı sıra altın ve gümüşe dayalı yeni bir banknot çıkaracak mı? Yoksa kâğıt para altın ve gümüşle desteklenebilmesi için yeterli miktarda altın ve gümüş bulunana kadar başka kaynaklarla desteklenecek mi?
|
|
H.03 Rabiu’l Evvel 1434
|
| 14.01.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Pakistan Devlet Başkanın oğlu “Bilawal Zardari Bhutto”, 27 Aralık 2012 tarihinde resmen Pakistan siyasetine gireceğini açıkladı. Pakistan siyasetine girmek için böyle bir zamanlamayı seçmesinin nedenini açıklamanızı rica ediyoruz. Bunun 2013 Pakistan seçimleri ile bir alakası var mıdır?
|
|
H. 24 Safer 1434
|
| 06.01.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Hilafet Devleti’nde Maliye kitabının s.115’de alttan 12. satırın başlarında şu ifade geçmektedir: “Eğer ölü arazi, daha önce hiç ekilmemiş veya imar edilmemişse ya da imar edilip ekilmişse sonra terk edilmiş ve harâc konulmadan önce ölü araziye dönüşmüşse devlet de şeri şekilde bu araziye el koyup tebaasından birine ikta etmişse, bu arazilere haracî arazideki ölü arazilerin ihya edilme hükmü uygulanır. İkta edilen araziyi ihya eden kişi Müslüman ise arazinin menfaat ve rakabesine sahip olur. Arazinin durumuna göre öşür ya da yirmide bir zekât verir”
Soru şudur: Yukarıda altı çizili olan haracî ifadesi yerine öşür kelimesi doğru olmaz mıydı?
|
|
H.21 Safer 1434
|
| 03.01.2013 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Bir kişi bir malı on bin TL’ye satın alır, bir kısmını peşin geri kalanı da örneğin bir senede taksitle öder, daha sonra satıcı örneğin üç ay sonra gelir ve geri kalan beş bin TL’yi bana ödersen senden bin TL almam, dört bin TL’yi ver yeter derse, erken ödemeden dolayı bu borç satışı değerinden daha az olarak sayılır mı? Ya da bu, borç satışı değil de şartlı izin mi sayılır? Eğer caiz ise, bir mal için bir sözleşmede iki fiyat nasıl olabilir?
|
|
H.14 Safer 1434
|
| 27.12.2012 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Kumar, faiz, sigorta sözleşmeleri veya içki satışı gibi haram yollarla para kazanan bir şahıstan hediye kabul etmek caiz midir? Haramdan elde ettiği bu parayı ailesinin giderlerine caiz midir?
Teşekkürler
|
|
H. 04 Safer 1434
|
| 07.12.2012 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Ordu, İç güvelik, Sanayi ve Devletlerarası İlişkileri daire olarak değil, müstakil cihaz olarak benimsemekteyiz. Niye daire sözcüğü kullanılıyor da cihaz sözcüğü kullanılmıyor? Allah hayrınızı artırsın.
|
|
H. 21 Zilhicce 1433
|
| 15.11.2012 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru: Son zamanlarda Kuzey Mali’de askerî müdahale hakkındaki konuşmalar tırmanmakta olup 11.11.2012 pazar günü de Kuzey Mali’nin yeniden Mali devletine ilhak edilmesini tartışmak için Batı Afrika Ekonomik Topluluğu Liderleri (ECOWAS) bir araya gelmiş ve kararları ise kesin olmayan dalgalı kararlar olmuştur. Nitekim Mali’ye 3300 asker gönderilmesi kararı almışlardır. Ancak aynı zamanda siyasî uzlaşı kapısının kapatılmamasını açıklamışlardır. Dahası diyalog kapısını açık bırakmışlardır… Bu ise Güvenlik Konseyinin bu gurup için 45 gün mühlet veren 15.10.2012 tarihindeki 2071 sayılı kararının ardından gerçekleşmiştir… İşte onun ve bunun arasında, Afrika’da sömürgeci etkisi olan büyük devletlerin tutumları tırmanmaya başlamıştır. Nitekim bunlardan en güçlü ve ısrarlı bir şekilde Fransa’nın, daha az ölçüde Amerika’nın ve önemsize yakın bir şekilde de İngiltere’nin askerî müdahale tutumları olmuştur… Ancak dikkat çekici olan Cezayir’in bu hususta bir merkez olmasıdır. Zira bu devletlerin yetkilileri, buraya defalarca ziyarette bulunmuşlar ve heyetin biri gidip biri gelmiştir… Ancak o, hala askerî müdahaleye karşıdır.
Soru şudur: O halde Cezayir, kendisiyle bağlantılar olması bakımından özellikle Amerika ve Fransa olmak üzere neden bu devletler arasındaki bir rekabet istasyonu haline gelmiştir? Sonra neden İngiltere’nin sesi kısık görünmektedir? Dahası bu devletlerin tutumları ve Cezayir ile olan bağlantıları yoluyla hedefledikleri nedir?
|
|
H. 27 Zilhicce 1433
|
| 13.11.2012 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi
İktisat Nizamının faiz ve paranın para ile değiştirilmesi başlığı altında s. 261’de “Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’den rivayet edilen şu hadislere gelince; الطعام بالطعام مثلا بمثل “Yiyecek, yiyecekle misli misliyle “...Bu hadislerin hepsi de tahrim illetinin yiyecek olduğuna delâlet etmiyor. Ancak ribânın yiyecekte hâsıl olduğuna delâlet ediyor ki, bu da bütün yiyecek cinsine şamil olur. Zira bu, umumidir. Bunun üzerine yiyecek nevilerini tayin edip ribâyı sadece onlara tahsis eden hadis geldi.”
Benim iki sorum var, açıklığa kavuşturulmasını rica ediyorum Allah sizi hayırla mükâfatlandırsın:
1- Niye burada Ubâde ibn Samet’in -altı sınıfın hepsinin zikredildiği hadisin- الطعام بالطعام مثلا بمثل “Yiyecek, yiyecekle misli misliyle” hadisini tahsis ettiğini söyledik? Oysa buradaki haliyle genel ve özel arasında hiçbir çelişki yoktur ki, geneli özel üzerine hamledelim diyelim. Hamletmek, çelişkiyi gidermek için olur.
2- Niye şu dört sınıfta buğday, arpa, hurma ve tuzda var olan [الطُعم] yiyecek manası illet olarak kabul edilmiyor? Hâlbuki hem türemiş bir lafız olduğu hem de anlaşılabilir münasip bir vasıf olduğu bilinmektedir.
|
|
H.27 Zilka’de 1433
|
| 12.10.2012 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Rikâz [Define] meselesiyle alakalıdır. Kitâb’ul Emvâl kitabında Rikâz’da beşte bir var diye belirtildi. Buradaki soru ise, haç ve fildişinden üretilmiş heykeller gibi belli bir biçimi olan veya hayatta belli bir bakış açısını ifade eden madenler ve şekillerle alakalıdır. Bunlar Rikâz’dan olduklarında mal edinilir mi? Yani satılıp parasından yararlanmak ve beşte bir vermek caiz mi?
|
|
H.18 Zilka’de 1433
|
| 03.10.2012 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru.: Amerikan Savunma Bakanı, 16-17.09.2012’de Japonya’yı ziyareti sırasında şöyle bir açıklamada bulunmuştur: “Çin ile Japonya arasında süren adalar konusundaki bu çatışma, genişleyebilir.” [AFP / 17.09.2012] Ve şöyle demiştir: “Ben endişeliyim. Çünkü bu ülkelerin tartışmalı adalar konusunda birbirleriyle provokasyonlara girmeleri halinde bu, bir taraftan yanlış karar alma olasılığını artırabileceği gibi diğer taraftan da çatışmayla sonuçlanacak şiddete yol açabilir.” [Aynı kaynak] Bu ise Japonya’nın, 11.09.2012’de Doğu Çin Denizi Takımadası‘ndaki bir Japon ailesinden mülkiyeti olduğunu iddia edip Senkaku olarak adlandırdığı üç adayı satın aldığını açıklamasının akabinde gerçekleşmiştir. Buda Japonya ile Diaoyu olarak adlandırdığı adanın mülkiyetinin kendisine ait olduğunu iddia eden Çin arasında bir gerginlik oluşturmuştur. Bunun üzerine Çin, bu adaya doğru iki savaş gemisi göndermiştir…
Soru şudur: Japonya, neden bu durumda böylesi bir adım atmıştır? Bu çatışmada Amerika’nın bir rolü var mıdır? Bu durum, bu iki ülke arasında bir savaşın patlak vermesine neden olabilir mi yoksa bu, sakinleşecek olan bir fırtına mıdır?
|
|
H. 04 Zilkade 1433
|
| 20.09.2012 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru:
Birden fazla müçtehidi taklit etmenin caiz olmadığı meselesine dönük net bir açıklama var mıdır? Sonra bu meselenin, bir mi yoksa daha fazla mı olduğunu nasıl anlayacağız? Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.
|
|
H. 23 Şevval 1433
|
| 06.09.2012 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Aşağıdaki soru bize, şebâbtan birinden gelmiştir ki size sorunun metnini aktarıyorum:
Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi Veberakatuh… Suriye’de, Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]‘in râyesi hakkındaki tartışma çoğaldı... Bunlardan biri de internet sitesi üzerinden, “Suriyelilerin Bağlanması Gereken Belli Bir Bayrak Var mıdır” başlığı altında “Şam İslam Heyetine” yöneltilen sorudur?
Cevapta şöyle denilmiştir: “Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]‘den savaş bayrakları için tek bir renk veya tek bir şekil varit olmamıştır. Nitekim Nebi [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]‘in bazen siyah bazen de beyaz râyesinin olduğu sabit olmuştur. Aynı şekilde sarı olduğu da söylenmektedir… Dolayısıyla bazı gericilerin hayal ettiği gibi SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in bu râyelerin üzerine herhangi bir şey yazdığı da sabit olmamıştır. Nitekim Nebi [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]‘in râyesinin üzerinde [لا إله إلا الله محمد رسول الله]’ın yazılı olduğu şeklinde İbn-u Abbas’tan varit olan hadise gelince; bu hadis, alimlerin de dediği gibi batıl bir hadistir.”
Sizden, bu konu hakkında detaylı bir cevap vermenizi bekliyorum. Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.
|
|
H. 15 Şevval 1433
|
| 01.09.2012 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru: Son zamanlarda Nijerya ve Kenya’da gerçekleşen bazı durumlar, olaylar, şartlar ve çatışmalar gözlemcilerin dikkatini çekmiştir… O halde bu, Amerika Birleşik Devletleri veya İngiltere veya da diğer güçlerin şu anda Nijerya’da, 2007 genel seçimlerin ardından da Kenya’da olmak üzere Afrika’nın dört bir tarafında deva eden iç savaşları teşvik etmek için yeni bir politikaya başvurdukları anlamına mı gelmektedir yoksa bu, iç olaylar mıdır?
|
|
H. 03 Şevval 1433
|
| 21.08.2012 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Soru: Sudan, 03.08.2012 akşamı, Amerika Dışişleri Bakanı‘nın Güney’in başkenti Juba’ya dönük ziyaretinden saatler sonra Güney Sudan ile birlikte Addis Abada’daki petrol sorunu çerçevesinde bir anlaşma imzalamıştır. Amerika Devlet Başkanı da anlaşmanın kısa sürede imzalanmasını memnuniyetle karşılamıştır. Peki bu anlaşmanın arkasında ne vardır? Sudanlı bir yetkilinin on gün kadar öncesinde anlaşmanın dokuz gün yada doksan gün içerisinde tamamlanmasının imkansız olduğu açıklamasında bulunmasına rağmen neden Amerika anlaşmanın imzalanması için ağırlığını koymuştur? Sonra bu, Sudan’ın maslahatı için midir? Yoksa bu, Amerika’nın baskısından dolayı Sudan’dan feragat etmek midir?
|
|
H. 20 Ramazan 1433
|
| 08.08.2012 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|